xranzei 1
xranzei
mavzermete 1
mavzermete
Fethi Polat 1
Fethi Polat
Hikaye Ekle

Bedenler tutsak, ruhlar özgür

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan CrazyAlkan
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 228

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Bir hapishaneye ne girmek ne de çıkmak kolay. İster tutuklu olun, ister ziyaretçi, ister görevli. Herkes aynı kontrollerden geçmek zorunda. Aramalar da bürokrasi de yoğun ve caydırıcı. Çanta, telefon, teyp, makyaj malzemesi ve paradan arındırdığım; içine bir tek astım ilacım ve kalem-kâğıdım, bir de izinli fotoğraf makinemi koyduğum çantam da olur alamıyor, elime bir naylon poşet veriliyor ilacımın hatırına. İki kaşımın arasında yeşil ışık yandıktan sonra kapı açılıyor.

Bakırköy Kadın ve Çocuk Ceza ve İnfaz Kurumu’ndayım. Kemikleşmiş önyargılarımız ve girene dek olan süreç, gözlemleyebildiğim kadarıyla içerideki yaşamdan daha ürkütücü. Çünkü artık cezaevi koşulları, Türkiye’de ceza anlayışının değişmeye başladığını gösteriyor. Kapalı kapılar, tel kafesli pencereler ardında bir cennetten söz etmek mümkün değil ama hem görevliler hem de mahkûmların anlattıklarından, suçlarını her an hatırlatmaktan, onları ezmekten ziyade rehabilite edilmelerine yönelik bir tablo ortaya çıkıyor.

Mahkûmlar, röportaj sırasında isimlerini saklamadan konuştukları ve yanımızda hep görevliler olduğu için diğer cezaevleri hakkında yorum yapamasalar da buradaki koşulların genel Türkiye tablosunu yansıtmadığı ortada. Bu farklılık Müdür Hulusi Sağır’ın inisiyatifi, sivil toplum kuruluşlarının katkısı ve sosyal ve kültürel etkinliklerin desteğiyle sağlanıyor gibi görünüyor.
Türkiye’de İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Adana Karataş olmak üzere dört kadın cezaevi var. Bakırköy, sahip olduğu olanaklarla ve fiziki koşullarıyla aralarından en iyisi sayılıyor. Burada 900’ün biraz üzerinde tutuklu ve hükümlü, 300 kadar da görevli birlikte yaşıyor. Bunlardan 200’ü ise yabancı uyruklu. Her kısımda ikişer veya üçer kişilik 12 oda var, Bir de 24 kişinin bir arada yemek yiyip televizyon izlediği ortak bir alana sahipler.

Gasp, dolandırıcılık, cinayet, siyasi suçlar, fuhuş, terör gibi nedenlerle gelen tutuklu ve hükümlüler çoğunlukla ayrı bölümlerde kalıyor. Bir araya geldikleri alanlar ise sosyal ve kültürel etkinlikler ve iş atölyeleri.

Haftanın beş günü satranç, resim, takı tasarımı, müzik, tiyatro, basketbol, voleybol, bilgisayar, dikiş, kuaförlük gibi kurslar düzenleniyor. Herkes iki farklı etkinlik seçebiliyor. Ayrıca yazarlarla, oyuncularla sohbet günleri düzenleniyor. ‘İyi halli’ olanlar mutfak, kütüphane, temizlik ve şirketlerin kurduğu tekstil atölyesinde ücret karşılığı çalışabiliyor.
Benim buluşmam da sosyal, kültürel faaliyetlere katılan ve çalışan kadınlarla. İçlerinde sahte avukat tuttuğu için ceza alan da, ilk satanist cinayete ortak olan da, uyuşturucu satan da, fuhuş yapan da, tecavüzcüsünü, dayak atan kocasını öldüren de var. Hepsi, kader kurbanı olduklarını söylüyor; bir şekilde başlarına gelenleri unutmaya, eski yaşamlarından arınmaya çalışıyorlar. Ortak umutları ise yargı reformu ve afla bir an önce cezaevinden çıkmak. Hepsi yattıkları sürenin yeterli olduğunu düşünüyor...


Şarkı söyleyerek özgür hissediyoruz
Güllerin İçinden, Hayat Bayram Olsa, Dostum Dostum, Felicitia, Strannik/Strangers şarkılar birbiri ardına geliyor, altı genç kadın konuşmak için ara bile vermek istemiyor... Psikolog Yücel Sözer’in katkılarıyla dört ay önce kurulan Bakırköy Cezaevi Uluslararası Orkestrası üç Güney Afrikalı, bir Kırgız, bir Ukraynalı ve bir Türk vatandaşından oluşuyor. Repertuvarlarında 20’nin üzerinde şarkı var. Haftanın üç günü çalışmalarını sürdürüyorlar. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın katkılarıyla bateri, org, elektronik gitar gibi müzik aletleri temin edilmiş, piyanoları da yakında geliyor. Şarkıları genellikle sözlerinin anlamına göre seçiyor ve kendilerine yakın hissettikleri parçaları seslendiriyorlar. Kimi şarkıları Türkçeye, Türkçe parçaları ise ortak anlaşma dilleri İngilizceye çeviriyorlar.


PARISA EHTESHAMNIA: 30 yaşında, İranlı, kendisine tecavüz eden ve çıplak fotoğraflarını çekerek şantaj yapan arkadaşını öldürmekten hükümlü. Altı yıldır içerde, sekiz yılı daha var. Daha önce UNICEF’te çalışmış, beş dil biliyor, hapishanenin kütüphane sorumlusu, kitap dağıtımını yapıyor.

NERGİS ANAR: 28 yaşındaki Nergis, kuaförlük kursunda. Altı yıldır cezaevinde, ilköğretim ve lise diplomasını burada almış, açıköğretime devam ediyor. Çıkmaya daha 13 yılı var.

VUYO, ROSETTA ve LORDIN: Güney Afrikalılar, kilise korosunda şarkı söylemişler, iki yıldır Bakırköy’deler, geliş nedenlerini dillendirmek istemiyorlar...

ALINA: Üç yıldır burada olan Kırgız mahkûm, ülkesinde İngilizce öğretmenliği yapıyormuş. Türkçe, İngilizce ve Rusça biliyor. Sanatçı bir ailenin kızı.

Z. GÜLŞAH DİNÇER: Türkiye onun adını 1999 yılındaki ilk satanist cinayetle duydu. 12 yıldır mahkûm. Gitar başta olmak üzere her enstrümanı çalıyor, dışarıdayken orkestralarının olduğunu ve dört yılının kaldığını söylüyor.

VALENTINA: Ukraynalı, dört yıldır burada, piyano çalıyor, şarkı söylüyor. O da ‘kader kurbanıyım’ diyenlerden...

Haberleri Paylaş
FacebookMixxDeliciousTwitterGoogleDiggYahooRedditmyspaceFriend FeedStumble Upon


Önceki Haber
Sonraki Haber
Diğer Türkiye Haberleri
Genelkurmay 'bedelli' için son sözü söyledi
İncecik bluzla emniyete gittim, 1 yıl hapis yattım
İstanbul'da fuhuş operasyonu: 35 kişi gözaltında
Kemerburgaz'da bakanlıkla belediye 'orman' için anlaştı
Silikozis belgeseli bir kişi daha eksildi
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst