Can Öcalan 1
Can Öcalan
mavzermete 1
mavzermete
farkmt2official 1
farkmt2official
Sevdamsın 1
Sevdamsın
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Fethi Polat 1
Fethi Polat
Hikaye Ekle

Kurtuluş Tevhid-i İslam'da

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan sefa_enes_68
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 233

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal, Hamit Eteevrans`la Yüz Yüze`ye konuk oldu. Tunus`ta başlayıp Mısır`da devam eden olayları değerlendiren Altındal, bu planların ABD, AB ve İsrail`in bir ürünü olduğunu, çalışmaların ise beş yıl önceden tasarlandığını söyledi. ABD ve AB`nin Ortadoğu`da İsrail`in yalnız kalmaması ve güvenliğini temin etmek için tüm çabanın sürdüğünü belirten Altındal, Mısır`ın Sudan'ın kaderiyle aynı olduğuna dikkat çekti.

HIRİSTİYAN MISIR AYRIŞMASI

Mısır`a son beş yılda koptiklere yönelik ABD ve AB'den çok yoğun silah ve para akımı olduğuna dikkat çeken Altındal, “Mısır için çıkartılmak istenen nihai hedef bir iç savaştır. Batı`nın arzusu, bu iç savaşta da 8 milyon nüfusu olan koptiklerin bir taraf olması, Müslüman-Hıristiyan savaşına düşük bir yoğunlukta döndürülmesi ve sonuç olarak da bir Hıristiyan Mısır olarak, tıpkı Sudan`da olduğu gibi bir ayrışmaya gitmek arzusudur“ diye konuştu.

TEK KURTULUŞ BUDUR

57 Müslüman ülkesinin ABD emperyalizminden nasıl kurtulacağını anlatan Altındal, "Türkiye bunu becerebilirse herkes canını kurtarabilir. Türkiye önderlik yapabilirse, bu 57 ülke emperyalizmin pençesinden kurtulur“ şeklinde konuştu.



Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal gündemde öne çıkan son gelişmelerle ilgili merak edilen tüm sorulara yanıt verdi.

ORTADOĞU'DA YAŞANANLAR RASTLANTI DEĞİL

-Tunus`ta başlayıp Mısır`la devam eden ve Arap ülkelerinde büyük bir korkuya neden olan bu kaosu siz nasıl değerlendiriyorsunuz. Bunun sebebi size göre nedir? Kimler neden böyle bir şey yapma gereği duydu?

Şimdi bakın hatırlamanız gereken birinci mesele, Bush yönetiminin Dışişleri Bakanı Rice, “Büyük Ortadoğu Projesi`nin hedefleri kapsamında bu proje içinde yer alan 22 ülkede rejim ve sınır değişikliği yapacağız“ demişti. Emperyalist bir devlet olarak ABD`nin bir gecede işleri olmuyor. Bir hükümet gelip altyapı hazırlıyor. Diğer hükümet geliyor, hazırlanmış olan altyapının üzerine yeni çalışmalar ekliyor. Ortadoğu`da yaşananların hiçbiri rastlantı değil. Bu sürpriz olarak ortaya çıkmadı. Bunlar daha önceden her ince ayrıntısı düşünülüp, hazırlanmış olaylardır.

HEDEF ÜLKE MISIR DEMİŞTİM

İkinci mesele ise mevcut yönetimlerin ABD, AB ve İsrail`le olan bağlantılarıdır. Ortadoğu`da ABD ve AB`nin petrol ve ekonomi meselesi dışında bir tek sorunu vardır o da İsrail`in güvenliğinin teminidir. Mısır Devlet Televizyonu`nun yorumcusuyum aynı zamanda. Nil Televizyonu`nda son altı ay içinde yorumlar yaptım. “Hedefteki ülke Mısır`dır.“ Dedim. Bir hafta önce de Suudi Arabistan Televizyonu`nda bu konuda ABD`liler ile tartıştım. ABD`li katılımcı. ‘Ortadoğu`da İsrail`i Türkiye, İran ve Araplar korkutuyor. Bunun için onlar da kendilerini korumak için bütün yolları deniyor.“ Dedi. Bunun üzerine de ben de, “Ortadoğu`yu bozan ve korkutan Siyonizm`dir. İsrail demiyorum bakın, Siyonizm`dir. Dolayısıyla Siyonizm, Ortadoğu`daki en güçlü ve en tehlikeli nükleer silahtır.“ Dedim.

ORTADOĞU`DA CESUR TÜRKLER KONUŞUYOR

Bu programın ardından Suudi`den bana bir telefon geldi. Bir Türk mühendis aradı ve “Hocam dün gece sizi televizyonda izledik. Allah sizden razı olsun. Bizim Suudi arkadaşlarımız biz aradı ve ‘Ortadoğu`da yine bakın cesur Türkler konuşuyor, bizimkiler yine kaçıyor` demiş. Bunu size iletmek istedim. Sizin sayenizde Ortadoğu`da başımız dik gezeceğiz“ dedi. Bunu Arapların tavrının, özellikle de Suudililerin tavrının ABD karşısındaki ezikliğini göstermek için anlattım.

YÖNETİCİLERİN ÇOĞU YOZLAŞTI

“Şu an Ortadoğu`da olup bitenler nedir, bu sonuçlar nasıl ortaya çıktı?“ Sorularına gelince, bir kere yöneticilerin çoğu yozlaştı. Bu yöneticiler halklarına baskı yaptıkları için, yoksulluk, sefalet, açlık diz boyu… Bu yönetimlere karşı halk her an için ayaklanabilir. ABD ve AB ülkeleri, başta Almanya, Fransa, İsveç bunu gördü. Beş yıl içinde büyük hazırlık yaptılar. Yani bir yanda meşru bir savunma hakkı, diğer bir yanda çürümüş, hırsız yönetimler cumhurbaşkanları ve hükümetleri, öte yanda da İsrail`in güvenliğini temin etmek isteyen ABD`nin bu bölgedeki Müslümanların arasındaki birlikteliği bozma amacı.

HEDEF TUNUS DEĞİL

Üçüncü mesele ise, hedef ülke Tunus değil. Esas olarak dikkat edilmesi gereken husus, Tunus, Mısır, Arap ülkelerinin AB ülkeleri ve ABD içinde yaşayan Tunus ve Mısırlıların çok iyi organize olmuş olması. Bunlar büyük bir örgütlenme yaptı. Bu örgütlenmeyle diktatörlere son verme örgütlenmesi bunun manipüle edilmesi de söz konusu.

ÇOK FAZLA KAÇAK SİLAH GİRDİ

-Mısır hedef ülke mi?

Evet. Mısır hedef ülke… Bu hedef ülkede son beş yıl içinde özellikle koptiklere yönelik, AB, ABD ve İsrail`den çok yoğun bir propaganda malzemesi, silah ve para akımı var. Son beş yıl içinde çok fazla kaçak silah girdi. Öyle ise Mısır için çıkartmak istedikleri nihai hedef bir iç savaştır. Bu iç savaşta da 8 milyon nüfusu olan koptiklerin bir taraf olmasını, bir Müslüman-Hıristiyan savaşına düşük bir yoğunlukta döndürülmesini ve sonuçta da bir Hıristiyan Mısır olarak, tıpkı Sudan`da olduğu gibi bir ayrışmaya gitmek arzusudur Batı`nın arzusu.

KÜÇÜK HIRİSTİYAN DEVLETE İHTİYAÇLARI VAR

-Neden hocam?

Çünkü İsrail orada tek başına duruyor. Orada o bölgede Sudan başta olmak üzere Sudan ve Mısır`da hatta ve hatta Lübnan`da birer küçücük Hıristiyan devleti kurmak. Bunu yapmadığınız takdirde bazı işler yürümüyor. Bu işlerin yürüyebilmesi için de devlet statüsü aldığınız zaman normal olarak oraya uluslararası silahları getirme hakkınız oluyor. Mesele buradadır.

SİLAH DEPOLANABİLECEK DEVLETLER KURMAK İSTİYORLAR

-Bu neye benziyor?

Bu tıpkı PKK`ya yapıldığı gibidir. Diyarbakır bölgesinde diyelim ki bir Kürdistan kuruldu. Bu NATO anlaşmalarının dışında olacaktır. NATO`nun silah indirimi, kontrolü gibi anlaşmalarının dışında bir şey olacaktır. Olduğu zaman da oraya istediğiniz zaman istediğiniz silahı koyabilirsiniz. Ve silahları yerleştirdiğiniz takdirde de bütün Çin`e kadar olan bölgeyi kontrol altına almış oluyorsunuz. Amaçları budur. Küçük de olsa silah depolanabilecek devletler oluşturmak zorundalar. Özerk bölge olursa bunu yapamazsınız. Sadece devlet statüsünde olursa bunu yapabilirsiniz. Öyleyse tüm amaç budur. Ortadoğu`da bunu temin etmek…


KURTULUŞ TEVHİD-İ İSLAM MODELİDİR

-Peki amaçlarını ulaşacaklar mı?

Buna karşılık bakın ilginç bir olay var. Bir rapor hazırlandı. CEDS diye Fansa Dışişleri Bakanlığı`nın çok önemli bir merkezi var. Bu bir istihbarat merkezi… CEDS şu anlama geliyor. Diplomatik ve Stratejik Etütler Merkezi. Bu merkezin çok önemli üyeleri var. Burada bir rapor yayınlanacak Nisan ayında. Bu dünyadaki tüm Fransız Büyükelçiliklerine, tam AB içindeki ülkelere özel olarak dağıtılıyor. Bu rapor için benden de bir görüş alındı.
Onların merak ettiği, ‘Türkiye`nin dış politikası ne olacak?`

Alınan görüş çerçevesinde de benim söylediğim şu: Bu Tevhid-i İslam`dır. Osmanlıcılıkla hiç kimse bir iş yapamaz ama İslami Tevhit anlayışıyla bir şeyler olabilir. Burada İslam`ın birlikteliği söz konusu… Herkes birbirinin aynısı değil. Müslüman ülkelerin birlikteliği çok önemlidir. Bu tez kabul edildi. Fransız Dışişleri Bakanlığı`nın da bu konuda girişimleri var. Ama Türkiye`de bunu bize kimse sormuyor. Önümüzdeki günlerde Rusya`ya gidiyorum. Orada da bu konuyu anlatacağım.

TÜRKİYE ANADOLU`YA SIĞMIYOR

Öyle ise Türkiye nasıl bir dış politika izlemelidir? Sorusunun birinci cevabı şudur, ‘Tevhid-i İslam modelini uygulamalıdır.` Kimseyi kendine benzetmeye kalkmadan gönüllü birliktelik anlayışıyla bunu çözebiliriz. Neden böyle bir ihtiyaç var? Bir kere bunun belirlenmesi gerekir. Artık Türkiye Anadolu`ya sığmıyor. Anadolu`ya sıkışıp kaldığında iç savaşla karşı karşıya olan bir Türkiye var. Kendisine yeni bir ‘var olma ve yaşama alanı` açmak zorunda. Bu kavram Hitler döneminin bir kavramıdır. Yahudiler bunu gördükleri için İslami Faşizm diyorlar. Oysa bu öyle değil. Hitler silah zoruyla bunu yaptı. Ben “Türkiye büyümek zorundadır“ dediğimde her alanda büyümelidir diyorum.

-Bunun Türkiye`ye bir faydası olur mu?

Bunun bir ayağı başka bir noktaya gidiyor. Türkiye için maalesef ben bunu 40 yıldır yazıyorum ama başıma gelmeyen iş kalmadı. Türkiye, Hilafete gidiyor. Bunun bir ayağı da hilafettir. Yeni bir hilafet modeli de ortaya gelecektir. Türkiye`de hilafetle cumhuriyet bir arada yaşayamaz diye bir şey yok. Bal gibi yaşamıştır da… Hanedan, saltanat demiyorum, sadece ve sadece yeni bir model olarak, yine model hilafet diyorum. Nasıl? Bu da üniter İslama uygun bir hilafet modeli.

3 MÜSLÜMAN ÜLKE SAYISI 57 OLDU

1920`lerde dünyada üç tane Müslüman devlet vardı. Türkiye, İran ve Afganistan… Bugün bu sayı 57. Bu 57 ülkelerin parlamentoları bir araya gelip, 5 daimi üye ülke seçiyor. 5 daimi üyenin rotasyonla meclis başkanları hilafet müessesesini yönlendirirler. Çünkü hilafetin kendisi seküler bir kurumdur. Ne Kur`an da, ne de hadisler de vardır. Dolayısıyla zaruretten doğmuş dünyevi bir kurumdur. Efendim “Diyanet var“ diyorlar. Diyanet aynı bir kurumdur. “Türkiye`de hilafet kaldırıldı“ diyorlar. Yalan. Türkiye`de hilafet kaldırılmış değildir. Neden, çünkü ilga edilmiştir ama mülga edilmemiştir. Benim bu konuda ‘Laiklik` kitabım var. ‘Devlet ve Kimlik` adında yeni çıkan kitabım var. Uzun uzun burada anlattım bunları.

HİLAFET TBMM KABUL SALONUNDA OTURUYOR

Kaldırılmış olan Diyanet İşleri`nden sorumlu Meşihat Bakanlığı`dır. Aslında bu kaldırılamamıştır. Hilafet Biat yoluyla kaldırılabilir. Biat olmadan hilafet kalkmaz. Biat`ın olabilmesi içinde ortada bir halife olacak. Bütün kutsal emanetleri de karşı tarafa devredeceksin. En az 2 bin ulema orada bulunacak. Bu Biat`a şahitlik edecekler. Türkiye`de böyle bir olay yaşanmamıştır. Böyle bir şey de yaşanamaz. Halife var mı? Yok. Peki ne oldu? Hilafet, TBMM kabul salonunda oturuyor. O kadar. Öyleyse Türkiye bu konuyu gündeme getirmek zorunda… Yakın zamanda Başbakan`a gelen bazı heyetler oldu. Bu heyetler Başbakan`a hilafetle ilgili görüşler belirtti ama bunlar basında yer almadı.

BAZI ÜLKELERDE AMAÇLARINA ULAŞACAKLAR

Demek ki Tevhid-i İslam modeliyle hilafet kurumu meselesi bugünün Türkiye`sindeki dış politikada çok önemli rol oynayacak iki unsurdur. Amaçlarına ulaşacaklar mı demiştiniz. Bu konuda bazı ülkelerde amaçlarına ulaşacaklar. Mısır`ı bölme çalışmaları çok hızlı. Esas sorun Mısır`dır. Mısır, Müslüman entelektüel yetiştiren bir ülke... Bizdeki gibi değil.

TÜRKİYE ÖNDERLİK YAPARSA İŞ DEĞİŞİR

-Peki Mısır, dediğiniz gibi İsrail`e doğru sürüklenen bir ülke mi olacak?

Bundan kurtulabilmelerinin yolu Türkiye`den geçer. Türkiye becerebilirse onlar da canlarını kurtarabilir. Nasıl ki İstiklal Harbi ile biz canımızı kurtardık sonra onlar da bize özenip Cezair başta olmak üzere canlarını kurtardılarsa, bundan sonrası için gene Türkiye önderlik yapabilirse, bu 57 ülke emperyalizmin pençesinden kurtulur.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst