- Katılım
- 3 Mar 2009
- Konular
- 1,213
- Mesajlar
- 3,167
- Online süresi
- 1d 5h
- Reaksiyon Skoru
- 168
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 3 Ay 16 Gün
- Başarım Puanı
- 233
- MmoLira
- 132
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Televizyonu izlerken filmin içinde bir başka televizyon veya bilgisayar monitörü göründüğünde, bunların ekranlarındaki görüntüler ya görülemez, ya ekranın sadece belirli bir kısmında görüntü vardır, ya da sürekli yukarıdan aşağı kayan çizgiler oluşur.
Ekranda bir başka ekran gösterildiğinde oluşan bu uyumsuzluğu, sinemada arabaların ters dönüyormuş gibi gözüken tekerlek görüntülerine benzetebiliriz. Sinemanın da, televizyonun da temel prensipleri aynıdır. İkisi de gözümüzün zaaflarından yararlanırlar. Sabit görüntüleri arka arkaya çok süratli göstererek beynimizde hareketlerin devamlı ve canlı olduğu imajını yaratırlar.
Televizyon ekranına ne kadar dikkatli bakılırsa bakılsın anlaşılamaz ama aslında ekranda oluşan görüntü binlerce noktadan meydana gelir. Bu noktalar ekran üzerine satır satır dizilmişlerdir. Bir kitabı okurken nasıl sol en üst noktadan başlayıp, soldan sağa, satır satır okuyarak aşağıya inip sayfayı sağ en alt noktada bitiriyorsak, televizyon ekranında da aynı sırayla noktalar ve satırlar oluşturulur. Bu oluşturma o kadar süratlidir ki, nokta ve satırları beyin bir bütün olarak algılar.
Sinemada saniyenin 24'ünde biri kadar bir sürede geçen kareleri gözümüz devam eden bir görüntü gibi nasıl algılıyorsa, televizyonda da saniyenin 25'inde bir geçen görüntüleri aynı şekilde algılar. Ancak sinemada her karede sabit bir görüntü varken televizyondaki kareler ayrıca noktalar ve çizgiler çizilerek oluşturulur. Bu yatay çizgilerin oluşturulma hızı tamamen şehir cereyanının frekansına bağlıdır.
Avrupa'da frekansı 50 Hz. olan şehir cereyanı saniyede 50 salınım yapar. Avrupa televizyonlarında da ekranda saniyede 50 kare, diğer bir deyişle saniyenin 50'de bir süresinde bir kare oluşur. ABD'de şehir cereyanının frekansı 60 Hz. olduğu için onlarda bir kare saniyenin 60'da bir süresinde ekranda görünür ve kaybolur.
Avrupa TV sisteminde tek bir karenin meydana gelmesi için önce ekranda 625 sıra çizgi oluşturulur. Her bir çizginin oluşması saniyenin 15625'i kadar bir sürede gerçekleşir. Her sıranın da yüzlerce noktadan oluştuğu düşünülürse her bir noktanın oluşma süresinin saniyenin milyonda birinden daha kısa olduğu görülür. Saniyenin 24'te birinden hızlı hareketleri, saniyenin 100'de biri kadar süredeki ışıktaki hassasiyet değişimlerini algılayamayan beynimiz, bu kadar kısa bir süre içinde gerçekleşen detayların hiçbirinin farkına varmaz, sadece sonunda oluşan görüntüyü algılar.
Televizyonun çalışma prensibi çok basittir. Önce görüntüyü çeken kameranın objektifi vasıtasıyla kameranın arka yüzünde bulunan ışığa duyarlı bir tabakaya görüntü odaklanır. Bu görüntü aynen evdeki TV göstericisinde olduğu gibi, soldan sağa, yukarıdan aşağıya satır satır, nokta nokta taranır. Her nokta ışık karakteristiğine göre farklı bir elektrik sinyali üretir. Bu sinyaller ya göstericiye yollanır, ya da bir şekilde kaydedilir.
Evdeki TV göstericisinde de olayın tersi gerçekleşir. TV tüpünün çıkıntılı arka kısmındaki bir elektron tabancası her bir noktanın sinyalini ekranın iç yüzeyinde fosforla kaplanmış tabakaya gönderir. Renkli televizyonda bu iş kırmızı, mavi ve yeşil renk gönderen üç ayrı elektron tabancası ile yapılır. Noktalar o kadar kısa sürede ekranın içindeki tabakada parıldarlar, yanıp sönerler, ardı ardına yatay çizgiler ve sonunda bir sayfa oluştururlar, bu sayfalar o kadar süratli değişirler ki biz sadece devamlı bir görüntü görürüz.
Televizyon ekranında satır satır oluşan görüntü bir kerede oluşmaz. Önce satır atlayarak veya tek sayılı satırlarla görüntü oluşturulur, sonra ikinci taramada diğer satırlar oluşturularak 1/25 saniye içinde görüntü tamamlanır. Yani bir görüntü 1/50 saniyede 312 satır ile meydana getirilir, arkadan gelen 1/50 saniye içinde diğer 313 satır da çizilir. Toplam 1/25 saniye içinde tüm noktalar ve satırlar tamamlanarak bir kare meydana getirilmiş olur.
TV ekranının karşısına geçip bir görüntünün fotoğrafını çekmek istediğimizde, fotoğraf makinesinin ekspozyon, yani açıp kapanma süresini 1/100 saniyeye ayarlayıp, resmi çekip kağıda bastığımızda hem net olmadığını hem de yarısının olmadığını görürüz. Çünkü TV ekranında bir resim 1/25 saniyede oluşmaktadır. Bunun dörtte biri kadar bir sürede yani 1/100 saniyede ekranın görüntü taraması yukarıdan birer satır atlamalı olarak başlamış yarıya geldiğinde fotoğraf makinesinin merceği kapanmıştır. Sonuçta ekranda görüntünün alt yarısı daha oluşmadığından fotoğrafta çıkmamış, çıkan üst yarısı ise birer atlamalı satırlardan oluştuğu için görüntü net olmamıştır.
Bu TV ekranından sabit ekspozyon ile alınan görüntüdür. TV ekranından TV kamerasıyla görüntü kaydedip bir başka TV ekranında gösterildiğinde durum biraz daha farklıdır. Avrupa standartlarında ekranda 1/15625 saniyede bir satır, 1/25 saniyede bir resim karesi oluşur ama bütün dünyada böyle değildir ve tüm çalışmalara rağmen uluslararası bir standardizasyon sağlanamamıştır. Dünyada farklı teknoloji ve hızla çalışan birçok TV sistemi vardır.
Bir sisteme göre farklı hızda tarama yapan bir ekran, başka bir sisteme göre kayıt yapan kamera ile kaydedilip yine farklı sisteme göre çalışan bir TV ekranında gösterildiğinde tarama hızları farklı olduğundan ekran üzerindeki TV'nin görüntüsünde kayan resim kareleri veya çizgiler ortaya çıkar. Örneğin kamera daha hızlı, görüntü çektiği ekranın tarama hızı yavaşsa film bir başka TV'de gösterildiğinde film içindeki TV ekranı ya flu, ya kısmen oluşmuş şekilde ya da yukardan aşağıya kayan çizgiler içinde görülür.
Ekranda bir başka ekran gösterildiğinde oluşan bu uyumsuzluğu, sinemada arabaların ters dönüyormuş gibi gözüken tekerlek görüntülerine benzetebiliriz. Sinemanın da, televizyonun da temel prensipleri aynıdır. İkisi de gözümüzün zaaflarından yararlanırlar. Sabit görüntüleri arka arkaya çok süratli göstererek beynimizde hareketlerin devamlı ve canlı olduğu imajını yaratırlar.
Televizyon ekranına ne kadar dikkatli bakılırsa bakılsın anlaşılamaz ama aslında ekranda oluşan görüntü binlerce noktadan meydana gelir. Bu noktalar ekran üzerine satır satır dizilmişlerdir. Bir kitabı okurken nasıl sol en üst noktadan başlayıp, soldan sağa, satır satır okuyarak aşağıya inip sayfayı sağ en alt noktada bitiriyorsak, televizyon ekranında da aynı sırayla noktalar ve satırlar oluşturulur. Bu oluşturma o kadar süratlidir ki, nokta ve satırları beyin bir bütün olarak algılar.
Sinemada saniyenin 24'ünde biri kadar bir sürede geçen kareleri gözümüz devam eden bir görüntü gibi nasıl algılıyorsa, televizyonda da saniyenin 25'inde bir geçen görüntüleri aynı şekilde algılar. Ancak sinemada her karede sabit bir görüntü varken televizyondaki kareler ayrıca noktalar ve çizgiler çizilerek oluşturulur. Bu yatay çizgilerin oluşturulma hızı tamamen şehir cereyanının frekansına bağlıdır.
Avrupa'da frekansı 50 Hz. olan şehir cereyanı saniyede 50 salınım yapar. Avrupa televizyonlarında da ekranda saniyede 50 kare, diğer bir deyişle saniyenin 50'de bir süresinde bir kare oluşur. ABD'de şehir cereyanının frekansı 60 Hz. olduğu için onlarda bir kare saniyenin 60'da bir süresinde ekranda görünür ve kaybolur.
Avrupa TV sisteminde tek bir karenin meydana gelmesi için önce ekranda 625 sıra çizgi oluşturulur. Her bir çizginin oluşması saniyenin 15625'i kadar bir sürede gerçekleşir. Her sıranın da yüzlerce noktadan oluştuğu düşünülürse her bir noktanın oluşma süresinin saniyenin milyonda birinden daha kısa olduğu görülür. Saniyenin 24'te birinden hızlı hareketleri, saniyenin 100'de biri kadar süredeki ışıktaki hassasiyet değişimlerini algılayamayan beynimiz, bu kadar kısa bir süre içinde gerçekleşen detayların hiçbirinin farkına varmaz, sadece sonunda oluşan görüntüyü algılar.
Televizyonun çalışma prensibi çok basittir. Önce görüntüyü çeken kameranın objektifi vasıtasıyla kameranın arka yüzünde bulunan ışığa duyarlı bir tabakaya görüntü odaklanır. Bu görüntü aynen evdeki TV göstericisinde olduğu gibi, soldan sağa, yukarıdan aşağıya satır satır, nokta nokta taranır. Her nokta ışık karakteristiğine göre farklı bir elektrik sinyali üretir. Bu sinyaller ya göstericiye yollanır, ya da bir şekilde kaydedilir.
Evdeki TV göstericisinde de olayın tersi gerçekleşir. TV tüpünün çıkıntılı arka kısmındaki bir elektron tabancası her bir noktanın sinyalini ekranın iç yüzeyinde fosforla kaplanmış tabakaya gönderir. Renkli televizyonda bu iş kırmızı, mavi ve yeşil renk gönderen üç ayrı elektron tabancası ile yapılır. Noktalar o kadar kısa sürede ekranın içindeki tabakada parıldarlar, yanıp sönerler, ardı ardına yatay çizgiler ve sonunda bir sayfa oluştururlar, bu sayfalar o kadar süratli değişirler ki biz sadece devamlı bir görüntü görürüz.
Televizyon ekranında satır satır oluşan görüntü bir kerede oluşmaz. Önce satır atlayarak veya tek sayılı satırlarla görüntü oluşturulur, sonra ikinci taramada diğer satırlar oluşturularak 1/25 saniye içinde görüntü tamamlanır. Yani bir görüntü 1/50 saniyede 312 satır ile meydana getirilir, arkadan gelen 1/50 saniye içinde diğer 313 satır da çizilir. Toplam 1/25 saniye içinde tüm noktalar ve satırlar tamamlanarak bir kare meydana getirilmiş olur.
TV ekranının karşısına geçip bir görüntünün fotoğrafını çekmek istediğimizde, fotoğraf makinesinin ekspozyon, yani açıp kapanma süresini 1/100 saniyeye ayarlayıp, resmi çekip kağıda bastığımızda hem net olmadığını hem de yarısının olmadığını görürüz. Çünkü TV ekranında bir resim 1/25 saniyede oluşmaktadır. Bunun dörtte biri kadar bir sürede yani 1/100 saniyede ekranın görüntü taraması yukarıdan birer satır atlamalı olarak başlamış yarıya geldiğinde fotoğraf makinesinin merceği kapanmıştır. Sonuçta ekranda görüntünün alt yarısı daha oluşmadığından fotoğrafta çıkmamış, çıkan üst yarısı ise birer atlamalı satırlardan oluştuğu için görüntü net olmamıştır.
Bu TV ekranından sabit ekspozyon ile alınan görüntüdür. TV ekranından TV kamerasıyla görüntü kaydedip bir başka TV ekranında gösterildiğinde durum biraz daha farklıdır. Avrupa standartlarında ekranda 1/15625 saniyede bir satır, 1/25 saniyede bir resim karesi oluşur ama bütün dünyada böyle değildir ve tüm çalışmalara rağmen uluslararası bir standardizasyon sağlanamamıştır. Dünyada farklı teknoloji ve hızla çalışan birçok TV sistemi vardır.
Bir sisteme göre farklı hızda tarama yapan bir ekran, başka bir sisteme göre kayıt yapan kamera ile kaydedilip yine farklı sisteme göre çalışan bir TV ekranında gösterildiğinde tarama hızları farklı olduğundan ekran üzerindeki TV'nin görüntüsünde kayan resim kareleri veya çizgiler ortaya çıkar. Örneğin kamera daha hızlı, görüntü çektiği ekranın tarama hızı yavaşsa film bir başka TV'de gösterildiğinde film içindeki TV ekranı ya flu, ya kısmen oluşmuş şekilde ya da yukardan aşağıya kayan çizgiler içinde görülür.



