Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Yüksek
- Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
Örnek: ... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin - Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
Örnek: İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner - Güçlü, etkili, şiddetli.
- Derece veya makamı bakımından üstün.
- Normal değerlerin üstünde olan, çok
Örnek: Türk milletinin karakteri yüksektir. Atatürk - Erdemli, faziletli.
- Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
- Yukarıda, üst tarafta olan yer
Örnek: Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. M. Ş. Esendal -
Elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.
- Dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.
- High. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.
