- Katılım
- 7 Ağu 2012
- Konular
- 7,451
- Mesajlar
- 16,354
- Çözüm
- 5
- Reaksiyon Skoru
- 627
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 10 Ay 10 Gün
- Başarım Puanı
- 385
- MmoLira
- -82
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Gelişim biyolojisinin tarihine şöyle bir göz attığımızda ve üşenmeyip 17. yüzyılın sonlarına, yani üreme ile ilgili teorilerin ilk ortaya atıldığı dönemlere kadar gittiğimizde, Nicolas Hartsoeker isiminde, Danimarkalı bir matematikçi ve fizikçinin yaptığı çalışmalara rastlıyoruz. Hartsoeker geliştirdiği mikroskopla insan ve başka hayvan türlerinin spermlerini inceledi. Sonunda, her spermin içinde animalcule adı verilen minyatür bir insan bulunduğu fikrini ortaya attı. Zaman içinde Hartsoekerin bu küçük adamı literatürde pekçokları tarafından homunculus olarak anılmaya başlandı. Küçük adamın anne karnında gelişip bebeğe dönüştüğünü iddia edenler Spermist adını aldılar. Neyse ki daha o zamanlar bile onlara karşı çıkan yumurtacılar - ovistler vardı. Fakat homunculus işi üzerinde biraz daha düşünenler, kavramın bir miktar karmaşık olduğunu nihayet farkettiler: Eğer spermin içindeki minyatür bir adamsa yani bir homunculussa, bu adamın da kendi spermleri, spermlerinin içinde başka homunculuslar, o homunculusların kendi spermleri vs
olmalıydı. Yani işin sonu -felsefedeki ismiyle- bir reductio ad absurduma (reduction to the impossible olmayana ergiye), sonsuza uzanan bir homunculus zincirine varıyordu.
Aşağıda resmini gördüğünüz ve bilim merkezinin önünde bir örneği bulunan homunculus ise, daha farklı bir amaç için kullanılıyor. Bu acayip insan figürleri aslında vücudumuzun hangi bölgelerinin ne kadar duyarlı olduğunu ve beyin korteksinde (beyin kabuğu) kapladıkları alanın birbirine oranını gösteriyor. Örneğin ellerin bu kadar büyük olması, bu bölgenin kendisinden küçük bölgelere göre daha duyarlı olduğu anlamına geliyor. Bu bir duyusal homunculus (sensory homunculus). Hareket homunculusu (motor homunculus) olarak tanımlanan başka bir çeşidi de, benzer şekilde beyin korteksinde hareketle ilgili, hangi organın ne büyüklükte bir alanı kapladığını simgeliyor.
Öte yandan homunculus kelimesinin ilk ortaya çıkışı çok daha eski tarihlerde simyacılarla olmuş. Kelimeyi ilk kullanan kişinin Paracelsus adında bir simyacı olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte simya içinde de çeşitlilik gösteriyor homunculus kavramı. Benim rastladığım en ilginç örneklerden biri, mandrake adı verilen ve büyücülükte bolca kullanılan bir bitkinin kökünde homunculus bulunduğu inancı. Bu inanışın en yaygın versiyonuna bakılırsa, mandrake bitkisi, asılarak idam edilen bir erkeğin semeninin vücudun son kasılışlarıyla döküldüğü yerlerde yetişirmiş. Bu inanca, bitkinin köklerinin kimi zaman insana çok benzeyen bir şekle sahip olması sebep olmuş. Fakat iş bununla bitmiyor. Bu bitkinin kökü, bir cuma günü, gün ağarmadan önce siyah bir köpeğe bağlanarak topraktan çıkarılır, süt ve bal ile yıkanıp beslenirse (kimi tariflerde bunlara kan da ekleniyor), kökün, sahibini kötülüklerden koruyacak minyatür bir insana dönüşeceğine inanılıyormuş.
Homunculus, bu tip hoş ayrıntılardan hoşlanan J. K. Rowlingin de gözünden kaçmamış: Harry Potter hayranları, serinin Sırlar Odası bölümündeki çığlık atan mandrake bitkilerini belki çoktan hatırlamışlardır bile.
Örnekler bitmiyor Bilim ve teknolojide, çalışan sistemler tanımlanırken, bu sistemlerin içlerinde bulunan küçük bir insan tarafından çalıştırıldıkları aksiyomu kabul ediliyormuş. Felsefede homunculus uslamlama adı verilen bir kavram var ve teorilerin eksik kaldıkları noktaları belirlemek için kullanılıyor. Homunculus uslamlamaya göre eğer bir teorinin tam olması için küçük bir adama ihtiyaç duyuluyorsa, o teori yanlıştır. Oldukça karmaşık duyuluyor değil mi? Küçük adam oldukça büyük işlere bulaşmış görünüyor. Burada yazıma son vermeden önce, kelimenin özellikle bilim, teknoloji ve felsefedeki kullanımları hakkında bilgisi olanları paylaşmaya davet etmek istiyorum.
Animalcule kelimesini ilk kez kullanan kişi Hartsoeker değil, onunla aynı zamanlarda yaşamış ve kendi yaptığı mikroskopla mikroorganizmaları ilk kez gözlemlemiş olan Anton van Leeuwenhoektur. Ayrıca çok güvenilir bazı kaynaklar bile, Hartsoekerin ya da Leeuwenhoekun homunculus kelimesini spermin içindeki küçük adam için kullandığını belirtmektedir fakat bunun doğru olmadığını hemen belirteyim. Tarihte bir noktada ortaya çıkmış bu yanlış anlama, nesiller boyu hocaların öğrencilerini yanlış bilgilendirmelerine sebep olmuş. Sizler de şu an bunu deneyimlemiş bir örneğin satırlarını okumaktasınız. Wikipedia ve hatta gelişim biyolojisi derslerinin Scott Gilbert tarafından yazılan en favori ders kitabı bile bu hataya düşmüş. Hatta kimi kaynaklar bu iki bilim insanının sperm içinde küçük bir adamın var olduğu iddiasında bile bulunmadıklarını vurguluyor. Fakat Leeuwenhoekun ağzından çıkan cümleleri aktardıklarını iddia eden başka kaynaklar bunun tersini gösteriyor. Anlayacağız bilim tarihinde bu konu biraz flu. Daha fazla bilgi edinmek isterseniz
Aşağıda resmini gördüğünüz ve bilim merkezinin önünde bir örneği bulunan homunculus ise, daha farklı bir amaç için kullanılıyor. Bu acayip insan figürleri aslında vücudumuzun hangi bölgelerinin ne kadar duyarlı olduğunu ve beyin korteksinde (beyin kabuğu) kapladıkları alanın birbirine oranını gösteriyor. Örneğin ellerin bu kadar büyük olması, bu bölgenin kendisinden küçük bölgelere göre daha duyarlı olduğu anlamına geliyor. Bu bir duyusal homunculus (sensory homunculus). Hareket homunculusu (motor homunculus) olarak tanımlanan başka bir çeşidi de, benzer şekilde beyin korteksinde hareketle ilgili, hangi organın ne büyüklükte bir alanı kapladığını simgeliyor.
Öte yandan homunculus kelimesinin ilk ortaya çıkışı çok daha eski tarihlerde simyacılarla olmuş. Kelimeyi ilk kullanan kişinin Paracelsus adında bir simyacı olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte simya içinde de çeşitlilik gösteriyor homunculus kavramı. Benim rastladığım en ilginç örneklerden biri, mandrake adı verilen ve büyücülükte bolca kullanılan bir bitkinin kökünde homunculus bulunduğu inancı. Bu inanışın en yaygın versiyonuna bakılırsa, mandrake bitkisi, asılarak idam edilen bir erkeğin semeninin vücudun son kasılışlarıyla döküldüğü yerlerde yetişirmiş. Bu inanca, bitkinin köklerinin kimi zaman insana çok benzeyen bir şekle sahip olması sebep olmuş. Fakat iş bununla bitmiyor. Bu bitkinin kökü, bir cuma günü, gün ağarmadan önce siyah bir köpeğe bağlanarak topraktan çıkarılır, süt ve bal ile yıkanıp beslenirse (kimi tariflerde bunlara kan da ekleniyor), kökün, sahibini kötülüklerden koruyacak minyatür bir insana dönüşeceğine inanılıyormuş.
Homunculus, bu tip hoş ayrıntılardan hoşlanan J. K. Rowlingin de gözünden kaçmamış: Harry Potter hayranları, serinin Sırlar Odası bölümündeki çığlık atan mandrake bitkilerini belki çoktan hatırlamışlardır bile.
Örnekler bitmiyor Bilim ve teknolojide, çalışan sistemler tanımlanırken, bu sistemlerin içlerinde bulunan küçük bir insan tarafından çalıştırıldıkları aksiyomu kabul ediliyormuş. Felsefede homunculus uslamlama adı verilen bir kavram var ve teorilerin eksik kaldıkları noktaları belirlemek için kullanılıyor. Homunculus uslamlamaya göre eğer bir teorinin tam olması için küçük bir adama ihtiyaç duyuluyorsa, o teori yanlıştır. Oldukça karmaşık duyuluyor değil mi? Küçük adam oldukça büyük işlere bulaşmış görünüyor. Burada yazıma son vermeden önce, kelimenin özellikle bilim, teknoloji ve felsefedeki kullanımları hakkında bilgisi olanları paylaşmaya davet etmek istiyorum.
Animalcule kelimesini ilk kez kullanan kişi Hartsoeker değil, onunla aynı zamanlarda yaşamış ve kendi yaptığı mikroskopla mikroorganizmaları ilk kez gözlemlemiş olan Anton van Leeuwenhoektur. Ayrıca çok güvenilir bazı kaynaklar bile, Hartsoekerin ya da Leeuwenhoekun homunculus kelimesini spermin içindeki küçük adam için kullandığını belirtmektedir fakat bunun doğru olmadığını hemen belirteyim. Tarihte bir noktada ortaya çıkmış bu yanlış anlama, nesiller boyu hocaların öğrencilerini yanlış bilgilendirmelerine sebep olmuş. Sizler de şu an bunu deneyimlemiş bir örneğin satırlarını okumaktasınız. Wikipedia ve hatta gelişim biyolojisi derslerinin Scott Gilbert tarafından yazılan en favori ders kitabı bile bu hataya düşmüş. Hatta kimi kaynaklar bu iki bilim insanının sperm içinde küçük bir adamın var olduğu iddiasında bile bulunmadıklarını vurguluyor. Fakat Leeuwenhoekun ağzından çıkan cümleleri aktardıklarını iddia eden başka kaynaklar bunun tersini gösteriyor. Anlayacağız bilim tarihinde bu konu biraz flu. Daha fazla bilgi edinmek isterseniz
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
adresteki makaleye bir göz atabilirsiniz.
