Bvural41 1
Bvural41
OnurBoyla 1
OnurBoyla
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
farkmt2official 1
farkmt2official
mavzermete 1
mavzermete
dreamstone 1
dreamstone
Hikaye Ekle

Suat Engüllü (Şair)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan LoRDaLi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 3
  • Görüntüleme Görüntüleme 654

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

3988.jpg


Suat Engüllü
1950 yılında Üsküp'te doğdu. İlk ve orta öğrenimini "Vuk Karaciç" ve "Tefeyyüz" okullarında bilirdi. 1969 yılında Üsküp "Nikola Karev" Pedagoji Lisesi'nden mezun oldu. Ardından "Kliment Ohridski" Pedagoji Akademisi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Öğrenimine devam etti.
Ailesinin sınırlı maddi imkânları yüzünden kısa bir süre sonra okuldan ayrılmak zorunda kaldı.

1970 yılında Üsküp Radyosu Türkçe Yayınları'nda gazeteciliğe başladı. 1973'te lektörlüğe tayin edildi. Üç yıl sonra Makedonya gençlik örgülü başkanlığına üye seçildi. Örgütte iki yıl Çocukların Eğitimi Komisyonu, iki yıl da Kültür Komisyonu başkanı görevinde bulundu. 1979 yılında Makedonya'da ilk "Gezici Resim Atölyesi"ni kurdu. Milliyetçilik damgasını yiyip daha üst görevlere gelebilmesi engellendi. 1981 yılında "Birlik" Ga-
zetesi'ne geçti. Kültür sayfalarında yazarlık yaptı. Bir yıl sonra da "Sesler" Aylık Toplum Sanat Dergisi yayın yönetmenliğine getirildi. 1989 yılında Makedonya Anayasası'nda yapılan değişmelere karşı çıklı ve resmi siyasetle uzlaşmaz duruma düştü. Aynı yılın kasımında Türkiye'ye göç elli.
Genç yaşta edebiyata eğilim gösterdi. 1968 yılında "Nikola Karev" Pedagoji Lisesi'nde "Naim Şaban" Edebiyat Kolunu kurdu, 1970 yılında
Üsküp'te "Orhan Veli Kanık" Yazın-Oyun Topluluğu'nun kurulması girişimini başlattı. Topluluğun ilk başkanı oldu. Türkiye'ye göç edene
kadar da bütün imkânsızlıklara ve topluluğun kapatılmasına yönelik bütün gayretlere rağmen örgütlediği etkinliklerle "Orhan Veli Kanık"ın ayakta kalabilmesini sağladı.

Makedonya Türk Edebiyat'ına şiir yazmakla girdi. Fakat edebi çalışmalarını şiirle sınırlamadı, öykü, eleştiri, deneme, inceleme-araştırma yazmakla da uğraştı. İlk şiir kitabı "Sözgen" 1972 yılında "Birlik" Yaymlarınca yayımlandı. Bunu "Zamandışı İçdüşlemeler" ("Birlik" Yayınları, Üsküp 1974), "Bir Sevimle Bir Devrim Üstüne" ("Tan" Yayınlan, Priştine 1980), "Kumrovetslİ Çocuğun Anısına" ("Birlik" Yayınları, Üsküp 1981), "Seve Yorgunu" ("Birlik" Yayınlan, Üsküp 1983), "Let kon
sinevinite" (Mavilere Uçuş, "Ogledalo" yayınlan, Üsküp 1989, Makedonca'ya çeviri) adlı şiir kitapları İzledi. .1986 yılında "Açıl Susan Açıl" ("Birlik" Yayınları, Üsküp) Öykü kitabı yayımlandı.

Makedonya'daki Türk köylerinin içler acısı durumunu, Türk köylülerinin bitmeyen çilesini dile getirdiği röportajları "Pırnalı'dan Çıktık Yaya"
("Birlik" Yayınları, Üsküp 1989) kitabında bir araya getirildi.

1989 yılında İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu'nda "4. Boyut" Aylık Toplum, İletişim, Kültür ve Sanat Dergisi'ni çıkardı. Dergi yönetimine şahsi işlerin karıştırılması üzerine yayın yönetmenliğinden istifa etti. Halen İ.Ü. Basımevi ve Film Merkezi’nde çalışmakladır.
1973 yılında Yugoslavya Gazeteciler Cemiyeti, 1975'te Makedonya Yazarlar Birliği üyeliğine alınan Suat Engüllü, TYS ve ÎLESAM üyesidir.
Makedonca ve Sirp-Hırvatça'tan Türkçe'ye ve Türkçe'den Makedonca'ya çeviri yapmakla da uğraşmaktadır. Makedonca-Türkçe Sözlük çalışmaları devam etmektedir.

ŞİİRLERİ

MARTILAR DAHA NELER YAPMAYACAK

bulutlar uçuştu üzerimden beyaz atlılar gibi
yağmur damla damla aktı gözlerimden
bir hafız geçti alaca camisinden iki büklüm
ben helene'i düşledim bir yol
sol memesi altında minnacık yüreği
güneş sarıya boyamak istedi gökyüzünü
yazık olacaktı balıklara
dalgacı Mahmud'u taşıdı kanatlarında martılar
buçin'e yerleşecekti van gogh
ağaçlar toz toprak bir ay
mürüde'nİn acıdığı yok kızlığına
yel olacaktı gece olacaktı sıcak
bir sürü sarı yapraktır seriliverecekti yüreğine
karaağaçlar yabangülleri sarmaşdolaş
ve yarı portakal güneş
en ayıp işlerin görüldüğü korularda,
en mutlu sevi Öyküsünü anlatacaktı bir kız
alıcı çıkmasaydı yininin sıcaklığına
nem kusan kaldırımlarda
ve ben en iyi şiirimi yazacaktım gözbebeğinde
mısır tarlalarında
saz olacaktım tel olacaktım
yanık yanık yakılan türkülerden
akacaktım ellerine
sıcak bir sevi özleminde yini çırılçıplak bir
rahibenin
dudakları toprak kadar sıcak toprak kadar çatlak
bir köylü kızı gibi içli
söylemesini beceremezsin şişova deresi türküsünü
gör ki ellerinde sarısı yok buğday başaklanılın
güneş ala boyamak istedi denizi yazık olacaktı
gökyüzüne ronsard'ın gözyaşlarını taşıdı martılar

1) Üsküp Türklerinin kardelene verdikleri ad.

TÜRKÜLEMELER

bayram sabahlan hep başkalaşırdı evimiz/çepeçevre bir ışıltı bir inanç sonra
büyüdün kabardı göğüslerin/gözlerimin bacaklarından aldığı erinç yok
mu/şimdi bütün üzüntüler saçma imbatların getirdiği de düpedüz sevinç
yüreğin bir temiz bir toprak kadar geniş süksene geceleri gözbebekerinden
düşünmemeli artık hidrojen bombalarını korkmamalı sabahları yürek sancılarından
hani hıdırellezde kavak dallarıyla ardından koşu şiarın /ondördünde bir kızdın
dudakların kösnül kösnül istek dolu biry erler in/bayramda öpecektim sen yoktun ve
bugün yammdasın kanın kaynıyor ben yorgunum bitkin/git de çık içinden işin
yüreğin bir temiz bir toprak kadar geniş süksene geceleri gözbebeklerinden
düşünmemeli artık hidrojen bombaların korkmamalı sabahlan yürek sancılarından

BİR DELİNİN ŞİİRLEMELERİ

kelle kullesi'nde diller gürül gürül
gözler on değil yüz değil bili değil
usunu al da geçmişe şöyle bir eğil
ne öldüren suçlu ne ölen suçlu
kelle kullesi'nde taşbaşlar bilir gerçeğin özgüsünü
akın akındır bakışlarım geçmişlere usluca suçlular
suçsuzdur suçsuzlar suçlu davranışça kelle
kullesinde taşbaşlar bilir gerçeğin özgüsünü
düşüncelerini seninle sarmaşdolaş
sensizliğin engelliyor yargılarımı on
defa yüz defa bin defa gel kelle
kullesi'nde taşlar sağır suskun

ZAMANDIŞI İÇ DÜŞLEMELER

baktım herşey çokuzak
dedim artık susmalı konuşmak
anlaşılmak demek değil çömelip bir
gökyüzü germen ilk korkusuz ve
mavi değil
önce herkesi düşündürmeli (bu bir öndevrimdir)
sonra herşey değişebilir
herkes konuşan sendir düşündükçe (artık anlaşılmak gereksiz)
nerde şimdi bu devrimaşmişlık
baktım herşey çokuzak
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst