- Katılım
- 14 Eki 2010
- Konular
- 14,630
- Mesajlar
- 71,943
- Online süresi
- 9h 11m
- Reaksiyon Skoru
- 8,946
- Altın Konu
- 3
- Başarım Puanı
- 708
- Yaş
- 33
- MmoLira
- -6,246
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Kamuoyu Rona Yırcalıyı bir sivil toplum önderi olarak tanır. TOBB Başkanlığı, Dünya Odaları Federasyon Başkanlığı, DEİK İcra Kurulu Başkanlığı yerine getirdiği ya da yerine getirmeye devam ettiği çok sayıdaki sosyal görevlerinden bazıları. Ancak sürekli bu rolüyle görmeye alışkın olduğumuz Rona Yırcalı, Balıkesirin de en büyük özel sektör işverenlerinden birisi. Bugün Mortaş adlı şirketlerinin çatısı altında toplanan yem, gıda, tekstil ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren grubun kaptanı. Aile aynı zamanda İstanbuldaki The Marmara Otelinin işletmecisi olan İstanbul Otelcilikte de küçük hissedar.
2009u 332 milyon lira ciro ve 108 milyon lira karla kapatan grup Türkiyenin elektrik transformatörleri üreten en büyük fabrikası BESTin (Balıkesir Elektromekanik Sanayi ve Ticaret AŞ) hisselerinin yüzde 75inin sahibi. Bülent Ecevitin başbakanlığı döneminde kurulan işçi şirketlerinden çok azı ayakta kalabilmiş. BEST de onlardan biri. Yırcalı Balıkesir bu anlamda şanslı. İşçi şirketi olarak kurulan hem İşbir, hem de BEST ayakta diyor ve devam ediyor:
Bir ara sıkıntıya düşmüşler. Biz o zaman ortak olduk. Sermaye koyduk. Şirket şimdi kendi alanında Türkiyenin en büyüğü. Önceki yıllarda çalışanların neredeyse yarısı şirketin ortağıydı. Ama böyle bir özelliği uzun seneler devam etti ve ilk halka açık şirketlerden biridir. Ancak o zaman 200 kişiydik, şimdi olduk 1000. Bu nedenle de bugün oran daha düşük.
Üretimin yüzde 60ı ihracata gittiği için şirketin açık isminin baş harflerinden oluşan BEST (En iyi) kısa ismi işe yarıyormuş.
Aile, enerji sektöründe elektrik üretimiyle de var. Balıkesir Gönende 15, Sındırgı ile Adanada da 10 yıldır üretim yapan hidroelektrik tesisleri bulunuyor. Ortaklarla Giresunda iki hidroelektrik santral inşaatı sürüyor. Manisa Akhisarda da iki ay içinde rüzgâr santralı yatırımı başlıyor. Ayvalık ve güneyde de alınmış lisanslar var. Akhisar yatırımı bittikten sonra da sıra bu lisansların yatırıma dönüşmesine gelecek.
Hep işin içindeyiz
Yırcalı ailesi aynı zamanda bölgenin en büyük hayvan yemi fabrikasının hâkim ortağı. Halen faaliyette bulunan sentetik çuval fabrikası big ben olarak adlandırılan ve içine çimentodan madene her türlü malın konulduğu çuvalları üretiyor. Pamuk ise artık işin keyfi kalmadığı için şimdilik askıda. Türkiyenin en eski un fabrikası olan 1923 doğumlu Yırcalı Un da düşük kapasite nedeniyle çalışmıyor. Yırcalı ailesinin şirketlerdeki hisseleri Rona Yırcalı, Müşerref Yırcalı (anne) ve Demet Egelinin (kız kardeş) mülkiyetinde. Şirketlerin tümünün profesyonel yönetimi var. Ancak en üstte Rona Yırcalı ile oğulları Sırrı ve Sinandan oluşan bir sacayağından söz etmek mümkün.
Sırrı Yırcalı yönetimin tümünden, Sinan Yırcalı ise grubun finansman işlerinden sorumlu en üstteki kişi. Geçmişte Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan, bugün de çok sayıda şirketin yönetim ya da danışma kurulu üyesi olan Yırcalıya Türkiyede aile şirketleri neden uzun ömürlü olmuyor? Siz bu konuda farklı ne yaptınız diye soruyoruz ve şu cevabı alıyoruz:
ABDden üniversiteyi bitirip 1970te döndüm. O zaman üretim tesislerinin hepsinin başında birer genel müdür vardı. Bu bir bence. İkincisi de biz 24 saat iş yaparız, yani 24 saat işle meşgulüz. ABDden 1970te geldim. Ondan önce de Amerikadayken de bu işlerle meşguldüm. Aşağı yukarı ben 1965ten bu yana alırsak şu kadar senedir işin içindeyim. İşlerimiz çok genişlemesine rağmen hâlâ ben haftada üç gün filan Balıkesire giderim. Hatta bir günlüğüne bile giderim, ben şimdi 66 yaşındayım ama bu devam eder. Oğullarım da pazartesi sabahı Balıkesire giderler, perşembe akşamı dönerler İstanbula eğer başka bir seyahat falan yoksa. Cuma günü buradaki büroda çalışırlar. Cumartesi, pazar aileleriyle birlikte olurlar. Böyle bir sistemimiz var bizim. Yani şunun için söylüyorum bunları; profesyonellerle birlikte çalışıyoruz ama biz de işin içindeyiz.
Yırcalının birçok aile şirketinden farklı yaptıklarını söylediklerinden birisi de yeni kuşağın önünün açılması. Büyükbaba Muharrem Hasbi Koray (annesi Müşerref Korayın babası) 1923te kurduğu un fabrikasını bir süre birlikte çalıştıktan sonra damadı Sırrı Yırcalıya devretmiş. Sırrı Yırcalı un fabrikasını devraldıktan sonra işleri büyütmüş ve yeni şirketleri devreye sokmuş. Rona Yırcalı da 1970te Türkiyeye dönüşünde tatil bile yapmadan kendi deyişiyle sıcak suyun içine bırakılır gibi işlerin içine sokulmuş. Yırcalı o günleri şöyle anlatıyor:
Benim sistemim böyle Bana eski odasını verdi. Beni büyük ihracatçıların arasına bıraktı ve Yap dedi, ne kadar yanlış yaparsan yap da ben buradayken, ne kadar yanlış yapıyorsun görelim. Ben de aynı şekilde oğullarıma yapıyorum, onların önünü açıyorum. Bilhassa büyük oğlum Sırrı ile böyle çalışıyoruz. Artık günlük rutin işlerin hepsini o götürüyor. Yalnızca bilmem gerekenleri ve çok önemli konuları bana söylüyor.
Oğullarınızla anlaşabiliyor musunuz sorusuna ise Tabii aşağı yukarı mantıki gelen şeylerin hepsini birlikte yapıyoruz. Büyük oğlumla 10 senedir bu böyle gidiyor ve biraz önce sana söylediğim Boğazda oturup da buradaki yazıhanede çalışmak gibi değil bizim işimiz. Onların da İstanbulda evleri var, Balıkesirde evleri var benim gibi. Çünkü dediğim gibi dört gün orada, üç gün buradalar. Onun için benim sistemim aynen devam ediyor. İleride her şey olabilir ama şimdilik bir sıkıntı yok yanıtını veriyor.
Türkiyede özel sektöre bir tek bor üretimi yasak
Sahip oldukları Mortaş adlı şirket aracılığıyla bir zamanlar Türkiyenin en büyük bor üreticisi ve ihracatçılarından olan Yırcalılar madenciliği çoktan bırakmış. Bunun nedeni ise ailenin sahip olduğu bor, demir ve kömür madenlerinin 1979da devletleştirilip Etibanka devredilmesi. Yırcalı o dönemi şöyle anlatıyor: Babam 1950nin sonlarında madenciliğe de başlamış. Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Balıkesir Bigadiçteki bor madenlerinin önemli bölümünü bulan babamdır. Ancak 1979da Ecevit hükümeti bu üç madeni de devletleştirdi. Bugün özel sektörden yana olduğunu söyleyen Deniz Baykal da Enerji Bakanı idi. Rahmetli Ecevit yıllar sonra bana bu özelleştirmenin bir hata olduğunu söylemişti. Borda maden sahiplerinin tüm çabasına rağmen adım atılmamış.
Yırcalı Türkiyede özel sektöre yasaklanan tek alanın bor olduğunu söylüyor. Grup 1980den 1995e kadar devletleştirilen bor madenlerini geri alabilmek için çok uğraşmış. 1980de iktidara gelen Demirel hükümeti iade kararı vermiş ama Danıştay bu konudaki kararnameyi bir günde iptal etmiş. Ardından 12 Eylül darbesi gelmiş ve o dönemdeki çabalar da sonuçsuz kalmış. Yırcalı her konuda liberal diye tanımladığı Özal hükümetleri döneminde de sonuç çıkmayınca bu işin tadı yok diyerek azalmış olan madencilik faaliyetini askıya almış.
65imde emekli olacaktım beni yatırıma boğdular
Rona Yırcalı büyük oğlu Sırrının işbaşı yapmasından birkaç yıl sonra günlük rutin işlerin birçoğunu bıraktığını söylüyor. Planı 65 yaşında geçen yıl emekli olmakmış ancak Birden birçok yatırım teklifiyle geldiler ve yatırımlar başladı. Beni yatırıma boğdular diyor.
Zamlara karar veriyor
Bugün senelik programların yapılması, belli yatırım kararlarının verilmesiyle ilgiliymiş. Bir de maaşlara yapılacak zamlara oğullarıyla konuşup karar veriyormuş. Yırcalı işin profesyonellere bırakılmasının patronların hiç ilgilenmeyeceği, yalnız sonuçlara bakacağı anlamına gelmediğini düşünüyor ve şunları ekliyor:
İşi tamamen profesyonellere bırakırsan da olmuyor. Yani ne kadar iyi niyetli, ne kadar bilgili olursa olsun olmuyor, ben bunu gördüm. Bazı tesislerimizde bunu gördük. Bazı fırsatlar kaçtı, bazı şeyler oldu. Bu nedenle yönetimi profesyonellere bırakmak demek hiçbir şey yapılmayacak, hiçbir işe karışılmayacak demek değil.
Bütün işleri yalnız sen yapmaya kalkarsan büyüyünce zaten yetişemiyorsun. Ama profesyonellerin de patronun işle ilgili olmasından memnun olduklarını düşünüyorum. En azından bir fikir alıyor, sorumluluğu paylaşıyor. Ben de fikrimi söylüyorum, onlar da .
2009u 332 milyon lira ciro ve 108 milyon lira karla kapatan grup Türkiyenin elektrik transformatörleri üreten en büyük fabrikası BESTin (Balıkesir Elektromekanik Sanayi ve Ticaret AŞ) hisselerinin yüzde 75inin sahibi. Bülent Ecevitin başbakanlığı döneminde kurulan işçi şirketlerinden çok azı ayakta kalabilmiş. BEST de onlardan biri. Yırcalı Balıkesir bu anlamda şanslı. İşçi şirketi olarak kurulan hem İşbir, hem de BEST ayakta diyor ve devam ediyor:
Bir ara sıkıntıya düşmüşler. Biz o zaman ortak olduk. Sermaye koyduk. Şirket şimdi kendi alanında Türkiyenin en büyüğü. Önceki yıllarda çalışanların neredeyse yarısı şirketin ortağıydı. Ama böyle bir özelliği uzun seneler devam etti ve ilk halka açık şirketlerden biridir. Ancak o zaman 200 kişiydik, şimdi olduk 1000. Bu nedenle de bugün oran daha düşük.
Üretimin yüzde 60ı ihracata gittiği için şirketin açık isminin baş harflerinden oluşan BEST (En iyi) kısa ismi işe yarıyormuş.
Aile, enerji sektöründe elektrik üretimiyle de var. Balıkesir Gönende 15, Sındırgı ile Adanada da 10 yıldır üretim yapan hidroelektrik tesisleri bulunuyor. Ortaklarla Giresunda iki hidroelektrik santral inşaatı sürüyor. Manisa Akhisarda da iki ay içinde rüzgâr santralı yatırımı başlıyor. Ayvalık ve güneyde de alınmış lisanslar var. Akhisar yatırımı bittikten sonra da sıra bu lisansların yatırıma dönüşmesine gelecek.
Hep işin içindeyiz
Yırcalı ailesi aynı zamanda bölgenin en büyük hayvan yemi fabrikasının hâkim ortağı. Halen faaliyette bulunan sentetik çuval fabrikası big ben olarak adlandırılan ve içine çimentodan madene her türlü malın konulduğu çuvalları üretiyor. Pamuk ise artık işin keyfi kalmadığı için şimdilik askıda. Türkiyenin en eski un fabrikası olan 1923 doğumlu Yırcalı Un da düşük kapasite nedeniyle çalışmıyor. Yırcalı ailesinin şirketlerdeki hisseleri Rona Yırcalı, Müşerref Yırcalı (anne) ve Demet Egelinin (kız kardeş) mülkiyetinde. Şirketlerin tümünün profesyonel yönetimi var. Ancak en üstte Rona Yırcalı ile oğulları Sırrı ve Sinandan oluşan bir sacayağından söz etmek mümkün.
Sırrı Yırcalı yönetimin tümünden, Sinan Yırcalı ise grubun finansman işlerinden sorumlu en üstteki kişi. Geçmişte Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan, bugün de çok sayıda şirketin yönetim ya da danışma kurulu üyesi olan Yırcalıya Türkiyede aile şirketleri neden uzun ömürlü olmuyor? Siz bu konuda farklı ne yaptınız diye soruyoruz ve şu cevabı alıyoruz:
ABDden üniversiteyi bitirip 1970te döndüm. O zaman üretim tesislerinin hepsinin başında birer genel müdür vardı. Bu bir bence. İkincisi de biz 24 saat iş yaparız, yani 24 saat işle meşgulüz. ABDden 1970te geldim. Ondan önce de Amerikadayken de bu işlerle meşguldüm. Aşağı yukarı ben 1965ten bu yana alırsak şu kadar senedir işin içindeyim. İşlerimiz çok genişlemesine rağmen hâlâ ben haftada üç gün filan Balıkesire giderim. Hatta bir günlüğüne bile giderim, ben şimdi 66 yaşındayım ama bu devam eder. Oğullarım da pazartesi sabahı Balıkesire giderler, perşembe akşamı dönerler İstanbula eğer başka bir seyahat falan yoksa. Cuma günü buradaki büroda çalışırlar. Cumartesi, pazar aileleriyle birlikte olurlar. Böyle bir sistemimiz var bizim. Yani şunun için söylüyorum bunları; profesyonellerle birlikte çalışıyoruz ama biz de işin içindeyiz.
Yırcalının birçok aile şirketinden farklı yaptıklarını söylediklerinden birisi de yeni kuşağın önünün açılması. Büyükbaba Muharrem Hasbi Koray (annesi Müşerref Korayın babası) 1923te kurduğu un fabrikasını bir süre birlikte çalıştıktan sonra damadı Sırrı Yırcalıya devretmiş. Sırrı Yırcalı un fabrikasını devraldıktan sonra işleri büyütmüş ve yeni şirketleri devreye sokmuş. Rona Yırcalı da 1970te Türkiyeye dönüşünde tatil bile yapmadan kendi deyişiyle sıcak suyun içine bırakılır gibi işlerin içine sokulmuş. Yırcalı o günleri şöyle anlatıyor:
Benim sistemim böyle Bana eski odasını verdi. Beni büyük ihracatçıların arasına bıraktı ve Yap dedi, ne kadar yanlış yaparsan yap da ben buradayken, ne kadar yanlış yapıyorsun görelim. Ben de aynı şekilde oğullarıma yapıyorum, onların önünü açıyorum. Bilhassa büyük oğlum Sırrı ile böyle çalışıyoruz. Artık günlük rutin işlerin hepsini o götürüyor. Yalnızca bilmem gerekenleri ve çok önemli konuları bana söylüyor.
Oğullarınızla anlaşabiliyor musunuz sorusuna ise Tabii aşağı yukarı mantıki gelen şeylerin hepsini birlikte yapıyoruz. Büyük oğlumla 10 senedir bu böyle gidiyor ve biraz önce sana söylediğim Boğazda oturup da buradaki yazıhanede çalışmak gibi değil bizim işimiz. Onların da İstanbulda evleri var, Balıkesirde evleri var benim gibi. Çünkü dediğim gibi dört gün orada, üç gün buradalar. Onun için benim sistemim aynen devam ediyor. İleride her şey olabilir ama şimdilik bir sıkıntı yok yanıtını veriyor.
Türkiyede özel sektöre bir tek bor üretimi yasak
Sahip oldukları Mortaş adlı şirket aracılığıyla bir zamanlar Türkiyenin en büyük bor üreticisi ve ihracatçılarından olan Yırcalılar madenciliği çoktan bırakmış. Bunun nedeni ise ailenin sahip olduğu bor, demir ve kömür madenlerinin 1979da devletleştirilip Etibanka devredilmesi. Yırcalı o dönemi şöyle anlatıyor: Babam 1950nin sonlarında madenciliğe de başlamış. Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Balıkesir Bigadiçteki bor madenlerinin önemli bölümünü bulan babamdır. Ancak 1979da Ecevit hükümeti bu üç madeni de devletleştirdi. Bugün özel sektörden yana olduğunu söyleyen Deniz Baykal da Enerji Bakanı idi. Rahmetli Ecevit yıllar sonra bana bu özelleştirmenin bir hata olduğunu söylemişti. Borda maden sahiplerinin tüm çabasına rağmen adım atılmamış.
Yırcalı Türkiyede özel sektöre yasaklanan tek alanın bor olduğunu söylüyor. Grup 1980den 1995e kadar devletleştirilen bor madenlerini geri alabilmek için çok uğraşmış. 1980de iktidara gelen Demirel hükümeti iade kararı vermiş ama Danıştay bu konudaki kararnameyi bir günde iptal etmiş. Ardından 12 Eylül darbesi gelmiş ve o dönemdeki çabalar da sonuçsuz kalmış. Yırcalı her konuda liberal diye tanımladığı Özal hükümetleri döneminde de sonuç çıkmayınca bu işin tadı yok diyerek azalmış olan madencilik faaliyetini askıya almış.
65imde emekli olacaktım beni yatırıma boğdular
Rona Yırcalı büyük oğlu Sırrının işbaşı yapmasından birkaç yıl sonra günlük rutin işlerin birçoğunu bıraktığını söylüyor. Planı 65 yaşında geçen yıl emekli olmakmış ancak Birden birçok yatırım teklifiyle geldiler ve yatırımlar başladı. Beni yatırıma boğdular diyor.
Zamlara karar veriyor
Bugün senelik programların yapılması, belli yatırım kararlarının verilmesiyle ilgiliymiş. Bir de maaşlara yapılacak zamlara oğullarıyla konuşup karar veriyormuş. Yırcalı işin profesyonellere bırakılmasının patronların hiç ilgilenmeyeceği, yalnız sonuçlara bakacağı anlamına gelmediğini düşünüyor ve şunları ekliyor:
İşi tamamen profesyonellere bırakırsan da olmuyor. Yani ne kadar iyi niyetli, ne kadar bilgili olursa olsun olmuyor, ben bunu gördüm. Bazı tesislerimizde bunu gördük. Bazı fırsatlar kaçtı, bazı şeyler oldu. Bu nedenle yönetimi profesyonellere bırakmak demek hiçbir şey yapılmayacak, hiçbir işe karışılmayacak demek değil.
Bütün işleri yalnız sen yapmaya kalkarsan büyüyünce zaten yetişemiyorsun. Ama profesyonellerin de patronun işle ilgili olmasından memnun olduklarını düşünüyorum. En azından bir fikir alıyor, sorumluluğu paylaşıyor. Ben de fikrimi söylüyorum, onlar da .



