Oyun türleri arasında av oyunlarının yeri bir başkadır. Bizi kasvetli dünyalardan alıp, belki de ömrümüz boyunca hiç gidemeyeceğimiz yeşilliklerin, hayvanların arasına alıp götürür. Hatta bazı yapımcılar av olayını biraz daha ileri götürerek bizlere dinozor avlama imkânı bile verdiler. Fakat Rockstar Games bunu bir kaç adım daha ileri götürerek bizlere apayrı bir av seçeneği sundu. İlk Manhunt oyunu 2003 yılında piyasaya sürülmüştü. Oyunun içeriği, konusu ve şiddete yatkınlığı birçok kesimden büyük tepki toplamıştı. Manhunt, adından da anlaşılacağı üzere insan avına dayanan bir oyundu ve aşırı derecede şiddet içeriyordu. İnsanların arkasından usulca yaklaşıyorduk ve elimizde ne varsa, cam, bıçak, balta vb. nesneleri düşmanımızın ölümcül noktalarına saplıyorduk. Eee tabi hal böyle olunca Manhunt oyunu birçok ülkede yasaklanmıştı ama oyunu beğenen kısımda azımsanacak bir sayıda değildi. Zira oyunun satışları da hiç fena gitmemişti, bunun üzerine Rockstar Games ikinci Manhunt oyununu geliştirdiğini duyurdu. Bu duyurunun ardından da birçok ülke, Manhunt 2 oyununu piyasaya çıkmadan yasaklayacağını duyurdu. Fakat bunlarda Rockstar'ı engelleyemedi ve Manhunt 2, 2007 yılında Ps2 ve Wii için piyasaya sürüldü. Yapımcılar yaptıkları açıklamada oyunun Pc için portanma çalışmalarının devam ettiğini ve en kısa zamanda oyunun Pc içinde çıkacağını duyurmuşlardı. Nihayet bu kısa süreli bekleyiş bitti ve Manhunt 2 oyunu iki senelik bir gecikmenin ardından Pc içinde piyasaya sürüldü. Şimdi gelin bu şiddet içerikli av oyununa daha yakından bakalım.
İnsan Avı Başlıyor
Manhunt 2'nin senaryosu, ilk oyundan bağımsız bir şekilde gelişiyor. Oyuna ilk girdiğimizde bizi bir video karşılıyor. Bu videoda bir tımarhane içinde yaşananlar bizlere gösteriliyor. Yüzlerce deli, ruh hastası suçlunun bulunduğu bu tımarhanede doktorlar ve görevliler hastalara ve delilere işkence ve eziyet çektiriyorlardır. Fakat gece, ortaya çıkan şiddetli bir fırtına sonucunda tımarhanedeki bütün güç kısa bir süreliğine kesilir ve bütün hastalar serbest kalır. Bu olay sonrasında hastanede tam bir kaos ortamı başlar. İşte bu noktada oyunda yönettiğimiz iki karakter Daniel Lamb ve Leo Kasper'de kaos ortamından yararlanarak bu tımarhaneden kaçmaya çalışırlar. Oyunun geri kalanında ise Daniel Lamb'ın bu tımarhaneye nasıl geldiğini araştırıyoruz ve bulmaya çalışıyoruz. Karakterimiz her bölümde geçmişinden bir parça hatırlıyor ve oyunun sonuna doğruda bütün gizemi çözüyor.
Oyunun genelinde Daniel Lamb ile oynuyoruz. Yani Manhunt 2'de ki ana karakterimiz Lamb diyebilirim. Tabi Kasper ile oynadığımız bölümlerde var ama bunlar çok az, ve oyunun senaryosundan bağımsız, yardımcı görevler diyebileceğimiz bölümlerden oluşuyor. Karakterlerimizin ikisi de aynı özelliklere sahip. Yani birinin diğerinden üstün olan bir yanı yok. Zaten Manhunt 2'de öyle ortaya çıkıp önünüze geleni yumruklarınızla yıkmak gibi bir lüksünüz yok. Çünkü rakiplerinizde bire bir dövüşte en az sizin kadar etkililer. Bu yüzden rakiplerinizi haklamanın en kolay yolu bulabildiğiniz en karanlık köşeye sinip düşmanınızın arkasından yaklaşıp onu elinizdeki silahınızla tek hamlede öldürmek. Yani yine ilk Manhunt oyununda olduğu gibi rakiplerimizi haklıyoruz. Silah olaraktan etrafta insan öldürmeye ne varsa onu kullanabiliyoruz. Silah olarak kullanabileceğimiz materyaller arasında, cam parçaları, poşetler, bıçaklar, baltalar, şırıngalar vb. nesneler var. İlk Manhunt oyununu oynayanlar bilirler, tam adamı öldüreceğimiz ekran karıncalı olur ve aşırı şiddet öğeleri gösterilmemeye çalışılırdı. Ama Manhunt 2'de böyle bir sansürleme söz konusu değil. Direk ne oluyorsa görebiliyorsunuz. Bütün cinayetler gözünüzün önünde işleniyor. Oyun salt aksiyon tadından çok stealth aksiyon tadında. Yani doğru hamleyi yapmak için bir süre bekliyorsunuz ve doğru an geldiğinde rakibiniz sizi görmeden ona arkadan yaklaşıp öldürücü darbeyi indiriyorsunuz. Oyunda bunun dışında da pek bir şey yok, özetle, karanlık bir köşeye saklan, düşmanın sana arkasını döndüğünde yaklaş ve işini bitir. Tabi oyunun bazı kısımlarında karşınıza ufak çapta bulmacalarda çıkabiliyor. Bu bulmacalar öyle bildiğiniz türden bir şeyleri tamamlama şeklinde değil. Mesela bir kapının önüne geliyorsunuz, içeriye almak için sürgüyü çekip yüzünüze bakıp öyle alıyorlar, o kapıdan geçebilmek için bir adam bulup, onu baltayla öldürüyor, sonra kafasını kopartıp kapıdaki görevliye o kafayı göstererek kapıdan girebiliyorsunuz. İşte Manhunt 2 böylesine psikopat bir oyun. Eğer ben vahşetten hoşlanırım diyorsanız, diyecek fazla bir şey yok. Alın ve deneyin derim. Ama şiddet bana göre değil derseniz, bu oyundan uzak durmanızı tavsiye ederim
Son Sözler
Yazımın hemen başında da belirttiğim gibi oyunumuz ilk olarak 2007 yılında çıkmıştı. Ve Pc için portlanan versiyonu da 2007 yılında piyasaya sürülen versiyonu. Dolayısıyla yapımın grafikleri biraz vasat. Karakter detaylamaları özensiz. Mekân tasarımları kasvet duygusunu bize verse bile, çevre ile etkileşim oldukça kötü. Etraftaki nesne çizimleri göze pek hoş gelmiyor. Kısacası oyun görsel yönden sizi pek tatmin edebilecek bir yapım değil. Fakat şunu da diyebilirim ki Manhunt 2 gelmiş geçmiş en şiddet kar oyun. Eğer bu tarz yapımlardan hoşlanıyorsanız Manhunt 2'yi mutlaka denemenizi öneririm! Unutmayın... Herkes oyun oynar!