- Katılım
- 7 Eki 2010
- Konular
- 9,213
- Mesajlar
- 34,101
- Reaksiyon Skoru
- 4,131
- Altın Konu
- 1
- TM Yaşı
- 15 Yıl 8 Ay 4 Gün
- Başarım Puanı
- 400
- MmoLira
- 183
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Gestalt psikolojisi, 1900`lü yılların sonlarında Wertheimer, Koffka ve Köhler tarafından geliştirilmiştir. Zihinsel olayları farklı bir biçimde açılayan bu psikoloji, strukturcuların ve davranışçıların atomcu görüşüne karşı bir tepki olarak doğmuştur. Bu psikolojide olay ve nesnelere anlam yüklemede bütünsel algı ilkesi öne çıkar. Eğer olaylar parçalara bölünüp anlamlandırılırsa gerçek anlama ulaşılamaz. Yaşantılar fiziksel, zihinsel, çevresel ve daha birçok etken sonucu oluşturur. Ortaya çıkan bütünlükte, onu oluşturan unsurların toplamında daha çok şey bulunur. Bundan ötürü, bütünü oluşturan unsurlar ayrı ayrı inceleme konusu yapılmamalıdır. Yaşantı ve olgular parçalara bölündüğü zaman yaşantı veya olgunun bütünlüğü hakkındaki gerçekler kaybolur. Herhangi bir oluşumda, oluşumu ortaya çıkaran unsurlardan çok, unsurların ortaya çıkardığı oluşumun kendisi önem kazanır. Örneğin, yünden yapılmış bir elbise sadece yünden ibaret değildir. Ehrenfels`e göre dinlediğimiz bir melodiyi tanımamızın nedeni, melodiyi oluşturan notalardan her birini öğrenip bellekte tuttuğumuzdan değil, notalar arası harmoniyi, melodiyi veren yapıyı bildiğimizdendir.
Gerek zihinsel bir olayı gerekse toplumsal bir olguyu parçalara ayırıp incelemek anlam, nitelik ve bütünlüğünü bozar. Ayrıca olay ve nesneler ortama bağlı olarak değer kazanır. Zaman içinde yana yana ve arka arkaya gelen olaylar da birbirini etkiler. Örneğin yerin altından çıkan kuyu suyunun ısısı hep aynıdır; ama kışın daha sıcak, yazın daha soğuk hissedilir.
Almanca kökenli bir kelime olan Gestalt, biçim, yerine oturtma, bütünleştirme, örüntü ve tamamlama anlamalarına gelir. Gestalt terapi yaklaşımı Fritz Perls tarafından geliştirilmiştir. Gestalt terapisi ile Gestalt psikolojisi arasında doğrudan bir ilişki kurulamaktadır; fakat terapinin dayandığı birçok ilkenin Gestalt psikolojisinden geldiği belirtilmektedir. Perls, önceleri psikanalitikle ilgilenmiş, sonra bu yaklaşımı bırakarak kendi yaklaşımını geliştirmiştir. Ona göre, psikanalizde derinlere ve ayrıntılara inildiği için bütünlük ayrıntılar içinde yitirilmektedir.
Gestalt kavramı, bütünleşme, tamamlanma vb. anlamları kapsar. Gestalt psikoloji ile İnsancıl psikoloji arasındaki birçok benzerlik ve yakınlaşmadan dolayı Gestaltçılar da İnsancıl ekol içinde ele alınmaktadır. Örneğin, İnsan bakış açısı bakımından Gestalt terapisi, Birey merkezli terapi yaklaşımıyla benzerlik arz eder. Her iki yaklaşımda da bireyde kendini gerçekleştirme eğilimi ağır basmakta, ancak sosyal baskılar sonucu çoğu zaman bu gerçekleşme sürecine ket vurulmaktadır.
Bireyin kendisiyle ilgili farkındalığı Gestalt terapisinin temel kavramları arasında yer alır. Farkındalık, bireyin toplumun belirlediği kalıbın dışına çıkmasını, yaşayışını bilinçli olarak yönlendirmesini ve isteklerini doğru olarak belirlemesini sağlar. Farkındalığı olmayan birey, yaşamını alışkanlıların doğrultusunda sürdürür ve bireyselliği gereği gibi yaşayamaz. Kendi varlığı üzerindeki kontrolü yok olur.
Bireyin farkındalığı hem kendisiyle ilgili kararlarda ve durumlarda hem de diğer bireylerle olan ilişkilerinde önem kazanır. Bireyin kendisiyle ilgili farkındalığı duyguları, düşünceleri, dışsal uyaranları, kasları, beden duruşunu, solunumunu ve bedenin diğer bölümlerini kapsar.
Sağlık insan, duygu, düşünce ve algılamalarının farkında olan ve sosyal baskılara rağmen kendini gerçekleştirebilmeyi başarabilen kimsedir. Sağlıklı insan farkındalığı sayesinde özgür olmayı başarır ve tercihlerini toplumsal beklentilere göre değil, bireysel gereksinimleri yönünde yapar. Duygu, düşünce ve davranışlarında sorumluluk almayı bilir.
Terapi sürecinde, terapist danışana farkındalığını nasıl geliştirebileceğini ve bu farkındalığı bütün yaşamına nasıl yayabileceğini öğretir. Bu öğretim ilişkisinde terapist kendi farkındalığını kullanarak, danışanı bilinçlendirir.
Terapist, danışanın geçmişte yaşadığı duygu ve düşüncelerle ilgilenmez, daha çok o an danışanın neler hissettiğiyle ilgilenir. Danışanın dikkati duygu, düşünce ve davranışlarına yönlendirir ve aklında, hayalinde, yüreğinde ve bedeninde olup bitenleri ortaya çıkarmasını ister, yani terapist, danışanın ruhu ve bedeni üzerinde yoğunlaşmasını isteyerek o an neler hissettiğini öğrenme çabasındadır.
Danışan geçmiş ile ilgili yaşantılar hatırladığını belirttiğinde, terapist geçmişteki yaşantının üzerinde bıraktığı izlerden çok, o anda nasıl bir duygu ve düşünceye sahip olduğunu anlatmasını ister. Örneğin, danışan babasının kendisini dövdüğünü hatırlayabilir. Terapist, danışanın babasından dayak yeniği zaman babasına karşı hissettiği duyguları anlatmasını istemez; terapist için önemli olan danışanın dayak olayını hatırladığı zaman babasına karşı o an hissettiği duygulardır.
Terapi sürecinde önemli bir konu ise, terapistin danışana sorumluluk sahibi olmasını öğretmesidir. Bireyin sağlıklı kararlar alabilmesi ve doğru seçimler yapabilmesi için duygu, düşünce ve davranışlarından sorumluluk üstlenmesi gerekir. Terapisti, danışana yaşamının her alanında ve her davranışında sorumlu olmasını öğretmek amacıyla baskı uygular. Kişinin kendi varlığı üzerindeki kontrolü üstlenebilmesi sorumlulukla doğrudan bağlantılıdır.
Gestalt terapisinde bitirilmemiş iş kavramından da çok sık bahsedilir. Terapist, danışanın bitirilmemiş gestaltın geçmiş biçimine takılıp kaldığından söz eder. Bununla sağlıklı kişilerin durmadan eski gestaltları yok edip yenilerini oluşturduğu ifade edilir. Kişi geçmişte yaşamaya sığınmamalı, daima şimdi yaşantı ve deneyimlerine odaklanmalıdır (Perls, Hefferline, Goodman, 1981; Babaoğlu, 2006).
Şiddeti artırma tekniği de sık kullanılır. Terapist danışanın o an içinde olduğu duygu veya düşüncelerinin şiddetini artırmasını ve yoğun bir biçimde hissetmesini söyler. Şiddeti artırılan duygu ve düşüncelerin beden üzerindeki fiziksel yansımaları da önem kazanır. Bu nedenle danıaşın dikkati bedenine yönlendirlir.
İnsanlar yaşamın birçok yönünde ve alanında rol sahibidirler. Çoğu defa bu roller arasında bir uyum görülmez. Gestaltçı terapistlere göre bu uyumsuzluk kişinin kendi farkındalığını yeterince yakalayamamasından kaynaklanır. Çocukluktan itibaren birçok olumsuz durum bireyi etkilemektedir. Bireydeki mekanizmalar bu etkilerin doğurduğu acıdan kurtulmak ve bireyi bu etkilerin zararından koruyabilmek için kendini parçalara böldüğü söylenir. Eğer birey farkındalığını gerçek manada yaşarsa bu parçaları bir araya getirip bütünleştirebilir.
Birey “boş sandalye“ tekniğiyle bu farkındalık kazandırılmaya çalışılır. Terapi odasına karşılıklı iki sandalye konulur, biri boş bırakılırken, diğerine danışan oturtulur. Danışana yaşamındaki herhangi bir role girmesi istenir. Örneğin, koca rolüne girer ve karşısındaki sandalyede eşinin oturduğunu farz ederek eşine hitaben konuşur. Sonra diğer sandalyeye oturması istenir ve şöyle denilir: Sen kendini eşinmiş gibi düşün ve karşında duran kocana cevap ver. Bu sandalye değiştirmeler, danışanın ilişki içinde olduğu bireylerle arasındaki ilişki düzeyinin terapist tarafından öğreninceye kadar devam eder.
Gestalt terapisinde terapist ile danışan arasındaki ilişki öğretmen ile öğrencisi arasındaki ilişkiye benzer. Terapi sürecinde öğretim oldukça yoğundur. Bu öğretimin temelindeki amaç ise, bireye kendisi ve kendisi dışındakilerle ilişkilerinde farkındalığını artırmasını sağlamaktır.
KAYNAK: Çetin ÖZBEY, Ruh Hastalıkları ve Psikoterapiler, İstanbul, 2007.
Gerek zihinsel bir olayı gerekse toplumsal bir olguyu parçalara ayırıp incelemek anlam, nitelik ve bütünlüğünü bozar. Ayrıca olay ve nesneler ortama bağlı olarak değer kazanır. Zaman içinde yana yana ve arka arkaya gelen olaylar da birbirini etkiler. Örneğin yerin altından çıkan kuyu suyunun ısısı hep aynıdır; ama kışın daha sıcak, yazın daha soğuk hissedilir.
Almanca kökenli bir kelime olan Gestalt, biçim, yerine oturtma, bütünleştirme, örüntü ve tamamlama anlamalarına gelir. Gestalt terapi yaklaşımı Fritz Perls tarafından geliştirilmiştir. Gestalt terapisi ile Gestalt psikolojisi arasında doğrudan bir ilişki kurulamaktadır; fakat terapinin dayandığı birçok ilkenin Gestalt psikolojisinden geldiği belirtilmektedir. Perls, önceleri psikanalitikle ilgilenmiş, sonra bu yaklaşımı bırakarak kendi yaklaşımını geliştirmiştir. Ona göre, psikanalizde derinlere ve ayrıntılara inildiği için bütünlük ayrıntılar içinde yitirilmektedir.
Gestalt kavramı, bütünleşme, tamamlanma vb. anlamları kapsar. Gestalt psikoloji ile İnsancıl psikoloji arasındaki birçok benzerlik ve yakınlaşmadan dolayı Gestaltçılar da İnsancıl ekol içinde ele alınmaktadır. Örneğin, İnsan bakış açısı bakımından Gestalt terapisi, Birey merkezli terapi yaklaşımıyla benzerlik arz eder. Her iki yaklaşımda da bireyde kendini gerçekleştirme eğilimi ağır basmakta, ancak sosyal baskılar sonucu çoğu zaman bu gerçekleşme sürecine ket vurulmaktadır.
Bireyin kendisiyle ilgili farkındalığı Gestalt terapisinin temel kavramları arasında yer alır. Farkındalık, bireyin toplumun belirlediği kalıbın dışına çıkmasını, yaşayışını bilinçli olarak yönlendirmesini ve isteklerini doğru olarak belirlemesini sağlar. Farkındalığı olmayan birey, yaşamını alışkanlıların doğrultusunda sürdürür ve bireyselliği gereği gibi yaşayamaz. Kendi varlığı üzerindeki kontrolü yok olur.
Bireyin farkındalığı hem kendisiyle ilgili kararlarda ve durumlarda hem de diğer bireylerle olan ilişkilerinde önem kazanır. Bireyin kendisiyle ilgili farkındalığı duyguları, düşünceleri, dışsal uyaranları, kasları, beden duruşunu, solunumunu ve bedenin diğer bölümlerini kapsar.
Sağlık insan, duygu, düşünce ve algılamalarının farkında olan ve sosyal baskılara rağmen kendini gerçekleştirebilmeyi başarabilen kimsedir. Sağlıklı insan farkındalığı sayesinde özgür olmayı başarır ve tercihlerini toplumsal beklentilere göre değil, bireysel gereksinimleri yönünde yapar. Duygu, düşünce ve davranışlarında sorumluluk almayı bilir.
Terapi sürecinde, terapist danışana farkındalığını nasıl geliştirebileceğini ve bu farkındalığı bütün yaşamına nasıl yayabileceğini öğretir. Bu öğretim ilişkisinde terapist kendi farkındalığını kullanarak, danışanı bilinçlendirir.
Terapist, danışanın geçmişte yaşadığı duygu ve düşüncelerle ilgilenmez, daha çok o an danışanın neler hissettiğiyle ilgilenir. Danışanın dikkati duygu, düşünce ve davranışlarına yönlendirir ve aklında, hayalinde, yüreğinde ve bedeninde olup bitenleri ortaya çıkarmasını ister, yani terapist, danışanın ruhu ve bedeni üzerinde yoğunlaşmasını isteyerek o an neler hissettiğini öğrenme çabasındadır.
Danışan geçmiş ile ilgili yaşantılar hatırladığını belirttiğinde, terapist geçmişteki yaşantının üzerinde bıraktığı izlerden çok, o anda nasıl bir duygu ve düşünceye sahip olduğunu anlatmasını ister. Örneğin, danışan babasının kendisini dövdüğünü hatırlayabilir. Terapist, danışanın babasından dayak yeniği zaman babasına karşı hissettiği duyguları anlatmasını istemez; terapist için önemli olan danışanın dayak olayını hatırladığı zaman babasına karşı o an hissettiği duygulardır.
Terapi sürecinde önemli bir konu ise, terapistin danışana sorumluluk sahibi olmasını öğretmesidir. Bireyin sağlıklı kararlar alabilmesi ve doğru seçimler yapabilmesi için duygu, düşünce ve davranışlarından sorumluluk üstlenmesi gerekir. Terapisti, danışana yaşamının her alanında ve her davranışında sorumlu olmasını öğretmek amacıyla baskı uygular. Kişinin kendi varlığı üzerindeki kontrolü üstlenebilmesi sorumlulukla doğrudan bağlantılıdır.
Gestalt terapisinde bitirilmemiş iş kavramından da çok sık bahsedilir. Terapist, danışanın bitirilmemiş gestaltın geçmiş biçimine takılıp kaldığından söz eder. Bununla sağlıklı kişilerin durmadan eski gestaltları yok edip yenilerini oluşturduğu ifade edilir. Kişi geçmişte yaşamaya sığınmamalı, daima şimdi yaşantı ve deneyimlerine odaklanmalıdır (Perls, Hefferline, Goodman, 1981; Babaoğlu, 2006).
Şiddeti artırma tekniği de sık kullanılır. Terapist danışanın o an içinde olduğu duygu veya düşüncelerinin şiddetini artırmasını ve yoğun bir biçimde hissetmesini söyler. Şiddeti artırılan duygu ve düşüncelerin beden üzerindeki fiziksel yansımaları da önem kazanır. Bu nedenle danıaşın dikkati bedenine yönlendirlir.
İnsanlar yaşamın birçok yönünde ve alanında rol sahibidirler. Çoğu defa bu roller arasında bir uyum görülmez. Gestaltçı terapistlere göre bu uyumsuzluk kişinin kendi farkındalığını yeterince yakalayamamasından kaynaklanır. Çocukluktan itibaren birçok olumsuz durum bireyi etkilemektedir. Bireydeki mekanizmalar bu etkilerin doğurduğu acıdan kurtulmak ve bireyi bu etkilerin zararından koruyabilmek için kendini parçalara böldüğü söylenir. Eğer birey farkındalığını gerçek manada yaşarsa bu parçaları bir araya getirip bütünleştirebilir.
Birey “boş sandalye“ tekniğiyle bu farkındalık kazandırılmaya çalışılır. Terapi odasına karşılıklı iki sandalye konulur, biri boş bırakılırken, diğerine danışan oturtulur. Danışana yaşamındaki herhangi bir role girmesi istenir. Örneğin, koca rolüne girer ve karşısındaki sandalyede eşinin oturduğunu farz ederek eşine hitaben konuşur. Sonra diğer sandalyeye oturması istenir ve şöyle denilir: Sen kendini eşinmiş gibi düşün ve karşında duran kocana cevap ver. Bu sandalye değiştirmeler, danışanın ilişki içinde olduğu bireylerle arasındaki ilişki düzeyinin terapist tarafından öğreninceye kadar devam eder.
Gestalt terapisinde terapist ile danışan arasındaki ilişki öğretmen ile öğrencisi arasındaki ilişkiye benzer. Terapi sürecinde öğretim oldukça yoğundur. Bu öğretimin temelindeki amaç ise, bireye kendisi ve kendisi dışındakilerle ilişkilerinde farkındalığını artırmasını sağlamaktır.
KAYNAK: Çetin ÖZBEY, Ruh Hastalıkları ve Psikoterapiler, İstanbul, 2007.


