Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Yıl 1989... O zamanların basit ve monoton oyunlarına bir perde çekip gerçekçi insan hareketleriyle eğlenceli bir oyun yapmak isteyen bir programcı: Jordan Mechner. Bu adam, oyundaki karakterlerin hareketlerini gerçekçi kılabilmek için motion-capture dediğimiz tekniğin çok basit bir örneğini yapıyor. Üzeri kablolarla dolu özel bir kıyafet üreterek, bunu kardeşine giydiriyor. Kardeşini koşturuyor, duvarlara tırmandırıyor, engellerden zıplatıyor ve tüm bu hareketleri bilgisayara geçiriyor. Bir de konu seçip programlamaya başlıyor. İşte böylece Prince of Persia (Bundan sonra PoP diyeceğim) doğuyor.
Çıktığı ilk yıllarda büyük ilgi gören PoP, oyun sektöründe büyük adımlar atılmasını sağlayan önemli bir oyundur. O zamanlarda oyun sektörüne pek yatırım yapılmıyordu. Oyunları alanlar tek tük bilgisayar hastalarıydı. Kısacası oyun sektörü gelecek vaat etmiyordu. Ama PoP`un çıkması ile insanlar oyunlara ilgi duymaya başladı, bu sektöre daha çok yatırım yapıldı ve sektör bugünkü halini aldı. Tabii bunda sadece PoP`un etkisi yok, diğer klasiklerin de hakkını yememek lazım. Şimdi o klasikleri yazmaya kalkarsak… Neyse, biz konumuza devam edelim. Büyük bir ilgi gören oyunun devamının çıkması tabii ki kaçınılmazdı. 1993'te PoP 2 çıktı ve oyunun eski fanatiklerine yenileri eklendi. Bundan tam 6 yıl sonra, 1999'da, PoP 3D çıktı ve prensin teknolojiye ayak uydurmakta olduğunu gösterdi. Yıl 2003 ve prensimiz muhteşem bir geri dönüş yaparak kendi türündeki oyunlara oyun nasıl olurmuş gösterdi.
PoP: The Sands of Time`ın konusu serinin önceki oyunlarına göre biraz değişik. Sevgili prensimiz Zaman Hançeri'ni çalıyor. Vezir, gizli planlarını uygulamaya koyuyor ve prensi kandırıp hançer ile sihirli Kum Saati'ni açmasına neden oluyor. Kum Saati açılınca içindeki kumlar yaşayan canlıların içine giriyor ve bu canlılar bir bakıma zombi oluyorlar. Ama bu kumlar prensin, vezirin ve Farah'ın (Mısır Majestesi'nin kızı) içine giremiyor. Prensin ve Farah'ın yapması gereken, bir yolunu bulup bu korkunçluğa son vermek.
Oyunumuz 2 CD. Oyunu kurduktan sonra ilk CD`deki ekran kartı sürücülerimizi ve DirectX 9`u yüklüyoruz. Oyunu açıyoruz, güzel bir video seyrettikten sonra profilimizi yaratıp New Game`i seçiyoruz. Menü ortadan kalkıyor ve yakışıklı prensimizi kontrol etmeye başlıyoruz. Kapıdan içeri giriyoruz ve sonunda oyun başlıyor. Yolunuza devam edin ve alttaki küçük yardımları uygulayın. Bu yardımlar başlangıçta oldukça işinize yarayacak ve kontrollere büyük ölçüde ısınacaksınız. Hangi durumlarda hangi hareketi kullanmanız gerektiğini de bu yardımlarla öğrenebileceksiniz. Burayı yavaş yavaş oynayın; çünkü çok fazla hareket çeşidi var ve her birini farklı zamanlarda kullanmanız gerekecek.
Prensimiz üstün dövüş kabiliyetlerine sahip. Ayrıca akrobaside de ustalaşmış biri. Mesela çok uzun zıplamalar yapabiliyor, ya da duvarda uzun bir süre yürüyebiliyor (Nedense aklıma Matrix geldi). Bu akrobasi yeteneğini dövüş yetenekleriyle birleştirip düşmanlarını kolayca yenebiliyor. Ama sadece fiziksel güç yetmiyor. Oyun, karşınıza çözmeniz gereken bulmacalar da çıkarıyor. Yerden dikenlerin çıktığı yerler ve yolunuzu kapatan her tür bariyeri geçmek için biraz zekanızı kullanmanız gerekecek. Mekanizmaları harekete geçirmek, manivelaları aktif etmek için de fiziksel gücünüzün bir önemi kalmıyor. Dövüşlerde de taktiğin büyük önemi var. Düşmanların arkasına geçip saldırmak, duvardan kendinizi iterek atak yapmak... Bunlar dövüş taktiklerinden örnekler. Tüm bunlar oyunda zekanın önemini gösteriyor.
Oyunda dövüşler gerçekten eğlenceli. Zıplama tuşuyla yapılan hareketler farklı kamera açılarıyla gösterildiği için oyuncuları bayağı etkiliyor. Ama dövüşler çok kolay. Üzerinize bir ordu gelse yine de hepsini alt edebilirsiniz. Zaten öldüğünüzde de zamanı geri sarıp (ileride anlatacağım) yaptığınız hatayı tekrarlamazsınız. Oyunda asıl önemli olan ve en çok zamanınızı alan duvardan yürüme, duvardan duvara zıplama, kolonlardan tırmanma vs. gibi akrobatik hareketler. Ama bunlar görsel olarak o kadar güzel süslenmişler ki tüm bunları yaparken büyük zevk alıyorsunuz. Bir de yeri gelmişken söyleyelim, canınızı su içerek dolduruyorsunuz (nasıl bir sudur bu böyle?).
Çıktığı ilk yıllarda büyük ilgi gören PoP, oyun sektöründe büyük adımlar atılmasını sağlayan önemli bir oyundur. O zamanlarda oyun sektörüne pek yatırım yapılmıyordu. Oyunları alanlar tek tük bilgisayar hastalarıydı. Kısacası oyun sektörü gelecek vaat etmiyordu. Ama PoP`un çıkması ile insanlar oyunlara ilgi duymaya başladı, bu sektöre daha çok yatırım yapıldı ve sektör bugünkü halini aldı. Tabii bunda sadece PoP`un etkisi yok, diğer klasiklerin de hakkını yememek lazım. Şimdi o klasikleri yazmaya kalkarsak… Neyse, biz konumuza devam edelim. Büyük bir ilgi gören oyunun devamının çıkması tabii ki kaçınılmazdı. 1993'te PoP 2 çıktı ve oyunun eski fanatiklerine yenileri eklendi. Bundan tam 6 yıl sonra, 1999'da, PoP 3D çıktı ve prensin teknolojiye ayak uydurmakta olduğunu gösterdi. Yıl 2003 ve prensimiz muhteşem bir geri dönüş yaparak kendi türündeki oyunlara oyun nasıl olurmuş gösterdi.
PoP: The Sands of Time`ın konusu serinin önceki oyunlarına göre biraz değişik. Sevgili prensimiz Zaman Hançeri'ni çalıyor. Vezir, gizli planlarını uygulamaya koyuyor ve prensi kandırıp hançer ile sihirli Kum Saati'ni açmasına neden oluyor. Kum Saati açılınca içindeki kumlar yaşayan canlıların içine giriyor ve bu canlılar bir bakıma zombi oluyorlar. Ama bu kumlar prensin, vezirin ve Farah'ın (Mısır Majestesi'nin kızı) içine giremiyor. Prensin ve Farah'ın yapması gereken, bir yolunu bulup bu korkunçluğa son vermek.
Oyunumuz 2 CD. Oyunu kurduktan sonra ilk CD`deki ekran kartı sürücülerimizi ve DirectX 9`u yüklüyoruz. Oyunu açıyoruz, güzel bir video seyrettikten sonra profilimizi yaratıp New Game`i seçiyoruz. Menü ortadan kalkıyor ve yakışıklı prensimizi kontrol etmeye başlıyoruz. Kapıdan içeri giriyoruz ve sonunda oyun başlıyor. Yolunuza devam edin ve alttaki küçük yardımları uygulayın. Bu yardımlar başlangıçta oldukça işinize yarayacak ve kontrollere büyük ölçüde ısınacaksınız. Hangi durumlarda hangi hareketi kullanmanız gerektiğini de bu yardımlarla öğrenebileceksiniz. Burayı yavaş yavaş oynayın; çünkü çok fazla hareket çeşidi var ve her birini farklı zamanlarda kullanmanız gerekecek.
Prensimiz üstün dövüş kabiliyetlerine sahip. Ayrıca akrobaside de ustalaşmış biri. Mesela çok uzun zıplamalar yapabiliyor, ya da duvarda uzun bir süre yürüyebiliyor (Nedense aklıma Matrix geldi). Bu akrobasi yeteneğini dövüş yetenekleriyle birleştirip düşmanlarını kolayca yenebiliyor. Ama sadece fiziksel güç yetmiyor. Oyun, karşınıza çözmeniz gereken bulmacalar da çıkarıyor. Yerden dikenlerin çıktığı yerler ve yolunuzu kapatan her tür bariyeri geçmek için biraz zekanızı kullanmanız gerekecek. Mekanizmaları harekete geçirmek, manivelaları aktif etmek için de fiziksel gücünüzün bir önemi kalmıyor. Dövüşlerde de taktiğin büyük önemi var. Düşmanların arkasına geçip saldırmak, duvardan kendinizi iterek atak yapmak... Bunlar dövüş taktiklerinden örnekler. Tüm bunlar oyunda zekanın önemini gösteriyor.
Oyunda dövüşler gerçekten eğlenceli. Zıplama tuşuyla yapılan hareketler farklı kamera açılarıyla gösterildiği için oyuncuları bayağı etkiliyor. Ama dövüşler çok kolay. Üzerinize bir ordu gelse yine de hepsini alt edebilirsiniz. Zaten öldüğünüzde de zamanı geri sarıp (ileride anlatacağım) yaptığınız hatayı tekrarlamazsınız. Oyunda asıl önemli olan ve en çok zamanınızı alan duvardan yürüme, duvardan duvara zıplama, kolonlardan tırmanma vs. gibi akrobatik hareketler. Ama bunlar görsel olarak o kadar güzel süslenmişler ki tüm bunları yaparken büyük zevk alıyorsunuz. Bir de yeri gelmişken söyleyelim, canınızı su içerek dolduruyorsunuz (nasıl bir sudur bu böyle?).