Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
kralhakan2009 1
kralhakan2009
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
B 1
berione65
sen272 1
sen272
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Tatlı Kurban - 8. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 229

qecekondu06

Developer
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
25 Ocak 2013
Konular
6,740
Mesajlar
21,611
Online süresi
2d 13h
Reaksiyon Skoru
2,176
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 4 Ay 15 Gün
Başarım Puanı
509
MmoLira
2,783
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Hoşgeldiniz.” Isabel’in onları büyük bir mutlulukla karşıladığı herkes tarafından anlaşılıyordu. Ne yazık ki bunu İskoçlar da algılamıştı.
“Sizi görmek büyük bir şeref, leydim.” Adrian’ın kafasında ‘barbar’ olarak tanımlandırdığı İskoç, Isabel’in elini öperken genç adam yumruklarını sıkmak zorunda kalmıştı. Ona dokunduğu düşüncesi bile çıldırtmaya yetecek türdendi.
“Gelmenizin sebebini neye borçluyuz?” Adrian’ın sorusu onları hazırlıksız yakalamıştı. Yine de cevap vermelerine gerek kalmadan Isabel konuya atlamıştı.
“Beni görmek için gelmişler, lordum.” Kadının sesinde ki güven o kadar belli oluyordu ki, bunun karşısında bir şey söylememişlerdi.
“İçeriye geçmek istemez misiniz? Yorulmuş olmalısınız.” Isabel’in cazip teklifi kabul eden adamları Adrian durdurmuş ve şimdilik evden göndermişti.
“Kalacağınız yere gidip dinlenseniz daha iyi olur. Hem, karımın da dediği gibi yorulmuş olmalısınız. En iyi orada dinlenirsiniz. Sonra gelirseniz, daha kapsamlı konuşabiliriz.” Bu sözünün üzerine homurdanarak çıkan barbarlar, Isabel’e kaçak bakışlar atıyorlardı. Gözlerinde ki beğeni pırıltısı adamı korkutmuştu. Luke ise sanki onlar her an Isabel’e saldıracakmış gibi kadının önünde duruyordu.
“Çok kabasınız, lordum.” Adrian bu lafa bir kahkaha atmış, ardından buna Luke’ta katılmıştı. Sinirden ne yapacaklarını şaşıran iki arkadaş sadece gülüyordu.
“Öyle mi dersiniz, leydim? Sanırım konuşma vakti geldi.” Adrian onu kucağına alıp, çırpınışlarına aldırmadan yukarı çıkarırken Luke hala arkalarından gülüyordu.
“Sizinle hiçbir şey konuşmayacağım!” Yatağa oturup kollarını birbirine bağlayan Isabel oldukça komik görünüyordu.
“Çocuk değiliz, Isabel. Bilmediğin şeyler var.” Ona durumu açıklamak istiyor ama nasıl yapacağına karar veremiyordu. Eğer olayları anlatırsa, kadın inanmayacaktı. Sırf onları kötülemek için yaptığını düşünecek ve daha büyük bir kavgaya tutuşacaklardı. En iyisi ondan özür dilemek ve güvenini kazanıp durumu olabildiğince açıklamaktı.
“Bilmediğim şeyler mi? Buraya geldiğimden beri bana tek bir şey anlatmadın. Senin hakkında tek bildiğim bir beyefendi olmadığın ve çok güz-” biraz duraksadıktan sonra devam eden kadın yanlış bir şeyler söylemek üzere olduğunu fark etmişti. “Her neyse işte. Bana hiçbir şey söylemediğin için bilmiyor olabilir miyim?” Yanaklarında ki kızarıklığı onun fark etmemesi için tanrıya yalvarırken tırnaklarıyla oynuyordu.
“Pekala, haklısın. Bak, sana çok iyi davranmamış olabilirim. Ama benim de bunun için sebeplerim var. İnan ki seni üzmek için yapmamıştım. Hatta, bunun farkında bile değildim. Hepsi için üzgünüm.” Bu tavrının bir değişikliğe yol açacağını sansa da yanıldığını fark etmesi pekte uzun sürmemişti.
“Bunun için seni affetmeli miyim? Bir sürtükten özür dilememelisin.” Isabel’in gözleri akmayan yaşlarla dolmuştu. Her ne kadar onu sevmese de kocasından sürtük olduğunu duymak acı vericiydi. Üstelik o daha kimseyle öpüşmemişti bile!
“Bu kadar şeyden sonra beni affetmeni bekleyemem. Ama bunu deneyebilirsin, değil mi? Çok özür dilerim Isabel, sana öyle demek istemediğimi biliyorsun.” Yüzü şekilden şekle giriyor, soğuk terler döküyordu. Ama kadın onu affetmek kelimesini ağzına bile almaktan çekiniyordu.
“Lütfen..” Adamın yüzünde acı çeken bir ifade vardı. Bir anda neden bu kadar değişmişti? Onu affetmesi niye bu kadar önemliydi? Daha fazla bu ifadeyi görmeye dayanamayacağını anladığımda ellerini kaldırarak “Tamam!” diye bağırdı. Bunu niye yaptığını kendine söylemek istemese de biliyordu. Adama aşık olmuştu. Yani, eğer hissettiği bu şey aşk değilse neydi? Onun acı çekmesine dayanamayacaktı.
“Seni bir şartla affederim.” Kaşlarını kaldırarak ondan onay bekledi ve devam etti; “Bunları bir daha yapmayacaksın.” O anda Adrian ona doğru atılıp kucağına alarak döndürmeye başladı. Üzgün suratı gitmiş yerine bambaşka bir surat gelmişti. Bu, kesinlikle daha iyiydi.
“Bir daha seni kırmayacağıma dair sana söz veriyorum.” Yüzüne kondurduğu küçük öpücükleri bittiğinde, kadının yüzündeki hüzünlü ifade adamın kalbine bir delik açmıştı. Bunun o kadar kolay bir iş olmadığını biliyordu. Ne yaparsa yapsın Isabel onu kolayca affetmeyecekti.
“Ben.. Senin üzgün olmanı istemiyorum Isabel. Birbirimize aşık olmasak bile, iyi geçinmeyi deneyebiliriz. Sonuçta bir çocuğa ihtiyacımız var, bir varise. Eğer kötü geçinirsek, bu işimizi kolaylaştırmayacaktır.” Adrian’ın bütün dedikleri yalandan ibaretti. Sert erkek görüntüsünü bozmamak için ona yalan söylemişti. Kadının onu sevmediğini ve istemediğini kafasından çıkarma iyi ederdi. Yoksa, onun büyüsüne kapılacak ve ona aşık olacaktı. Ki bu, istediği en son şeydi. En azından o, öyle düşünmek istiyordu.
“Pe-pekala.” Kadın arkasını dönüp elbisesini çıkarmaya başladığında Adrian ne olduğunu anlayamamıştı. Niye böyle yapmıştı? Onu kırmış olamazdı. Kötü bir şey söylememişti.
“Isabel, neyin var?” Kolundan tutup onu çevirdiğinde kadının gözlerindeki yaşları fark etti. Tanrı aşkına, bu kadın niye ağlıyordu?
“Neden ağlıyorsun?” diye sorup elleriyle yaşları silmeye başlasa da, yerine yenileri geliyordu.
“Cevap verir misin, lütfen?” Adrian onun şoka girmiş olabileceği konusunda tedirgin olmuştu. Hafifçe sarsarak ondan cevap bekliyor ve sesleniyordu.
“Ben iyiyim, şimdi dur lütfen. Eğer sarsmaya devam edersen üzerine kusacağım.” Onu onaylamak için başını sallayarak cevabını beklemeye başladı. “Ben.. Önemli değil. Sadece birkaç saçma anı aklıma geldi.” Kurtulmanın tek yolu buydu. Ona aşık olduğunu söylemezdi! Özellikle de Adrian onu sadece bir eşya gibi görürken. Bu oldukça acı vericiydi.
“Geçmişte kalmış bir şeye ağlamana gerek yok, beni korkuttun.” Kadını kendine çekip sarıldı. Ağlamasının bittiğini düşündüğü zaman onu biraz iterek yüzüne baktı. Gözyaşları yanaklarında kurumuştu ve gözleri kırmızılaşmıştı. Bir insan ağladığında bile nasıl bu kadar çekici olabilirdi?
“Haklısın, benim olmayan bir şey için üzülmemeliyim.” İmayı anlayamayan genç adam sadece gülümsemekle yetinmişti.
“Saatin nasıl geçtiğinin farkına varamadım. Havanın karardığına inanmıyorum!” Isabel konuyu değiştirmekte oldukça başarılıydı.
“Sen burada bekle, ben bir şeyler hazırlatıp geleceğim.” Cevap beklemeden odadan çıkan Adrian kadını şaşırtmıştı. Neden böyle davranıyordu? İskoçlarla arasında bir şeyler olmalıydı, aklına gelen ilk fikir onu oldukça memnun etmişti. Bunu öğrenecekti. Elbisesini çıkarıp geceliğini giydikten sonra yatağın üzerine oturan Isabel onu beklemeye başlamıştı. Bir süre daha bekledikten sonra gelmeyeceğini düşünerek yatağa yerleştiğinde kapı tıklatılmış ve elinde tepsiyle içeri giren adam onu bir kez daha şaşırtmıştı.
“Yemek yemeden uyuyamazsın.” Sesi, küçük bir çocuğa kızar gibi çıkmıştı. Sanki karşısında çok değer verdiği biri var gibiydi. Bir an, bunun güzel olabileceği düşüncesi zihnini kaplasa da
“Aç değilim.” Mızmızlanmak hiç ona göre değildi. Ama onun ısrar etmesini istiyordu. Onunla ilgilendiğini hissetmek, kadına huzur veriyordu.
“Ama yiyeceksin.” Isabel yemeklere bakarken, Adrian elindeki kaşığı kadına doğru yaklaştırıyordu. Bir çocuk gibi onu beslemeyi düşünmesi gerçekten komikti. Onun elini iterek ‘kendim yaparım’ diyen Isabel, çorbayı üzerine dökmüş ve bir sıcaklıkla yerinden sıçramıştı.
“Tanrım, çok sıcak!” diye bağırdığında Adrian ne yapacağını bilemedi. Kaşıktaki bir miktar çorba kadının geceliğini mahvetmiş aynı zamanda adamı, bakmak istemediği noktalara yöneltmişti. Kadının mükemmel bir fiziği vardı. Gittiği yerde ilgi çekmesi normaldi. Bakışlarını aşağıya indirerek vücudunu incelemeye başladı. Eğer geceliksiz olursa, nasıl olurdu diye düşünmekten kendini alamıyordu.
“Beni mi izleyeceksin?” Kadının yüzündeki ifade kendini beğenmişti.
“Çok güzel bir vücudun var.” Bunları söyledikten sonra fark etmesi şaka gibiydi. Ona nasıl böyle bir şey söyleyebilirdi?
“Teşekkür ederim.” Yanakları kızarmış bir biçimde ona bakan Isabel bir an sıcaktan öleceğini düşündü.
“Üstünü değiştirmelisin.” Onun sözleriyle başka bir geceliği eline alan kadın banyoya yönelmişti. Kapıyı yarım bir şekilde örterek üzerindekini çıkarmıştı. Diğer geceliğini giydiğinde düzeltmeye başlamıştı.
“Bence onu bir daha giymemelisin.” Kapıdan kafasını uzatmış olan adam onu şoka uğratmıştı. Ne yapıyordu böyle?
“Beni izlemedin değil mi!?” Sesini istemeden de olsa yükseltmişti. Onu izlememişti ama kızdırmak için böyle davranabilirdi.
“Göğüslerin hakkındaki yorumumu merak ediyor musun?” Kadının yüzündeki şok ifadesi gittikçe yerini kızgınlığa bırakıyordu.
“Hayır!”
“Bunu ‘evet’ olarak kabul ediyorum. Hayatımda gördüğüm en iyi göğüslere sahipsin, güzelim.” Bu yorum kadını çıldırtmıştı. Nasıl olurda böyle ayıp bir şeyler söylerdi!?
“Bunların ayıp şeyler olduğunu bilmiyorsun sanırım. Sana kimse bir hanımefendiyle nasıl konuşacağını söylemedi mi? Karın olsa bile!” Kadının yüzü utançtan kıpkırmızı olmuştu. Ne diyeceğini bilemiyordu.
“Hayır, kimse söylemedi. Peki ben onlara dokunduğumda ne olacak?” Eğlenmeye başlamıştı. Isabel’in bu konuda ki bilgilerinin hiç olmadığına emindi. Yüzünün şekilden şekle girmesi onu eğlendiriyordu.
“Öyle bir şey yapmayacaksın.” Daha çok soru sorar gibiydi. Yüzü artık morarmaya yaklaşmıştı.
“Haklısın. Sadece ellerimle dokunmayacağım.” Yüzündeki sırıtışı genişleten Adrian onun vücudunu inceliyordu. Giydiği gecelik, eskisi gibi uzun değil aksine kısacıktı. Açık mavi rengi kadının vücudunu göstermeye yetiyordu. Bunları nerede giydiğini merak etmişti.
“İğrenç birisin! Bunları nasıl konuştuğunu anlayamıyorum.” Son noktaya gelen Isabel, onu iterek yatağın içine girmişti. Üzerine örtüyü çekerek mırıldandı.
“İyi geceler, bay sapık.” Bu yorum üzerine kahkaha atan Adrian yatağın yanına yaklaştı ve ona gülümsedi.
“Hiçbir yere gitmiyorum, güzel bayan. Sizinle uyumak istediğime karar verdim.” Cümlesini bitirdikten sonra o da kadının yanına yatmış ve yüzünü incelemeye başlamıştı. Bu gece istediğinden de eğlenceli olacaktı.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst