- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay 6 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
1.-AHLAK GELİŞİMİ Ahlakâın yabancı dillerdeki karşılığı olan âmoralâ sözcüğü ,Latinceki âmoralisâ sözcüğünden gelmektedir. Bu da bizde öteden beri kullanılmakta olan âadetâ veya âedepâ tir. Adet; görenek, alışkanlık ,edep; de iyi eğitim ,uslu, nazik, saygılı, zarif gibi anlamlara gelir. Her insanda âdoğru yada yanlışâ,âiyi yada kötüâ âyapılması hoş karşılanabilen yada hiçbir şekilde kabul edilmeyenâ davranışların neler olduğuna ilişkin yargılar bulunmaktadır. Bu yargılar; bireyin kendi davranışlarını ve eylemlerini belirleyen ,neleri yapıp neleri yapmaması gerektiği konusundaki ,bireye özgü inançlar ve değerler sisteminden kaynaklanmaktadır.(Şişman,2000,s;77) İçinde yaşanılan toplumun bireyden uymasını beklediği bazı kurallar vardır. Bu kurallar, bireyin başkaları ile olan ilişkilerinin biçim ve düzeyini belirler. Birey bu kuralları içselleştirerek toplumla uyumlu ve barışık bir yaşam sürer. İşte ahlak gelişimi bireyin yaşamında değer verdiği kuralları geliştirmesi, içselleştirmesi süreci olmaktadır. Ahlak gelişimi, birey açısında toplumun tüm değerlerine körü körüne uymanın ötesinde topluma etkin bir uyum sağlamak için bir değerler sistemi oluşturma süreci olarak tanımlanmaktadır. Ahlak konusunu inceleyen A. Robertson , bu konuda şu görüşleri ileri sürmüştür Ahlak ,birlikte yaşayan toplum halindeki insanların varlığına bağlıdır. İnsanoğlu insan olalı , şu yada bu biçimde toplum içinde yaşamış ve içinde bulunduğu toplumun istediği hareketleri yineleye yineleye ahlaklı olmayı öğrenmiştir. Uygarlığın kararsız ve karışık olması,ahlakla ilgili düşüncelerde belirsizliğe ve çatışmaya yol açmaktadır. Örneğin doğruluk bir erdemdir. Yani bireylerin birbirlerine karşı iyi niyetli olmaları , doğru söylemeleri , toplumsal bütünün yararınadır. Fakat ,öldüreceği adamı arayan bir hayduda gerçeği söylemenin bir erdem olduğunu kimse öne süremez. Yada adam öldürmek bir cinayettir; ama beni öldürmeye gelen birisini öldürmeme izin verilmemektedir. Yani ahlak değerleri nesnel değil görelidir. Bunlar bizim nesnel dediğimiz değerlerden ayrıdır.( Binbaşıoğlu,1978,s;201) Bireyde var olan değerler sistemi , gelişimsel bir içinde ortaya çıkmaktadır. Ahlak gelişimi de denilebilecek bu süreç , bir çok psikologun ilgi alanı içine girmiştir. 2.-PSİKANALİTİK TEORİ Bu teoriye göre vicdan ve ahlak değerlerinin gelişimi ödipal çalışmanın çözülmesiyle gerçekleşir. Freud ahlak gelişimini,id ego ve süper ego diye ayrıştırdığı kişilik kısımlarının ilişiklerindeki denge kavramına bağlamaktadır.İd kişiliğin enerji deposu olarak çevreyle etkileşimi sonucunda ortaya çıkan gerçekçi ve akılcı kısamdır.En basit tabiriyle id isteklerinin karşılaması için egoya sürekli baskı yapar ve ego bilinçli olduğundan sadece toplum tarafından kabul gören isteklerinin bilinç yüzeyine çıkmasına izin verir.Süper-ego kişinin çocukluk devresinde büyükleri ile olan etkileşimi sonucu gelişir. Süper-ego vicdan ve olması gereken ideal egoyu temsil eder.Freud bu kuram ışığında kişilik ve ahlak gelişiminin ana hatlarının ilk beş yılında tamamladığını ve altı yaşından sonra kurumsal olarak başka önemli gelişme olmadığını öne sürmüştür. Psikanalatik teoriye göre çocuktaki ahlak gelişimi ebeveynin disiplin önemli ölçüde temel olan bir süreçtir Çocuk yasakları ihlal ettiğinde suçluluk duygusunda gelişmeye başlar.Çocuk ebeveyninin disiplini altındayken bir yandan da özdeşim kurma durumdadır Bu suçluluk duygusunu üzerinden atabilmek için özdeşleşme esnasında içselleştirdiği ahlaki ve sosyal değerler doğrultusunda davranmaya çalışarak bu suçluluk duygusundan kaçınma yolunu bulur Bu şekilde davrandığında da iftihar etmeye başlar.Suçtan uzaklaşmaya oluşan hoşnutluk ve gurur duygusu çocuğu pekiştirerek benzer durumlarda da kurallara uygun davranmasını sağlar Erken çocukluk döneminde çocukların davranışları ana-babalarının kendilerini yönlendirmesiyle gerçekleşir, işte bu noktada cezalandırma korkusu belirleyici değildir.Çocuğun davranışlarındaki kontrol mekanizmasının temelini oluştur

