Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
1988 yılında vizyona giren Tron filmi, bir bilgisayar programının içine hapsolan gencin başından geçen olayları izleyicilere aktarıyordu. Disney tarafından yapılan bu bilim kurgu filmi, o zamanın şartlarında, izleyicilerin dikkatini pekte çekmeyi başaramamıştı. Nitekim, Disney, aradan geçen onca seneden sonra bu projeji Tron Legacy filmi ile devam ettirme kararı aldı. Fakat aradan geçen seneleride yokmuş gibi farzedemezlerdi. Disney yöneticileri, Tron şehrinde geçen onca kayıp yılı günümüzde çevrilen filme bağlamak için Tron Evolution adlı oyunu yapmaya karar verdiler.
Geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini alan Tron Evolution, 1988 yılında çevrilen Tron ile, yakında vizyona girecek olan Tron Legacy filminin arasında kalan zaman dilimindeki olayları konu alıyor. Tron Evolution'da, Tron şehrinde meydana gelen esrarengiz olayları çözmeye çalışıyoruz.
Programlar Diyarı Tron Şehrine Hoşgeldiniz
Tron Evolution, hikaye açısından filmlerden biraz kopuk bir gelişime sahip. Filmlerde, bilgisayar programının içine hapsolan insanlar ön plandayken, Tron Evolution'da, Tron şehrinde dönen dolapları araştırması için programlanmış olan Anon. adındaki karakter ön planda bulunuyor. Zaten bizim oyunda yönettiğimiz ana karakterde bu şahış. Anon (asıl adı annmous ama kısaca anon diye geçiyor ) Tron'a giren ilk insanın ardından (yani 1988'deki filmde yaşanan olayların ardından) burada dönen olayları araştırması için programlanmış. Bizim asıl amacımızda, Tron'u ele geçirmeye çalışan virüsleri bu amaçlarına ulaşmadan önce engelleyebilmek.
Tron Evolution'a ilk girdiğimizde, oyunu renkli yapısına rağmen sade denilecek bir menü tasarımıyla karşılaşıyoruz. Bu menü tasarımının, Tron City'inin renki dünyasıyla pek uyuşmadığını söylemeliyim.
Oyuna girdiğimizde ise bizleri, oyunun geçmişini anlatan bir video karşılıyor. Bu videodan sonra ise karakterimiz Anon ile kendimizi Tron şehrinin sokaklarında buluyoruz. İlk izlenim olarak, şehirde serbestçe dolaşacağınız aklına gelirse hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü etrafta duran askerler gideceğimiz yolun haricindeki noktalara geçiş izini vermiyorlar. Bizde bize verilen görevi yapabilmek adına, yerde parıldıyan kristal vari objeleri takip ederek yolumuza gidiyoruz.
Tron'un ilk bölümü klasik olarak hafif tutorial tadından olmuş. Ne zaman hangi tuşa basılır. Hangi obje ne işe yarar. Nasıl dövüşülür vs. bunları öğreniyorsunuz. Oyunun başındaki bol bol atlama zıplama olayları, sizlere Prince of Persia'yı hatırlatacaktır. Sanırım bu oyunu geliştiren elemanlarla, PoP'u geliştirien elemanların aynı kişiler olduğunu söylememiz, bu benzerliğin nedenini anlamanıza az çok yardımcı olacaktır.
Tron yapı itibariyle tamamen böyle atlama zıplama sahneleriyle dolu bir oyun diyebilirim. Çünkü oyunda ilerledikçe, başka aksiyon hareketlerinide kullanmaya başlıyorsunuz. Prince of Persia'nın Cell-Shade tekniğiyle yapılan oyununu hatırlayacak olursanız, Tron'un yapsıda az çok o oyuna benzediğinde bir çıkarımda bulunabilirsiniz. Yani, bir noktaya ulaşana kadar hiç düşmanla karşılaşmıyorsunuz. Ulaştığınız noktada üzerinize gelen tek tük düşmanı hakladıktan sonra, yine dere tepe dolaşmaya başlıyorsunuz.
Tek Düze Bir Yapı
Tron'daki oyun ilerleyişi zamanla canınızı sıkmaya başlayabilir. Zira oyunun atmosferinin karmaşık ve göz yoran yapısının yanında, birde sürekli kendini tekrar eden oyun yapısı biraz çabuk sıkılmanıza neden olabilir.
Vasatı aşamayan dövüş sistemi, yetersiz combo sayısı ve karmaşık upgrade menüsünü göz önüne aldığımızda Tron Evolution'un "kötü gelişimli film oyunları" kategorisine girdiğini söyleyebiliriz. Özellikle oyundaki upgrade sistemi fazlasıyla karmaşık olmuş. Oyunda kendinizi geliştirebilmek için hem yeterli versiyon seviyesine erişebilmiş olmalı, hemde upgrade için yeterli sayıda MB'niz bulunmalı. Açıkçası yapımcıların bu durumu neden bu kadar kastırdıklarını pekte anlayamadım.
Tron Evolution'da hoşuma giden iki şey var diyebilirim. Bunlardan birisi Tron City'e ait olan araçları kullanabilmek, diğeri ise can doldurma sistemindeki farklı yapı. Tron'da canınız azalırsa, duvarlarda gömülü halde bulunan mavi tüplerin üzerinde yürüyerek canınızı doldurabiliyorsunuz. Bu sistem, diğer oyunlara bakıldığında cidden orjinal bir fikir gibi görünüyor. Bu iki durum dışında da oyunu pek beğendiğimi söyleyemem.
Genel Yorum
Tron Evolution, fazla renki olan şehir yapısıyla gerçekten gözlerinize işkence yapıyor diyebilirim. Özellikle, duvarlardan koşarken vs. düşüp öldüğünüzde, sizi bir önceki checkpointten başlatması, oynadığınız yerleri bir daha oynamanız size zulüm gibi gelebilir. Şahsen PoP serisinin bir hayranı olarak, Tron'u hiç beğenmediğimi söylemeliyim.
Görsel açıdan, karakter detaylamaları ve çevre kaplamalarına kadar vasatın altında kalan yapım, düşman tasarlamalarıyla ise çağ atlamış. Sarı renki devre hatlarından çıkan bu iğrenç düşmanlarımız, neyseki oyunun ilerleyen kısımlarında yerlerini askerlere devrediyor. Ses olarak, dijital olayı önde tutmak isteyen yapımcılar bunu kısmende olsa başarmış. Karakter seslendirmeleri vs. de fena değil. Fakat yinede bunlar oyunu kurtarmaya yetmemiş. Eğer öyle büyük bir Tron fanı falan değilseniz, gidin PoP oynayın derim. Unutmayın... Herkes Oyun Oynar!
Geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini alan Tron Evolution, 1988 yılında çevrilen Tron ile, yakında vizyona girecek olan Tron Legacy filminin arasında kalan zaman dilimindeki olayları konu alıyor. Tron Evolution'da, Tron şehrinde meydana gelen esrarengiz olayları çözmeye çalışıyoruz.
Programlar Diyarı Tron Şehrine Hoşgeldiniz
Tron Evolution, hikaye açısından filmlerden biraz kopuk bir gelişime sahip. Filmlerde, bilgisayar programının içine hapsolan insanlar ön plandayken, Tron Evolution'da, Tron şehrinde dönen dolapları araştırması için programlanmış olan Anon. adındaki karakter ön planda bulunuyor. Zaten bizim oyunda yönettiğimiz ana karakterde bu şahış. Anon (asıl adı annmous ama kısaca anon diye geçiyor ) Tron'a giren ilk insanın ardından (yani 1988'deki filmde yaşanan olayların ardından) burada dönen olayları araştırması için programlanmış. Bizim asıl amacımızda, Tron'u ele geçirmeye çalışan virüsleri bu amaçlarına ulaşmadan önce engelleyebilmek.
Tron Evolution'a ilk girdiğimizde, oyunu renkli yapısına rağmen sade denilecek bir menü tasarımıyla karşılaşıyoruz. Bu menü tasarımının, Tron City'inin renki dünyasıyla pek uyuşmadığını söylemeliyim.
Oyuna girdiğimizde ise bizleri, oyunun geçmişini anlatan bir video karşılıyor. Bu videodan sonra ise karakterimiz Anon ile kendimizi Tron şehrinin sokaklarında buluyoruz. İlk izlenim olarak, şehirde serbestçe dolaşacağınız aklına gelirse hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü etrafta duran askerler gideceğimiz yolun haricindeki noktalara geçiş izini vermiyorlar. Bizde bize verilen görevi yapabilmek adına, yerde parıldıyan kristal vari objeleri takip ederek yolumuza gidiyoruz.
Tron'un ilk bölümü klasik olarak hafif tutorial tadından olmuş. Ne zaman hangi tuşa basılır. Hangi obje ne işe yarar. Nasıl dövüşülür vs. bunları öğreniyorsunuz. Oyunun başındaki bol bol atlama zıplama olayları, sizlere Prince of Persia'yı hatırlatacaktır. Sanırım bu oyunu geliştiren elemanlarla, PoP'u geliştirien elemanların aynı kişiler olduğunu söylememiz, bu benzerliğin nedenini anlamanıza az çok yardımcı olacaktır.
Tron yapı itibariyle tamamen böyle atlama zıplama sahneleriyle dolu bir oyun diyebilirim. Çünkü oyunda ilerledikçe, başka aksiyon hareketlerinide kullanmaya başlıyorsunuz. Prince of Persia'nın Cell-Shade tekniğiyle yapılan oyununu hatırlayacak olursanız, Tron'un yapsıda az çok o oyuna benzediğinde bir çıkarımda bulunabilirsiniz. Yani, bir noktaya ulaşana kadar hiç düşmanla karşılaşmıyorsunuz. Ulaştığınız noktada üzerinize gelen tek tük düşmanı hakladıktan sonra, yine dere tepe dolaşmaya başlıyorsunuz.
Tek Düze Bir Yapı
Tron'daki oyun ilerleyişi zamanla canınızı sıkmaya başlayabilir. Zira oyunun atmosferinin karmaşık ve göz yoran yapısının yanında, birde sürekli kendini tekrar eden oyun yapısı biraz çabuk sıkılmanıza neden olabilir.
Vasatı aşamayan dövüş sistemi, yetersiz combo sayısı ve karmaşık upgrade menüsünü göz önüne aldığımızda Tron Evolution'un "kötü gelişimli film oyunları" kategorisine girdiğini söyleyebiliriz. Özellikle oyundaki upgrade sistemi fazlasıyla karmaşık olmuş. Oyunda kendinizi geliştirebilmek için hem yeterli versiyon seviyesine erişebilmiş olmalı, hemde upgrade için yeterli sayıda MB'niz bulunmalı. Açıkçası yapımcıların bu durumu neden bu kadar kastırdıklarını pekte anlayamadım.
Tron Evolution'da hoşuma giden iki şey var diyebilirim. Bunlardan birisi Tron City'e ait olan araçları kullanabilmek, diğeri ise can doldurma sistemindeki farklı yapı. Tron'da canınız azalırsa, duvarlarda gömülü halde bulunan mavi tüplerin üzerinde yürüyerek canınızı doldurabiliyorsunuz. Bu sistem, diğer oyunlara bakıldığında cidden orjinal bir fikir gibi görünüyor. Bu iki durum dışında da oyunu pek beğendiğimi söyleyemem.
Genel Yorum
Tron Evolution, fazla renki olan şehir yapısıyla gerçekten gözlerinize işkence yapıyor diyebilirim. Özellikle, duvarlardan koşarken vs. düşüp öldüğünüzde, sizi bir önceki checkpointten başlatması, oynadığınız yerleri bir daha oynamanız size zulüm gibi gelebilir. Şahsen PoP serisinin bir hayranı olarak, Tron'u hiç beğenmediğimi söylemeliyim.
Görsel açıdan, karakter detaylamaları ve çevre kaplamalarına kadar vasatın altında kalan yapım, düşman tasarlamalarıyla ise çağ atlamış. Sarı renki devre hatlarından çıkan bu iğrenç düşmanlarımız, neyseki oyunun ilerleyen kısımlarında yerlerini askerlere devrediyor. Ses olarak, dijital olayı önde tutmak isteyen yapımcılar bunu kısmende olsa başarmış. Karakter seslendirmeleri vs. de fena değil. Fakat yinede bunlar oyunu kurtarmaya yetmemiş. Eğer öyle büyük bir Tron fanı falan değilseniz, gidin PoP oynayın derim. Unutmayın... Herkes Oyun Oynar!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 44
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 44
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 14
