- Katılım
- 13 Mar 2009
- Konular
- 3,415
- Mesajlar
- 16,860
- Online süresi
- 2d 22h
- Reaksiyon Skoru
- 1,542
- Altın Konu
- 2
- TM Yaşı
- 17 Yıl 3 Ay 5 Gün
- Başarım Puanı
- 421
- MmoLira
- 670
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Bir çocuğun saflığı, masumluğu, mutluluğu, heyecanı kadar gerçek yazmayı seviyor olman ki bir çocuğun sıfatları asla göz ardı edilemez; sevgi tüm doğaya olduğu gibi çocuğa da işler ve anne sevgisinin gücü ile evrensel bir sinerji halindedir çünkü anne sevgisinin gücü evrenseldir çocuğuna karşı; yani her şey etkileşim halindedir aslında, pozitif gücün etkisi...
Yapbozunu Arayan Parçalar - Kendine Not
Yapbozunu Arayan Parçalar - Kendine Not
Son düzenleme:
- Katılım
- 13 Mar 2009
- Konular
- 3,415
- Mesajlar
- 16,860
- Online süresi
- 2d 22h
- Reaksiyon Skoru
- 1,542
- Altın Konu
- 2
- TM Yaşı
- 17 Yıl 3 Ay 5 Gün
- Başarım Puanı
- 421
- MmoLira
- 670
- DevLira
- 0
Everest'ten üç kat yüksek Olympos Mons'un zirvesinden bakıldığında dahi eteğini aşamayacak kadar yüksek bir dağı vardı Doruk'un. Aldığı her nefeste zirve yükseliyordu, bir duraksaması ya da sınırı yoktu onun. Yapbozunu sınırlandıranların kullandığı "imkânsız" kelimesini sözlüğünden çıkarmasına gerek yoktu çünkü sözlüğünü kendi oluşturuyordu ve bu sözlükte negatif hiçbir karakter barınmayacaktı. Hayal gücü gibi harika bir özelliğin cümlelerle sınırlanmasına karşıydı. Televizyonda "hayal gücünün sınırlarını zorlamak" ifadesini duyduğunda oldukça şaşırmıştı.
"Hayal gücünün sınırları yok ki zorlansın
Hayal gücü zorlanmaz ayrıca. Pozitif gücün ta kendisini negatif cümlelerle lekelemeye son!
"
Uzay'ın Doruk Noktası | 2. Bölüm
"Hayal gücünün sınırları yok ki zorlansın
Hayal gücü zorlanmaz ayrıca. Pozitif gücün ta kendisini negatif cümlelerle lekelemeye son!
"Uzay'ın Doruk Noktası | 2. Bölüm
- Katılım
- 16 Haz 2013
- Konular
- 66
- Mesajlar
- 944
- Reaksiyon Skoru
- 50
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 12 Yıl 12 Ay 3 Gün
- Başarım Puanı
- 72
- MmoLira
- 1
- DevLira
- 0
sizce deneme moda alınırmıyım 

- Katılım
- 13 Mar 2009
- Konular
- 3,415
- Mesajlar
- 16,860
- Online süresi
- 2d 22h
- Reaksiyon Skoru
- 1,542
- Altın Konu
- 2
- TM Yaşı
- 17 Yıl 3 Ay 5 Gün
- Başarım Puanı
- 421
- MmoLira
- 670
- DevLira
- 0
Parça, yapbozunu ararken Mario'nun prensesi kurtarmak için yaşadığı maceralardan ötesini yaşar ve parçanın yapbozuna ulaşmak için bir bölüm sonu canavarı ile karşılaşmasına gerek yoktur. Yapbozunun sınırlarını belirlemek yerine sonsuzluğu hayal et, hayal et çünkü hayal gücün sonsuzluğun benliğindeki sembolüdür.
- Katılım
- 13 Mar 2009
- Konular
- 3,415
- Mesajlar
- 16,860
- Online süresi
- 2d 22h
- Reaksiyon Skoru
- 1,542
- Altın Konu
- 2
- TM Yaşı
- 17 Yıl 3 Ay 5 Gün
- Başarım Puanı
- 421
- MmoLira
- 670
- DevLira
- 0
Bir sene önce...
"Yine aynı his. Her şey yolundayken yine ne oldu bana? Işığı bile kendine çeken bir kara deliğe kapıldım, kurtulamıyorum bu girdaptan! Gergin değilim, mutlu da... Aşık mıyım? Öyle olsam şu an sistemin merkezindeki yıldız ben olmaz mıydım? Kime aşıktım ayrıca? Ne saçmalıyorum ben! Bunalımdayım sanırım; etrafında dönen gezegenlerin ışık kaynağı değil, monotonluğun merkezinin girdabıyım. Şuraya bak, insanları da itiyorum resmen, bir ayda samimi olduğum üç arkadaşım da benimle konuşmuyor! Onlar da haklı tabii, böyle bir salakla kim konuşur ki? Allah kahretsin beni! Bu ben değilim, çaresizlik bana göre değil. Kurtulamıyorum bu saçmalıktan! Şuraya bak, kendi söküğünü dikemeyen terzilerin başkanıyım resmen. Bilinçaltı terazimin negatif kefesinin ağırlığı altında ezildim, nasıl pozitif olmam gerektiğini de biliyorum ama karabasan var üstümde nefes almamı engelleyen. Ayak parmaklarımı kımıldatsam gider mi acaba diğer karabasan gibi? Işığı çeken kara deliği yok etmek zorundayım; ışığın bile kıskanacağı parlaklıkta olmalıyım. Yoksa yazılarımı silip kendime olan saygımı tamamen yitireceğim."
-Bir gün sonrasında doğanın merkezinde buldum kendimi; yanı başımdaki cennetten bihabermişim yıllardır. Mavinin kıyısında değil, tam merkezindeydim. Temiz havanın sigara dumanı etkisi altında kalmayan o berrak havası benliğimi keşfetmemi sağlayan kıvılcımdı. Eskiden izlediğim VCD'lerde çalıştırdığımız filmler genellikle iki CD'den oluşurdu; ben birinci CD'yi bir gün öncesinde bitirdim, ikinci CD ile her şey sıfırdan başlayacaktı. Tek fark şuydu: tıpkı yapboz ve megafon gibi CD de sonsuzluğun CD'siydi ve herkes bu CD'ye sahipti. Sınırlarını kendileri belirleyenler de olacaktı, sınır kelimesini yok sayıp sınırsızlığa odaklananlar da. Ancak birçok kişi sonsuzluğun CD'sini elleriyle ikiye ayırdı. Ben ise CD'yi kolonya ile temizleyip filmin çalışmasını umutla bekleyen çocuğun berraklığına kavuştum doğanın merkezinde. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyordu, sürprizlerle dolu ve daima bir adım ötede olan kusursuzluğa yakın bir şekilde.
Yapbozumun Ara Parçası |
"Yine aynı his. Her şey yolundayken yine ne oldu bana? Işığı bile kendine çeken bir kara deliğe kapıldım, kurtulamıyorum bu girdaptan! Gergin değilim, mutlu da... Aşık mıyım? Öyle olsam şu an sistemin merkezindeki yıldız ben olmaz mıydım? Kime aşıktım ayrıca? Ne saçmalıyorum ben! Bunalımdayım sanırım; etrafında dönen gezegenlerin ışık kaynağı değil, monotonluğun merkezinin girdabıyım. Şuraya bak, insanları da itiyorum resmen, bir ayda samimi olduğum üç arkadaşım da benimle konuşmuyor! Onlar da haklı tabii, böyle bir salakla kim konuşur ki? Allah kahretsin beni! Bu ben değilim, çaresizlik bana göre değil. Kurtulamıyorum bu saçmalıktan! Şuraya bak, kendi söküğünü dikemeyen terzilerin başkanıyım resmen. Bilinçaltı terazimin negatif kefesinin ağırlığı altında ezildim, nasıl pozitif olmam gerektiğini de biliyorum ama karabasan var üstümde nefes almamı engelleyen. Ayak parmaklarımı kımıldatsam gider mi acaba diğer karabasan gibi? Işığı çeken kara deliği yok etmek zorundayım; ışığın bile kıskanacağı parlaklıkta olmalıyım. Yoksa yazılarımı silip kendime olan saygımı tamamen yitireceğim."
-Bir gün sonrasında doğanın merkezinde buldum kendimi; yanı başımdaki cennetten bihabermişim yıllardır. Mavinin kıyısında değil, tam merkezindeydim. Temiz havanın sigara dumanı etkisi altında kalmayan o berrak havası benliğimi keşfetmemi sağlayan kıvılcımdı. Eskiden izlediğim VCD'lerde çalıştırdığımız filmler genellikle iki CD'den oluşurdu; ben birinci CD'yi bir gün öncesinde bitirdim, ikinci CD ile her şey sıfırdan başlayacaktı. Tek fark şuydu: tıpkı yapboz ve megafon gibi CD de sonsuzluğun CD'siydi ve herkes bu CD'ye sahipti. Sınırlarını kendileri belirleyenler de olacaktı, sınır kelimesini yok sayıp sınırsızlığa odaklananlar da. Ancak birçok kişi sonsuzluğun CD'sini elleriyle ikiye ayırdı. Ben ise CD'yi kolonya ile temizleyip filmin çalışmasını umutla bekleyen çocuğun berraklığına kavuştum doğanın merkezinde. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyordu, sürprizlerle dolu ve daima bir adım ötede olan kusursuzluğa yakın bir şekilde.
Yapbozumun Ara Parçası |
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 65


