InfernoShade 1
InfernoShade
Psych0SoociaL 1
Psych0SoociaL
onur akbaş 1
onur akbaş
noisiv 1
noisiv
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
D 1
delimuratt
ShadowFon 1
ShadowFon
shrpnl 1
shrpnl
DEVLOPER 1
DEVLOPER
Manwe Work 1
Manwe Work
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Hikaye Ekle

Hükümdar | Machiavelli

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 911

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 17 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Nicolo di Bernardo Machiavelli Üzerine

Makyavelizm hiç kuşkusuz bir soyutlama ve bütün soyutlamalarda olduğu gibi ayrıntıyı atlama eğilimi taşıyor. "Makyavelizm" soyutlamasına ilhamını veren Machiavelli ise bir insan. Elbette istenirse somut Machiavelli de soyut bir insan haline gelebilir ve konuşulabilir. Mümkündür ama doğrusu somut Machiavelli'de ısrar etmektir. Lucien Febvre'nin dediği gibi soyut insanla tarihçi hiç karşılaşmaz.

Somut Machiavelli'nin özelliği ne? İlk göze çarpanı bir Rönesans insanı olması. Machiavelli 1469'da doğmuş 1527 yılında ölmüş. Yani hem bir Rönesans insanı hem de bu çağın bir öncüsü. Evet "toplumsal düzenin içinde arayalım orada buluruz. Zamanın toplumuna bakalım o zaman anlarız." Öyleyse Machiavelli'yi anlamak için yaşadığı zamana dönmemiz gerekiyor. Ancak burada bir 16. yüzyıl tablosu çizecek değiliz; bu sorunumuzu bir tarihçiyi yeniden yardıma çağırarak çözeceğiz:

"Neden onaltıncı yüzyıl? Çünkü dünya tersine dönmeye başlamıştır. Birbirine bağlı iki büyük dönüşüm ve başkalaşım bu döneme damgasını vurmuştur: burjuvazinin yükselmesi ve kapitalizmin kendini kanıtlaması. Oluşmakta ve kendi düzenini her şeye dayatmakta olan bu iki bizatihilik Eski Dünya'yi yani bir bakıma Doğu'yu yoketmektedir. Nasıl mı? Doğu'dan gelen din olan hıristiyanlık reformla batılılaşmakta; Doğu'nün sanat ve edebiyat anlayışının devamı olan antik sanat ve edebiyat Rönesans'la aşılmakta; Doğu'dan ilk kopuşu simgeleyen feodalite bile kapitalizmle başka bir aleme doğru değiştirilmekte ve asıl önemlisi Batı insanı kendini yerellikten kurtararak dünyaya açılmaktadır yani bilimi keşfetmekte bilimi kurmakta bilimi oluşturmaktadır. Bu yepyeni bir olaydırçünkü Doğu'da bilim olmamıştır. Rönesans işte bütün bunların bileşkesi olarak tam bu dönüşüm ve başkalaşım mayalanmasının göbeğine oturmaktadır Doğu'dan kopuş."

Peki ne diyor bu dünyanın bir bireyi olan Machiavelli: "devlet gücünü dinden değil ulustan törebilimden değil pratikten almalıdır". Pek güzel diyor. Ve bundan etkilenmek için illa bir "siyaset felsefecisi" ya da bir "siyaset bilimcisi" olmak gerekmiyor. Saptanması gereken ilk şey şudur; Machiavelli ile birlikte dönemi de teoriler dünyasından olgular dünyasına geçiyor.

Machiavelli bir dünyevileştiricidir: bunları söylerken hem ortaçağı hem de onun üzerinde duruyormuş Dolayısıyla düşünürümüzün devlete "insan gözüyle" bakması ve teolojinin yerine akılla deneyi koyması da kaçınılmaz oluyor. Peki ama nedir bu insan gözü? Nasıl oluyor da başkalarının ilahi bir gücün etkisini gördüğü yerde dünyevi bir güç görebiliyor.

İşte size Machiavelli dolayısıyla sorulabilecek gerçek bir soru. Burası somut Machiavelli'in bir soyutlama adınainsan adına konuşmaya başladığı yerin ta kendisidir. Makyavel ve çağdaşları bir soyutlama olan tanrıyı gökten yere indirirken bir başka yönde kendi soyut tanrısını kuruyor. Bu tanrı bundan böyle felsefeye sanata siyasete damgasını vuracak olan soyut insandır. Böylece kurgu tersine döner; bütün insanlar tanrının iradesinin bir tezahürü olarak gerçekleşirken birdenbire dünün bütün insanlar Machiavelli döneminin insanlarını gerçekleştirmek üzere yaşamış gibi görünür. Adeta bugünün tarihi dünün tarihinin amacıdır.

Bu karmaşık durumun yalın hali şudur; dünün tanrı adına konuşan egemenlerinin yerini bugün insan adına konuşan yeni egemenler devralmaktadır. Alır da. Başlangıçta devrimci bir mücadeledir bu Yeni sınıf ve elbette Machiavelli tanrıya ve onda kişileşmiş olan feodal yapılara karşı mücadele etmektedir ve o "devlet ve yönetimi insani bir iştir" derken yeniyi dillendirmektedir.

Peki niye bugün Machiavelli'den geriye korkunç bir pragmatizm kaldı. Niye bugünün egemen düşüncesi Machiavelli'den "amaç için her yol mubahtır" ana fikrini çıkarıyor. Aslında bunun cevabı da oldukça basit. Machiavelli'in devrimci sınıfı bugünün tutucu sınıfı haline gelmiştir de ondan. Düne somut Machiavelli-denk düşüyordu bugüne ise Machiavelli soyutlaması yani makyavelizm.

Dolayısıyla somut Machiavelli devrimci kalmaya devam ediyor ve onu somutluğu içinde algılamak tutucuların işi değil. Bu mirasın gerçek sahibi olan devrimcilere ise soyutlamalara inanmak değil "tarihin kendisinde bulupgöstermek" düşüyor.

Goethe bilimler tarihini çeşitli ulusların seslerinin sırasıyla çıktığı bir füge benzetir. Bizde bilinen adıyla "Hükümdar" gerçek adıyla Prens bu fügdeki İtalyan sesidir. Üstelik oldukça köklü ve önemli bir ses.

Hâlâ ayak seslerin duyulur Machiavelli
San Kayano'nun ıssız yollarında.
Hava fırın gibi gök alev alev
Toprak çorak çabaların boşuna.
Sapan tutmaktan yorgun ellerinle
Alnını yumrukluyordun geceleri.
Ümitsizdin ne .aşinan vardı ne arkadaşın.
Sefaletin rezil kızı aylaklık
Kanını içiyordu kalbinin avuç avuç.
Kimim ben diyordun bir taş verin de
Bir taş veya kaya. yuvarlayayım.
Bıktım bu mezar sükûnetinden
Ve kollarım çalışmamaktan yorgun.

Alfred de Musset


Hükümdar'dan Seçmeler - 1

1-İnsanlar üzerinde hakimiyet kuran devlet ve iktidarların hepsi geçmişte olduğu gibi günümüzde de ya cumhuriyet ya da krallık olarak ortaya çıkmışlardır.

2-Başka bir devleti ele geçirme bizzat ele geçirenin ya da başkalarının ordusuyla veya şansın yardımıyla veya yetenek yoluyla gerçekleşir.

3-Veraset yoluyla hükümdar olan bir kral aslında halkının hoşuna gitmeyecek durum ve zorunluluklarla daha az karşılaşacaktır ve bu nedenden ötürü de daha fazla sevilecektir.

4- bir iktidarın eskiye dayanması ve uzun süre iş başında kalması durumunda önceki yeniliklerin hatırası da bunların nedenleri de silinir gider.

5-İnsanlar yazgılarının da değişeceği beklentisi içinde hükümdarlarını değiştirmeyi severler.

6-zira orduları ne kadar güçlü olursa olsun bir kralın bir ülkeye girebilmesi için o ülke halkınca tutulmaya ihtiyacı vardır.

7-insanlar kendilerine verilen küçük çaplı zararlardan intikam almaya kalkarlar ama verilen zarar çok ağır olduğunda buna kalkışamazlar; bundan da şu sonuç çıkar: Bir insana zarar verilmesi söz konusu olduğunda bunu söz konusu kişinin intikam almasını imkansız kılacak biçimde gerçekleştirmek gerekir.

8-zaman her şeyi silip süpürür ve iyiliği getirebileceği gibi kötülüğü de getirebilir.

9-Sahiplenme isteği şüphesiz olağandır ve insan doğasına özgüdür. Bu arzusunu tatmin etmeye kalkışan herhangi biri bunu başarabilecek imkanlara sahipse bunun için ayıplanmaktan ziyade övülür ama bunu uygulamaya geçiremeden sadece bunun hayalini kurmak hata yapmak anlamına gelir ve ayıplanmalıdır.

10-Bir diğer hükümdarı güçlendiren bir hükümdar kendi kuyusunu kazıyor demektir çünkü güç ya yetenek ya da kuvvet yoluyla elde edilir: Oysa ki bu unsurlardan her ikisi de bunları kullanan birisini diğerinin gözünde şüpheli kılar.

11-Türk imparatorluğunun fethedilmesinde yatan zorluk buna kalkışan kişinin bu monarşinin önde gelenlerinden hiçbir surette davet alamayacağı gibi padişahı çevreleyenlerin ayaklanmasından da medet umamayacağı hususunda yatar.

12-kazanan tarafın savaştan önce nasıl halktan umacağı bir şey yoksa zaferden sonra da onlardan korkacak bir şeyi olmaz.


Hükümdar'dan Seçmeler - 2

1-Fethedilen devletler kendi yasaları altında özgür olarak yaşama geleneğine sahipseler fatih hükümdarın buraları elinde tutmak için izleyeceği üç yol vardır: Birincisi buraları yakıp yıkmaktır; ikincisi bizzat oraya gidip yerleşmektir; üçüncüsü ise fethedilen devletlerin yasalarını olduğu gibi bırakıp burayı sadece vergiye bağlamakla yetinip halkın sadakatini sağlamak üzere de kalabalık olmayan bir yönetim kadrosu kurmaktır.

2-İnsanlar hemen her zaman daha önce denenmiş yöntemlere başvururlar ve hemen her zaman taklit yöntemi ile hareket ederler; ama hiçbir zaman kendilerinden önceki kişinin yolunu aynı şekilde izleyemezler veya taklit etmeye niyetlendikleri kişinin erdemine ulaşamazlar. Bunun için de kendilerine örnek ve kılavuz olarak büyük insanları seçmeleri gerekir böylece her ne kadar söz konusu kişilerin büyüklük ve başarı derecelerine yükselemeseler de hiç olmazsa bunlara biraz yaklaşmış olurlar.

3-Sıradan bir vatandaşken hükümdarlığa yükselen bir kimse ya becerikli ya da talihli bir kişidir: Talihine ne kadar az güvenirse hükümdarlığını sürdürmekte o kadar çok başarılı olacağını da ilave etmek istiyorum.

4-İsrailliler'in Mısır'da baskı altında ve köle olarak yaşaması gerekiyordu ki kölelikten kurtulma arzusuyla Musa'yı izlemeye karar versinler.

5-gerçekten de yeni kurumların yapılandırılmasını yürütmekten daha güç başarılması şüpheli ve tehlikeli bir girişim de yoktur. Bu yola baş koyan kimse eski kurumlardan faydalanan kişilerin düşmanlığını çeker ve yenilerinden faydalanacak kişilerden de ancak ılımlı bir destek sağlar. Bu da iki nedene dayanır: İlki bu insanların mevcut yasaların desteğini alan karşıt taraftan duydukları korku ikincisi de herkeste ortak olan o güvensizlik duygusudur; tecrübesiyle ispatlanmadıkça yeniliklerin getireceği iyiliklere kuşkuyla yaklaşırlar. Bundan dolayı da yeni kurumlara karşı olanlar saldırı fırsatı bulduklarında bunu partizanlık ateşiyle yaparlarken diğerleri sönük bir biçimde kendilerini savunurlar; bu yüzden de bunlarla savaşmak tehlikelidir.

6-Şüphesiz Musa Keyhüsrev Thesea ve Romulus silahsız olsalardı oluşturdukları kurumları uzun süre muhafaza edemezlerdi.

7-insan büyük bir dehaya ve erdeme sahip olmadıkça hükmetmeyi bilmesi çok az bir olasılıktır çünkü sıradan bir vatandaş olarak yaşamaya alışmıştır.

8-çok kısa bir süre içinde kurulmuş olan devletler doğadaki çok çabuk doğup büyüyen türleri andırırlar: Bunlar ilk fırtınada devrilmelerini engelleyecek kadar yeterince derine kök salamazlar ve yeterince kuvvetli tutanamazlar;

9-insanları birbirine düşman eden özellikle duydukları kin ve korkudur.

10-Yüksek konumdaki kişilerin kendilerine sunulan yeni hizmetler karşısında uğradıkları eski haksızlıkları unutacaklarını düşünmek bir hatadır.

11-Kendi halkını katletmenin dostlarına ihanet etmenin imansız acımasız dinsiz olmanın erdemli olduğunu söylemek imkansızdır: Bu tür yollarla güç kazanabilir fakat şan kazanılamaz.

12-Çekingenlik veya yanlış tavsiyeler yüzünden farklı bir biçimde davranan kişi eli hep kılıcında olmaya mecburdur.

13-eski ve yeni haksızlıklarla devamlı huzursuzluk içinde yaşayan halka hiçbir zaman güvenilmez.

14-Zalimce eylemlerin hepsinin bir arada yapılması gerekir; böylece insanlar daha az acı çekeceklerinden dolayıhalk arasında daha az kızgınlığa neden olacaktır. Buna karşılık iyilikler yavaşça birbirini izlemelidir ki tadına daha iyi varılabilsin.

15-hükümdar halkına karşı iyi veya kötü koşullara göre değişmeyecek bir tutum içinde olmalıdır. Eğer iyilik veya kötülük için mecbur olmayı beklerseniz öyle bir an gelir ki zaten kötülüğe de vaktiniz olmaz veya yaptığınız iyilikten de bir çıkar sağlayamazsınız zira bunu mecburen yapmış olduğunuzu düşünerek size bunun için müteşekkir olmazlar.

16-iki zıt eğilim vardır: Halk ne soyluların boyunduruğu altına girmek ister ne de onların kendilerini ezmesini; öte yandan seçkinler ise halkı yönetmek ve baskı altında tutmak ister. Söz konusu zıt eğilimler şu üç sonuçtan birini doğurur: Ya hükümdarlık ya özgürlük ya da anarşi.

17-Soylular halka üstünlük sağlayamadıklarını görünce kendi aralarından söz sahibi birine koşarlar ve onu hükümdarlığa yükseltirler böylece onun gölgesinde hırslarını tatmin ederler.

18-soyluların başkalarına yapılacak birtakım haksızlıklar veya bunlara zarar vermek olmaksızın memnun edilmesi imkansızdır;

19-Soylular ezmeyi halk ise sadece ezilmemeyi ister.

20-Halkın yardımıyla hükümdar olan halkın dostluğunu korumak için çalışmalıdır. Bunu başarmak da oldukça kolaydır çünkü halkın tek arzusu baskıdan uzak yaşamaktır. Soyluların yardımıyla ve halkın iradesine karşın hükümdar olan kişinin ise her şeyden evvel halkı koruması altına alması yeterli olacaktır. Böylece hükümdarlığı halkın yardımıyla alan birisine kıyasla halktan daha çok sevgi ve bağlılık görecektir çünkü insanlar kötülükten başka bir şey beklemedikleri kişilerden biraz iyilik gördüklerinde bunlara daha büyük bir minettarlıkla bağlanırlar.


Hükümdar'dan Seçmeler - 3

1-Falanca bir hükümdar huzur ortamına ve halkın kendi gücüne muhtaç olduğu dönemlere güvenip buna göre davranmakla hataya düşer. Bu tür zamanlarda herkes onun için ölmeye can atıyordur. Ölüm sadece uzak bir olasılık olarak kaldığı sürece herkes bunun için birbiriyle adeta yarışır; ama tehlike anında halkın desteğine ihtiyacı olduğu zamanlarda hükümdarın çevresinde onu savunacak pek az insan kalacaktır. Bunu zaten tecrübe de gösterebilir ama bu o derece tehlikeli bir tecrübedir ki ikinci defası olmayabilir. Bundan dolayı hükümdar biraz dehaya sahipse halkın her türlü koşulda ve her zaman halkın kendisine muhtaç olacağı bir yönetim şekli düşünmeli ve bunu kurmalıdır: Böylece halkın hep kendisine sadık kalmasını temin etmiş olur.

2-İnsanlar hiçbir başarı pırıltısı gözükmeksizin zor işlere girmeyi sevmezler.

3-İster eski ister yeni ister karma olsun her devletin esas alacağı temeller iyi kanunlar ve iyi silahlardır. İyi silahların olmadığı yerde iyi kanunlar olmayacağı için ve bunun tersine iyi silahların olduğu yerde de iyi kanunlar olacağı için burada sadece silahlardan bahsetmeyi uygun görüyorum.

4-Bir hükümdarın devletini savunması için kullanabileceği ordu ya kendisine aittir ya paralıdır ya yardımcı bir ordudur ya da karmadır; paralı ve yardımcı ordular fayda sağlamadıkları gibi tehlike de arz ederler. Kuvvetini sadece paralı askerlerden alan hükümdar hiç bir zaman güvenlikte ve huzurlu olamayacaktır çünkü bu tür ordular arasında birlik yoktur; ihtiraslı disiplinsiz sadakatsizdirler ve dostlara karşı yiğit düşmana karşı korkak kesilirler. Bunlarda ne Tanrı korkusu ne de insanlara karşı iyi niyet bulunur. Hükümdar ancak düşman saldırısını erteleyebildiği müddetçe yok olmaktan kurtulabilecektir. Barış zamanında bu ordular tarafından ve savaş zamanında da düşmanları tarafından soyulacaktır.

Bunun nedeni bu tür askerlerin hiç bir hissi bağ olmadan sadece az bir aylık karşılığında silah taşımayı kabul etmiş olmalarıdır. Bu tür bir para ise şüphesiz çalıştıkları kişi için ölmeye karar vermelerini sağlamaz. Savaş olmadıkça asker olmaktan haz alırlar ama savaş çıktığı anda da sadece savaş alanında kaçmayı ve firar etmeyi bilirler.

5-Kendinizi kazanamayacak kadar güçsüz mü kılmak istiyorsunuz? Öyleyse paralı askerlerden çok daha tehlikeli olan yardımcı orduları kullanın gerçekten de bu sonuncularla sonunuzu kolayca hazırlamış olursunuz. Çünkü bu kuvvetler sizden başkasının emrinde olmada birliktirler ve zaten böyle de yetiştirilmişlerdir. Paralı askerlerin ise size karşı gelmeleri ve galip geldikten sonra sizi yıkmaları için daha fazla zamana ve daha büyük fırsatlara ihtiyaçları vardır: Bunlar kesinlikle birlik içinde değildirler çünkü bunları toplamış olan ve paralarını ödeyen sizsinizdir. Bundan dolayı da başlarına getirdiğiniz komutan kim olursa olsun bunların üzerinde hakimiyet kurup onları hemen size karşı kışkırtması imkânsızdır. Kısacası paralı askerlerin alçaklığından yardımcı ordularınsa cesaretinden korkmak gerekir. Bu nedenle de akıllı hükümdarlar bu iki tür orduyu kullanmayı her zaman reddetmiş başkalarının ordularıyla galip gelmektense kendi ordularıyla yenilmeyi her zaman tercih etmişlerdir ve yabancı kuvvete borçlu olacakları zaferleri de hiçbir surette gerçek bir zafer olarak kabul etmezler.

6-Kendi gücümüze dayalı olmayan bir iktidardan daha dayanıksız daha geçici başka hiçbir şey yoktur.

7-Bir hükümdar tarih okumalı ve ünlü kişilerin hareketlerini bunların savaştaki tutumlarını incelemeli kazandıkları zaferlerin ve yenilgilerin nedenlerini aramalı ve böylece neleri örnek alması ve nelerden de kaçınması gerektiğini incelemelidir. Özellikle de birçok büyük şahsiyetin yaptığı gibi çok ünlü birkaç eski çağ kahramanını örnek alıp bunların hareketlerini ve tümden gidişatlarını her zaman göz önünde bulundurmalı ve bunları izleyeceği kurallar olarak benimsemelidir. Örneğin Büyük İskender'in Akhilleus'u Sezar'ın ise İskender'i ve Afrikalı Scipio'nun Keyhüsrev'i örnek aldıkları söylenir.

8-Savaş ve savaşla ilgili kural ve kurumlar bir hükümdarın kafasında ve uygulamasında olması gereken tek şeydir hattâ işinin bu olması yerinde olur; yöneten kişinin gerçek mesleği budur öyle ki bu sayede doğuştan hükümdarlar yerlerinde tutunabilir sıradan vatandaşlar da çoğu kez hükümdarlığa yükselebilir. Silahı savsaklayıp kendisini sefahatin rahatlığına veren hükümdarların devletlerini kaybettikleri görülür. Savaş sanatından nefret etmek yıkıma giden ilk adımsa bu sanata mükemmelen sahip olmak da iktidara yükselmenin yoludur.

9-Silahlı olanın silâhsıza kendi rızasıyla itaat etmesi mantıksız olacağı gibi silahsız bir efendinin silahlı hizmetkârlar arasında hiçbir zaman güvenlikte olamayacağı da açıktır. Biri; kuşku içindedir ötekiler de incinen gururlarının kurbanıdır; birbirlerine karşı böyle duygular besleyenler birarada pek iyi yaşayamazlar.

10-Bazen erdem olarak görülen bazı niteliklerin hükümdarın sonunu hazırladığı kusur olarak kabul edilen bazılarının da hükümdarın güvenliğini ve iyiliğini sağladığı görülür.
 
Teşekkürler.
 
Paylaşımınız için Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst