noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Bvural41 1
Bvural41
ShadowFon 1
ShadowFon
mavzermete 1
mavzermete
YazilimMühendisi 1
YazilimMühendisi
Fethi Polat 1
Fethi Polat
InfernoShade 1
InfernoShade
Hikaye Ekle

Diyalektik Ne Değildir

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 428

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 17 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Bundan sonra bu tür ideolojik pespaye öznelliklere bulaştırılmış ve bunu da iş edinmiş piyasa anlayışlarının olduğu her başlıkda sürekli yanlış anlaşılmaya itildiğim ve yanlış anlayanın birde üstüne üstlük kendi yanlış anladığı kurgularını bana dayatmasından ve sürekli beni köşeye sıkıştırma haline döndüğünden bıktığım için varsaydığım bir sorucu kullanacam. Hatta sorucumla kavga bile edebilirim ve hiç olmazsa felsefede kavga etmek ile insanın kavga etmesinin ne kadar farklı olduğu görülmüş olur. Tabi Sorucum'la ters düşüp düşmememe bağlı bu.

Sorucu - Bir şeyi merak ettim öncelikle. Neden böyle bir başlık açma gereği duydunuz ve neden "Diyalektik Nedir?" değilde "Ne Değildir" ifadesini kullandınız.

öncelikle ben insanlara kendi görüşlerimi dayatan bir yapıya sahip değilim. ideolojik tartışmadlarda bulunduğum başlıklar neredeyse yok gibidir. Çünkü felsefenin işi ideolojik-politik kavgalar değil bilgiye ulaşma çabasıdır bilgidir. Bilgide ideoloji de olmaz politikada. Ama bilgi her alanda kullanılabilir. Görüldüğü gibi bunlar farklı şeyler. Alanınız bilgi oldu mu ideolojik-düşünsel her yaklaşım sizi rahatlıkla tuş edebiliyor. Çünkü önyargıları kıramıyorsunuz ve içerik olarak değil sizi bitap düşürerek tuş ediyorlar nefes almaya dermanınız kalmıyor.

Sorucu ne değildir sorusu?!

Gönül isterdi ki "Diyalektik nedir?" diye bir başlık atayım. Yalnız diyalektik öyle bir şeyki diyalektiği evrimin yapışık ikizi gibi düşünün. nasıl ki bu gün Evrim piyasada ne olduğundan çok ne olmadığıyla ilgili safsatalar ve çarpıtma dünyasına mahkum edilmiş işte o dünya idealist(fikirler) dünya dediğimiz bir dünyadır ve bir dolu önyargılar barındırır. Bu ön yargılar diyalektiğin ne olduğunu değil hep ne olmadığı üzerinden yanılsamalar üretir. Ve kendi yanılsamalarını işte diyalektik budur diye sunarlar. Bu konuda bunun arka planında yatan ideolojik sebeplere de değineceğim.

siz "Dünyaya formel mantıkla bakmak idealizmdir" demiştiniz burada amacınız formel mantığı kötülemek mi?

Hayır asla değil formel mantık idealist bir mantıktır. Yani düşünceye ve biçime dayalıdır öze bakmaz ve biçime bakarak özdeşlik oluşturur bu özdeşliği oluşturmazsa zaten dizgide yapamaz mantıkda işletemez o idealar dünyasında. Bunu bu başlıkda ilerleyen zamanlarda diyalektiği anlatırken kağıtdan dünya mı? sorusu ile yanıtlayacam.

Sizce diyalektik nedir? nesnel anlamda? Ve ne kadar zamandır diyalektiği kullanıyor ve irdeliyorsunuz?

Diyalektik bir olgudur. Diyalektiği yaklaşık 20 yıldır gözlemliyorum(tabi öncesi öğrendiğim süreçlere girmiyorum) şu kadarını söyleyimaklınıza ne kadar ideolojik politik unsur gelirse hepsini bu başlıkda rahatlıkla çöpe atabilirsiniz. Çöpe neyi attığınızın emin olun zerre kadar bir önemi yok çünkü konuya objektif bir katkısı yok benim için tek önemli olan felsefemi çöpe atmayın ve ben felsefemle diyalektiğin bu ideolojik-politik safsatalar dünyasından nasıl etkilendiğini de zaten örnek ve nedenlerle açıklayacam. Aslında diyalektiğin farkına vardığım andan evvelde gözlemliyordum. Hatta bebekliğimde bile bunu gözlemledim. Bunlar irademden bağımsızdı ve işin kötüsütek düzeydi. Diyalektik bir olgu olduğu için bu olguyu bilerek düşünce sistematiği olarak kullanmak ile bilmeden kullanmak aynı sonucu doğurmuyor. Gerçekten hiç bir olaya hiç bir şeye tek bir boyutdan-yönden bakmamak ve hareketin içselliğinde yatan çelişkiyi görebilmek insana muazzam bir bütünü kavrama yetisi sağlıyor. tarihden öyle örnekler verebilirim ki bu gün bir evrimi düşünün emin olun zamanımızdan yüz yıllar geriye gttiğimiz de diyalektikçilerin evrimi felsefi açıdan nasılda yakaladığını göreceksiniz. Çünkü diyalektiği evrimden hareketden söküp attığınız an geriye ne hareket nede değişim adına hiç bir şey kalmaz. Bu bir ölçüt değil bunu biliyorum ama diyalektik bu düzeyde önemli olmasa idi bunca yıl sonunda vazgeçtiğim bir yöntem olurdu. Olguyu görüyorumi ideolojikde yaklaşmıyorum neden vazgeçeyim? Diyalektikden vazgeçmek ile evrimden vazgeçmeyi eşdeğerde görüyorum henüz o kadar gerici değilim olacağımıda varsaymıyorum.

diyalektik neden gereklidir?

Bunu ilerleyen zamanlarda ele alalım. Zaten başka bir başlıkdan buraya yazılarımdan birisini olduğu gibi aktaracam. bu gerekliliğin orada görüleceğinden kuşkum yok. Belki ilerleyen safhalarda tekrar değinebiliriz. kaldı ki bir olgu'nun gerekliliği gereksizliğini tartışmak bunu tartışma konusu yapmak ancak idealistlerin işi olabilir. Çünkü olguya irade yüklemleme işi ancak idealistlerin başarabileceği ve sırf onlara ait bir kaabiliyettir. Ben bu kaabiliyetden mahrumum çünkü materyalistim.

diyalektiğe olgu olarak karşı çıkmak nasıl mümkündür?

Mümkün değildir. Olgu olarak diyorum ama izahatlara karşı çıkılabilir. Doğada hareket ve değişim evrim ne zaman karşı çıkılacak bir şey olur o zaman diyalektiğe karşı çıkılabilir. Tabi bunun için hareketin anlaşılması için söylüyorum zamanın durması gerekir. Diyalektiğe göre hareket kaçınılmazdır ve o çelişkiler var olduğu sürece de değişim durmayacaktır.

Sorucu -diyalektiğe bilimsellik atfediliyor sebebi nedir yada nasıl bir bilimselliktir.

Şimdi bilimsellikde kişilere göre tartışılır bir kavram. İnsan Tanrının bile bilimini yapmış sonuçda. Tabi ben bunlara girmeyecem. Diyalektikde bir bilginin gerçeklikle bağdaşıp bağdaşmadığı önemlidir. Yani bir bilgi gerçeklikle bağdaşmadığı ölçüde doğru kabul edilmez. Doğru kabul edilen her şeyin değişeceğinide öngörür. yani hiç bir bilgiye mutlak olarak yaklaşmaz. Bu yüzden bilimseldir zaten.

Sorucu -şu yanlışlanabilirlik ilkesi gibi bir şey değil mi bu?

Öylede denebilir ama tam anlamıyla aynı şey değil. Diyalektikde ki değişkenlik sadece bir düşüncenin bir bilginin idealistçe değiştirilmesi değil daha önemli düzeyde nesnele olan bilgininde gözlemlere dayalı değişkenliğiyle ilgilidir. Yani daha objektiftir. Bir bilgi illa yanlışlanınca salt kendisi değişiyor diye bir kaidesi yok eşzamanlı olarak kaynağıda değişiyor olabilir(ed. yani illa önceki bilgi yanlıştır sonucu çıkartılamaz objektifliğide ve sabitfikirli olmayışıda bilimselliğide buradan gelir). Dışarıda her salise durmaksızınsaliselerle donduramayacağımız saliseleride aşan akan bir hareket var. O yüzden hiç bir zaman değişmeyecek düşünceler söylemek ile hiç bir zaman değişmeyecek bir doğa dünya koşul ortam insan öngörmek metafiziktir bilim düşmanlığıdır.

diyalektik bir bilim değildir demiştiniz.

Kelimenin saf anlamıyla bilim değildir. Evrim bilim olabilir mi? Evrimin bilim olması için bilim icra ediyor olması lazım. Ama onun bir iradesi yok. Ama ne bilimsel olabilir? Teorisi. Diyalektikde bilimselliği arayacağımız ölçüt teorisidir ve bu bakımdan bir yöntem olarak diyalektik felsefenin bilimidir denebilir. Kesinlikle sabit mutlak hiç bir şey taşımak istemiyorsak felsefede diyalektik düşünmek zorundayız.

Diyalektikde yanlışlanabilirlik ilkesi yoktur denmesinin kaynağı nedir.

Öncelikle diyalektikde değişmezlik diye bir ilke yoktur değişebilirlik ilkesi vardır. Siz nasıl yorumlarsanız artık anlam kaybı olmuyor. Bazı filozofların materyalist diyalektik yerine idealist diyalektiği(sonra örnekleyecem örneğin Zenon) baz almasından kaynaklı. Eğer bu bilinçli yapıldı ise yapan kişiler kendi yargılarını yanlışlanabilir olarak koymuşlarmıdır? Hayır koymadılar koysalardı alternatif idyalektiğe yani materyalist diyalektiğede bakmaları gerekirdi ama bildikleri halde bunu yapmadılar. Düşünün bildiği halde yapmıyor ve nedeni ne biliyormusunuz? İdeolojik ve beni hiç ilgilendirmiyor ben bu durumu diyalektiğe bakışla ilgili gündem ediyorum ve yarattığı sonuçlarla ilgili. Burada filozof ismide vermek istemiyorum yalnız bir gerçek var ki bir insan bir şey söyledimi kendisi ile tutarlı olmak zorunda. Yani yanlışlanaiblirlik ilkesini diyalektiği kullanan materyalistler gibi bu söylediğimde değişebilir hatta tersine bile dönebilir diyebilme cesareti gösterebilmelidir. tarihe baktığımızda idealist olmayan materyalistler her zaman ilk bunu dile getirmiştir değişimi süreklidevingen olgu olarak ifade etmişlerdir. Ve gözlemlediğimiz doğa açısından mümkün görünmese bile ben bu sözümünde mutlak olmadığı değişebilir olduğunu söyleyebilme cesaretine sahibim. Bir edebiyat manzumesi değil(böyle bakmak katışıksız idealizm zaten olguya edebiyat yğüklemek) bir bilimsel öngörü "Akıp gitmekde olan bir nehirde iki kez yıkanamazsınız. Heraklitos" Hatta daha sonraki diyalektikçiler akmayan sudada iki kez yıkanamayacağımızı ortaya koymuşlardır.

Sorucu - Peki o zaman "formel mantıkla dünyaya bakmak" ile kastınız nedir bir örnek verebilir misiniz?

Tabi verebilirim. örneğin doğada ya bir düzen vardır yada bir düzensizlik.

Doğada bir düzen mi var? Bu soruyu kendisine soran insan sürekli doğada bir düzen vardır demek zorunda kalmıştır. Bunun nedeni formel mantığın yapısıyla ilgili değildir bunun nedeni insanın kullanmaması gerektiği bir alanda formel mantığı yanlış kullanmasıya ilgilidir. Doğaya böyle bir ikilem ile yaklaşmak idealizmdir. Eğer bizde bu idealist tutarlılığı bozmadan devam edersek o halde bu düzeni sağlayan bir şey olmalı dememiz gerekir. Fakat burada bu biçimde kafa yorarsakda farkında olmadan üzerini örttüğümüz bir çelişki yi atlarız. (ed. bir resim ekleyecem bir sonraki yazımda ve diyalektiği izeleyecez)

Sorucu -Efenim peki neden düzen ve düzensizliği ayrı ayrı doğaya yerleştiremiyoruz ki?

Efenim ayrı ayrı zihnimizde yerleştirebiliriz belki ama hem böyle bir dert bizi germemeli(ed. düzen ve düzensizlik birlikde ise düzeni sağlayan bir irade(tanrı) sadece ürettiğim bir hayalin peşinde ömür tüketmem olur) hemde bunlar ayrı-gayrı değil iç içeler. Kaldı ki ne demiştim? İdealist bakışda tutarlı kalmayı varsayarak devam ediyoruz. Normalde doğada ne bir düzen vardır nede bir düzensizlik. Bir şeyin tek bir şey olması için tek başına olması gerekir oysa doğada düzen ve düzensizlik birliktedir o yüzden ne salt düzen var denebilir nede düzensizlik.

Sorucu -Efenim doğada düzen var dersek formel mantıkla nereye varabiliriz?

Sevgili sorucu düzen var dediğin anda o halde doğada bu düzeni kuran işleten bir şey olmalı deriz. Çünkü idealist gidişatda tutarlı bir biçimde devam ediyoruz. Ben varsayıyorum dikkat ederseniz. O zaman şu olur düzeni sağlayan X ya vardır ya yoktur. Doğada bir düzen olduğuna göre düzeni sağlayan fikrine eriştiğime göre mantığı işlettiğimde böyle bir X in var olduğuna ulaşırım. Görüldüğü gibi formel mantıkla doğaya bakmak farklı bir şey formel mantık farklı bir şey.

Sorucu - Peki bu tür formel mantıkla sadece doğaya mı bakılabilir?

Hayır hayatımızın her alanına ve gözlemlediğimiz her şeye bakılabilir.

Sorucu - Peki siz nasıl bakarsınız?

Efenim ben doğaya formel mantıkla bakmıyorum. Materyalistim(kendimi idealist materyalistlerden de ayırmak isterim bu ayrımımıda diyalektik oluşturuyor) o yüzden dolayı bu tür önsel zihni kalıplarla yargı oluşturmuyorum. Diyalektik mantık kullanırım ve diyalektik mantık farklıdır. Yalnız şu dediğimi sakın atlamayalım ben aynı zamanda formel mantığıda kullanıyorum. Elde ettiğim verilerim ve yine bu verilerden yola çıkarak oluşturacağım yargılarım oluyor. Yalnız şu var ki; dizgilerken formel mantığın indirgemeciliğine mecbur kalıyorum (zihnimin memurunu işten atamıyorum). yani bu bir tercih meselesi değil.

Sorucu - Diyalektik mantık ayrı dediniz. Bir kalemde özetleme şansınız var mı?

Evet özetleyebilirim. Diyalektik düşünceye bir kez sahip olduğunuz anda hiç bir şeye tek bir yönden bakmamayı öğreniyorsunuz. Buda size örneğin doğa örneğinde gördüğümüz yetiyi kazandırıyor. Düzen-Düzensizlik ayrı ve gayrı düşünülecek bir şey değildir bu haliyle kendi idealizminizde boğulmuyorsunuz ve X tanrısı yaratmak gibi boş işleriniz olmuyor.

Sorucu Teşekkür ederim aşağı yukarı formel mantıkla nesnele bakmanın ne olduğunu kavradım. Peki çok yönden bakmak dediniz formel mantık bunu yapamnıyor mu?

Hayır yapamaz yaparsanız zaten dizgi oluşturamazsınız o zaman da formel mantık olmaz. Yalnız formel mantıkda ne dedim dizgi oluşturur dallandırır budaklandırırsınız ama bu bakmak fiili ile aynı anlamı taşımaz. yani doğaya bakmak=doğanın dizgisi anlamına gelmez ve doğaya bakarak kanı oluşturmak ile dizgiye bakarak kanı oluşturak aynı şey değil. Doğadaki iradesizlik bir iradiliğe bağlı formel mantığımızla eş tutulamaz. Neyi nerede nasıl kullandığımızı ama nerede neye göre nasıl düşüneceğimizi ayırt etmemiz gerekir. Burada idealizmin nerede olduğunu görebildiniz mi?

Sorucu -Evet gördüm doğadaki iradesizlik bir iradeliğe bağlı formel mantıkla eş tutulursa bu idealizm oluyor. Sonra detaylandırırız aklıma şu eşik meselesi geldi. Bir örnek vermeniz mümkün mü?

(ed. diyalektik yöntemin tüm yasalarını bu örnekde göreceksin. Altlarını çizecem doğada sürekli hareket değişim ve durmaksızın işleyen bir devinim var(bu standart ilkeler özellikle belirtilir çünkü idealizmin hareket ve değişime bakışı bu biçimde değildir yani akış yoktur idealist hareket ve değişimde sadece ol-mak(zembille inmek anlamında) vardır.))

Tabi örnekleyebilirim. Bir hareket düşünün bir tepeyi aşan. Tepenin ön yüzündesiniz(ki bu ön yüzde sonuçda size bağlı) ve başladınız yukarı doğru çıkmaya. Tepenin doruk noktası eşiktir. Burası aşıldığı anda artık arka yüzündesiniz. Artık değişti ön-yüz arka yüz arka yüzde gördüğünüz gibi ön yüz birlikteler ayrı-gayrı değil. Ön yüzü aşıp arka yüze geçtiğiniz an arka yüz ön yüz olmuştur. Yani arka yüzü önceden varsayarken artık ön yüz oldu yani yadsıdınız yani diyalektik yöntem var burada karşıtların birliği ve yadsımanın yadsınması.. İşte bu eşik bu nedenle kısa sürelidir en kısa andır. (ed. karşıtlar hem birliktedir hemde birbirine dönüşürler)

Sorucu Peki uzun süreç kısa süreç zamanla bir anda gibi düşüncelerimiz nasıl oluşuyor bu durumda?

Efendim bunu hem hareketin hızı belirler hemde aşılan tepenin eğimi. Artan-azalan değerler(örneğin hız tepenin eğimi) yani diyalektik yöntemin "artan-azalan değerler niteliği belirler" söylemi zaten bu kavrayışla ilgili yani A olanlar hücummm gibi subjektifideolojiksafsatalarla çarpıtılan bir şey değil. Eğer tepe dik ise değişim ani ve hisssedilir biçimde bir anda olmuş gibi olur(ed. devrim). Çünkü ön yüz-arka yüz değişimi birden yaşanır. Ve dik zemin zahmetli sancılı bir süreç olarak işler. Eğer tepenin eğimi düşük ise burada ki değişim uzun zamana yayılır(ed. evrim) (ed. böyle bir işleyiş açığa değişimi çıkartır)

Sorucu peki her değişim aniden olacaktır denebilir mi?

hayır denemez. Gördüğünüz gibi bu iradenize bağlı değil hem hareketin hızına hemde aşılan eşiğin nasıl bir eğimle oluştuğuna bağlı.

Sorucu. Teşekkür. Bir daha ki yazımızda azcık daha diyalektik mantığa değinebilir miyiz?

Tabi değinebiliriz ve hatda Zenon'un hareket paradoksunun nerden kaynaklandığınada formel mantıkla dünyaya bakmak bölümünde ele almış oluruz. Hem burada yüzeysel kalan bir kaç hususuda aydınlatırız. Mesala düzen ve düzensizliğin hem eş zamanlılığı ama hemde birlikteliğini aydınlatalım mesala.

Sorucu ufak bir soru daha siz doğada düzen yoktur mu diyorsunuz?

Hayır ben öyle yaklaşmıyorum dizgilerlerken düzenli düzensiz ayırabilirim ama düzen telaffuzu iradi bir telaffuz ama kullanmayada mecbur kalıyoruz. Düzen bakan kişiye yere coğrafyaya göre değişir. Örneğin şu an fay hatlarında düzen vardır diyemeyiz. Sürekli bir hareket var orada. O yüzden ben genelde işleyiş olarak yaklaşırım ve her işleyişin çelişkisini gözlemlerim. Bu sayede ney artınca neye yol açıyor ney azalınca neye yol açıyor diye bakar(ed.Diyalektik Yöntem'im: nicel birikimler nitel(örn deprem) değişimlere yol açar ilkesi) bu işleyişi grafiksel bir birimle düşünün bir düzleme alırım. Ve gözetlerim hareket tepenin neresinde eşiğe geldi mi eşiğe yaklaştıkça çünkü durum değişecektir. Ama formel mantıkda işletmek zorundayım o yüzden de düzeni hareketin o eşik seviyeye uzaklık ve yakınlığıyla ifade ederim. Yani konuma yere duruma bu hareketin neyi ne kadar değiştireceğine göre düzen tabirini kullanırım(ed. ve belirli bir bakış açısı sabitlerim). Bu zihinsel bir tabirdir oysa deprem her saniye olmaktadır sorun sadece benim düzen-düzensizlik dediğim yani kendime göre olağan olarak gördüğüm yaşadığım ortamımın değişip değişmemesi ile ilgili bir eşiğim var ve buna görede olağan olağandışı halleriyle ifadeler kullanırım. (önceki tepeyi aşmak örneğimi düşünün). Yani düzenli düzensiz kelimelerini sürekli kullanırım. kelimeyi kullanmak başka bu kelimelere bir şeyleri sabitlemek ulamlamak başkadır. yani dünyada bir düzen vardır demekbaşka hareketin düzeni-düzensizliği başka bir şey.
 
Paylaşımınız için Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst