kaptanmikro1 1
kaptanmikro1
romegames 1
romegames
mavzermete 1
mavzermete
lHezarfeNl 1
lHezarfeNl
TuZaKK 1
TuZaKK
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Lanetli Aşk - 7. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 180
Seninle bir şey yapmak istediğimi sanmıyorum.” Amy, geriye çekilip sırtı yatağın başına gelinceye kadar adamın gözlerinin içine baktı. Ona zarar vermeyeceğini düşünüyordu. Kesinlikle yanılıyor olmalıydı.
“Bunun için üzgünüm, Amy. Ama yapmak zorundasın.” Josh, onu zorlayacaktı. Kendi gerçeklerini onun zihnine yerleştirmek istiyorsa bunu yapması gerekiyordu. Yalanları, zihnini kurcalarken kadının zihnine gitmek için can atıyordu.
“N-neyi?” Amy, sorusuna cevap alamadan Josh’ın anılarına girmişti. Aslında, bu istemsiz bir şeydi. Sanki biri onu zorluyordu. Kadın, ellerini kucağına bıraktıktan sonra gözlerini kapatıp gevşedi. Göreceklerini merak etmeye başlamıştı. Ama içinden bir his bunu yapmaması gerektiğini söylüyordu.
‘Ne oldu,Dixon?’ Biri konuşuyordu. Sesi tanımaması onu rahatlatsa da Dixon denmesi hoşuna gitmemişti.
‘Kızı bulacağım dedim, uzatma.’ Alex! Zihni sesi hemen tanımıştı. Tanrı biliyordu ki kadın bu konuşmanın devamını duymak istemiyordu.
‘Sonra ne yapacaksın?’ Karşısında ki adamı görmeye çalıştı. Etrafı başka birinin gözüyle izliyordu ama oradakiler daha çok onu görmüyormuş gibiydi.
‘Öldüreceğim.’ Dedi alayla. Alex, onu öldüreceğini söylemişti. Amy bunu bilse de canı yanmıştı.
‘Devamını sormaktan sıkıldım Alex, böyle eğlenceli değilsin. Anlat.’ Karşısındaki her kimse canice düşüncelerden zevk alıyor olmalıydı.
‘Bir Dixon verdiği sözü tutar, Cast. Ne zaman sözümden döndüğümü gördün?’ Alex’in sert çıkışı kadını korkutmuştu. Alex, onu sadece öldürmek için istemişti. Bunun düşüncesi damarlarında dolaşırken, Amy gözlerini açmadan yatak örtüsünü sıktı. Ya da öyle düşünüyordu. Elindeki şey her neyse zarar görmüş olmalıydı.
‘Ah, haklısın. Ama kardeşin başaramadı? O aptal kadının güzelliğine kapıldı.’ Kelimeler Amy’nin beynine kazınırken, öldürdüğü kişinin Alex’in kardeşi olduğunu öğrenmişti. Tabi ki onu öldürmek isteyecekti!
‘Onun beceriksizliği. Benim için kadınlarda değişen bir şey yok. Hepsi aynı. Sadece bana zevk vermek için yaşıyorlar.’ Alex’in yüzünde oluşan gülümseme kadının midesini bulandırmıştı. Amy, daha fazla dayanamayıp Josh’ın anılarını serbest bırakarak gözlerini açtı.
“Bana hala inanmıyor musun?” Amy ne diyeceğini bilmiyordu. Alex’e güvenmişti. Hiç değilse, onu kollarına alıp öptüğünde öyle düşünmek istemişti. Ne zamandan beri bu kadar güçsüzdü? Neden bir erkek için ağlıyordu? Gözyaşları yatağın örtüsü delerken Josh hiçbir şey demeden onu izlemeye devam etti.
“Sanırım inanıyorum.” Amy, hıçkırıklarını engelleyemedi. Josh ona sarılıp sırtını vücuduna yaslamasını sağladı. Elleriyle saçlarını okşayarak onu sakinleştirmeye çalıştı. Tek elinin yardımıyla bir örtüyü üstlerine çekerek başını kadının saçlarına gömdü.
“Sakin ol, tatlım. Alex her zaman böyledir. Ağlamana değmez.” Eğer bundan bir çıkarı olmasaydı kadının haline üzülebilirdi. Yine de kadınla işi bitmeden bu düşüncelerini açıkça söylemeyecekti.
“Beni neden öldürmek istiyor? Onu bilerek yapmamıştım!” Amy, kendini savunmaya çalışırken buldu kendini. İsteyerek öldürmemişti onu. Hatta o kadar korkmuştu ki birkaç ay boyunca Lilith’in kucağında ağlamıştı.
“Lilith..” diye mırıldandı. Şimdi neredeydi acaba? Kiminleydi? Ne yapıyordu? Elleriyle gözyaşlarını silerek Josh’a döndü. O kadar yakın duruyorlardı ki, biraz daha yaklaşırsa öpüşebilirlerdi.
“Lilith’i aramalıyım. İyi olduğumu söylemeliyim, endişelenmiştir.” Amy, burnunu çekerek söylemişti bunları. Kollarını, Josh’ın omzuna koymuştu.
“Tamam, güzellik.” Ona doğru fısıldayıp iyice yaklaşmıştı. Amy, onun ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Neden geri çekilmiyordu? Ona yaklaşmaması gerekmez miydi? Kapının açılmasıyla, Josh’ın planı bozulmuştu.
“Neler oluyor!?” diye yatakta doğrulan Josh, kapıdakini görünce sırıtmaya başladı.
“Bir misafirimiz var, sevgilim.” Amy, onun söylediklerini anlamaya çalışırken yatakta doğruldu. Josh’ta fırsat kollarcasına kollarını onun beline doladı. Amy, gördüğü kişiye şaşırmıştı.
“Burada ne işin var?” Josh, konuşmazsa kızın soru sormayacağını biliyordu. Kadın, ona aşık olmuştu. Yine de bugün ki anıları kafasını karıştırması için yeterliydi.
“Görülen o ki yatağa atmak için geç kalmamışım.” Alex’in edepsiz cevabı ikisini de şok etmişti. Bu adam ne yapıyordu böyle? Onlara doğru yaklaşıp üzerlerindeki örtüyü çekti. Amy, geriye doğru kıvrıldığında kendini Josh’ın kollarına bıraktığını fark etti.
“Kalk.” Sesi o kadar otoriterdi ki Amy yapmazsa ne olacağını düşünmek istemiyordu. Yine de onunla gitmeyecekti!
“O benimle.” Josh’ın tehdit edercesine ayarladığı sesi Alex’e bir kahkaha attırmış üstüne de Amy’yi kucağına alıp odadan çıkarmasını sağlamıştı.
“Bırak beni!” Amy, kucağında çırpınmaya başladığında Alex kadının kollarını birleştirip göğsünde sıkıştırdı. Bacaklarını kollarıyla sıkan kolu, daha da sıkılaştı.
“Benimle geliyorsun.” Alex, onun gözlerine bakmadan hızlıca ilerliyordu. Arkalarından gelen sesleri duyabilmesine rağmen, uzakta olduklarını fark edebilmişti.
“Beni satmadan önce düşünseydin.” Amy’nin sözleri Alex’in dikkatini dağıtmıştı. Adam, bulunduğu yerden gece karanlığına çıktığında gözlerini ona dikti. İçinden geçenleri söylemek istiyor ama yapamıyordu. Karşısında ki kadını öldürmesi gerekiyordu. Öldürecekti de. Sadece süreyi biraz uzatıyordu.
“Ah, başka birine mi satacaksın? Yoksa kardeşin mi aklına geldi?” Alex’in gözlerinde beliren pırıltı kadını korkutmuştu. Ne yapacaktı şimdi?
“Seni başka birine satmayacağım. Sadece biraz eğlenmek istiyorum. Ve sen beni birkaç günlüğüne eğlendireceksin.” Alex’in cevabı kadının suratına tokat gibi çarpmıştı. ‘Beni eğlendireceksin’ de ne demekti?
“Seni eğlendirmeyeceğim, aptal!” Amy, Alex’e çocukça bağırmış ve hakaret etmişti. Bu yaptığına ne cevap vereceğini şaşıran Alex, kadın ondan uzaklaşmadan yetişti. Kollarını ona dolayıp kulağına fısıldadı.
“Sen, hiçbir yere gitmiyorsun!” Sesindeki otoriter tını tekrar gelmişti. Amy, baştan aşağıya titreyip yüzünü başka tarafa çevirdi. Alex’e bakmayacaktı. O lanet adamın yüzünü görmek istemiyordu! En çok korktuğu şey ise yüzüne bakıp, ona tekrar aşık olmaktı.
“Benden kaçabileceğini sanmıyorsun değil mi?” Alex, onu bilmediği bir yere sürüklerken Amy ağzını açmamıştı. Elbet gidecekti. Ölmeden önce Lilith’i görmeli ve ondan özür dilemeliydi.
“Beni nerede öldüreceksin?” Sorusuna cevap vermek yerine, başka bir soru sormuştu. Cevabını alamayacağını biliyordu. Yine de merak etmişti.
“Odamda.” Bu cevap kadını hem şaşırtmış hem de utandırmıştı. Çünkü sesindeki erotik tını açıktı. Kadın, ellerini yanaklarına koyarak başını salladı.
“Sen tam bir salaksın!” Düzgün cevap alamayınca ona hakaret etmeyi denemişti. Ama yine de başarısız olmuştu. Alex, ona gülüyor ama cevap vermiyordu. Üstelik nereye gittiğini de söylemiyordu. Saat kaçtı?
“Lilith’e haber vermem gerek.” Sesi endişeli çıkmış olmalı ki Alex dönüp ona telefonunu uzattı. Amy’de her zaman ki gibi hızlıca Lilith’i aramıştı.
“Lilith, ben Amy. Bugün eve gelmeyeceğim. Sana gelince anlatırım. Öpüldün.” Telefonu suratına kapattıktan sonra Alex’e geri uzattı. Alex, telefonu cebine koymak yerine elinde parçalamayı seçmişti. Parçalarının her birini farklı bir yere fırlatıp kadına gülümsedi.
“Nereye gidiyoruz?” Amy artık çok yorulmuştu. Uzun süredir uyuyor olsa da yürümek kadını yormuştu. Üstelik yürüdükleri yer yol bile değildi! Ağaçların arasından geçiyorlardı. Işık olmadığı için Amy sürekli ya taşa ya da bir ağaç dalına takılıp düşüyordu. Amy, dalgınca etrafını izlerken fark etmediği dal parçasına takılıp yere düştü. O kadar şanssızdı ki, ormanda düşecek yeri bulmuştu. Her yeri dikenle kaplı olan bir bitkinin üzerine ellerini bastırmıştı ve eğer bir süre daha öyle kalırsa dikenler elinin diğer tarafından çıkacaktı. Tiz bir çığlık atıp Alex’in dikkatini çektiğinde adam, bir küfür savurup kadının yanına geldi. Dikkatlice ellerini dikenlerden çekerek incelemeye başladı. Amy ise ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu. Elleri gerçekten de çok acıyordu.
“Acıyor mu?” Alex, endişeli bir şekilde başını kaldırıp konuştu.
“Evet.” Cevaptan tatmin olmamıştı ama cevabı tahmin ediyor gibiydi. Alex, kadının yüzünü inceledikten sonra onu kucağına alıp koşmaya başladı. Amy ise elinin acısını unutup yüzünden damlayan kana bakıyordu. Yüzünü de çizmiş olmalıydı. Sonunda bir kulübeye ulaştıklarında Alex derin bir nefes aldı. Amy ise içeride böcek olup olmadığını düşünüyordu.
“Korkma.” Diye söylenip kadını içeri soktuğunda Amy şaşırmıştı. Dışarıdan sıradan bir yer gibi görünse de evin içi mükemmeldi.
“Eğer ellerin bu halde olmasaydı çoktan yatakta olurduk.” Alex, kadını yatağa oturtup ilk yardım çantasından sargı bezi ve gerekli malzemeleri aldı. Amy’den cevap gelmeyince başını kaldırıp kadına baktı.
“Kendine küfür etme.” Hafif alayla söylediği cümle kadını kızdırmıştı. Ama Alex, onun bu halini çok sevmişti.
“İşte şimdi yatağa çıkabiliriz.” Alex, kadının ellerini sargıladıktan sonra toprak ve kan olmuş yüzüne bir öpücük kondurdu. Sonra da ıslak bir havluyla yüzünü silmeye başladı. Dokunuşları, Amy’nin içine işlerken Alex bu kadınla ne yapacağını düşünüyordu.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst