BlackFullMoon 1
BlackFullMoon
Agora Metin2 1
Agora Metin2
PrimeAC 1
PrimeAC
ShadowFon 1
ShadowFon
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
romegames 1
romegames
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
NovaLst 1
NovaLst
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Ingiltere'nin yedi harikası [dev paylaşım]

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan ShiRoiUranos
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 6
  • Görüntüleme Görüntüleme 708

ShiRoiUranos

Level 6
TM Üye
Katılım
16 Şub 2013
Konular
338
Mesajlar
1,208
Reaksiyon Skoru
47
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 3 Ay 28 Gün
Başarım Puanı
125
MmoLira
-52
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Tüm dünyayı dize getiren İngiliz üretimi yedi harika otomobili alarak 1.040 kilometrelik bir yolculuğa çıktık. Autocar'ın özel konusu başlıyor...
İngiltere’de otomotiv endüstrisi yok mu dediniz? Eğer bu cümleye gerçekten inanıyorsanız, size bir sorumuz var: Aston Martin Vantage V8, McLaren MP4-12C, Rolls-Royce Phantom, Bentley Continental GTC V8, Jaguar XKR-S, Range Rover Evoque ve Lotus Exige kadar entresan ve farklı otomobilleri üretebilen başka bir Avrupa ülkesi, haydi Avrupa’yı da geçtik başka bir ülke daha sayabilir misiniz?
jaguar2.jpg
İsterseniz, size biraz yardım edeyim. İngiltere’nin dışındaki bazı ülkelere bakalım. Almanya’da muhtemelen Aston, Jag, Evoque ve bir ihtimalle Bentley’in karşılığı olan otomobilleri bulabilirsiniz. Peki ama süper lüks Rolls’un karşısına çıkarabileceğiniz otomobil nerede? Maybach’ın artık üretilmediğini biliyorsunuz. Ayrıca Lotus ve McLaren benzeri bir otomobil de Almanya’da yok. Peki, o zaman İtalya’yı deneyelim. Yüksek performanslı spor otomobillerin üretimi için mükemmel bir yer. Ancak Phantom, Bentley, Evoque ve yine Lotus’un İtalyan versiyonlarını bulamayacaksınız. İsterseniz, şansınızı ABD ya da Japonya’da da deneyebilirsiniz. Ama sizi temin ederiz ki, vardığınız sonuç aynı olacak. 2012 yılında dünyanın en farklı ve enteresan otomobil gamına sahip olan ülkesi İngiltere.

Evet, artık İngiltere kendi topraklarından çıkan otomobil firmalarının sahibi değil; çünkü onları kâr edecek şekilde yönetilmelerini bir türlü beceremediler. Ancak dünyanın en iyi tasarım ve mühendislik bilgisinin kaynağının burası olduğu hususunda hiç kimse itiraz edemez. Neden mi? Çünkü İngiltere, dünyanın genç tasarımcı ve mühendislerinin eğitildiği çok iyi enstitü ve üniversitelere sahibi; çünkü tüm yüksek teknolojisi ile otomobil yarışlarının merkezi burası ve çünkü Britanyalı otomobil alıcıları, sıra dışı ve maceracı otomobilleri talep edip alabilecek kadar açık görüşlü.
Sanki her şeyi bir araya getirince, ortaya bir otomotiv cenneti çıktı değil mi? Birkaç ufak problemi saymazsak, durum gerçekten de böyle. Tam da bu noktaya parmak basmak için bu sene onları bir araya getirmeye karar verdik ve otomotiv dünyasında, yazın son günlerindeki bu festivale imza atarak McLaren, Lotus, Bentley, Rolls, Jaguar, Lotus ve Range Rover’i topladık. Plan basitti aslında: Autocar’ın testlerine sürekli konuk olan otomobilleri al, bu otomobilleri Britanya’nın ikonu haline gelen yerlerdeki harika yollarda, mümkün olan en iyi şartlar altında kullan ve sonra da korkusuzca, tarafsızca ve tecrübeyle kaleme al.
Gerçekte ülkenin en iyi ve en hızlı otomobillerini deneyeceğimiz bu maceraya start vermek için İngiltere’nin (ve dünyanın) ilk sabit yarış ve test pisti olan Brooklands’den daha iyi bir yer olamazdı. Brooklands’in beton hız pisti o kadar büyük ve sıra dışı duruyor ki; burasının, yenilikçi ve zengin Hugh Locke-King’in (1907’deki) otomobil takıntısının bir ürünü olarak ortaya çıktığına inanmak çok zor. Locke-King, sadece yarış meraklısı bir maceraperest olmanın çok ötesinde bir adamdı. Sıkı bir vatansever olan bu girişimci, otomotiv dünyasının henüz emekleme aşamasında olduğu 20. yüzyılın başında, dünyadaki otomobillerin yarısının Fransa’da üretilmesi ve İngiltere’deki otomobil sanayinin 32 km/s hız limiti yüzünden gelişememiş olmasından son derece rahatsızdı. Üretilecek modellerin yüksek süratte denenebileceği, hiçbir yer yoktu.
Bunu hayal etmek güç olsa bile, o zamanki Brooklands, bugünkü MIRA, Millbrook, Silverstone ve Farnborough ile bir miktar Rockingham’ın bir araya getirilmiş bir versiyonuydu. Bugünün parasıyla onlarca milyon pound harcayan Locke-King, aynı zamanda o dönem için hem riskli hem de radikal sayılabilecek bir kararla zemin için beton kullanmıştı. Onun
vizyonunda, sadece ülkenin yarış meraklıları (ve onları destekleyen garajlarla ile tuning sevdalıları) için bir merkez yaratmanın da ötesine geçerek, İngiltere’nin yeni gelişen havacılık endüstrisi için bir yuva inşa etmek de vardı. Sonuçta iç kısımda 1972 yılına kadar kullanılan makul boyutlarda bir kalkış pisti ve hangarları barındıracak yeteri kadar alan vardı. Son olarak Brooklands, yarış dünyasının bir başka efsanevi yuvası ve Indy 500’ün evi Indianapolis Speedway’in inşası için, Amerikalı girişimcilere ilham kaynağı olmuştu.

BROOKLANDS'DE: BENTLEY GTC V8
rr-bntly.jpg

Yedi otomobilden oluşan özel grubumuz, 1040 kilometrelik yolculuğa çıkmadan evvel Brooklands’in eğimli ve oval kısmının hayatta kalan en güzel bölümünün üstünde buluşuyor. Bu bölüm Member’s Köprüsüne bakıyor ve Wellington Hangar’ının hemen arkasında yer alıyor. İşin ilginç tarafı, bu hangar, savaş zamanında temel atmaya gerek kalmadan kurulabileceği için finiş düzlüğü üstünde inşa edilmiş. Hem antik hem de modern sebeplerin birleşiminden ötürü Continental GTC, burada kendisini diğerlerinden daha fazla evinde hissediyor. Daha verimli olan yeni, turbo V8 motor; yine de savaş öncesi dönemde Brooklands’de yarışan uzun ve mekanik vuruntu sesli motorların bir uzantısı gibi duruyor. Benzer şekilde otomobilin direkt çalışan ama etli direksiyonu ile burunda yer alan büyük ağırlığı (bu sayede hızlansa bile otomobil çok dengeli oluyor) da eski zamanlara yapılmış bir gönderme gibi. Özel olarak hazırlanmış Bentley’ler, Brooklands’in eğimli pistine çıkan en hızlı otomobillerdi ve eğer geçmişin yankılarını bu son otomobillerde de görmek istiyorsanız, bu etkiyi yakalayabilirsiniz.
Diğer izlenimlere geçelim: yeni turbo V8 ve sekiz ileri vites kutusu sayesinde, kalkıştan itibaren müthiş bir itme gücüyle otomobil ileri fırlıyor. Dolayısıyla her ne kadar Bentley, daha verimli bir versiyonun yakında tüketicilere sunulacağını söylüyor olsa bile, herhangi bir alıcının daha gürültülü, daha karmaşık ve daha pahalı W12 motoru tercih etmesi düşük bir ihtimal. Çıkan ilk Continental’den bu yana değişmeyen tek bir şey var: bu otomobil de, süper otomobil genleriyle başka bir amblemin altında bulmanın zor olduğu, büyük bir markanın sofistike ruhu birleşmiş.

"Modern Bentley, doğrudan çalışan direksiyonu ile yüksek süratte çok dengeli olabiliyor"

DUXFORD’A: MCLAREN MP4-12C
mclaren.jpg

Woking’den, yani Matt Prior’un Londra’nın kuzey eteklerindeki mekânı üzerinden gelmiş olmasına rağmen; McLaren alçak tavanlı, iki koltuklu ve kelebek kapılı siluetiyle bir süper otomobil karakterinin tüm özelliklerine sahip. Otomobilin devrim yaratan bağlantılı süspansiyon sistemi, özellikle bozuk yollardaki konforu çok artırıyor ve bu canavarın kolayca sürülebilmesini sağlıyor. McLaren’in modern bir otomobil için biraz dar olması ve az önce bahsettiğimiz tümseklerle başa çıkma becerisi birleşince, MP4-12C ortalama böyle fiyatlara sahip bir süper otomobile göre, zor durumlarda çok iyi bir iş çıkarıyor. McLaren, bu ortadan motorlu ve iki kişilik otomobilin sahiplerinin, onu ‘her şey için’ kullanabilmesini istemiş; otomobil bu isteği karşılayabilecek gibi duruyor. Bana göre, başka bir üretici otomobilin yeni teoriyle üretilen bağlantılı süspansiyonunu taklit edene kadar, gerçek dünyada bu kadar kabiliyetli bir otomobile rastlayamayacağız. Fotoğrafçımız, teknolojik bölümde kullanmak için Brooklands’in her zamanki popüler Concorde kısmında çektiği fotoğraflarda, otomobilin bütünlüğünü bozmadan ilerleyişini sevdiğini söylüyor.
Başka yorumları da duymak ister misiniz? Otomobille hatırı sayılır bir mesafe kat eden herkes, direksiyonu beğendiğini söyledi. Hangi motor modunda olursanız olun; ani bir darbeyle gelen muhteşem motor gücü, istediğinizde emrinize amade. Otomobil, hem tatlı, hem de kullanışlı bir model. Bir Ferrari 458 ile karşılaştırıldığında McLaren, otomobili sürdükçe fark edeceğiniz önemli avantajlara sahip. Ona bayıldık.
"McLaren’de, zor durumlarla başa çıkmak daha kolay"

SAVAŞ UÇAĞI KOLLEKSİYONUNDAN
ROLLS-ROYCE PHANTOM II

bntly.jpg

İçinde en son çıkan Rolls-Royce Phantom V12’nin de bulunduğu bir grup otomobil için, Cambridgeshire’da Duxford havaalanından daha iyi bir mola yeri olabilir mi? İmparatorluk Savaş Müzesi’nin bir parçası olan havaalanı, aynı zamanda bağımsız bir iş girişimi olan Savaş Uçağı Koleksiyonu’na da ev sahipliği yapıyor. Bu koleksiyon içinde, Rolls’un ürettiği V12 motorlarıyla uçan 2. Dünya Savaşı’dan kalma Spitfire’lar, daha önceki döneme ait Merlin motorlu Supermarine Spitfire Vb’ler ve nispeten daha yeni Griffon motorlu Vickers-Armstrong Spitfire XIV’ler de mevcut. Bu son iki uçak, Savaş Uçağı Koleksiyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen büyük festivalde, ‘Uçan Efsaneler’ organizasyonunda uçarak, hâlâ zinde olduklarını izleyicilere kanıtlıyorlar.
Spitfire’a bu kadar yakın olmak, gerçekten sihirli bir deneyim oldu bizim için. Öte yandan, havaalanı çalışanları için İngiltere’nin en iyi yedi otomobilini incelemek de, unutulmaz bir tecrübeydi. Tahmin ettiğiniz gibi, en çok ilgiyi Rolls ve McLaren çekti. Dolayısıyla havanın azizliğini saymazsak, sihirli bir ‘yarım gün’ geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Biz oradayken, bir deneme uçuşu için havalanan Mustang’i izlemek de mükemmeldi. Yaşadığımız tek problem, Phantom’un anahtarlarını, test editörümüzün elinden almanın çok zor oluşuydu. Bir ara, Goodwood’dan bu yana otomobili kullanan editörümüzün gece de, otelde kalmak yerine otomobilin içinde uyumayı tercih edeceğini düşündük. Sonunda pes etti, ama anahtarları verirken, efsanevi bir cümle sarf etti: ‘Eğer bir gün Autocar’dan ayrılırsam, mutlaka bu otomobilden alabileceğim bir işe gireceğim’ Demek ki, daha uzun yıllar boyunca ofiste dolaşmaya devam edecek...


DALES'E GİDİŞ: RANGE ROVER EVOQUE
rr.jpg

İlgi çeken konvoyumuzla, fotoğrafçılarımızın güzel kareler için gitmemizi istediği Yorkshire Dales’e doğru ilerlerken; Halewood’da 100.000. Range Rover Evoque üretilmiş olmasına rağmen, insanların hâlâ bu otomobile ne kadar büyük bir ilgiyle baktıklarını görmek, bizi şaşırttı. Lotus ile beraber, Evoque konvoyun ucuz otomobiller dilimine giriyordu. Buna rağmen, çocuğu okula götürdüğünüz birbirinin aynı diğer SUV’lardan çok daha farklı olan görünüşü, onun büyük bir ilgi odağı olmasını sağlıyor. Neyse ki, otomobilin
başarısı, sadece görünüşü ile sınırlı değil. Çabuk çalışan direksiyonu, sıkı ayarlanmış yayları, geniş iz açıklığı ve Range Rover’dan daha alçakta olmasına rağmen hâlâ her şeye hakim olabildiğiniz koltuk pozisyonu ile otomatik şanzımanlı dizel, kesinlikle grubun içinde kaybolup gitmiyor.

Aslında aldığımız tepkiler, cevaplar ve bakışları değerlendirdiğimizde, konvoydaki en modern otomobillerden birisini kullandığımızı anlıyoruz. Dales’in dar yollarına doğru yaklaşırken fark ettiğimiz şey, Evoque’un genişliğiydi. Otomobil, tüm yolu kaplıyor. Ama nispeten yüksek olan yan kapılara rağmen, sürücü koltuğundaki görüşün çok iyi olması, bu dezavantajı ortadan kaldırmaya yetiyor. Ayrıca otomobilin dingillerden sonraki bölümü çok uzun değil; dolayısıyla sürüş, fazla yalpalanmadan gerçekleştirilebiliyor. Otomobil aynı zamanda, grup içindeki diğer modellerin aksine, Lotus ile birlikte benzin istasyonuna gittiğinizde sizi memnun edecek bir fatura ile ayrılabilmenizi de sağlıyor. Evet, Evoque yeni bir otomobil; ama bize göre ‘En iyi İngilizler’ seçimindeki yerini hak edecek kadar uzun süredir kullanılıyor. Hatta otomobilin, 5-6 yıl sonra, ‘artık değişmesi lazım’ deneceği zaman bile özel bir model olacağına inanıyoruz. Peki, bu da sonradan gelecek modeller üstünde bir baskı oluşturacak sıra dışı özelliklere sahip bir Land Rover olarak mı kalacak? Galiba öyle.

YORKSHIRE'DA: JAGUAR XKR-S
jaguar(1).jpg

Manzarası, makul görüş alanına sahip ve bol düzlüklü dar yollarla tümsekli yüzeylerin birleşimiyle oluşan kombinasyonu sayesinde, Dales, en iyi otomobiller için bile gövde kontrolünün denenebileceği bir yerdi. Peki otomobiller burada iyilerse, daha kötü bir yolda, çukurlar, tümsekle ve yüzey bozukluklarıyla başa çıkarken nasıl olacaklar? Otomobillerimiz, bu sorun karşısında farklı tepkiler veriyor; mesela yumuşaklık ve boyutlarından ötürü Rolls ve Bentley’i kullanırken dikkatli olmanız gerekiyor; Lotus çevik olsa da bozuk yüzeylerin üstünde sıkıntı yaşıyor; Evoque geniş olsa da kapasitesi yol problemlerinin üstesinden geliyor; genleri ve fiyatı düşünüldüğünde Aston’un baskı altında kalmasına şaşırmamak lazım.
Ama popüler bir deyimle tüm bu otomobilleri kahvaltı niyetine yiyen bebek Jaguar XKR-S’ti. Gerçi her şey kusursuz da değildi; çoğu zaman düşündüğümüzden daha fazla dürtüldük ve bazen de çekiş zayıf kaldı. Ama şasinin sertliği, direksiyonun güven vermesi, gerilimi ve iyi ayarlanmış gövde kontrolü (Jaguar’ın ayar dahisi Mike Cross’un ellerini neredeyse direksiyonda hissedebiliyorsunuz) performansın çok iyi olmasını sağlıyor. Bana kalsa, XKR bir miktar daha alçak olabilirdi, ancak bu kararları buradan vermek her zaman kolaydır.
Bu tür tecrübeleri yaşarken, araya her zaman fotoğrafçılar girer. Biz de Dales’ten geçerken, büyük fotoğraf makinesi ile fotoğrafçımızı, sürüşü pürüzsüz olan Bentley’in arkasına oturttuk. Daha sonra polis geldi ve neredeyse çöl kadar boş olan yolda, birbirlerinin birkaç santim uzağında ilerleyen bu otomobillerle ne yaptığımızı sordu. Acaba bir otomobil dergisi için konu hazırlamaktan başka bir niyetimiz olabilir miydi? Neyse ki bu seferlik basın kartı işe yaradı. Hatta polis, fotoğraf çekimi sırasında arka planın temiz gözükmesi için kısa süreli olarak trafiği bile durdurdu. Aslında son 30 senede yaptığımız fotoğraf çekimleri sırasında edindiğim tecrübe, bir kez daha doğrulanmış oldu: Eğer makul ve kibar bir şekilde davranıp, ne yaptığınızı düzgünce açıklayabilirseniz, polisler size yardım bile edebilirler. Eğer bir şekilde, bu yazıyı okuyorlarsa diye söylüyorum: Teşekkürler memur bey...

ELVINGTON'A: LOTUS EXIGE S
lotus.jpg

Bu kısımlara geldiğimizde, daha önce de takıldığımız bir yerde Wllington Arms adındaki pub’da geceyi geçirdik. Mekânın sahibi, sadık bir Autocar okuyucusu olunca, muhabbet her zaman güzel oluyor. Ertesi sabah, önce her zamanki gibi günün ilk işini yaparak otomobilleri yıkattık. Sadece bir kereliğine de olsa, otomobilleri oldukları gibi fotoğraflamayı çok isterdim.

Her neyse, yeniden yola çıkarak Elvington havaalanının geniş pistlerine doğru ilerliyoruz. Havalanın girişinin hemen yanında Yorksire
Hava Müzesi yer alıyor. Bir kilometrekareye yakın bir alan sahip harika taksi alanıyla beraber, bir tane üç kilometrelik kalkış pistini keşfediyoruz. Sanki mekân, işler ters giderse bir uzay mekiğinin inebileceği acil iniş alanı olarak inşa edilmiş gibi. Burada otomobillerin, viraj dönüşü fotoğraflarını çekiyoruz. Jaguar, ‘dumanlı ve eğlenceli’ gözüküyor. Ama konu, bir yarış pistinde ihtiyaç duyacağınız kadar keskin ve ani bir yön değiştirme olduğunda, Lotus bir kez daha rakipsiz olduğunu gösteriyor. Direksiyon inanılmaz derecede hassas ve doğru şekilde çalışıyor; lastiklerin yol tutuşu istemediğimiz kadar fazla ve dönüş kaymaya doğru meyil ettiği anda da otomobilin ne yapacağını tahmin etmek çok kolay. Diğer üreticilerin Lotus gibi yol tutan bir otomobil üretme şansı, neredeyse hiç yok. Ama sadece, bu tür bir başarıyı tam olarak anlayabilmek için bazen havaalanı gibi geniş ve hiçbir şeye çarpmayacağınız bir yere ihtiyacınız oluyor. Exige, gezintiye veya tatile çıkacağınız bir otomobil değil. Ama, hızlı, pedalları uzakta, makul derecede gürültülü ve sert ama konforlu koltukları olan bir otomobil istiyorsanız, doğru yerdesiniz.


EVE DÖNÜŞ YOLU: ASTON MARTIN V8 VANTAGE
britto.jpg

Aston V8, gerçekten de ilginç bir otomobil. Otomobilin görünüşü harika, hatta pek çok kişi onun en iyi gözüken Aston olduğunu düşünüyor. Ayrıca otomobilin kompakt boyutları, uzun eve dönüş seyahatinde karşınıza çıkacak her türlü yol için ideal bir gövde anlamına geliyor. Otomobil rahat ve hızlı, dolayısıyla en sol şeride çıktığınızda, görüntü ve hızınızla birlikte çoğu zaman yolu size bırakıyorlar. Onun biraz eskimeye başladığı hissi herkeste mevcut (mesela Jaguar’ın direksiyonu ve sürüşü daha iyi). Ama Aston’larda görebileceğiniz uzun mesafeleri rahat ve hızlı bir şekilde kat etme özelliği, Vantage’de fazlasıyla var. Otomobilin ulaştığı kalite standartları, Aston sahiplerinin hayal bile edemeyeceği bir seviyede. Alüminyum şasi ve Jaguar bazlı V8 motor, muhtemelen 2100 yılına kadar sizi taşımaya yeter. Aslında o modern bir klasik ve onunla güneye doğru gittiğimiz 500 kilometrelik yolun nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile.

Gelelim sonuçlara. Öncelikle bu yolculukta bir acelemiz yoktu; otomobilleri değerlendirmek için alışık olmadığımız, ücra yerlerdeki dar yollara girmedik, yağmur bastırdığında kenara çekip dinlendik ve işin tadını çıkarmaya çalıştık. Kahve içerek, yaşadığımız tecrübeleri paylaştık ve bu otomobillerden ‘en iyi’ statüsüne layık olmayan varsa, bunu bulmak için tartıştık. Ama sonunda bu muhteşem yediliden birisini listeden düşürmek için kimsenin hevesli olmadığını gördük.
Yani bunlar, gerçekten de İngiltere’nin en iyi otomobilleriydi.

"Muhteşem yediliden herhangi birini dışarıda bırakmaya, kimsenin gönlü razı olmadı."
 
Teşekkürler..
 
yuregıne saglık
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst