Bvural41 1
Bvural41
romegames 1
romegames
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Best Studio 1
Best Studio
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
InfernoShade 1
InfernoShade
BlackFullMoon 1
BlackFullMoon
Agora Metin2 1
Agora Metin2
PrimeAC 1
PrimeAC
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Anormal davranlar psikolojisi 'Psikoloji'

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan turkmmo
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

turkmmo

Level 1
Gold Üye
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,034
Mesajlar
0
Online süresi
5m 10s
Reaksiyon Skoru
208
Altın Konu
0
TM Yaşı
17 Yıl 9 Ay 1 Gün
Başarım Puanı
719
MmoLira
40
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

NEWPORT UNİVERSİTY
DAVRANIŞ BİLİMLERİ


ANORMAL DAVRANIŞLAR PSİKOLOJİSİ

SORULAR :

1. NORMAL VE NORMALDIŞI KAVRAMLARI NEDİR,TARTIŞINIZ ?

2. PSİKOZ VE NEVROZ KAVRAMLARINI AÇIKLAYIP, PSİKOZUN BAŞLICA ÇEŞİTLERİNİ BELİRTİNİZ ?

3. KAYGI BOZUKLUĞU DENİNCE NE ANLAŞILIR, KAYGI BOZUKLUKLARINI KISACA AÇIKLAYARAK BELİRTİNİZ ?

4. İNSANLARI MADDE VE DİĞER BAĞIMLILIĞA İTEN SEBEPLERİ TARTIŞINIZ ?

5. BAŞLICA PSİKOTERAPİ ÇEŞİTLERİ NELERDİR, AÇIKLAYINIZ ?


CEVAPLAR :

C.1. Normal ayrıcalıklı (çok farklı) olmama çoğunlukçu , Normal dışı tam tersi ayrıcalıklı olma çoğunlukçu olmama hali...

Normallik yaşamın da gerekli görevlerini sürdürebilmesi, duygu

düşünce ve davranışların da zorlanma olacak derece sapma

olmaması, yaşadığı toplum kültürüne, normuna uyabilme sosyal uyum

gösterebilme,ilişkilerin de kendisine ya da başkalarına zarar

vermeme,iç dünyasın da ne kadar zorlansa da normal gözükebilme

normal dışı olma hali ise tam tersi durumlar için anlatılır.


C.2. NEVROZ
“Nevrozlar; sinir sisteminin fonksiyonel bozukluğu sonucunda ortaya çıkan, çeşitli nörolojik ve psişik belirtilerle, bu çerçevede, emosyonel labilite, fiziksel ve ruhsal sıkıntı, sıkıntılı şikayetler ve başka bunun gibi patolojik durumlarla ortaya çıkan hastalıklardır” ( ) “Nevroz vakalarında kişi hastalığının farkında olduğu; telkin ve tedavi ile iyileşmesi mümkün görülmektedir”. ( ) “freud’a göre, nevroz, kişinin yaşadığı olayın etkisiyle çocukluk döneminde çözümlenmemiş ruhsal karmaşaların yeniden alevlenmesinden kaynaklanır. bu nedenle, çocukluğun erken dönemlerini sağlıklı bir şekilde aşabilmiş kişiler söz konusu rahatsızlığa daha az yatkınlık gösterir. ancak, konuyla ilgilenen araştırmacıların elde ettikleri bulgular, nevroza yatkın bir kişilik yapısı olmadığını düşündürür. yıkıcı bir şiddet sahnesiyle karşılaşan hemen herkeste değişik düzeylerde de olsa, travmatik nevroz belirtileri görülür. hatta bazen, bu sahneleri yaşamadan, başkaları tarafından anlatılmasıyla bile söz konusu ruhsal bozukluğun belirtileri ortaya çıkabilir”. ( )



PSİKOZ

“psikoz” vakalarında kişi hasta olduğunu bilmemekte, telkin ve ispat ile bozuk davranışı kendisine kabul ettirilememekte, dolasıyla hastalığın tedavisinde bu yollar değil de ilaç, elektroşok ve benzer metotlar tercih edilmektedir.
Psikozlarda hezeyan (sanrı) ve hallüsinasyon (varsanı) denilen idrak bozuklukları ayrı ayrı veya bir arada bulunur. Gerçeği değerlendirme melekesi kaybolmuştur. Yani gerçeklik algılanamamaktadır. Hastalıklarının farkında değildirler. Kendilerine ve çevrelerine zarar verebilirler. Bu tür bozukluklarda, hastanın günlük hayatı, iş yaşantısı, aile düzeni önemli ölçüde bozulur.
Bu tip hastalar:
Sözgelimi kendilerinin uzaydan geldiklerini, Atatürk’ün oğlu olduklarını veya Napolyon’un ruhunu taşıdıklarını iddia edebilirler. Söylediklerine içten ve ısrarla inanırlar.
Bir hasta kendisine önce “namaz kıl” diye emreden seslerin daha sonra “kutsal şeylere küfret” demeye başladığını söylemiştir..
Başka bir vaka kendisinin Türkiye cumhurbaşkanlığına hazırlandığını, doğumundan itibaren takip edildiğini, devamlı korunduğunu ifade etmiştir.
Topkapı surlarına yeşil poşeti sopaya takarak bayrak diye diken bir hasta mehdi olduğunu, dünyayı kurtaracağını bağıra bağıra söylüyordu.
Bir başkası ise yahudilerin, semtlerindeki fırının unlarına zehir kattıklarını, amaçlarının kendisini öldürmek olduğunu anlatmıştır.


Bu tip vakalar psikozdur.
Psikozlar üç başlık altında toplanır:
1- Şizofreni
2- Hezeyanlı bozukluk
3- Diğer psikotik bozukluklar”( )

C.3. “Kişinin gündelik hayatta karşılaştıkları olaylarla ilgili. olarak,engelleyemediği aşırı bir endişe ve kuruntulu beklenti (evham) içinde olması , bu hastalığın temel özelliğidir.
Yaygınlı”k ( )
Kaygı normal her insanın davranışın da sık gözlenebilen bir davranıştır.fakat kaygının türü ve derecesi önemli dir.kaygı bozukluğu kişinin günlük yaşamının merkezi olur ve kişi kaygının üzerin de odaklaşması ve normal hayatını sürdüremez bir hale gelmesi halidir
C.4. Uçucu Maddelere Neden Gereksinim Duyarlar ?
“Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acı hissetmemek, sokaktaki soğuğa dayanabilmek, yaşadığı zorluklara karşı bedensel ve duygusal güç oluşturabilmek yani kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek , halüsinasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek ve utanma duygularını yok ettiği için rahatlıkla başkalarından yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar. Bunun dışında, sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilmek, tiner-bally gibi maddelerin ucuza kolayca bulunabilmesi de diğer başka etkenlerdir”. ( )




“BAĞIMLILIK NASIL GELİŞİR
Uyuşturucu maddelere duyulan bağımlılık başlangıçta psikolojiktir. Yani alıştığı maddeyi almadığı zaman kendisini oyalayabilecek bir şeyler bulduğu ya da kendisini o maddeyi almaya iten psikolojik sorunların üstesinden geldi zaman geçici bir sıkıntı dönemi yaşamakla beraber maddeye olan bağımlılık fizyolojik bağımlılık meydana getirmektedir. Başlangıçta psikolojik nedenlerle kullanılan maddeler bir ay süre ile düzenlilik içinde kullanılırsa fizyolojik bağımlılık yerleşmektedir ki bu aşamadan sonra tedavi olabilme şansı çok düşüktür.
Madde bağımlılıklarının çoğunda psikolojik ve fizik bağımlılık arasındaki kesin sınırı çizebilmek mümkün değildir. Psikolojik bağımlılık aşamasında birey madde kullanımından vazgeçse bile bırakma döneminde madde kullanmamaya bağlı olan yoksunluk belirtilerini şiddetle yaşar. Kendisini madde almaya iten nedenler de yıllar sonra yine zorlayıcı isteklerle kendisini tekrar madde almaya itebilir”
Yeterli psikolojik güçlükte olamayan bir genç ise, arkadaşlarının "bir kereden ne çıkar" telkinleriyle madde alabilir.

KİŞİSEL YATKINLIK
Madde kullanmaya başlamada kişisel yatkınlığın payı vardır. Alışılmış kurallara karşı baş kaldırabilen, duygusal açıdan dengesiz, çabuk parlayan olgunlaşmamış gençler, çevrelerine uyumda güçlük çekerler. Denemeye ve yeniliğe duydukları merak nedeniyle de madde alabilirler.

BOZUK AİLE İLİŞKİLERİ

a-) Ayrı Anne-Baba : Barker ve Adams'ın Colorado Eyaletinde bir müessesedeki suçlu çocuklar ve madde bağımlıları üzerinde yaptıkları araştırmalarda bunların ancak 1/3' nün düzenli yani esas anne-babanın bulunduğu ailelerden geldiğini, 1/4' ünden fazlasının sadece bir ebeveynle yaşadığını ve bu mikjtara % 12 kadar bir ilave ile ortaya çıkacak miktarında anne ve üvey baba ile yaşadığını tespit etmişlerdir.

b-) Anne Baskısı : Dünya Sağlık teşkilatı raporunda Gibens'in, işaret ettiği gibi, babanın iş veya başka sebeplerle çocuktan ayrı kalmasıyla anne hem disiplin hem de şefkat sağlamayı üzerine alır. Adolesans devresinde annesiyle identifikiye olmuş çocuk maskulin bir duruma zor döner ve bunu her an kanıtlama gereği duyar. Böyle yaparak bağımsızlığını, kuvvetini kanıtladığını sanır.

c-) Sosyopat Baba : Böyle babaları karakterize eden aşırı içki, toplum dışı tavırlar, evden sık sık uzaklaşma, evin geçimini sağlayamama, kronik işsizlik gibi özellikler çocuk için kabul edilebilecek bir model olamaz.
d-) Ailenin Çocuğu Yetiştirme Tarzı : Ailenin çocuğu yetiştirme tarzı, düşman-lık, duygusal reddedilme yaratmayacak şekilde olmalıdır.

TOPLUMSAL NEDENLER
Madde bağımlılığına yönelen gençlik konusunda yapılan araştırmalar gençlerin toplum değerlerine uymayan, yakıp yıkıcı, vurup kırıcı davranışlarının altında hemen daima bir kaygının yattığı ortaya konmuştur. Kaygının nedenlerini araştırırken psikolojik faktörlerin yanı sıra, memleketin antropolojik, sosyo-kültürel, ekonomik koşullarının genci ne şekilde etkilediğini göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü kaygının ortaya çıkışı gencin bu faktörlerden etkileniş tarzına bağlıdır.

ESKİ YENİ NESİL ÇATIŞMASI
Toplumda yaşayan normların gencin bünyesine uyup uymaması, gençten bekledikle-rimizde bir denge olup olmaması gencin içinde bulunduğu toplumsal grup tarafından beğenilip beğenilmemesi, bir geçit sayabileceğimiz gençlik devresini önemli şekilde etkiler.
Bizde toplumun bir geçiş devresinde bulunması gencin hayatına bir yön vermesini güçleştirmektedir. Gençler anne-babanın empoze etmek istediği geleneksel normlarla modern zihniyet arasında bocalamakta ve aileleriyle düştükleri bu çatışma yüzünden kendini ifade olanağı bulabilecekleri bir arkadaş çevresinde toplumsallaşmasını, düşüncelerini dile getirmesini sağlarsa da her zaman olumlu etkiler beklenemez.

ŞEHİRLEŞME PROBLEMİ
Yeni büyük şehirleşmelerdeki yaşam tarzı ve bunun neden olduğu güçlüklerin incelenmesi çok gerekli olduğu kadar güçtür. Modern toplumun gelişimi meskun yerler gelişmesine yol açar. Şehirlerdeki büyük hatıra getirildiği zaman duyulan depersonalizasyon korkusu dile getirilir: Birincisi Freud'dun ileri sürdüğü, her insanda bulunan uygarlık düşmanlığı, ikincisi ise insanın bu bloklara gelmeden evini terk ettiği zaman duyduğu endişedir. Yeni problemler karşılamak durumunda kalan bireyde, eğer kendi eski problemlerini yarattığı endişe varsa uyumsuzluk daha derin olacaktır.

STRES NEDENİ İLE
Pek çok madde bağımlısı madde kullanmaya başlama nedenlerini başarısızlık, yenilgiler, hastalık, ölüm, ayrılık, işten atılma, mutsuzluk gibi nedenlere bağlayabilir. Bu etkenlerin ne ölçüde bireyi etkisi altına aldığını bilmek ve tedaviyi yönlendirmek ve tedavi motivasyonunu devamlı kılmaya yardımcı olmaya yardımcı olabilir.

DİĞER NEDENLER
Uygarlık ilerledikçe yayın çeşitleri, sinema gibi telkin araçlarında iyi ve kötü paralel olarak artmaktadır. İyinin tadını almamış çocuklarda kötü yayın, henüzobjektivite kazanmamış genç kafalara yanlış bir dünya görüşü vermektedir. Şöyle ki gençlerde en ilkel düzeydeki iç güdüler kamçılanmakta, zorbaca kuvvetli bir hak aracı olarak görmeye alışmakta ve düş ile gerçek arasında ki farkları ayırt edemeyerek gittikçe toplum dışı olmaya sürüklenmektedirler.
Gerçi bu sayılanlar yayın araçları esas motivasyonu doğurmaz. Fakat bireyin hareketlerine şiddet kazandırmak suretiyle etkide bulunurlar.
Aile ebeveynler ya da okul dan kaynaklanan psikolojik sorunlar, şiddetli maddi yönden geçimsizlik,yönetim den kaynaklanan sorunlar. Genetik faktörler, olumsuz sosyal çevre şartları,arkadaş faktörü, ( )



KAYNAKÇA

KASATURA,İLKAY.GENÇLİK VE BAĞIMLILIK.EVRİM YAYINEVİ.İSTANBUL:1998
KÖKNEL,ÖZCAN.ALKOLDEN EROİNE KİŞİLİKTEN KAÇIŞ.ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ.1983
YÖRÜKOĞLU,ATALAY.GENÇLİK YAYINLARI. ÇAĞI.ÖZGÜR İSTANBUL:1998(


C.5. Psikoterapi türleri
Freud’a “Kaç çeşit terapi var ?” diye sorulduğunda, “Ne kadar terapist varsa, o kadar.” diye yanıt vermiştir. Bazı kaynaklarda yaklaşık 250 tür psikoterapi olduğu söylenmektedir.
Psikoterapiler belli başlı olarak üç ana biçimde sınıflandırılabilir
I- Hekimin Hastaya Yaklaşma Biçimi ve Tutumuna Göre;

a- Bastırıcı

b- Destekleyici.
Destekleyici terapilerde birincil amaç hastanın semptomlarını azaltmak ve ortadan kaldırmaktır. Sıkıntıya sebep olan çevresel faktörler ortadan kaldırılmaya ve azaltılmaya çalışılır. Kişilik yapısında değişiklik yapmak gibi bir amaç yoktur. Bu tedavi biçimi ego fonksiyonları aslında sağlam olan ancak bireyin yaşamını bozan alışılmışın dışındaki stres faktörleri söz konusu olduğunda kullanılır.

c- Derinliğine araştırıcı;
Derinliğine araştırıcı, psikoterapiler semptomatik düzelmeden çok kişilikte köklü değişimi amaçlayan terapi türüdür. Dinamik de, psikoterapiler denilir ve klinikte en tanınan ve kullanılan psikanaliz ve psikanalitik yönelimli psikoterapilerdir. Her iki terapi metodunda da iç görü kazanarak kişiliğin ve benliğin değişimi amaçlanmaktadır.

II. Ruhsal Bozukluk Anlayışı ve Kuramsal Çıkış Noktasına Göre;

A- Psikodinamik temellere dayananlar:

A1- Freud’un geliştirdiği psikanaliz ve bunun değiştirilmiş, uyarlanmış biçimleri

A2- Freud’dan yöntemce büyük ayrılma göstermeyen, fakat kuramsal açıdan ayrılıkları olan yeni analiz okulları( Jung, Adler, Rank, Horney, Sulvian...)

A3- Psikanalitik nesne ilişkileri kuramı (Klein, Kernberg...), Psikanalitik benlik psikolojisi (Hartmann, Rapaport, Erikson...), Psikanalitik kendilik (self) psikolojisi (Kohut...)

B- Öğrenme ilişkilerine dayanan davranışçı psikoterapi türleri:
Sistematik duyarsızlaştırma, karşı karşıya getirme(exposure), itici koşullanma, olumlu pekiştirme ve söndürme vb.
Davranışçı tedavilerde, davranışı oluşturan etkenler üzerinde durulmadan, doğrudan doğruya davranışın kendisi ele alınır. Kişi ve içinde yaşadığı sosyal çevre açısından uyumsuz görülen davranışlar yerine, yeniden şartlandırma yoluyla uyumlu davranışların ortaya çıkarılmasına çalışılır. Bu tür terapilerde hastanın etkin biçimde katılması gerekir. Hasta terapistin önerilerine uymak ve bunları aşama aşama gerçekleştirmek durumundadır

C- Bilişsel psikopatoloji, bilgi-işleme, sosyal psikoloji ilkelerine dayananlar:
Bilişsel-davranışçı tedaviler.(Beck, Ellis...)

D- Varoluşçu (existential) ve olgu-bilimsel (phenomenologic) temellere dayananlar (Binswanger, Minkowski, Frankl, Strauss...)


III- Tedavi Durumunun Biçimi ve Yapısına Göre;

A- Bireysel Psikoterapi

B- Küme (Grup) Psikoterapisi
Grup terapileri, genelde birden fazla, 7–14 hasta ile aynı oturumda görüşmeyle gerçekleşir. Bireysele terapilere göre avantajları, kişinin bozuk sayılan davranış örüntüsünü canlı biçimde grup içinde görmesi, topluma uyum güçlüklerini somut olarak kavraması, bunları düzeltme yollarını yine grup içinde araştırıp bulmasıdır.

C-Psikodrama
Psikodrama, kişiyi ya da toplumu rahatsız eden olayların, tiyatro benzeri bir ortam içinde açığa çıkarılması, konuşulup tartışılmasını amaçlayan bir terapi türüdür.

D-Oyun Psikoterapisi
Oyun ve uğraş terapisi, genelde çocuklarda uygulanan grup yöntemlerinden birisidir. Tedavi amacıyla kullanılabileceği gibi, çocuğu gözlemlemek yada çocuklar arası ilişkiyi kurup sürdürmek ve çocuğun yaratıcılığını arttırmak amacıyla da kullanılabilir.

E- Aile Psikoterapisi
Aile terapisinde, aile içinde bir psikiyatri hastasının bulunmasının aile bireylerinin kendi aralarında ve hasta ile iletişimlerinde ve yaşamlarında zorluklara yol açacağı düşüncesine dayalı olarak aile bireylerinden birkaçının aynı oturumda destekleyici, açıklayıcı, yönlendirici, yorumlayıcı yöntemlerle tedavi edilmesidir.

Amaçlarına yönelik diğer bir sınıflandırmada şu şekildedir(5):
1. Destekleyici Terapi (Supportive Therapy)
2. Yeniden Eğitici Terapiler (Reducative Therapy)
3. Yeniden Yapıcı Terapiler (Reconstructive Therapy)



Çeşitli Psikoterapi Türlerinde Kullanılan Başlıca Ruhsal ve Fiziksel Araçlar;

1. Daha çok bastırıcı ve destekleyici psikoterapi türünde
A.Eğindirme (telkin)
B. İnandırma (ikna)
C. Yol gösterme, rehberlik
D. Danışma
2. Bastırıcı, destekleyici ve derinliğine araştırıcı türlerde
A. Uyutum (hipnoz)
B. B. Uyuşturma (narkoz)
C. Boşaltma (catharsis)
3. Genellikle derinliğine araştırıcı, çözümleyici (psikanalitik türlerde)
A. Güdümsüz görüşme (non-directive interview)
B. B. Serbest çağrışım (free assocation)
C. Düşlerin çözümlenmesi
D. D. Sürçmelerin (parapraxis) çözümlenmesi
E. Simgelerin (sembollerin) çözümlenmesi
F. Direnç (resistance) ve aktarımın (transference) çözümlenmesi
G. Açıklama ve yorumlamalar
4. Daha çok davranış psikoterapilerinde
A. Gevşeme, koşullama
B. Edimsel koşullama
C. Üstüne gitme (exposure)
C. Ödül-ceza teknikleri
D. F. Pekiştirme, söndürme
G. Çeşitli öğretme teknikleri

“Hastalık yoktur, hasta vardır” ilkesinden yola çıkarak tedavinin her hasta için, o hastanın bireysel ve kültürel özellik ve gereksinimleri göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekir. Tanılar aynı olsa da, hastalığın gidişi her bireyde farklılık gösterecektir. Farklı tedavi yaklaşımlarının kendilerine özgü kuralları olsa da, tümüyle bu ilkelere uyarak tedavi yapmaya çalışmak, hastayı unutup kuram ve tekniklere odaklanmak anlamına gelir. Böyle bir süreç, terapisti uygulamacı olmaktan çıkartıp, kuramcı yapar. Oysa terapist kuramcı değil uygulamacıdır. Diğer bir değişle terapi için kuramlar gerekli ancak yeterli değildir. ( )

Kaynaklar
1- Tangör A.(1997): psikoterapiler El Kitabı, Ege Psikiyatri Sürekli Yayınları
2- Hovardaoğlu S(2000): Davranış Bilimleri İçin Araştırma Teknikleri: Vega, Ankara
3- Kaptan S(1977): Bilimsel Araştırma Teknikleri, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bölümü
4- Öztürk O (1998): Psikanaliz ve Psikoterapi, Bilimsel Tıp Yayınevi, 3 Baskı Ankara
5- Çifter İ (1990): Klinik Psikiyatri, G.Ü. Basın Yayın Y.O., basımevi.
6- Psikologlar Derneği: Psikoloji Dergisi,Eylül 1987,
7- Sardoğan M., Karahan F(1994): Psikolojik danışma kuramları, Birsen Yayınevi, İstanbul
8- Savaşır I.(1998): Bilişsel-Davranışçı Terapiler, Türk Psikologlar Derneği Yayınları, Ankara

NOT: UNİVERSİTE DONEM ODEVİDİR.

 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst