- Katılım
- 14 Eki 2010
- Konular
- 14,634
- Mesajlar
- 71,943
- Online süresi
- 33077s
- Reaksiyon Skoru
- 8,946
- Altın Konu
- 3
- Başarım Puanı
- 708
- Yaş
- 33
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 11 Gün
- MmoLira
- -6,246
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Kriz yılında en zengin ile en fakir arasındaki gelir farkı 8.5 katına çıkmasına rağmen başta beyaz eşya olmak üzere ev ihtiyaçlarını karşılayanların sayısı daha da arttı.
TÜİKin ilk olarak 2006da yaptığı araştırmanın kriz yılındaki sonuçlarında en dikkat çekeni Türkiyede her 100 kişiden 30unun otomobil sahibi olması. Bu rakam 2006ya göre yüzde 10luk bir artışa denk düşüyor. En fakir yüzde 20lik kesime bakıldığında tablo daha da çarpıcı bir hal alıyor. Nitekim 2006daki ilk araştırmada en fakir kesimden ankete yanıt veren her 100 kişiden 9u otomobil sahibi olduğunu söylemişti. 2009da bu sayı yüzde 44,4 artarak 13e çıktı.
Buna karşın 2006da her 100 zenginden 47si otomobil sahibi iken, 2009da bu sayı hemen hemen aynı kaldı. Benzer bir değişim beyaz eşya, giyim ve ev konforunda da görülüyor. Bu sonuçlar Türkiyede krize rağmen refah düzeyinin azalmadığını, hatta bazı konularda yükseldiğini gösteriyor. Ancak araştırmada bu değişimle taban tabana zıt bir sonuç daha var. Türkiyede yaşayan her 100 kişiden 60ı iki günde bir et, tavuk veya balık yiyemediğini söylüyor. İşte refah karnesindeki bu tuhaflığın nedeni, Türkiyede nüfusun yüzde 59unun borç içinde yaşaması. Bunların yüzde 30u da artık borçlarını çeviremeyecek düzeye geldiğini belirtiyor. Yani gelir dağılımında fazla
Zengin-fakir fay hattında 8.5lik gerilim
TÜİK Araştırmasına göre, 2009da yoksulluk oranı yüzde 17,1e çıktı. 2008de bu oran yüzde 16,7 düzeyindeydi. Yoksulluk riski altında bulunan nüfus sayısı ise 12 milyon 97 bin kişi olarak hesaplandı. Önceki yıl yoksul sayısı 11 milyon 580 bin kişi olarak tespit edilmişti. Kriz genel eşitsizlik düzeyini 0.01 puan gibi oldukça düşük bir düzeyde etkilese de en zengin kesim ile en fakirin toplam gelirden aldığı pay dikkate değer düzeyde açıldı. En zengin yüzde 20lik kesim 2009da toplam gelirden yüzde 47,6 oranında pay alırken, en fakir yüzde 20lik kesim sadece yüzde 5,6 pay alabildi. Böylece en zengin ve en fakir arasındaki fark 8.5 kata yükseldi. Önceki yıl bu fark 8.1 kata kadar gerilemişti.
Kriz kırı daha çok vurdu
Kriz, en zengin kesim dışında orta alt ve orta üst sınıfların paylarında da gerilemeye neden oldu. En ciddi gerileme üst orta sınıfta yaşandı. Bu kesim 2008de gelirden yüzde 21,9 pay aldı ancak krizde bu pay 0.4 puan azaldı ve 2009da yüzde 21,5e düştü. Kentlerde yoksulluk oranı yüzde 15,4 iken, kırsal yerlerde yüzde 16,1 oldu. 2008de kent yoksullarının sayısı 7 milyon 96 bin kişiyken, 2009da 415 bin kişi daha artarak 7 milyon 511e çıktı. 2008de 3 milyon 198 bin kişi olan kırsal kesimdeki yoksul sayısı 290 bin kişi artıp 2009da 3 milyon 488 bine yükseldi. Kentteki yoksul sayısındaki artış yüzde 5,8, kırsal bölgelerde yüzde 9 artış oldu. Bu sonuç krizin kırsal kesimi daha çok vurduğunu gösteriyor.
Güneydoğuda yoksul sayısı 999 bin oldu
Türkiyede ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri 9 bin 396 lira olarak hesaplandı. İstanbul 12 bin 795 lira ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge durumunda. Bunu, 11 bin 501 lira ile ile Batı Anadolu Bölgesi izledi. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 4 bin 655 lira ile Güneydoğu oldu. Güneydoğuda 2008de 895 bin olan yoksul kişi sayısı ise 2009da 104 bin kişi artarak 999 bin kişiye yükseldi. Bölgedeki yoksulluk oranı yüzde 13,7 oldu.
Gelirin yüzde 43ünü maaş oluşturuyor
Maaş-ücret gelirleri yüzde 42.9luk oranla toplam gelir içerisinde en fazla paya sahip oldu. Bunu yüzde 20.4 ile müteşebbis gelirleri izledi. Müteşebbis gelirlerinin yüzde 73.7si tarım-dışı sektörden oluştu. 2008 yılı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında, bir önceki yıla göre maaş-ücret gelirlerinin payında 1 puanlık bir artış, müteşebbis gelirlerinin payında ise 2 puanlık bir azalış oldu.
Bölgelerde yoksul sayısı nasıl değişti
İstanbul 25 bin azaldı
Batı Marmara 57 bin arttı
Ege 171 bin düştü
Doğu Marmara 111 bin arttı
Batı Anadolu 65 bin düştü
Akdeniz 176 bin arttı
Orta Anadolu 37 bin arttı
Batı Karadeniz 97 bin arttı
Doğu Karadeniz 62 bin düştü
Kuzeydoğu Anadolu 64 bin düştü
Ortadoğu Anadolu 65 bin arttı
Güneydoğu Anadolu 104 bin arttı
10 soruda Türkiyenin refah karnesi
Konutunuz var mı?
Var 60,8
Yok 22
Borcunuz var mı?
Var 59,3
Yok 40,7
Sık et yiyiyor musunuz?
Yiyiyorum 39,5
Yemiyorum 60,5
Yeni giysi alıyor musunuz?
Evet 56,1
Hayır 43,9
Evde banyonuz var mı?
Var 94,8
Yok 5,2
Evde tuvaletiniz var mı?
Var 87,6
Yok 12,4
Evde mutfağınız var mı?
Var 95,7
Yok 4,3
Bilgisayarınız var mı?
Evet 38,6
Hayır 61,4
Çamaşır makineniz var mı?
Var 92,5
Yok 7,5
Buzdolabınız var mı?
Var 98,2
Yok 1,8
Bulaşık makineniz var mı?
Var 37,5
Yok 62,5
Otomobiliniz var mı?
Var 31,6
Yok 68,4
TÜİKin ilk olarak 2006da yaptığı araştırmanın kriz yılındaki sonuçlarında en dikkat çekeni Türkiyede her 100 kişiden 30unun otomobil sahibi olması. Bu rakam 2006ya göre yüzde 10luk bir artışa denk düşüyor. En fakir yüzde 20lik kesime bakıldığında tablo daha da çarpıcı bir hal alıyor. Nitekim 2006daki ilk araştırmada en fakir kesimden ankete yanıt veren her 100 kişiden 9u otomobil sahibi olduğunu söylemişti. 2009da bu sayı yüzde 44,4 artarak 13e çıktı.
Buna karşın 2006da her 100 zenginden 47si otomobil sahibi iken, 2009da bu sayı hemen hemen aynı kaldı. Benzer bir değişim beyaz eşya, giyim ve ev konforunda da görülüyor. Bu sonuçlar Türkiyede krize rağmen refah düzeyinin azalmadığını, hatta bazı konularda yükseldiğini gösteriyor. Ancak araştırmada bu değişimle taban tabana zıt bir sonuç daha var. Türkiyede yaşayan her 100 kişiden 60ı iki günde bir et, tavuk veya balık yiyemediğini söylüyor. İşte refah karnesindeki bu tuhaflığın nedeni, Türkiyede nüfusun yüzde 59unun borç içinde yaşaması. Bunların yüzde 30u da artık borçlarını çeviremeyecek düzeye geldiğini belirtiyor. Yani gelir dağılımında fazla
Zengin-fakir fay hattında 8.5lik gerilim
TÜİK Araştırmasına göre, 2009da yoksulluk oranı yüzde 17,1e çıktı. 2008de bu oran yüzde 16,7 düzeyindeydi. Yoksulluk riski altında bulunan nüfus sayısı ise 12 milyon 97 bin kişi olarak hesaplandı. Önceki yıl yoksul sayısı 11 milyon 580 bin kişi olarak tespit edilmişti. Kriz genel eşitsizlik düzeyini 0.01 puan gibi oldukça düşük bir düzeyde etkilese de en zengin kesim ile en fakirin toplam gelirden aldığı pay dikkate değer düzeyde açıldı. En zengin yüzde 20lik kesim 2009da toplam gelirden yüzde 47,6 oranında pay alırken, en fakir yüzde 20lik kesim sadece yüzde 5,6 pay alabildi. Böylece en zengin ve en fakir arasındaki fark 8.5 kata yükseldi. Önceki yıl bu fark 8.1 kata kadar gerilemişti.
Kriz kırı daha çok vurdu
Kriz, en zengin kesim dışında orta alt ve orta üst sınıfların paylarında da gerilemeye neden oldu. En ciddi gerileme üst orta sınıfta yaşandı. Bu kesim 2008de gelirden yüzde 21,9 pay aldı ancak krizde bu pay 0.4 puan azaldı ve 2009da yüzde 21,5e düştü. Kentlerde yoksulluk oranı yüzde 15,4 iken, kırsal yerlerde yüzde 16,1 oldu. 2008de kent yoksullarının sayısı 7 milyon 96 bin kişiyken, 2009da 415 bin kişi daha artarak 7 milyon 511e çıktı. 2008de 3 milyon 198 bin kişi olan kırsal kesimdeki yoksul sayısı 290 bin kişi artıp 2009da 3 milyon 488 bine yükseldi. Kentteki yoksul sayısındaki artış yüzde 5,8, kırsal bölgelerde yüzde 9 artış oldu. Bu sonuç krizin kırsal kesimi daha çok vurduğunu gösteriyor.
Güneydoğuda yoksul sayısı 999 bin oldu
Türkiyede ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri 9 bin 396 lira olarak hesaplandı. İstanbul 12 bin 795 lira ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge durumunda. Bunu, 11 bin 501 lira ile ile Batı Anadolu Bölgesi izledi. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 4 bin 655 lira ile Güneydoğu oldu. Güneydoğuda 2008de 895 bin olan yoksul kişi sayısı ise 2009da 104 bin kişi artarak 999 bin kişiye yükseldi. Bölgedeki yoksulluk oranı yüzde 13,7 oldu.
Gelirin yüzde 43ünü maaş oluşturuyor
Maaş-ücret gelirleri yüzde 42.9luk oranla toplam gelir içerisinde en fazla paya sahip oldu. Bunu yüzde 20.4 ile müteşebbis gelirleri izledi. Müteşebbis gelirlerinin yüzde 73.7si tarım-dışı sektörden oluştu. 2008 yılı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında, bir önceki yıla göre maaş-ücret gelirlerinin payında 1 puanlık bir artış, müteşebbis gelirlerinin payında ise 2 puanlık bir azalış oldu.
Bölgelerde yoksul sayısı nasıl değişti
İstanbul 25 bin azaldı
Batı Marmara 57 bin arttı
Ege 171 bin düştü
Doğu Marmara 111 bin arttı
Batı Anadolu 65 bin düştü
Akdeniz 176 bin arttı
Orta Anadolu 37 bin arttı
Batı Karadeniz 97 bin arttı
Doğu Karadeniz 62 bin düştü
Kuzeydoğu Anadolu 64 bin düştü
Ortadoğu Anadolu 65 bin arttı
Güneydoğu Anadolu 104 bin arttı
10 soruda Türkiyenin refah karnesi
Konutunuz var mı?
Var 60,8
Yok 22
Borcunuz var mı?
Var 59,3
Yok 40,7
Sık et yiyiyor musunuz?
Yiyiyorum 39,5
Yemiyorum 60,5
Yeni giysi alıyor musunuz?
Evet 56,1
Hayır 43,9
Evde banyonuz var mı?
Var 94,8
Yok 5,2
Evde tuvaletiniz var mı?
Var 87,6
Yok 12,4
Evde mutfağınız var mı?
Var 95,7
Yok 4,3
Bilgisayarınız var mı?
Evet 38,6
Hayır 61,4
Çamaşır makineniz var mı?
Var 92,5
Yok 7,5
Buzdolabınız var mı?
Var 98,2
Yok 1,8
Bulaşık makineniz var mı?
Var 37,5
Yok 62,5
Otomobiliniz var mı?
Var 31,6
Yok 68,4



