Durak, Adana ilinin Karaisalı ilçesine bağlı bir köydür.
Durak köyü büyüklerimizin anlattıklarına göre üç yüzyıl kadar önce kuruldu.Yörük aşiretleri buraları kışlak olarak kullanıyorlardı. İlk yazda da Toroslara yaylalara çıkıyorlardı.Bu yaylalar Gömmeceden, Keşliden başlar Tekir, Pozantı , Ulukışlaya kadar devam eder.
19. Yüzyılın ortalarına doğru (1850 lerden itibaren ) şimdiki eski köyün olduğu yerde evler kurmaya başladılar.Eski köyün yeri yüksek, havadar, fazla çamur tutmayan bir topraktı.Çatal kuyu ve Demirli kuyudan su sağlanıyordu. Yeni kuyu 1950 lerde yapıldı. Çok sıkışılırsa bir saatlik mesafede Çakıt suyu vardı.
Ayrıca Çankaşında bir çanları Hankaşında da bir hanları vardı.Ben 1949dan bu yanını hatırlarım.15 -20 hane Çankaşında bir o kadar da Hankaşında vardı.Erezderesinde de 2-3 hane bizim köyün mezralarıydı.
1950 li yılların Durak köyü 100 hane kadar ,okulu camisi olan kalabalık, canlı bir köydü.Üç tane kahvehanesi,bakkalları,sık sık gelip giden çerçileri vardı. Abdullah Kahyanın kahvehanesinde köyün tek radyosu dinlenirdi.Çatıda dönen büyük bir pervane bataryayı doldurur radyoya elektrik sağlardı.
Köyün istasyonu 4 km. uzaklıkta Adana Ulukışla demiryolu üzerindeydi.Üçkavak durağı ellili yıllarda yapıldı.(İkinci Dünya Savaşı yıllarında askerlik yapan, 3-4 yıl izin dahi kullanamayan babam Koç Ali ile Ali Çavuşun Durak istasyonuna inince hasretle eğilip toprağı öpüşleri köylülerimizce anlatılırdı.)
Köylüler resmi işler dışında ihtiyaçlarını karşılamak için Karaisalıdan çok Tarsus ve Adanaya giderlerdi.Biz şehir sözü geçince Tarsusu anlardık.Hatta ben 9-10 yaşlarındayken babamla Tarsusa bir tosun götürüp sattığımızı ıhtiyaçlarımızı alıp döndüğümüzü gayet iyi hatırlıyorum tabii at ve eşekle.
Yine 1950 li yıllarda biz ilkokulda okurken köyde toprak kayması (heyelan) oldu.Koca dere ile köyün en kuzeyindeki bizim ev arasından doğuda kalan kısım 50 cm. çökmüştü.Daha sonraki yıllarda burada kalan evler devlet yardımıyla Kelebeke taşındı.Bizler de Çankaşı mezrası ile birlikte 1958 yılında Kelebeke yerleştik.Kelebekte karakol, fırın,demirci,Hadi Emminin kendi kurduğu motor değirmeni,Çırçır fabrikası,demiryolu çavuşlarının lojmanları ve kahvehaneler vardı.Orta çeşme devamlı akar evlere su ordan taşınırdı,hayvanlar ordan sulanırdı.Daha sonra Tarım Kredi Kooperatifi de geldi.
Kelebek artık cazip bir yer haline gelmişti.Etraf köyler Murtçukuru,Akgedik,Yeniköy,Bucak Demirçit Çavuşlu hatta Bozcalar köylüleri gündüzleri hep kelebeke gelirlerdi.Diyebilirim ki yöremin insanlarını ben orada tanıdım ve sevdim,yöremizin kültürünü orada öğrendim ve sevdim.
Durak köyü büyüklerimizin anlattıklarına göre üç yüzyıl kadar önce kuruldu.Yörük aşiretleri buraları kışlak olarak kullanıyorlardı. İlk yazda da Toroslara yaylalara çıkıyorlardı.Bu yaylalar Gömmeceden, Keşliden başlar Tekir, Pozantı , Ulukışlaya kadar devam eder.
19. Yüzyılın ortalarına doğru (1850 lerden itibaren ) şimdiki eski köyün olduğu yerde evler kurmaya başladılar.Eski köyün yeri yüksek, havadar, fazla çamur tutmayan bir topraktı.Çatal kuyu ve Demirli kuyudan su sağlanıyordu. Yeni kuyu 1950 lerde yapıldı. Çok sıkışılırsa bir saatlik mesafede Çakıt suyu vardı.
Ayrıca Çankaşında bir çanları Hankaşında da bir hanları vardı.Ben 1949dan bu yanını hatırlarım.15 -20 hane Çankaşında bir o kadar da Hankaşında vardı.Erezderesinde de 2-3 hane bizim köyün mezralarıydı.
1950 li yılların Durak köyü 100 hane kadar ,okulu camisi olan kalabalık, canlı bir köydü.Üç tane kahvehanesi,bakkalları,sık sık gelip giden çerçileri vardı. Abdullah Kahyanın kahvehanesinde köyün tek radyosu dinlenirdi.Çatıda dönen büyük bir pervane bataryayı doldurur radyoya elektrik sağlardı.
Köyün istasyonu 4 km. uzaklıkta Adana Ulukışla demiryolu üzerindeydi.Üçkavak durağı ellili yıllarda yapıldı.(İkinci Dünya Savaşı yıllarında askerlik yapan, 3-4 yıl izin dahi kullanamayan babam Koç Ali ile Ali Çavuşun Durak istasyonuna inince hasretle eğilip toprağı öpüşleri köylülerimizce anlatılırdı.)
Köylüler resmi işler dışında ihtiyaçlarını karşılamak için Karaisalıdan çok Tarsus ve Adanaya giderlerdi.Biz şehir sözü geçince Tarsusu anlardık.Hatta ben 9-10 yaşlarındayken babamla Tarsusa bir tosun götürüp sattığımızı ıhtiyaçlarımızı alıp döndüğümüzü gayet iyi hatırlıyorum tabii at ve eşekle.
Yine 1950 li yıllarda biz ilkokulda okurken köyde toprak kayması (heyelan) oldu.Koca dere ile köyün en kuzeyindeki bizim ev arasından doğuda kalan kısım 50 cm. çökmüştü.Daha sonraki yıllarda burada kalan evler devlet yardımıyla Kelebeke taşındı.Bizler de Çankaşı mezrası ile birlikte 1958 yılında Kelebeke yerleştik.Kelebekte karakol, fırın,demirci,Hadi Emminin kendi kurduğu motor değirmeni,Çırçır fabrikası,demiryolu çavuşlarının lojmanları ve kahvehaneler vardı.Orta çeşme devamlı akar evlere su ordan taşınırdı,hayvanlar ordan sulanırdı.Daha sonra Tarım Kredi Kooperatifi de geldi.
Kelebek artık cazip bir yer haline gelmişti.Etraf köyler Murtçukuru,Akgedik,Yeniköy,Bucak Demirçit Çavuşlu hatta Bozcalar köylüleri gündüzleri hep kelebeke gelirlerdi.Diyebilirim ki yöremin insanlarını ben orada tanıdım ve sevdim,yöremizin kültürünü orada öğrendim ve sevdim.
