- Katılım
- 4 May 2011
- Konular
- 239
- Mesajlar
- 792
- Online süresi
- 4667s
- Reaksiyon Skoru
- 115
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 136
- Yaş
- 34
- TM Yaşı
- 14 Yıl 11 Ay 24 Gün
- MmoLira
- 12
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Telltale Gamesin sponsorluğundaki Sam & Max ikilisi, yeni maceralarla başlarını belaya sokmaya devam ediyor. Aklı başında, sakin, gerektiği zaman sert bir polis olan Sam ile psikopat tavşan Maxin (Ve artık psişik!) şimdiki maceraları öncekilerden çok daha önemli. Hayal gücünün sınırlarını zorlayan garip kahramanlarımız bu sefer dünyayı kurtarmak zorundalar!
General Skun-kape adında uzaylı bir goril dünyayı istila etmeye geliyor. İlk yarım saatte oyunun sonlarına doğru bir bölümü oynarken, aniden geçmişe gidip olayların gördüğümüz noktaya nasıl geldiğini oynayarak, bulmacaları çözmeye başlıyoruz. Sam & Max: The Devils Playhouse Episode 1: Penal Zone, öncüllerinden grafik, ses ve kurgu olarak farklı değil. Üç boyutlu ve çizgi film benzeri grafikler yine bütün oyuna hakim; zaten oyunun sevilmesinin en büyük sebeplerinden biri de bu. Piyasada şöyle bir düşünce hakim: Komedi macera oyunu yapıyorsan, grafikler mutlaka çizgi film benzeri olmalı. Sesler deyince macera oyununda akla ilk gelense karakterlerin seslendirilmesi oluyor. The Devils Playhouseun farklı karakterlere göre seslendirilmesi; korku, heyecan ve sevinç gibi duyguların tepkilerini çok güzel yansıtmış. Özellikle Maxin seslendirmesi çok sevdim.
Oyuna hakim diğer öğelerden birisi de hangi karakter ya da eşya ile etkileşime girerseniz, araya birkaç esprinin sıkıştırılmış olması. Nihayetinde oyun komedi oyunu ve espri olacak elbetteki fakat bazı durumlarda espriler eğreti duruyor. Üst üste esprilerle komikliği zorla oyuncunun gözüne sokmaya çalışmak, belli bir yerden sonra diyalogları hızla geçmeme neden oldu. Fakat buna rağmen çoğu noktada, özellikle Maxin karıştığı diyaloglarda bayağı bir gülümsediğimi belirtmem lazım. (Sezarın hakkı Maxe!)
En son Culture Shock'ı oynamıştım. O zamanlar karakterlerin yönetimi, gitmek istenen yere tıklanarak oluyordu. Şimdiyse tuşa basılı tutmak ve istenen yöne doğru hareket etmek gerekiyor. Oynanış tarzı da halen aynı ve yani etkileşime girmek istediğiniz kişinin ya da eşyanın üstüne basarak hareket etmeye dayalı. Bu tarzın macera oyunlarını kolaylaştırdığını düşünsem de Sam & Max buna rağmen zorlayıcı bulmacalar içeriyor. Sam ile oraya buraya yürüme işlerini yapıp eşyalar ve kişiler ile etkileşime giriyoruz.
Konuşma işini de daha aklı salim olduğu için Sam üstleniyor. Maxin işleviyse -özellikle Lucasın yıllar önce çıkardığı ilk oyuna kıyasla- iyice arttırılmış. Deli, psikopat ve ABD başkanı Maxin, bunlar yetmiyormuş gibi artık psişik güçleri var. Geleceği görebiliyor, eşyaların şekline girebiliyor ya da telefon numarasını bildiği kişilerin yanına hemen ışınlanabiliyor. Bunları yapabilmesi için bazı oyuncakları ele geçirmesi gerekli keza General Skun-ka'pe de geleceği gösteren cihazı istediği için dünyaya gelmiş. Takıldığınız noktalarda Maxi kullanarak geleceği görebilir ve neyi nasıl yapacağınıza dair zayıf ipuçları elde edebilirsiniz.
Sam artık üzerinde çalıştığı davayı not defterinden takip ediyor. Biriyle konuşunca yapmanız gereken görevler ve tanıştığınız kişiler not defterine detaylarıyla yazılıyor. Birden fazla konunun peşinde koştururken kafayı toplamak için bakması faydalı bir cihaz ama olmasa da olurdu.
Oyun daha önceden olduğu gibi bölüm bölüm piyasaya çıkacak. (Artık adventure / macera oyunlarında adet oldu.) Bu ay The Tomb of Sammun Mak adlı ikinci bölüm, gelecek ay They Stole Maxs Brain adlı üçüncü bölüm, Temmuzda Beyond the Alley of the Dolls adlı dördüncü bölüm ve son olarak da The City That Dares Not Sleep oyuncularla buluşacak. Beş bölümün toplam 35$lık ücreti tartışılabilir ama eğlenceli içeriğiyle bu parayı hak ediyor. (Yine de yüksek.)
Fiyatını bir kenara koyarsak, Sam & Max her yönüyle tatmin edici bir macera oyunu. LucasArtsın halen neden gözde macera oyunlarını elden çıkardığını anlamasam da Telltale Gamesin iyi iş çıkardığı söylemem lazım. Piyasaya her an kaliteli macera oyunu düşmüyor, o yüzden bulmaca ve macera türü oyunları seven bizim gibi az sayıda adamın kaçırmayacağı bir oyun. Haftanın seçimi diyeyim. Afiyet olsun.
General Skun-kape adında uzaylı bir goril dünyayı istila etmeye geliyor. İlk yarım saatte oyunun sonlarına doğru bir bölümü oynarken, aniden geçmişe gidip olayların gördüğümüz noktaya nasıl geldiğini oynayarak, bulmacaları çözmeye başlıyoruz. Sam & Max: The Devils Playhouse Episode 1: Penal Zone, öncüllerinden grafik, ses ve kurgu olarak farklı değil. Üç boyutlu ve çizgi film benzeri grafikler yine bütün oyuna hakim; zaten oyunun sevilmesinin en büyük sebeplerinden biri de bu. Piyasada şöyle bir düşünce hakim: Komedi macera oyunu yapıyorsan, grafikler mutlaka çizgi film benzeri olmalı. Sesler deyince macera oyununda akla ilk gelense karakterlerin seslendirilmesi oluyor. The Devils Playhouseun farklı karakterlere göre seslendirilmesi; korku, heyecan ve sevinç gibi duyguların tepkilerini çok güzel yansıtmış. Özellikle Maxin seslendirmesi çok sevdim.
Oyuna hakim diğer öğelerden birisi de hangi karakter ya da eşya ile etkileşime girerseniz, araya birkaç esprinin sıkıştırılmış olması. Nihayetinde oyun komedi oyunu ve espri olacak elbetteki fakat bazı durumlarda espriler eğreti duruyor. Üst üste esprilerle komikliği zorla oyuncunun gözüne sokmaya çalışmak, belli bir yerden sonra diyalogları hızla geçmeme neden oldu. Fakat buna rağmen çoğu noktada, özellikle Maxin karıştığı diyaloglarda bayağı bir gülümsediğimi belirtmem lazım. (Sezarın hakkı Maxe!)
En son Culture Shock'ı oynamıştım. O zamanlar karakterlerin yönetimi, gitmek istenen yere tıklanarak oluyordu. Şimdiyse tuşa basılı tutmak ve istenen yöne doğru hareket etmek gerekiyor. Oynanış tarzı da halen aynı ve yani etkileşime girmek istediğiniz kişinin ya da eşyanın üstüne basarak hareket etmeye dayalı. Bu tarzın macera oyunlarını kolaylaştırdığını düşünsem de Sam & Max buna rağmen zorlayıcı bulmacalar içeriyor. Sam ile oraya buraya yürüme işlerini yapıp eşyalar ve kişiler ile etkileşime giriyoruz.
Konuşma işini de daha aklı salim olduğu için Sam üstleniyor. Maxin işleviyse -özellikle Lucasın yıllar önce çıkardığı ilk oyuna kıyasla- iyice arttırılmış. Deli, psikopat ve ABD başkanı Maxin, bunlar yetmiyormuş gibi artık psişik güçleri var. Geleceği görebiliyor, eşyaların şekline girebiliyor ya da telefon numarasını bildiği kişilerin yanına hemen ışınlanabiliyor. Bunları yapabilmesi için bazı oyuncakları ele geçirmesi gerekli keza General Skun-ka'pe de geleceği gösteren cihazı istediği için dünyaya gelmiş. Takıldığınız noktalarda Maxi kullanarak geleceği görebilir ve neyi nasıl yapacağınıza dair zayıf ipuçları elde edebilirsiniz.
Sam artık üzerinde çalıştığı davayı not defterinden takip ediyor. Biriyle konuşunca yapmanız gereken görevler ve tanıştığınız kişiler not defterine detaylarıyla yazılıyor. Birden fazla konunun peşinde koştururken kafayı toplamak için bakması faydalı bir cihaz ama olmasa da olurdu.
Oyun daha önceden olduğu gibi bölüm bölüm piyasaya çıkacak. (Artık adventure / macera oyunlarında adet oldu.) Bu ay The Tomb of Sammun Mak adlı ikinci bölüm, gelecek ay They Stole Maxs Brain adlı üçüncü bölüm, Temmuzda Beyond the Alley of the Dolls adlı dördüncü bölüm ve son olarak da The City That Dares Not Sleep oyuncularla buluşacak. Beş bölümün toplam 35$lık ücreti tartışılabilir ama eğlenceli içeriğiyle bu parayı hak ediyor. (Yine de yüksek.)
Fiyatını bir kenara koyarsak, Sam & Max her yönüyle tatmin edici bir macera oyunu. LucasArtsın halen neden gözde macera oyunlarını elden çıkardığını anlamasam da Telltale Gamesin iyi iş çıkardığı söylemem lazım. Piyasaya her an kaliteli macera oyunu düşmüyor, o yüzden bulmaca ve macera türü oyunları seven bizim gibi az sayıda adamın kaçırmayacağı bir oyun. Haftanın seçimi diyeyim. Afiyet olsun.

