Agora Metin2 1
Agora Metin2
PrimeAC 1
PrimeAC
ShadowFon 1
ShadowFon
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
romegames 1
romegames
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
NovaLst 1
NovaLst
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Gelişim Biyolojisi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Shegys
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 282

Shegys

Level 20
TM Üye
Katılım
7 Ağu 2012
Konular
7,451
Mesajlar
16,354
Çözüm
5
Reaksiyon Skoru
627
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 10 Ay 10 Gün
Başarım Puanı
385
MmoLira
-82
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Gelişim biyolojisinin tarihine şöyle bir göz attığımızda ve üşenmeyip 17. yüzyılın sonlarına, yani üreme ile ilgili teorilerin ilk ortaya atıldığı dönemlere kadar gittiğimizde, Nicolas Hartsoeker isiminde, Danimarkalı bir matematikçi ve fizikçinin yaptığı çalışmalara rastlıyoruz. Hartsoeker geliştirdiği mikroskopla insan ve başka hayvan türlerinin spermlerini inceledi. Sonunda, her spermin içinde “animalcule” adı verilen minyatür bir insan bulunduğu fikrini ortaya attı. Zaman içinde Hartsoeker’in bu “küçük adam”ı literatürde pekçokları tarafından “homunculus” olarak anılmaya başlandı. “Küçük adamın” anne karnında gelişip bebeğe dönüştüğünü iddia edenler Spermist adını aldılar. Neyse ki daha o zamanlar bile onlara karşı çıkan “yumurtacılar - ovistler” vardı. Fakat “homunculus” işi üzerinde biraz daha düşünenler, kavramın bir miktar karmaşık olduğunu nihayet farkettiler: Eğer spermin içindeki minyatür bir adamsa yani bir homunculussa, bu adamın da kendi spermleri, spermlerinin içinde başka homunculuslar, o homunculusların kendi spermleri vs… olmalıydı. Yani işin sonu -felsefedeki ismiyle- bir “reductio ad absurdum”a (reduction to the impossible – olmayana ergiye), sonsuza uzanan bir homunculus zincirine varıyordu.
Aşağıda resmini gördüğünüz ve bilim merkezinin önünde bir örneği bulunan homunculus ise, daha farklı bir amaç için kullanılıyor. Bu acayip insan figürleri aslında vücudumuzun hangi bölgelerinin ne kadar duyarlı olduğunu ve beyin korteksinde (beyin kabuğu) kapladıkları alanın birbirine oranını gösteriyor. Örneğin ellerin bu kadar büyük olması, bu bölgenin kendisinden küçük bölgelere göre daha duyarlı olduğu anlamına geliyor. Bu bir “duyusal homunculus” (sensory homunculus). “Hareket homunculusu” (motor homunculus) olarak tanımlanan başka bir çeşidi de, benzer şekilde beyin korteksinde hareketle ilgili, hangi organın ne büyüklükte bir alanı kapladığını simgeliyor.
Öte yandan homunculus kelimesinin ilk ortaya çıkışı çok daha eski tarihlerde simyacılarla olmuş. Kelimeyi ilk kullanan kişinin Paracelsus adında bir simyacı olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte simya içinde de çeşitlilik gösteriyor homunculus kavramı. Benim rastladığım en ilginç örneklerden biri, mandrake adı verilen ve büyücülükte bolca kullanılan bir bitkinin kökünde “homunculus” bulunduğu inancı. Bu inanışın en yaygın versiyonuna bakılırsa, mandrake bitkisi, asılarak idam edilen bir erkeğin semeninin vücudun son kasılışlarıyla döküldüğü yerlerde yetişirmiş. Bu inanca, bitkinin köklerinin kimi zaman insana çok benzeyen bir şekle sahip olması sebep olmuş. Fakat iş bununla bitmiyor. Bu bitkinin kökü, bir cuma günü, gün ağarmadan önce siyah bir köpeğe bağlanarak topraktan çıkarılır, süt ve bal ile yıkanıp beslenirse (kimi “tariflerde” bunlara kan da ekleniyor), kökün, sahibini kötülüklerden koruyacak minyatür bir insana dönüşeceğine inanılıyormuş.
Homunculus, bu tip hoş ayrıntılardan hoşlanan J. K. Rowling’in de gözünden kaçmamış: Harry Potter hayranları, serinin “Sırlar Odası” bölümündeki çığlık atan mandrake bitkilerini belki çoktan hatırlamışlardır bile.
Örnekler bitmiyor… Bilim ve teknolojide, çalışan sistemler tanımlanırken, bu sistemlerin “içlerinde bulunan küçük bir insan tarafından çalıştırıldıkları” aksiyomu kabul ediliyormuş. Felsefede “homunculus uslamlama” adı verilen bir kavram var ve teorilerin eksik kaldıkları noktaları belirlemek için kullanılıyor. Homunculus uslamlamaya göre eğer bir teorinin “tam” olması için “küçük bir adama” ihtiyaç duyuluyorsa, o teori yanlıştır. Oldukça karmaşık duyuluyor değil mi? “Küçük adam” oldukça “büyük” işlere bulaşmış görünüyor. Burada yazıma son vermeden önce, kelimenin özellikle bilim, teknoloji ve felsefedeki kullanımları hakkında bilgisi olanları paylaşmaya davet etmek istiyorum.
Animalcule kelimesini ilk kez kullanan kişi Hartsoeker değil, onunla aynı zamanlarda yaşamış ve kendi yaptığı mikroskopla mikroorganizmaları ilk kez gözlemlemiş olan Anton van Leeuwenhoek’tur. Ayrıca çok güvenilir bazı kaynaklar bile, Hartsoeker’in ya da Leeuwenhoek’un homunculus kelimesini spermin içindeki küçük adam için kullandığını belirtmektedir fakat bunun doğru olmadığını hemen belirteyim. Tarihte bir noktada ortaya çıkmış bu yanlış anlama, nesiller boyu hocaların öğrencilerini yanlış bilgilendirmelerine sebep olmuş. Sizler de şu an bunu deneyimlemiş bir örneğin satırlarını okumaktasınız. Wikipedia ve hatta gelişim biyolojisi derslerinin Scott Gilbert tarafından yazılan en favori ders kitabı bile bu hataya düşmüş. Hatta kimi kaynaklar bu iki bilim insanının sperm içinde küçük bir adamın var olduğu iddiasında bile bulunmadıklarını vurguluyor. Fakat Leeuwenhoek’un ağzından çıkan cümleleri aktardıklarını iddia eden başka kaynaklar bunun tersini gösteriyor. Anlayacağız bilim tarihinde bu konu biraz “flu”. Daha fazla bilgi edinmek isterseniz adresteki makaleye bir göz atabilirsiniz.

 
Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst