Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Merhaba Arkadaşlar Yaşım 16 Bu Zamana Kadar Okuduğum Kitab Sayısı 1200 Kadar Var Sizlerle Bunları Yavaş Yavaş Paylaşıcam.
Kadın Pençesi adlı hikayede, bahtıkara olarak nitelendirebileceğimiz bir karakter var. Bu şahıs görünüş itibariyle donuk, içekapalı, gözlerine bakıldığında pek bir zeka ışıltısı görülmeyen birisidir. Ama bu şahıs aslında sahip olduğu ruhunun güzelliğini, iyiliğini bir ayıp gibi gizler. Onun, kendisinin hiç sevilmediği ve sevilemeyeceği kanaatinin acısını çıkarmak istercesine hayatı, dünyayı, bütün insanları ve onların arasında özellikle kadınları sevmek konusunda çok bol bir açığı vardır.Bu adamın bir türlü tatmin edilemeyen sevmek ihtiyaçları birike birike bir gün birden bire taşar ve hep birden kümelenerek bir genç kızın üzerinde toplanıverir. Bu olayı bir evlenme takip eder. Bu evlenme olayı çabuk verilmiş bir karar ve büyük bir hatadır. Bu kız çok güzeldir, fakat gerek yetiştirilme tarzı gerekse kişilik özellikleri bakımından olumsuz özellikler taşımaktadır.Çok geçmeden bu evlilik ayrılık ile sonuçlanır. Bu ayrılıktan sonra kadın artık bir bar kadını olur. Her gece deliler gibi eğlenir, içer ve her defasında bir başka erkeğin kolları arasında orayı terkeder olur. Adam da kadın neredeyse oraya gider, bir kenarda, bir masanın başında ara vermeden içer, onu izler.
Hikayenin son olayında yine bir gece adam oturmuş kadını izlemektedir. Bu defasında hikayeyi anlatan baş karakter de gider, adamın masasına oturur. Derken kadın bir genç delikanlının kollarında görünür. Tam dudakları birleşmek üzeredir ki, bu sahneyi gören zavallı adam içki şişesini tuttuğu gibi masada parçalar. Elinden kan sızmaya başlar. Kadın bu manzarayı görünce hemen adamın yanına gelir ve onun elini sarar, elleriyle onun başını okşar.
Hikayeyi anlatan kişi bu mutsuz erkek başını o kadın pençesinin altında bırakarak, yüreğinde burkulan bir düğümle orayı terkeder.
Kadın Pençesi adlı hikayede, bahtıkara olarak nitelendirebileceğimiz bir karakter var. Bu şahıs görünüş itibariyle donuk, içekapalı, gözlerine bakıldığında pek bir zeka ışıltısı görülmeyen birisidir. Ama bu şahıs aslında sahip olduğu ruhunun güzelliğini, iyiliğini bir ayıp gibi gizler. Onun, kendisinin hiç sevilmediği ve sevilemeyeceği kanaatinin acısını çıkarmak istercesine hayatı, dünyayı, bütün insanları ve onların arasında özellikle kadınları sevmek konusunda çok bol bir açığı vardır.Bu adamın bir türlü tatmin edilemeyen sevmek ihtiyaçları birike birike bir gün birden bire taşar ve hep birden kümelenerek bir genç kızın üzerinde toplanıverir. Bu olayı bir evlenme takip eder. Bu evlenme olayı çabuk verilmiş bir karar ve büyük bir hatadır. Bu kız çok güzeldir, fakat gerek yetiştirilme tarzı gerekse kişilik özellikleri bakımından olumsuz özellikler taşımaktadır.Çok geçmeden bu evlilik ayrılık ile sonuçlanır. Bu ayrılıktan sonra kadın artık bir bar kadını olur. Her gece deliler gibi eğlenir, içer ve her defasında bir başka erkeğin kolları arasında orayı terkeder olur. Adam da kadın neredeyse oraya gider, bir kenarda, bir masanın başında ara vermeden içer, onu izler.
Hikayenin son olayında yine bir gece adam oturmuş kadını izlemektedir. Bu defasında hikayeyi anlatan baş karakter de gider, adamın masasına oturur. Derken kadın bir genç delikanlının kollarında görünür. Tam dudakları birleşmek üzeredir ki, bu sahneyi gören zavallı adam içki şişesini tuttuğu gibi masada parçalar. Elinden kan sızmaya başlar. Kadın bu manzarayı görünce hemen adamın yanına gelir ve onun elini sarar, elleriyle onun başını okşar.
Hikayeyi anlatan kişi bu mutsuz erkek başını o kadın pençesinin altında bırakarak, yüreğinde burkulan bir düğümle orayı terkeder.