xranzei 1
xranzei
zendor2 1
zendor2
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Almira2 1
Almira2
romegames 1
romegames
D 1
delimuratt
melankolıa18 1
melankolıa18
shrpnl 1
shrpnl
Fethi Polat 1
Fethi Polat
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Gezmez Tekirdağ

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan CrazyAlkan
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 385

CrazyAlkan

Twitch.tv/CrazyAlkan
Telefon Numarası Onaylanmış Üye TC Kimlik Numarası Doğrulanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
14 Eki 2010
Konular
14,630
Mesajlar
71,943
Online süresi
9h 11m
Reaksiyon Skoru
8,946
Altın Konu
3
Başarım Puanı
708
Yaş
33
MmoLira
-6,246
DevLira
0
Ticaret - 100%
7   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Gezmez Tekirdağ bölgesinde; bu, yol fi zana gider! Yıl 1993 ortaları yer Lüleburgaz boğaz köprüsünün devamı olan şimdide kullandığımız Silivri den sonra Çerkez köyden başladığım otoban yol ve köprüler yapan ilk çalıştığım Japonlarla ortak büyük bir şirketti merkezimiz çorludan
Sonra baba eskiye taşındı

Evet, gezmez Lüleburgaz da; derken görevimiz tabiykii gezmek değil elektriğe bağlı kule vinçler beton santrali seyyar jeneratörler yol ve şantiye aydınlatma kısaca 24 saat çalışma olduğundan teknik olarak anında görüntü yapmak
Bir yıldan sonra Gece sorumlusu olarak son 3 günümüz.. Yemyeşil uzun ağaçların arasında yüz kişilik boydan boya dörderli çok güzel unutamadığım ahşap odalarımız vardı bir km. yol boyu bize aitti derken, saat 18;00 suları olunca benim nöbet başlar

Gezmez volta atıyor. Gece yan yoldan köprüyü boydan boya geziyorum meydanda büyükçe olan jeneratörüm çalışıyor aralarda kule vinçlerde yanan lambalarla kısmen yollar aydınlanıyor

Stabile yoldan gezerek sallana salla birde türkü tutturdum ufaktan söyleyerek gidiyorum
Oda ne, gezmezin gözüne takıldı ağaçların arasında ustaların gündüz bazen kullandığı küçük kulübeden ışık sızıyor gece kullanılmıyordu merak ettim gezmez iz peşinde! Yaklaştım kulak misafiri oldum içerden gülme sesleri geliyor kapıyı tıklatıp açarsın buda ne ohoo bizimkiler
Yani gündüz mekanik çalışan ustalardan 6 kişi varlar beni bırakırları mı? ısrarla içeri davet ettiler hoca diyerekten çağırdılar
Hoca camide yok yatiyo, girdik biraz konuştuktan sonra meğerse ustalardan biri İstanbul’da merkeze temelli ayrıldığından gecenin şerefineymiş büyük bardaklarla içip koyu sohbete dalıyorlar.

Israr üzerine ısrar beni seviyorsan e seviyorum içeceksin sevmesem olmaz bırakmayız ısrar bayağı devam etti uzağa gidiyorum görüşemicez kutlamamıza katılacaksın Parmağımızı kaptırdık bir kere, neyse kendimizi deneyelim eh çay bardağında olsun bari. Gezmez sarhoşumu acaba?
Onlar su bardağı getirdi etmen gitmen derken bari suyu çok olsun demi az olsun
İstemeye isteme ye bir su bardağını sohbetle karışık götürdüm tam kalktım gidiyorum kolumdan yapıştılar bir bardak daha beni seviyorsan yine ısrar neyse bu seferki az olsun yine doldurdular kırmamak için onu da bitirdik.
Konuşarak sohbet koyulaştı saat 1;30 suları kalktım vedalaştık. Gezmez sarhoş mu oldu?
Bütün korkularım, 50 metre yüksekliğinde sekiz adet kule vinçler var arızalanınca çıkıyordum şimdi durum
Farklı o saate sarhoş olup arızaya çıkarsam neler olmaz ki toprak yolda yürüyüp
Kendimi denemeye kara verdim on metre kadar yürüdük, sanki ben adım atarken ruhumda benden sonra
Adım atıyor. artık iki kişiydim sanki ruhumla yan yana yürüyoruz ama aklım başımda iyi
Düşünüyorum. Evet, ruhum dışarıda beraber geziyoruz çokta şaşırmıştım çünkü uçacak gibiydim evet evet
Uçuyorum sanki kollarımı bir kere çırpmaya bakıyor, bu işe sevinmiştim ayaklarım yerden kesildi, ayak parmak uçlarım
Yere deyiyor topuklarım havada meyil aşağı iniyorum, kendi kendime güldüğümü hatırlıyorum
Aklım, gecenin ilerleyen saattin de tesirini gösterip aşırı sarhoşluk çökerse yüksek kule vinçlere çıkarsam
Yok, yok hemen yatmalıyım, başıma bir şey gelmeden ama uçmakta istiyorum. Aklım başımdayken
Birim sorumlularını uyardım telsizimi yanıma alıp ağaçların arasındaki odamda yatağıma uzandım derken sabah
Olmuş “uyandırdılar kalkmam gerekiyor kuş gibi kalkacağımı sandım peh, peh ruhum gitmiş üzerime üç ton
Yük bırakmış bu ağırlık tam dört gün sürdü Tövbe, tövbe bir daha mı?

Günlerden son günüm saat. 10;30 suları bir telsiz anonsu Babaeski merkezden genel formenim arıyor
Gözün aydın fi zana yol gözüktü hemen hazırlıklara başla orada çalışacaksın evet bekârdım çok sevindimse_ de anlatamadığım anılarım vardı ve arkadaşlarımla vedalaştık yola düştük. İstanbul merkez oradan memlekete pasaport işleri
Gezmez fi zan yollarında saat 11;00 suları
İstanbul dan dan çıktım yola gidiyorsun dediler fi zana uğradım hava limanına birde baktım Sakıp sapancı rahmetli yanımıza yanaştı kendi üslubuyla verdi selamını yurtdışına doğru arayı aştı ilk uçağa binişim
Olacaktı yeni tanıştığım arkadaşlarla beklemeye koyulduk hele içlerinden biri vardı ileride çok samimi olacağım Yakup
Taydı ( damarı ofli dur ofli ) doğma büyüme İstanbul ha sıramız geldi bindik uçağa harekete geçtik öyle hızlandık
Hızlan dik ki uçak burnunu kaldırdı sanki midemi kökünden aldı hık dedim sıktım onu yaslandım geriye
Evet, gezmez uçakta; uçaktakilerin bazıları iş adamları mız ve diyerleride işçi kesimdendi yolumuz önce tunusa doğru gider hosteslerimiz de birbirinden çok güzel, kaddafi efendi ABD ile küsmüş onun hava sahasına inemiyoruz.

Az gittik uz gittik iki buçuk saat düz gittik yenildi yemekler sonra geldi içecekler hele içlerinden viskimi ararsın kırmızı şarap mı ararsın kralından hepsi var ama ben içmem arkadaş. Yakup usta kaşınmaya başladı
Çektim onu hizaya aldım ifadesini Yakup ustam derki orijinal dır , görmedim böylesini.

Gezmez derki içme arkadaş yabancı memlekete gireceğiz sarhoş olursan, kimse tanımaz seni, neler olacağını bilemeyiz.
Uçak ta bir ses duyuldu
Kaptanınız konuşuyor ben kaptan Osman şu an on bin fitteyiz Yunanistan hava sahasından geçmemize
İzin vermedi İtalya üzerinden gideceğiz yükselmeye de devam edeceyiz der yatırdı sola uçağı göster di bize kocaman
Yanar dağı
Yaklaştık pist göründü derken vardık hava limanına saat16;30 sular gezmez Tunus ta,

Verdik pasaportları gerekeni yaptılar girdik içeriye ortam öyle sessizdi ki çok değişik bir hava höpörler den konuşmalar bile öyle sessizdi ki neredeyse fısıldayarak çıkıyordu bizi bekleyen iki şirket otobüsü ve
Refakat edecek görevli kişiler vardı gezmez Tunus yolların da; derken Libya ya doğru yola çıktık etraf güllük
Gülistanlık saat 17;15 suları, şoförümüz kasetçaları açtı Adnan şen sesten hava çalıyor, ama genelde ara vermeden aynı
Parça ( doldur meyhaneci boş kalmasın kadehim doldur doldur dolduuuuur, gitsin ) gezmez otobüste
Arkalardan bir yüksek ses yahu kaptan dolma dimi kapçık ağızlı be ya dolsun artık yeeteer, beş saattir aynı parça çalıyor çaktırmadan bıyık altı gülmeler..

Karnımızda öyle acıkmıştı ki gittikçe gidiyoruz ortalıkta ne ev görünüyor ne de yemek yiyeceğimiz bir yer
Gezmez Tunus yollarında; saat gece 22;00 suları lokanta demeye bin şahit lazım bir yere yanaştık. Topluca
Kapıdan içeri girdik herkes masalara oturdu salatamız geldi. Bu da ne kupkuru ve sayılan salata seyrek şekilde tabağa dizilmiş belgide haklılar ortalık kuraklık olduğundan inanın salatanın öz suyu bile kalmamış ama açlık tabağı bile yedirir.
Az sulu tavuğumuzda geldi tam yemeye başlamıştık ki yan masadan ses duyuldu gıdak gıd gıdak baktığımda adam kollarını tavuk gibi çirpıyo meğerse Arap garsondan tavuk getirmesini istiyormuş
Örendik ki oda Arapça bilmiyormuş herkes ona bakarak bir kahkaha ki sormayın gitsin zaman zaman
.Wc de bile aklıma geliyor da kendi kendime gülmekten bir hal oluyorum.

Gezmez otobüste; yine Libya yollarına düştük ip gibi yollar yardırarak gidiyoruz sabah saat 06;30 suları
Tunus ve Libya gümrüklerinden bir buçuk saat içinde geçtik dikkatimi çeken uzunca gümrüğe giriş yapan
Arabaları, bize öncelik nedense tanıdılar.
Evet, gezmez artık Libya yollarında; uçsuz Bucaksım yollar, güneş, gökyüzü muhteşem pırıl, pırıl
Birbirin den çok uzakta evler, gittikçe sıklaşıyor saat 10;30 suları bin gazi dedikleri yere vardık oradaki şirketin merkezine
Giriş yaptık orada bizi bekleyen Türk çalışanlar vardı doğruca yemekhaneye getirdiler
Kahvaltımızı yaptık kısa sohbet çaylar da derken yola devam ettik
Gezmez artık fi zan yollarında uzun, uzun yollar, her yerden develer, karşımıza çıkarlar. Saat yine 14;00 suları güneş
Bastırdıkça bastırdı otobüs soğutmalı ama biz sıkıldık kaptan, bizi bir yerde at dışarı hava alalım dedik
Yanılmışız
Kaptan yolculuğa ara verdi açtı kapıları dışarı çıkmadan yüzümüzü sanki alev yaladı içerisi muhteşemmiş.
İnmeden yola devam ettik arkamda arkadaşım mırıldandı burada hayat durdu artık biz nere ye geldik. Gezmez fi zan yollarında;
Bayağı yol aldıktan sonra kaptan ihtiyaç molası verir kasap mı yoksa bakkalımı olduğu belli olmayan bir yerden,
İçecekler alıp içtik çamaşır gibi etleri tellere asmışlar kocaman karasinekler o biçim
Keşif yapıyor. Ora dan da çabucak ayrıldık
Saat 17;30 suları cufra denen ilçeye girdik oradan, artık fi zan çölündeyiz çok şükür çölümüze kavuştuk.
İşte çalışacağınız şirket bayağı büyük bir yer iki bin dört yüz çalışan eleman varmış içeri girdik sorumlulara teslim edildik. Yüzer kişilik 13 adet uzunca gayet güzel ahşap çatılı soğutmalı dört kişi yatacak şekilde
Koğuşlar gördüm.
Derken herkes gruplaştı yatacak yerlerimize yerleştirildik. Ama arkadaşım la arıydık geçici olarak gittiğim
Odada bir kişi kalıyordu tanıştık sohbet falan bu arkadaşla bir hafta kaldım ama kalmaz olaydım odalar ahşap olduğundan
Hiç tanımadığım gizli sevenim varmış beni yedikçe ismini hafızama kazıdım.
Örendim ki tahtakurusuymuş beni yiyor arkadaşa dokunmuyor adam gülüyor bana inanmıyor bura da yok diyor öyle
Olsa beni de yer diyor

Derken yediği yerler bayağı kaşınıp kızarıyor yara oluyor çok şükür Yakup arkadaşımla yeniden buluştuk başka
Koğuşlardan bir odaya taşındık ilk bir hafta yaptığımız evlerde çalışırken üzerime sanki kovayla su döküyorlardı sıcaktan
Fazla yağlarımız eriyordu,.sudan çalışamıyordum yanımdakiler üzerine tenekeyle su mu döktüler dalga geçiyorlardı
Ama ona da çözüm bulduk. Ayranımıza tuz katarak tamamen üzerimden akan sular kesildi birde ilk orada gördüm
Atletlerimiz tuzdan beyazlıyordu ve on beş gün de yırtılıyordu.

Alıştık çalıştık derken aradan iki ay geçti. Gezmez fi zan çöllerinde..kaddafi efendinin , Kısaca adına, Türkler Osman yâda
Şakır diyorlar, yoksa götürüyorlar.
Hakkında işlem yapılıyor, Meraktan neler konuştuğunu sorguluyorlarmış.
Bir gün kaddafi efendiden yazı geldi.
Yaptığımız evleri çok beğendiğinden bütün çalışanları ilçesi cufra ya davet etti. Otel tepesinden
Halkına ve bize hitaben konuşma yapacakmış o gün geldi çattı, bütün çalışanlar çiftli otobüslere binmeye hazırlandı
Yakup ustayla biz yürüyerek gitmeye karar verdik.. Çünkü yerlerden kalkan ince tozdan kaçtık biz yola çıktık yirmi beş
Dakika yürüdük çarşıya meydana vardık.
Baktık ki insanlar asfalt boyunca yerlere oturuyor çok kalabalık Türklerin toplandığı yeri sorduk bayağı
İlerde yüksek bir ötelin yanıymış gitmeyip nasıl olsa onlarda Müslüman herhalde kızmazlar yol boyu oturan kalabalığın arasına girdik selam verdik fistanlı yaşlı amcaların yanına oturduk

Öndeyiz. Amcalar hoş karşıladı ama biz aralarında yıldız gibi parlıyorduk neden mi? bende kırmızı şapka kot beyaz
Pantolon Yakup ustam kılıç gibi parlak elbise diyordu bir şey sorsalar bilmiyoruz
Sadece Arabî kelam mafiş Arapça bilmiyoruz anlamında karşımızda kaddafi efendiyi alacak arabalar ve motorizeler
Bekliyor, ortalık subay ve polis kaynıyor önümüzde şişmanca bayan polis yukarı aşağı insanları bir şeritte tutuyor
Büyükler çocukların ellerine bayrakları tutuşturuyor birlikte fettah, fettah diye bağırıyorlardı. Hemen arkamızda
Binalardan kadınlar zılgıt ağızlarıyla çalıyorlar saat 10;00 suları gösteri amaçlı tanklar askeri uçak savarlı araçlar gelip geçiyordu ki,. Arkamızda nazik rap, rap sesi duyduk dört metre yakınımıza otuz kişilik çok genç bayan askerler dizilmiş
Çok şaşırmıştım, bize bakıp güneş gibi parlıyorlardı bayanlara bakmak yasak benim çok ilgimi çektiğinden ben
Duruyorum kafam durmuyor, Dönüyordu. Gezmez cufra da;

Herkes ileri bakarken ben dirseğim ile Yakup ustayı uyardım aramızda konuştuk inanamadık kızlar askerlik
Yapıyor ha bir duruşları var ki kılıç gibi saçları açık kısa hepsi aynı tüfek tutuşları ve kısa kasaturaları takılı bir çırpıda
Muhteşem şok olmuştuk, yüzleri buğday tenliydi çaktırmadan onlarda, derler ya bıyık altı güldü bizde güldük
Demeye kalmadı dört genç arkadan yakamıza yapıştı
No tekrar yüksek sesle no diye bize bağırdı Yakup ustam kükremeye başladı ne
Diyor len bunlar ustayı uyardım
Biz başka yerde oturalım bunlar bizi kıskandı yutarlar sonra dedim kalktık onlara yaşlı amcalar çok kızdı. Ortalık karıştı

On metre ileride yine selam verdik oturduk. Bu ara ne olduğunu anlamadan yine birileri bizi kaldırdı meğerse
Marşları okunuyormuş onun için kaldırmışlar derken hava bayağı ısındı başbakanları gelmedi

Tam kalktık ki karşımıza bir subay dikildi iyi niyetli olduğunu anladık bize çok çabuk burayı ara sokaklardan
Giderek terk edin diyordu yoksa başımıza iyi şeyler gelmiycekti. Biz ayrıldık efendi kaddafi gelmiş ama nasıl,
Arabaların geldiği ters istikametten, süikasten çok koruyormuş, konuşma yapıp gitmiş.

Arkadaşımızın birini sakallı diye şüphelenip götürdüler ancak bir hafta sonra çıkabildi günler geçti oralara iyice
Alıştık yirmi dakika yürüyüp çarşıya gidip geliyorduk
Aradan sekiz ay geçti gece vardiyasına başladık yapılan evler büyük tek kat üzerine çatılar düz beton sabaha
Karşı arkadaşlardan birini bulamıyoruz
İş çok azaldı diye çık çatıya betonun üzerinde yat, sen üzerine çize düşsün yerler çok hafif ıslak orada yağmur
Yağmaz. Arkadaş iki saat yatmış beton üstünde gitme vakti indi aşağı ama iki büklüm kalmış doğrulamıyor o şeklini
İki doktorumuz Bir haftada çözebildi Ancak.

Gezmez fi zanda;
Günlerden bir gün arkadaşım Yakup ustayla iş bitişi yürüyerek çarşıya gitmeye karar verdik. Saat 17;15 suları derken
Yola çıktık kolumuzu sallayarak gidiyoruz elli metre kadar yürüdük çalışanların çoğu gezmeyi bitirmiş üçer kişi
Beşer kişi dönüyorlar gelene selam geçene selam veriyordum ki bizim Yakup usta kükredi ne yapıyorsun ya
İkibirin üstünde çalışan dışardan dönüyor bırak selamı falan bu kadar çok selam verilmez ki der bende kendine
Sen Müslüman deyimlisin dedim deyilim u len dedi kükreyerek tövbe etmesini istedim o işin sonu kötüdür
Dedim. Gezdik dolaştık yedik içtik akşam yattık karşımda ranzanın altında yatıyordu derken
saat 06;30suları bir
Gürültüyle uyandım ki şimşek gibi yatağından fırlar kafayı tahtalara çarptı sanırım,
Kalktım. Ne oldu Yakup usta. Korkmuş bana a çok kızmış. Neler oldu dersiniz
Bana çıkışarak senin yüzünden çok korkuç rüyalar gördüm e,e ne gördün sordum yolda gidiyorum camiye rastladım
Minaresi yıkılıyor üzerime düşüyorken altında kalmaktan hep son anda kurtuldum üçüncüyü de
Tam geçiriyordum ki yine yıkıldı ezildiğimi sandım. Ve çok korktum Yatağımdan
Can havliyle fırladım, der
Yakup ustam on yıldır hiç rüya görmüyordum senin yüzünden oldu diye çıkışmıştı
Ben o işin şakası olmayacağını zamanında söyledim ama kendince şaka yapmıştı. Oda bende ders almış olduk.

Gezmez fi zan çöllerinde; yine bir gün akşamüzeri çarşıya çıktık Tunusluların kurduğu Tunus pazarını gezdik
Dönüşte bakkala uğradık çok sıcak çekilmiş kahve tozu poşetlenmiş şekilde
Almaya karar verdik ve hazır taze kutu işi süt tozumuzu da dinar karşılığı aldık. Cezvemiz yok Yolda nasıl nerede pişireceğimizi
Tartışarak, koğuşumuza geldik. saat21;30 suları Yakup ustam küçük demlikte pişirmeye karar verir. Tam sekiz çorba
Kaşığı süt tozu beş kaşıkta kahve demliğe attı derken on dakika sıkıca karıştırdı. Sizde öğrenin. Ha, pişirdi ve çay
Bardağıyla içmeye başladık. Muhteşem lezzetli olmuştu lakin bir kesmedi iki kesmedi üç kesmedi lezzete öyle hasret kalmışız ki tam yedi çay bardağı içtiğimi iyi hatırlıyorum ustam daha içmeyelim sonra iyi olmaz der istemeyerek
Bende bıraktım. Bir saat sohbetten sonra televizyon izlemek için kalkıp gazinomuza doğru yürümeye başladım ki oda ne
Gezmeze ne oldu dersiniz;
İçmeden sarhoş oldum, çünkü ben adım atıyorum ruhumda adım attığını fark ettim, yani ben iki kişi oldum
Emin olmak için biraz daha yürüdüm ruhum yine dışarı çıkmış siz inanmayın bana gülüyorsunuz değil mi. O zaman
Deneyin.

Aynen arkadaşıma anlatım, acele et çabuk parmak at der nasıl yani hımm anladım midemi boşaltmak içinmiş dediğini yaptım çarpıntılar başladı sabah 04;15 e kadar şantiyede tempolu koşu yaptım ve ancak yatabildim, o lezzet hala damağımın
Ucundadır. Hatırlattınız arkadaşımı bulup yine yaptırmam lazım arayacağım.
Gezmez fi zan çöllerinde.

Bir yılsonuna doğru, şirketimiz ucuz olsun diye değişik Arap ülkelerinden elamanlar alır ekip halinde
Çalışmaya, başlarız. Aramızda kömür gibi siyah arkadaşlar da vardı kaynaştık Zaman içinde birbirimize alıştık
Adamların çalışması farklı sürekli istirahat ediyorlar, dinlenmeleri kumun üstünde yatmak yatakta yatar gibi
Horluyorlar hepsi birbirinden inat
Bir konuyu tartışmaya başladılar mı? Sonu kavga oluyor
İşteyiz yedi arkadaş ve sorumlumuz traktörle kare düz taş yükleyip yeraltından geçen kalın kablonun üzerini
Kaplıyoruz, derken
Sorumlum bu seferde traktörle sen git, yükleyip gelin ama Araplara dikkat et kavga etmesinler, zaten
Bir konuya girmişler, tartışıyorlar, işe koyulduk ki, taşları birbirlerine vuruyorlar, davaları ben, haklıyım
Neyse kapıştılar, aralarına girdim formamın düğmeleri, uçtu arada beni de uçuracaklar, avazım çıktığı kadar, arap diliyle muş
lazım kelam, lazım şukul dime,dime kelam, mafiş kelam derken
İkisini traktöre atarsın diğerleri yürüme sorumlumuzun yanına vardık. Dinleniyoruz. Arkadaş sorar yani şimdi
Bunlar kavga etmedi, ha, hepsi çaktırmadan bana bakıyorlardı ispiyon edecek miyim? Ben gülümsedim

Göz ucuyla onlara bakıp gülerek söylesem mi diye bakıştık onlarda güldü. Bir şeyler olduğunu arkadaş anladı ve ısrarla anlatmamı istedi okeyi de alınca sadece düğmelerimi gösterdim, olayı anlattım
İşi tatlıya bağladık gülmekten yerlere yattık.
 
Paylaşım için teşekkürler.
 
Teşekkürler..
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst