- Katılım
- 11 Nis 2010
- Konular
- 3,241
- Mesajlar
- 13,785
- Online süresi
- 4g 6641s
- Reaksiyon Skoru
- 1,893
- Altın Konu
- 3
- Başarım Puanı
- 429
- Yaş
- 126
- TM Yaşı
- 16 Yıl 11 Gün
- MmoLira
- 1,623
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Sabırsızlıkla beklediğimiz Crysis 2nin ilk basın lansmanı, İstanbulun en yüksek binasında gerçekleştirildi.
Dün, yani 17 Mart 2011 tarihinde, Crysis 2'nin dünyadaki ilk basın lansmanı İstanbul'da gerçekleşti. Bir oyun için yapımcıların bizzat katılım gösterdiği bu çapta büyük bir basın lansmanı Türkiye için bir ilk oldu. Türkiye'nin en yüksek binasının en üst katında gerçekleşen basın lansmanına ilgi de hayli yoğundu. Oyunlarla alakalı / alakasız basın mensuplarının tamamı eksiksiz olarak katılım gösterdi. Elbette ki ilginin bu derece yoğun olmasının esas sebebi, Crysis 2'nin basın lansmanı olmasının yanı sıra yapımcılardan Faruk Yerli ve Avni Yerli'nin bizlerle buluşacak olmasıydı.
Şimdi biraz daha işin mutfağına gidip bu lansmanı birlikte yaşayalım istiyorum. Öncelikle lansman için Türkiye'nin en yüksek binası olan Sapphire'nin seçilmiş olması çok yerinde bir karar olmuş. Her ne kadar o binanın 55. katına çıkmak biraz çetrefilli olsa da yukarıya çıkınca karşılaştığınız manzara o meşakkatli anları hemen unutmanızı sağlıyor. Çetrefilli derken 55. kata merdivenle çıkmadık tabii ki ama girişteki güvenlik prosedürü bayağı bir sıkıydı. Bir an kendimi ABD topraklarına tekrar giriş yapıyorum sandım, bir ayakkabıları ve kemeri çıkarmadığımız kaldı! Sonrasında da asansör vakası vuku buldu. Yani asansöre yöneldim, yukarı çıkacağım. Yok! Çıkamazsınız beyefendi!, Neden?, Ancak refakatçi eşliğinde çıkılıyor! Peki dedik ve bize eşlik edecek olan adamı bekledik. Yalnız hakkını vermek lazım, asansörleri fişek hızında, bizimkiler tosbağa gibi kalır yanında.
Araştırmacı gazetecilik ruhu ile sordum tabii ki hemen, Kaç basıyor hocam bu asansör? diye. Saatte 20 kilometre yapıyor. diye cevap verdi. Eh, süper! diyene kadar 55. kata vardık zaten. Asansörden iner inmez yandaki nefes kesici manzaraya yöneldim. İstanbul'a tepeden bakmak diye buna denir işte. Hani nasıl desem? En son geçen ay uçaktayken baktığımda İstanbul'u bu kadar yüksekten görmüştüm. İstanbul'u çok severim zaten, Miami'den sonra dünyadaki ikinci favori şehrimdir. İstanbul'un o eşsiz görüntüsü sadece beni değil, diğer basın mensuplarını da etkisi almış olsa gerek ki onlarca kamerayla düzinelerce insan çatıya çakılı kalmış vaziyette manzarayı izliyor. İstanbul'u dinliyoruz gözlerimiz kapalı. Yok olmadı, İstanbul'u izliyoruz gözlerimiz açık! İstanbul'un bu büyüsünden ilk kurtulan ben oldum. Oğlum ne yapıyorsun, içeride Crysis 2 var, Yerli kardeşler var. Sen buraya çakılmış, manzara resimleri çekiyorsun. dedim ve toparlanıp içeriye daldım.
Lansmana erken geldiğim ve İstanbul'un büyüsünden ilk kurtulanlar arasında olduğum için Yerli kardeşleri kuliste yakalayıp muhabbet etme fırsatı buldum. Önce Almanca konuşmaya başladık. Kısa sürede aksanımdan İsviçre kökenli olduğumu anladılar ve Avni Ağabey Du Schwitzer du. dedi bana, yani Seni gidi İsviçreli seni! demek oluyor. Tabii ki Avni ve Faruk Ağabey elimde Crysis 2'yi dünyada ilk defa kapak yapma başarısına imza atmış olan LEVELın Şubat 2010 sayısını görünce hemen ayaküstü bir göz gezdirdi. Derken uzun sarı saçlı bir bayan geldi yanıma, Siz kimsiniz, ne yapıyorsunuz burada? diye sordu. Almanca sohbet ettiğimiz için ne konuştuğumuzu anlamadığından kıllandığını tahmin ettiğim bu bayan benden business kartımı istedi. Elime attım cebime, eyvah, aceleyle almamışım yanıma! Ne yapacağım diye düşünürken Oğlum, elindeki Crysis 2 kapaklı LEVELı göstersene! dedi içimdeki Ahmet. Neyse, gösterdim LEVEL'ı. Aaa, LEVEL mı? Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz, çok teşekkür ederim, ben sizi rahatsız etmeyeyim, buyurun, siz devam edin Yerli kardeşlerle muhabbet etmeye. dedi ve yanımızda buharlaştı. Neyse, lansmandan evvel Yerli kardeşleri sorularla terletmek istemedim, sadece keyifli bir sohbete daldık. Derken içerisi kalabalıklaşmaya başladı, CHIP Online'dan tandık bir yüz olan Cenk geldi. Bazı eski arkadaşlarla da yıllar sonra bir araya gelip sohbet etme imkanı bulduk.
Şimdi bir basın lansmanının en önemli kısmına geliyoruz: Yemekler! Evet arkadaşlar, bir basın lansmanının en önemli kısmı yemek kısmıdır benim için. Bunun içindir ki güzel Türkçe'mizde aç ayı oynamaz diye güzel bir laf vardır. Gerçi bunun Almancası tok kuş ötmez ama Almanya'da değil, Türkiye'deyiz bu sefer. Eee, Roma'da Romalı gibi yaşamak lazım, değil mi? Gerçi ben Almanya'da olduğumda da, Türkiye'deyken de ikramlara saldırmadan, pardon, yani yemek yemeden asla lansmanda performans sergileyemem. Araba yakıtsız gider mi yahu? Neyse, kanepeleri, sandviçleri, peynirleri yiyip kivileri, portakalları ve üzümleri yuttuktan sonra kokteylimi de aldım yanıma ve en önde ayrılmış yerime oturdum basın konferansı için. Konferansta bize çok özel bir video izletildi. Videonun da sonunda Laz şivesiyle Ula ne oldi saa boile! tümcesini duyduğumuzda salondan gülüşmeler yükseldi.
Konferansın akabinde soru & cevap kısmına gelindiğinde Yerli kardeşlere Crysis 2 ile FPS türüne bir yenilik getirdiğinizi düşünüyor musunuz? sorusunu sordum. Avni Yerli de bu kez New York'un olduğunu ve yatay boyutun yanı sıra Crysis 2'de dikey boyutun da yoğun olarak kullandığını ifade etti. Sonra tabii ki arkada bizim için hazırlanmış laptoplarda oyunu oynama imkanı bulduk. Ama benim önce araştırmacı gazetecilik ruhuyla Yerli kardeşlerle daha ciddi bir üslup kullanarak video röportajı yapmam gerekiyordu. Normalde sevgili Eray ve ekibi her daim paha biçilmez donanımlarıyla bize destek olurken bu kez aksilik yakamızı bırakmadı. LE-VİD ekibinin iki tane çok pahalı kamerası var. Kameralar o kadar pahalı ki ben bugüne kadar elimi bile sürmedim, vallahi diyorum bakın. Bir tanesi 6500 dolar mı ne! Düşünün yani. Talihsizlik bu ya, Eray'ın iki kamerası da lansman öncesi bozuldu. Sağ olsun Recep Baltaş koşa koşa bana ufacık bir kamera yetiştirdi. Kameraya bir baktım, benimkinden küçük, yani benim fotoğraf makinemden bile küçük. Recep'e Ağabey bu ne dedim?, Bakma sen onun öyle küçük durduğuna, tüm Hollywood ve hatta Barrack Obama'nın kızları bile onu kullanıyor. dedi. Barrack Obama'nın kızları mı vardı? Yeme beni Recep. dedim.
Kameranın kalitesini test ettiğimdeyse şok geçirdim. Eray'ın o koca koca kameralarına beş basıyor küçücük alet. HD çekim kalitesi o kadar iyi ki al, bildiğin sinema filmi çek yani. Recep'in bu jesti sayesinde mutlu mesut cep telefonu kadar kamerayla gittim lansmana. Tüm konferansı baştan sona güzel güzel kaydettim ama sıra video röportajı yapmaya gelince tıkandık tabii ki. El kadar aleti kimse adam yerine koymuyor, üç ayağı koyup röportaj yapacağım ama bacağım kadar kameralar yanında millet Recep'imin kamerasını iplemedi ve önünden falan geçenler bile oldu. Sonra sağ olsun LEVEL'dan geldiğimi fark eden Murat Demirok, bana dev bir kamera tahsis etti de güzel güzel yaptık röportajımızı.
Genel anlamda izlenimlerim olumlu yöndeydi. İstanbul'da gerçekleşen bu basın lansmanının daha evvel Amerika'da ve İngiltere'de katıldığım oyunlara özel basın lansmanlarından altta kalır bir tarafı yoktu bana göre. Lansmanı organize eden ekip profesyonelce bir kurulum gerçekleştirmiş. Crysis 2'nin basın lansmanının ilk defa İstanbul'da yapılmış olması da bizim için elbette ki çok önemli ve gurur verici bir şey. Türk oyun sektörünün gelişmesi, daha büyük kitlelere ulaşması ve yayılması için biz de LEVEL olarak destek vermekten her zaman mutluluk duyuyoruz. Biz her zaman oyun olan her yerdeyiz. Dünyanın neresi olduğu fark etmiyor; ABD, Almanya, Kore, İspanya, Japonya ya da İstanbul... Oyun neredeyse biz oradayız ve orada olmaya devam edeceğiz. Bizi izlemeye devam edin desem çok mu klişe bir cümle kurmuş olurum?
Dün, yani 17 Mart 2011 tarihinde, Crysis 2'nin dünyadaki ilk basın lansmanı İstanbul'da gerçekleşti. Bir oyun için yapımcıların bizzat katılım gösterdiği bu çapta büyük bir basın lansmanı Türkiye için bir ilk oldu. Türkiye'nin en yüksek binasının en üst katında gerçekleşen basın lansmanına ilgi de hayli yoğundu. Oyunlarla alakalı / alakasız basın mensuplarının tamamı eksiksiz olarak katılım gösterdi. Elbette ki ilginin bu derece yoğun olmasının esas sebebi, Crysis 2'nin basın lansmanı olmasının yanı sıra yapımcılardan Faruk Yerli ve Avni Yerli'nin bizlerle buluşacak olmasıydı.
Şimdi biraz daha işin mutfağına gidip bu lansmanı birlikte yaşayalım istiyorum. Öncelikle lansman için Türkiye'nin en yüksek binası olan Sapphire'nin seçilmiş olması çok yerinde bir karar olmuş. Her ne kadar o binanın 55. katına çıkmak biraz çetrefilli olsa da yukarıya çıkınca karşılaştığınız manzara o meşakkatli anları hemen unutmanızı sağlıyor. Çetrefilli derken 55. kata merdivenle çıkmadık tabii ki ama girişteki güvenlik prosedürü bayağı bir sıkıydı. Bir an kendimi ABD topraklarına tekrar giriş yapıyorum sandım, bir ayakkabıları ve kemeri çıkarmadığımız kaldı! Sonrasında da asansör vakası vuku buldu. Yani asansöre yöneldim, yukarı çıkacağım. Yok! Çıkamazsınız beyefendi!, Neden?, Ancak refakatçi eşliğinde çıkılıyor! Peki dedik ve bize eşlik edecek olan adamı bekledik. Yalnız hakkını vermek lazım, asansörleri fişek hızında, bizimkiler tosbağa gibi kalır yanında.
Araştırmacı gazetecilik ruhu ile sordum tabii ki hemen, Kaç basıyor hocam bu asansör? diye. Saatte 20 kilometre yapıyor. diye cevap verdi. Eh, süper! diyene kadar 55. kata vardık zaten. Asansörden iner inmez yandaki nefes kesici manzaraya yöneldim. İstanbul'a tepeden bakmak diye buna denir işte. Hani nasıl desem? En son geçen ay uçaktayken baktığımda İstanbul'u bu kadar yüksekten görmüştüm. İstanbul'u çok severim zaten, Miami'den sonra dünyadaki ikinci favori şehrimdir. İstanbul'un o eşsiz görüntüsü sadece beni değil, diğer basın mensuplarını da etkisi almış olsa gerek ki onlarca kamerayla düzinelerce insan çatıya çakılı kalmış vaziyette manzarayı izliyor. İstanbul'u dinliyoruz gözlerimiz kapalı. Yok olmadı, İstanbul'u izliyoruz gözlerimiz açık! İstanbul'un bu büyüsünden ilk kurtulan ben oldum. Oğlum ne yapıyorsun, içeride Crysis 2 var, Yerli kardeşler var. Sen buraya çakılmış, manzara resimleri çekiyorsun. dedim ve toparlanıp içeriye daldım.
Lansmana erken geldiğim ve İstanbul'un büyüsünden ilk kurtulanlar arasında olduğum için Yerli kardeşleri kuliste yakalayıp muhabbet etme fırsatı buldum. Önce Almanca konuşmaya başladık. Kısa sürede aksanımdan İsviçre kökenli olduğumu anladılar ve Avni Ağabey Du Schwitzer du. dedi bana, yani Seni gidi İsviçreli seni! demek oluyor. Tabii ki Avni ve Faruk Ağabey elimde Crysis 2'yi dünyada ilk defa kapak yapma başarısına imza atmış olan LEVELın Şubat 2010 sayısını görünce hemen ayaküstü bir göz gezdirdi. Derken uzun sarı saçlı bir bayan geldi yanıma, Siz kimsiniz, ne yapıyorsunuz burada? diye sordu. Almanca sohbet ettiğimiz için ne konuştuğumuzu anlamadığından kıllandığını tahmin ettiğim bu bayan benden business kartımı istedi. Elime attım cebime, eyvah, aceleyle almamışım yanıma! Ne yapacağım diye düşünürken Oğlum, elindeki Crysis 2 kapaklı LEVELı göstersene! dedi içimdeki Ahmet. Neyse, gösterdim LEVEL'ı. Aaa, LEVEL mı? Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz, çok teşekkür ederim, ben sizi rahatsız etmeyeyim, buyurun, siz devam edin Yerli kardeşlerle muhabbet etmeye. dedi ve yanımızda buharlaştı. Neyse, lansmandan evvel Yerli kardeşleri sorularla terletmek istemedim, sadece keyifli bir sohbete daldık. Derken içerisi kalabalıklaşmaya başladı, CHIP Online'dan tandık bir yüz olan Cenk geldi. Bazı eski arkadaşlarla da yıllar sonra bir araya gelip sohbet etme imkanı bulduk.
Şimdi bir basın lansmanının en önemli kısmına geliyoruz: Yemekler! Evet arkadaşlar, bir basın lansmanının en önemli kısmı yemek kısmıdır benim için. Bunun içindir ki güzel Türkçe'mizde aç ayı oynamaz diye güzel bir laf vardır. Gerçi bunun Almancası tok kuş ötmez ama Almanya'da değil, Türkiye'deyiz bu sefer. Eee, Roma'da Romalı gibi yaşamak lazım, değil mi? Gerçi ben Almanya'da olduğumda da, Türkiye'deyken de ikramlara saldırmadan, pardon, yani yemek yemeden asla lansmanda performans sergileyemem. Araba yakıtsız gider mi yahu? Neyse, kanepeleri, sandviçleri, peynirleri yiyip kivileri, portakalları ve üzümleri yuttuktan sonra kokteylimi de aldım yanıma ve en önde ayrılmış yerime oturdum basın konferansı için. Konferansta bize çok özel bir video izletildi. Videonun da sonunda Laz şivesiyle Ula ne oldi saa boile! tümcesini duyduğumuzda salondan gülüşmeler yükseldi.
Konferansın akabinde soru & cevap kısmına gelindiğinde Yerli kardeşlere Crysis 2 ile FPS türüne bir yenilik getirdiğinizi düşünüyor musunuz? sorusunu sordum. Avni Yerli de bu kez New York'un olduğunu ve yatay boyutun yanı sıra Crysis 2'de dikey boyutun da yoğun olarak kullandığını ifade etti. Sonra tabii ki arkada bizim için hazırlanmış laptoplarda oyunu oynama imkanı bulduk. Ama benim önce araştırmacı gazetecilik ruhuyla Yerli kardeşlerle daha ciddi bir üslup kullanarak video röportajı yapmam gerekiyordu. Normalde sevgili Eray ve ekibi her daim paha biçilmez donanımlarıyla bize destek olurken bu kez aksilik yakamızı bırakmadı. LE-VİD ekibinin iki tane çok pahalı kamerası var. Kameralar o kadar pahalı ki ben bugüne kadar elimi bile sürmedim, vallahi diyorum bakın. Bir tanesi 6500 dolar mı ne! Düşünün yani. Talihsizlik bu ya, Eray'ın iki kamerası da lansman öncesi bozuldu. Sağ olsun Recep Baltaş koşa koşa bana ufacık bir kamera yetiştirdi. Kameraya bir baktım, benimkinden küçük, yani benim fotoğraf makinemden bile küçük. Recep'e Ağabey bu ne dedim?, Bakma sen onun öyle küçük durduğuna, tüm Hollywood ve hatta Barrack Obama'nın kızları bile onu kullanıyor. dedi. Barrack Obama'nın kızları mı vardı? Yeme beni Recep. dedim.
Kameranın kalitesini test ettiğimdeyse şok geçirdim. Eray'ın o koca koca kameralarına beş basıyor küçücük alet. HD çekim kalitesi o kadar iyi ki al, bildiğin sinema filmi çek yani. Recep'in bu jesti sayesinde mutlu mesut cep telefonu kadar kamerayla gittim lansmana. Tüm konferansı baştan sona güzel güzel kaydettim ama sıra video röportajı yapmaya gelince tıkandık tabii ki. El kadar aleti kimse adam yerine koymuyor, üç ayağı koyup röportaj yapacağım ama bacağım kadar kameralar yanında millet Recep'imin kamerasını iplemedi ve önünden falan geçenler bile oldu. Sonra sağ olsun LEVEL'dan geldiğimi fark eden Murat Demirok, bana dev bir kamera tahsis etti de güzel güzel yaptık röportajımızı.
Genel anlamda izlenimlerim olumlu yöndeydi. İstanbul'da gerçekleşen bu basın lansmanının daha evvel Amerika'da ve İngiltere'de katıldığım oyunlara özel basın lansmanlarından altta kalır bir tarafı yoktu bana göre. Lansmanı organize eden ekip profesyonelce bir kurulum gerçekleştirmiş. Crysis 2'nin basın lansmanının ilk defa İstanbul'da yapılmış olması da bizim için elbette ki çok önemli ve gurur verici bir şey. Türk oyun sektörünün gelişmesi, daha büyük kitlelere ulaşması ve yayılması için biz de LEVEL olarak destek vermekten her zaman mutluluk duyuyoruz. Biz her zaman oyun olan her yerdeyiz. Dünyanın neresi olduğu fark etmiyor; ABD, Almanya, Kore, İspanya, Japonya ya da İstanbul... Oyun neredeyse biz oradayız ve orada olmaya devam edeceğiz. Bizi izlemeye devam edin desem çok mu klişe bir cümle kurmuş olurum?
- Katılım
- 29 Kas 2009
- Konular
- 151
- Mesajlar
- 2,159
- Online süresi
- 1988s
- Reaksiyon Skoru
- 168
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 156
- TM Yaşı
- 16 Yıl 4 Ay 25 Gün
- MmoLira
- 12
- DevLira
- 0
Oyun çok güzel konusu 1. ile aynımı ?
- Katılım
- 2 Ağu 2010
- Konular
- 5,440
- Mesajlar
- 24,645
- Online süresi
- 1ay 20g
- Reaksiyon Skoru
- 6,396
- Altın Konu
- 425
- Başarım Puanı
- 514
- TM Yaşı
- 15 Yıl 8 Ay 24 Gün
- MmoLira
- -2,502
- DevLira
- 0
Teşekkürler 
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 435
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 75
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 13




