Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Mehmet Şükrü Saracoğlu (d. 1887, Ödemiş ö. 27 Aralık 1953, İstanbul), eski milletvekili ve başbakan.
İlk ve orta okulu Ödemişte okuduktan sonra İzmir idadisine girdi. Son derece zeki, çalıskan bir öğrenciydi. İzmir idadisini birincilikle bitirerek, Mekteb-i Mülkiyeye geçti. 1909 yılında Mekteb-i Mülkiye yi bitirerek İzmir Valiliği Maiyet Memurluğuna atandı. İzmir Sultanisinde matematik-öğretmenliği yapan Saraçoğlu, 1911 yılında İttihat ve Terakki Ticaret Mekteb-i Müdürlüğü görevine getirildi.
1914 yılının Ocak ayında bir devlet bursu kazanan Saraçoğlu, Belçikaya öğrenime gitti. Kısa bir süre sonra I. Dünya Savaşı patlayınca hemen İzmire döndü. 1915 Mayısında tekrar Cenevre Siyasi İlimler Akademisinde okumak için İsviçreye giderek burada dört yıl kaldı ve bu fakülteyi çok iyi bir dereceyle bitirdi. Mondros Mütarekesinden sonra Cenevrede Türk Talebe Cemiyetini kurarak bu cemiyet adına Fransızca bir derginin yayınlanmasını üstlendi. Türk Talebe Cemiyetinin başkanı olarak Avrupa kamuoyunda Mondros şartlarının olumsuzluğuna tepki yaratmak için uğraşlar vererek Osmanlı Devletinin haklarını savundu.
O günlerde İzmir işgal edilince Türkiyeye gideceğini öğrendiği bir İtalyan gemisine kaçak binip yurda döndü. Ulusal Kurtuluş Hareketine katıldı. Kuşadası, Nazilli ve Aydın yörelerinde kurulan Kuva-i Milliye hareketlerinin örgütlenmesinde çalıştı. Osmanlı Meclisi Mebusanına İzmir milletvekili olarak seçildiyse de, Saraçoğlu bu göreve katılmadı.
Saraçoğlu, 1923de Türkiye Büyük Millet Meclisine İzmir Mebusu olarak girdi.
Fethi Okyar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Saraçoğlu, 1926da Yunanlılarla kurulan Mübadele Komisyonuna başkanlık etti. Başbakanlığına kadar kurulan bütün hükümetlerde görev aldı. Bu hükümetlerde Maliye, Adliye ve Hariciye vekilliklerinde bulundu. Varlık Vergisinin uygulanmasında öncülük etti. Saraçoğlunun 1932 yılında Pariste Osmanlı borçlarının ödeme koşullarının saptanması görüşlerini Türkiye adına yürütürken görüyoruz. 1933de bir antlaşma ile bu konuyu başarıyla ve batılı gözlemcilerin hayranlığı içinde bitirirken izliyoruz. Saraçoğlunun devlet adamlığı vitrinini süsleyen en değerli ve liyakatinin zirvesine vardığı bu anlaşma ile genç Türkiye Cumhuriyetinin maliyesi soluk aldı.
Genç Cumhuriyetin devlet organlarının kurumlaşmasında da emeği geçen Saraçoğlu, bakanlıkları sırasında avukatlık, hakimlik İcra İflas Kanunlarını hazırlamış ve çıkartmış iş esasına dayalı cezaevlerinin oluşmasını ve ilk örnek olarak İmralının kuruluşunu sağlamıştır. Barem ve Emeklilik kanunları da Saraçoğlunun zamanında oluşturulmuştur.
Fethi Okyar kabinesinde Maarif Vekili, İnönünün 3 ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili, ve 12nci Refik Saydam hükümetinde Hariciye Vekili olan Mehmet Şükrü Saracoğlu, 1942 yılında Refik Saydamın ölümü üzerine İnönü tarafından 9 Temmuz 1942 günü başkanlığa atanarak hükumeti kurmakla görevlendirildi. 5 Ağustos 1942'de hükümet programını okurken "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız."[1] demişti.
Refik Saydamın ölümü sonrasında 1942 yılında Başbakan olan Saraçoğlu, bu döneminde de Cumhuriyet döneminin bütünsellik taşıyan seçim yasasını iki dereceli olarak hazırladı ve çıkarttı. "Açık oy-gizli sayım" esaslarına göre hazırlanan bu kanuna göre her seçmenin hangi partiye oy verdiği herkes tarafından görülebilecek, fakat oy sayımı gizli yapılacaktı. O tarihe kadar başka hiçbir demokrasi tarafından keşfedilmemiş olan bu usule göre yapılan 1946 seçimlerinde "gizli sayım"ı yapan CHP kazandığını iddia etti. DP kurulduktan hemen sonra yapılan bu "erken seçim"de DP sadece 16 ilde seçime girebilmişti.
Şükrü Saracoğlu döneminde yapılan diğer iki eleştiri konusu olay ise muhalif işadamlarına salınan ve CHP tarafından "eşitlikçi bir uygulama" olduğu iddia edilen Varlık Vergisi ve Turancılık ile suçlananların canlı olarak tabutluklara sokularak işkence edilmesidir.[2][3][4]
Varlık Vergisi, Türkiyedeki Yahudi, Rum, Ermeni ve Levanten azınlığı ekonomik açıdan çökertmek için çıkarılmıştı. Bu yasada Müslümanlar servetlerinin sekizde birini, dönmeler (tabiyet değiştirenler) dörtte birini, gayrimüslümler ise yarısını vergi olarak veriyorlardı (Bakınız İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul 1994, Cilt 7, sayfa: 369).Saraçoğlu hükümetinin ayrımcı tutumuna en güzel örneği oluşturan bu uygulama, sayısız çatışmalara neden olmuştu. Bu modeli HİTLER ALMANYASIndan alan Saraçoğlu, göçe zorlama politikasının en güzel örneğini vermiştir.
"Bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler hakkında bu kanun, bütün şiddetiyle uygulanacaktır.[5]
Adeta Hitlerin toplama kamplarından örnekler sunan bu uygulama, görünürde çalışmayı teşvik eder gibi görünse de, bu vergilerin çalışarak ödenmesi olasılığı o zamanlar da hiç yoktu. Çalışın verin, veremezseniz terk edin gidin mantığı, Hitlerin Çalışmak Özgürleştirir (Arbeit macht frei)mantığından alınmıştı.
Şükrü Saracoğlu, çok iyi bir Almanseverdi (Bakınız Korkut Boratav, 100 Soruda Türkiyede Devletçilik,Gerçek Yayınevi, İstanbul 1974). Çalışma zorunluluğu yalnızca gayrimüslimlere uygulanıyordu.(Bakınız Boratav, sayfa:348).
Şükrü Saracoğlunun Hitlerinkine benzer toplama kampı tutkusundan, Hitlerin elinden kaçan ve Türkiyeye sığınan bir çok bilimadamı da nasibini aldı. 100 kadar Alman, 1944-1945 yılları arasında Çorum, Yozgat ve Kırşehirde açılan toplama kamplarına gönderildi (Bakınız: Deniz Kavukçuoğlu, Şükrü Saracoğlu Üzerine Ek Notlar, Cumhuriyet, 16.Eylül.1998).
Nazi Almanyası'nın savaş yıllarındaki Ankara elçisi Von Papen ve onunla yakın ilişkide olan Türk hükümetinde yetkili ekipteydi. Refik Saydam, Şükrü Saracoğlu ve Numan Menemencioğlu'nun da dahil olduğu bu ekip Nazi Almanyasını desteklemekte, Almanya ile dış ticareti Alman para birimi "Reichsmark" ile yapmakta, TC banknotlarını Almanya'da bastırmakta, Almanya'ya paslanmaz çeliğin hammaddesi olan krom sevkiyatı yapmakta ve Sovyetler Birliği'nin işgal ettiği Kırım ve Kafkasyadaki Türk topraklarında askeri harekat yapmakta olan Nazi Ordusunu cephede takip etmek için komutanlar yollamaktaydı. İkinci Dünya Savaşı'nın "Milli Şef"likle idare edilen Almanya ve İtalya tarafından kaybedilmesi ve Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış'ı istemesinden sonra 1946'da Saraçoğlu istifa ederek Başbakanlığı Recep Pekere devretti. 1 Kasım 1948 ve 22 Mayıs 1950 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptı.
1950 genel seçimlerinde yeterli oy alamayan Saraçoğlu TBMM'ye seçilemeyince siyaseti bıraktı.[6] 27 Aralık 1953'te İstanbul'da öldü. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
Gençlik yıllarında.
Şükrü Saracoğlu ayrıca 16 yıl boyunca Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını yapmıştır. 22 Temmuz 1998 yılında alınan kararla Fenerbahçe Stadı'nın adı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu olarak değiştirilmiştir.
İlk ve orta okulu Ödemişte okuduktan sonra İzmir idadisine girdi. Son derece zeki, çalıskan bir öğrenciydi. İzmir idadisini birincilikle bitirerek, Mekteb-i Mülkiyeye geçti. 1909 yılında Mekteb-i Mülkiye yi bitirerek İzmir Valiliği Maiyet Memurluğuna atandı. İzmir Sultanisinde matematik-öğretmenliği yapan Saraçoğlu, 1911 yılında İttihat ve Terakki Ticaret Mekteb-i Müdürlüğü görevine getirildi.
1914 yılının Ocak ayında bir devlet bursu kazanan Saraçoğlu, Belçikaya öğrenime gitti. Kısa bir süre sonra I. Dünya Savaşı patlayınca hemen İzmire döndü. 1915 Mayısında tekrar Cenevre Siyasi İlimler Akademisinde okumak için İsviçreye giderek burada dört yıl kaldı ve bu fakülteyi çok iyi bir dereceyle bitirdi. Mondros Mütarekesinden sonra Cenevrede Türk Talebe Cemiyetini kurarak bu cemiyet adına Fransızca bir derginin yayınlanmasını üstlendi. Türk Talebe Cemiyetinin başkanı olarak Avrupa kamuoyunda Mondros şartlarının olumsuzluğuna tepki yaratmak için uğraşlar vererek Osmanlı Devletinin haklarını savundu.
O günlerde İzmir işgal edilince Türkiyeye gideceğini öğrendiği bir İtalyan gemisine kaçak binip yurda döndü. Ulusal Kurtuluş Hareketine katıldı. Kuşadası, Nazilli ve Aydın yörelerinde kurulan Kuva-i Milliye hareketlerinin örgütlenmesinde çalıştı. Osmanlı Meclisi Mebusanına İzmir milletvekili olarak seçildiyse de, Saraçoğlu bu göreve katılmadı.
Saraçoğlu, 1923de Türkiye Büyük Millet Meclisine İzmir Mebusu olarak girdi.
Fethi Okyar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Saraçoğlu, 1926da Yunanlılarla kurulan Mübadele Komisyonuna başkanlık etti. Başbakanlığına kadar kurulan bütün hükümetlerde görev aldı. Bu hükümetlerde Maliye, Adliye ve Hariciye vekilliklerinde bulundu. Varlık Vergisinin uygulanmasında öncülük etti. Saraçoğlunun 1932 yılında Pariste Osmanlı borçlarının ödeme koşullarının saptanması görüşlerini Türkiye adına yürütürken görüyoruz. 1933de bir antlaşma ile bu konuyu başarıyla ve batılı gözlemcilerin hayranlığı içinde bitirirken izliyoruz. Saraçoğlunun devlet adamlığı vitrinini süsleyen en değerli ve liyakatinin zirvesine vardığı bu anlaşma ile genç Türkiye Cumhuriyetinin maliyesi soluk aldı.
Genç Cumhuriyetin devlet organlarının kurumlaşmasında da emeği geçen Saraçoğlu, bakanlıkları sırasında avukatlık, hakimlik İcra İflas Kanunlarını hazırlamış ve çıkartmış iş esasına dayalı cezaevlerinin oluşmasını ve ilk örnek olarak İmralının kuruluşunu sağlamıştır. Barem ve Emeklilik kanunları da Saraçoğlunun zamanında oluşturulmuştur.
Fethi Okyar kabinesinde Maarif Vekili, İnönünün 3 ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili, ve 12nci Refik Saydam hükümetinde Hariciye Vekili olan Mehmet Şükrü Saracoğlu, 1942 yılında Refik Saydamın ölümü üzerine İnönü tarafından 9 Temmuz 1942 günü başkanlığa atanarak hükumeti kurmakla görevlendirildi. 5 Ağustos 1942'de hükümet programını okurken "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız."[1] demişti.
Refik Saydamın ölümü sonrasında 1942 yılında Başbakan olan Saraçoğlu, bu döneminde de Cumhuriyet döneminin bütünsellik taşıyan seçim yasasını iki dereceli olarak hazırladı ve çıkarttı. "Açık oy-gizli sayım" esaslarına göre hazırlanan bu kanuna göre her seçmenin hangi partiye oy verdiği herkes tarafından görülebilecek, fakat oy sayımı gizli yapılacaktı. O tarihe kadar başka hiçbir demokrasi tarafından keşfedilmemiş olan bu usule göre yapılan 1946 seçimlerinde "gizli sayım"ı yapan CHP kazandığını iddia etti. DP kurulduktan hemen sonra yapılan bu "erken seçim"de DP sadece 16 ilde seçime girebilmişti.
Şükrü Saracoğlu döneminde yapılan diğer iki eleştiri konusu olay ise muhalif işadamlarına salınan ve CHP tarafından "eşitlikçi bir uygulama" olduğu iddia edilen Varlık Vergisi ve Turancılık ile suçlananların canlı olarak tabutluklara sokularak işkence edilmesidir.[2][3][4]
Varlık Vergisi, Türkiyedeki Yahudi, Rum, Ermeni ve Levanten azınlığı ekonomik açıdan çökertmek için çıkarılmıştı. Bu yasada Müslümanlar servetlerinin sekizde birini, dönmeler (tabiyet değiştirenler) dörtte birini, gayrimüslümler ise yarısını vergi olarak veriyorlardı (Bakınız İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul 1994, Cilt 7, sayfa: 369).Saraçoğlu hükümetinin ayrımcı tutumuna en güzel örneği oluşturan bu uygulama, sayısız çatışmalara neden olmuştu. Bu modeli HİTLER ALMANYASIndan alan Saraçoğlu, göçe zorlama politikasının en güzel örneğini vermiştir.
"Bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler hakkında bu kanun, bütün şiddetiyle uygulanacaktır.[5]
Adeta Hitlerin toplama kamplarından örnekler sunan bu uygulama, görünürde çalışmayı teşvik eder gibi görünse de, bu vergilerin çalışarak ödenmesi olasılığı o zamanlar da hiç yoktu. Çalışın verin, veremezseniz terk edin gidin mantığı, Hitlerin Çalışmak Özgürleştirir (Arbeit macht frei)mantığından alınmıştı.
Şükrü Saracoğlu, çok iyi bir Almanseverdi (Bakınız Korkut Boratav, 100 Soruda Türkiyede Devletçilik,Gerçek Yayınevi, İstanbul 1974). Çalışma zorunluluğu yalnızca gayrimüslimlere uygulanıyordu.(Bakınız Boratav, sayfa:348).
Şükrü Saracoğlunun Hitlerinkine benzer toplama kampı tutkusundan, Hitlerin elinden kaçan ve Türkiyeye sığınan bir çok bilimadamı da nasibini aldı. 100 kadar Alman, 1944-1945 yılları arasında Çorum, Yozgat ve Kırşehirde açılan toplama kamplarına gönderildi (Bakınız: Deniz Kavukçuoğlu, Şükrü Saracoğlu Üzerine Ek Notlar, Cumhuriyet, 16.Eylül.1998).
Nazi Almanyası'nın savaş yıllarındaki Ankara elçisi Von Papen ve onunla yakın ilişkide olan Türk hükümetinde yetkili ekipteydi. Refik Saydam, Şükrü Saracoğlu ve Numan Menemencioğlu'nun da dahil olduğu bu ekip Nazi Almanyasını desteklemekte, Almanya ile dış ticareti Alman para birimi "Reichsmark" ile yapmakta, TC banknotlarını Almanya'da bastırmakta, Almanya'ya paslanmaz çeliğin hammaddesi olan krom sevkiyatı yapmakta ve Sovyetler Birliği'nin işgal ettiği Kırım ve Kafkasyadaki Türk topraklarında askeri harekat yapmakta olan Nazi Ordusunu cephede takip etmek için komutanlar yollamaktaydı. İkinci Dünya Savaşı'nın "Milli Şef"likle idare edilen Almanya ve İtalya tarafından kaybedilmesi ve Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış'ı istemesinden sonra 1946'da Saraçoğlu istifa ederek Başbakanlığı Recep Pekere devretti. 1 Kasım 1948 ve 22 Mayıs 1950 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptı.
1950 genel seçimlerinde yeterli oy alamayan Saraçoğlu TBMM'ye seçilemeyince siyaseti bıraktı.[6] 27 Aralık 1953'te İstanbul'da öldü. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
Gençlik yıllarında.
Şükrü Saracoğlu ayrıca 16 yıl boyunca Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını yapmıştır. 22 Temmuz 1998 yılında alınan kararla Fenerbahçe Stadı'nın adı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu olarak değiştirilmiştir.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 42
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 35