farkmt2official 1
farkmt2official
mannaxxx 1
mannaxxx
Bvural41 1
Bvural41
Agora Metin2 1
Agora Metin2
berkmenoo 1
berkmenoo
Hikaye Ekle

Risen (PC)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Achelous Polat
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 4
  • Görüntüleme Görüntüleme 535
1956_1.jpg
Aslında rpg tarzı oyunları pek sık oynamam. Nedendir bilmiyorum ama beni bir süreden sonra sıkıyor. Onu bul, şunu getir, bunu yerine, yerine koy tarzı görevler insanı ister istemez sıkıyor. Bu görevler esnasında hiç bir aksiyon öğesinin karşınıza çıkmaması da oyunu hepten boğucu bir atmosfere sokuyor zaten. Ama her rpg oyunu böylemidir? Cevabı ise, tabi ki hayır. Mesela Gothic diye bir oyunu hatırlarım. Birçok oyun severde eminim bu oyunu hatırlayacaktır. Gothic'te rpg tarzı bir oyun olmasına rağmen dövüşleri, silahları vb öğeleri ile içinde aksiyonu da bol miktarda bulundurmaktaydı. Bunun sonucunda oyun zevkli bir hal almıştı. Şimdide karşımızda Gothic'i andıran vurdusu kırdısı içinde bir hayli bol olan Risen adında bir rpg oyunu duruyor. Piranha Bytes tarafından geliştirilen Risen salt bir rpg değil. Buda zaten onun güzel yanı. Oyunda canınız sıkılmıyor, oflayıp poflamıyorsunuz. Şimdi gelin hep beraber bakalım Risen nasıl bir oyunmuş.
İsimsiz Bir Ada İsimsiz Bir Kahraman
Oyuna ilk girdiğimizde bizi hoş bir video karşılıyor. Bu videoda mürettebatımızla birlikte bir geminin içinde tam fırtınanın ortasında kalmış olarak kendimizi görüyoruz. Gemimizi kurtarmaya çalışsak da nafile. Hiçbir şey işe yaramıyor ve kısa süre sonrada gemimiz batıyor. Gözlerimizi bir sahil kenarında açıyoruz. Tabi ki yanımızda mürettebatımızdan eser yok. Risen'da oyun boyunca karakterimizin ismini öğrenemiyoruz. Belki de yaşadığımız bu kaza sonucu karakterimiz hafızasını kaybetmiştir. Yoksa illaki bir yerde kalkıp da benim ismim şu derdi fakat ben oyun boyunca duyamadım. Duyan varsa da hata bendeymiş derim, demek ben sağırlaşmışım. Ama gerçekten beni kendine böylesine bağlayan bir rpg uzun zamandır görmemiştim. Hatta oyunculuk kariyerimde tam olarak bitirdiğim ikinci rpg oyunu Risen oldu diyebilirim. Neyse hikayemize kaldığımız yerden devam edelim. Sahilde gözlerimizi açtıktan sonra doğal olarak bir silahımız yok. Bizde Prince of Persia: WW'de olduğu gibi elimize bir odun parçası alıyoruz ve yolumuza bu şekilde devam ediyoruz. Oyun zaten ilk başlarda size ne yapmanız gerektiğinde yeterli bilgiyi veriyor. Düşmanınıza nasıl vuracağınızı, canınız azaldığında nasıl dolduracağınızı vb. detayları bu ilk bölümde öğreniyorsunuz. Fakat bir rpg oyunu olduğundan Risen'da öğrenecek çok şeyiniz var. Bunlar sadece işin emekleme kısımları.
1956_2.jpg
Oyunumuza görev alabileceğimiz üç farklı şehir bulunuyor. Bunlar, Manastır, Harbour Town ve Bandit Camp. Tabi ilk seçtiğimiz görev yerimizle beraber aslında savaşçı kimliğimizi de belirlemiş oluyoruz. Mesela ilk olarak Manastır'dan görev almayı seçerseniz kılıcınızı kalkanınızı kuşanıp bir savaşçı oluyorsunuz. Manastır aslında haydutların şehri. Yani nerede bir it kopuk var hepsi burada toplanmış. Manastır'ın lideri Don Esteban. Eğer buradan bir savaşçı olursak Estaban bizlere çeşitli silah ve zırhlar satıyor. Tabi hemen belirtiyim burası Harbour Town'a kıyasla bir hayli pahalı. Gelelim Harbour Town'a. Buranın lideri ise İnquisition. Kendisi haydutları bu şehirden temizleyen adam. Amacı adadaki bütün kötülüğü silmek. Zaten adada ondan güçlüsüde yok. Eğer maceramıza Harbour Town'dan başlarsakta bir büyücü olabilme şansımız var. Yani kaderimizi çizmek kendi ellerimizde diyebilirim. Tabi ki seçtiğiniz yola göre, yani büyücü veya savaşçı olmanıza göre, oyunun başında sizleri bir arenaya atıyorlar ve burada hünerlerinizi sergiliyorsunuz. Aslında buranın amacı size yeteneklerinizi nasıl kullanabileceğinizi öğretmek.
Öğrenmemiz Gereken Çok Şey Var
1956_3.jpg
Risen'da aslında keşfetmemiz gereken oldukça büyük bir harita var. Mesela bir şehirden başka bir şehre geçerken karanlık ormanların içinden geçiyorsunuz. O anda gözünüze bir mağara ilişiyor ve merak edip içine dalıyorsunuz. Tabi mağarada sizi neyin beklediği ise tam bir muamma. Bazen içleri boş olsa da çoğu zaman çeşitli yırtıcı hayvanlarla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Tabi ki eğer daha oyunun başlarındaysanız bu hayvanları alt etmekte çok zorlanabiliyorsunuz. O yüzden oyunun başlarında bu mağaralara pek girmenizi önermem. Fakat biraz güçlendiğinizde mutlaka bu mağaralara uğrayın. Çünkü burada bulacağınız sandıklarda işinize yarayan materyaller ve paraya çevirebileceğiniz eşyalar bulabiliyorsunuz. Tabi ki bu sandıkların içindekileri alabilmeniz için karşınıza çıkan hayvanları haklamanız yeterli olmuyor. Sandıkların kilidini açabilecek yeteneğe sahip olmanız gerekiyor. Bunu da gittiğiniz şehirlerdeki yetenek öğretmenlerinden öğreniyorsunuz. Tabi ki kilit açma bunlardan sadece birisi. Bulduğunuz her öğretmen size farklı teknikler öğretiyor. Bunların içinde dövüş, hırsızlık, savunma, gizlilik gibi tekniklerde mevcut. Eğer oyunda şifre kullanmadan ilerleyeceğim diyorsanız hırsızlığı mutlaka öğrenmenizi sizlere tavsiye ederim. Zira bu teknik bir hayli ucuz ve çok işinize yarıyor. Dilediğiniz şeyi kolayca çalabiliyorsunuz ve bunları şehirlerdeki tüccarlara satabiliyorsunuz. Sonrada kazandığınız paralarla güçlerinizi geliştirebilir ve kendinize çeşitli aksesuarlar alabilirsiniz. Zaten Risen'ı bir kaç saat oynayıp karakterinizi geliştirirseniz kısa sürede bir hayli güçlenebiliyorsunuz. Yukarıda da bahsettiğim gibi oyunda savaşçı veya büyücü olabiliyoruz. Peki bunlardan hangisi daha avantajlı olur ondan biraz bahsedelim. Aslında iki türünde kendine has özellikleri var. Eğer büyücü olmayı seçerseniz düşmanlarınızla pek fazla sıcak temasa girmeden işini uzaktan bitiriyorsunuz. Savaşçı olduğunuzda ise bu durum tam tersi bir hal alıyor. Düşmanınızla tamamen sıcak temas halinde bulunup onu vura vura öldürüyorsunuz. Ama savaşçıyken birden fazla rakiple karşı karşıya geldiğinizde kamera sadece birine odaklanıyor ve sizde mecburen kamera hangisine odaklanırsa ona vuruş yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bu da bizi bazen bir hayli zorluyor. Fakat savaşçı olmanın iyi yanı ise daha çabuk güçlenebiliyorsunuz. Büyücü iken ise güçlenmeniz daha fazla zaman alıyor. Yani tamamen strateji meselesi.
Genel Yorum
Yazımın başında da bahsettiğim gibi Risen sıkıcı rpg oyunlarından çok uzak bir noktada. İçinde bolca aksiyon var. Sürekli bir şeyler bulma, çeşitli bulmacaları çözme peşinde değilsiniz. Aslında Risen ortaçağ temalı oyunlardan hoşlanan oyuncuların mutlaka denemesi gereken bir yapım. Oyunun grafikleri gayet hoş. Yani çevre tasarımı falan o kadar fena değil. Size gerçekten orta çağın atmosferini yansıtıyor diyebilirim. Müzikler derseniz, o da fena değil. Aslında rpg tarzı oyunlarda müziğin ayrı bir yeri olduğuna inanırım. Tam hedefinize yaklaştığınızda değişen müzik size ayrı ayrı hisler verir. Bir tehlikeye doğru sürüklendiğinizi ya da işlerin kötü gitmeye başlayacağını oyunun müzikleri sayesinde önceden kestirebilirsiniz. Kısaca toparlamak gerekirse Risen uzun zamandan beri oynadığım en iyi rpg temalı oyunlardan biriydi. Belki de en iyisiydi. Sizlere tavsiye edebileceğim bir oyun. Unutmayın... Herkes oyun oynar!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst