Agora Metin2 1
Agora Metin2
Karan2offical 1
Karan2offical
mavzermete 1
mavzermete
M 1
m2referencee
Fethi Polat 1
Fethi Polat
InfernoShade 1
InfernoShade
farkmt2official 1
farkmt2official
romegames 1
romegames
bikral 1
bikral
Hikaye Ekle

Iletişim

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan HaKaNKsK
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 4
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

HaKaNKsK

Level 5
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
14 Eyl 2008
Konular
372
Mesajlar
638
Reaksiyon Skoru
63
Altın Konu
0
TM Yaşı
17 Yıl 9 Ay 9 Gün
Başarım Puanı
145
MmoLira
-359
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

İLETİŞİM

Tanım
Sözlük ve diğer kaynaklar iletişim için birçok farklı anlamlar sıralamaktır:
Şartları gözönüne getirin:
Bildirme ve göndermenin bir sanatı ya da unsuru... aktarılan unsurlar ya da bilgiler... not ya da bir diğer yazılı bilgilendirme örneği... fikir ve düşüncelerin değiştirilmesi: dil, mimik ya da jest gibi ortak semboller sistemiyle düşüncelerin kişiler arasında aktarımının gerçekleştiği süreç... konuşarak ya da yazarak içerisinde düşüncelerin etkili bir biçimde ifade edilmesiyle ve karşılıklı değişimiyle ilgilenen sanat...
Bizim asıl amacımız için, şimdilik şu tanımı kullanalım: “ İletişim, bilginin karşılıklı değişimidir ve etkili araçlarla anlaşma sağlamasıdır.“
Bu söylediğimizin etkili olabilmesi için, iletişimin mutlaka karşılıklı bir anlaşmayı sağlıyor olması gerekir. İki yönlü bir dialogumuz olmadıkça bir iletişimden söz edilemez. Bir bilgi vermek yeterli değildir; çünkü bir insanın işitiyor olması onun anlıyor olması anlamına gelmeyebilir. Örneğin, bir eğitici elindeki bir ders planını bir sınıf dolusu eğitilene okuyor. Bu bir iletişim midir? Elbette değildir, ancak hepimiz büyük sıklıkla aynı şeyi yaparken buluyoruz kendimizi. Tek yönlü iletişim, iletişim değildir!
İletişim tanımımızı “eklili araçlarla“ sözcüklerini kullanarak yapmıştık. Diğer bir deyişle, iletişim vücut dilini de kapsamaktadır. Anladığınız gibi iletişim konuşma, yazma, işitme ya da görmeyi içermektedir. Eğitici olarak vaktimizin birçoğunu sözlü iletişim kurarak geçirirken, çoğu zaman tekbir kelime bile sarf etmeden iletişim kurmuş olabiliyoruz. Aslında, vücut dilimiz çok daha sesli ve etkileyici konuştuğumuz da, konuşulan ya da yazılan sözcük de çok daha etkin olacaktır.
Örneğin, okutmanlık yapan bir eğitmen bir şekilde iletişim kuruyordur. Aynı şekilde, işe yeni alınmış bir eleman, eğitim programınızda, endişeli endişeli yakasıyla oynarken de, iletişim kurmaktadır. Kısacası biz eğiticiler olarak herzaman iletişim kurmaktayız.
Eğitimde İletişimin Önemi
Birçoğumuz öğretemeyen öğretmenler ve eğitemeyen eğitmenler görmüş bulunuyoruz. Belki elimizdeki konu hakkında dünyanın en önde gelen otoritesi olabiliriz, ancak bilgiyi diğer kimselere gönderme ve aktarma konusunda güçlük çekiyorsak, verdiğimiz eğitim de tamamen başarısız ve etkisiz olabiliriz.
Günümüzün organizasyon yapılarında niçin iletişime verilen önem artmıştır? Bunun bir nedeni, iletişimin birçok şirket, acenta ve diğer organizasyonlar da bir numaralı problem teşkil etmesidir. Bir eğitimci olarak, eğer etkin bir iletişim kurabiliyorsanız, fikirlerinizi rahatlıkla satabileceksiniz. İster ticari bir işte, endüstride, kamu kuruluşunda, eğitimde ister hizmet işletmelerinde olun, kendinizi rahatlıkla ifade edebilme yeteneğiniz sizin en değerli varlığınız olacaktır.
Bir kişinin mesleği her ne olursa olsun, yaptığı işin en önemli kısmı insanlarla ilgili olmasıdır. John D. Rockefeller`in belirtmiş olduğu gibi; “İnsanlarla ilgilenebilme yeteneği tıbkı şeker ya da kahve gibi satın alınabilir birşeydir ve ben yalnızca o yeteneğe bile daha fazla ödeyeceğim“.
İnsan kaynaklarının gelişiminin tüm süreçlerinde, iletişim popülerliği hızla artan bir kavram haline gelmektedir. Hemen hemen hergün başarısız bir iletişimden kaynaklanan hatalar ve problemler görülebilmektedir ve iletişim halihazır bir günah keçisi haline gelmektedir.
Uzmanların bizlere söylediği gibi, iletişim gayretimizin %70`i yanlış anlaşılma, yanlış yorumlama, reddetme, hoşlanmama ya da çarpıtma gibi durumlarla sonuçlanmaktadır. Başka bir deyişle, iletişim esnasında bizler yalnızca %30 oranında bir etkinliğe sahip olabiliyoruz. Baseball için 300 avaraj yeterli olabilse de, aslında iyi bir oyun çok daha fazlasını gerektirir.
Eğitimde İletişimin Amaçları
Ders planlarını ve eğitim oturumlarını hazırlamadan önce davranışsal hedeflerimizin neler olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, iletişim çabalarımız için aklımızda spesifik bazı amaçları yerleştirmemiz şarttır. İletişimin gözönünde tutulabilecek bazı amaçları şöyledir:
Davranış Değiştirme: Bu açık şekilde görülecektir ki, iletişimin ilk amacı, öğrenmenin insan davranışlarındaki değişim olduğu tanımıyla örtüşecektir. Etkin bir eğitim ve etkin bir iletişim esnasında, davranış modellerimizde de değişim oluşmaktadır.
Hareket Oluşturma: Hepimiz yönetim tanımının şöyle yapıldığını biliyoruz; “Başkaları aracılığıyla işlerin yapılmasını sağlama sanatıdır“. Bu tanımı bir de şöyle düzenleyerek yapalım, “Başkaları aracılığıyla doğru işlerin yapılmasını sağlama sanatıdır“.
Etkin bir eğitim sürecinde katılımcılarınız işin nasıl yapılacağını öğreneceklerdir. İş yalınlaştırma uzmanları bize herzaman daha iyi bir yol olduğunu anlatıyorlar. Etkin bir iletişim katılımcılarımızın daha iyi bir yolla öğrenebilmelerine yardımcı olur.
Bilgi Verme / Alma : Eğitim oturumları esnasında yetenek ve tutum gibi yeni kavramlar iletilmektedir. Bu konu hakkında “ne“ sorusu yanında “neden“ sorusunun da önemi unutulmamalıdır.
İletişimin önemini daha iyi anlamak için kendinize yalnızca şu soruyu sormalısınız : “Ne kadar zamanımı iletişimle geçiriyorum?“ Eğer bu günü kendiniz için bir avaraj olarak kabul ederseniz, bugün okumak, yazmak, dinlemek ya da konuşmak gibi iletişim safhaları için zamanınızın kaçta kaçını harcamış bulunuyorsunuz?
Bu soru belirli aralıklarla ve defalarca araştırıldı ve sonuçların şaşırtıcı olduğu görüldü. Ortalama bir insan gün içerisinde geçirdiği bir zamanın %80`nini iletişim süreci için harcamaktadır. Şimdi bunu kendi oranınızla karşılaştırın. Biraz şaşırtıcı olmakla birlikte, biz, birçok eğitimcinin bu oranın %80`in de üzerinde olduğunu öğrenmiş buluyoruz.
Şimdi size belirgin bir soru soruyoruz: İletişim kurmanız için size ne kadar ödeniyor? Daha önce bahsettiğimiz %30 verimlilik oranıyla, kendi iletişiminizdeki verimlililk oranınızı karşılaştırdığınızda size fazla ödeme mi yoksa az ödeme mi yapılıyor olduğunu söyleyebilecek misiniz?
Anlaşma Sağlama : Bir öneceki amaca paralel olarak, bu amaç da anlamanın iletilmesini ve alınmasını içermektedir. Çift yönlü bir iletişim çabası ile sizin eğitim tekniğiniz, katılımcılarınızın sunulan konu içeriğini gerçekten anlıyor olmasını sağlar. Bu nedenle yanlış anlamaları engellemek için dikkatli olmalıyız.
İkna Etme : Katılımcılarımızın kişisel motivasyonları için uygun bir iklim yaratmak önemli bir noktadır. İkna edici iletişimler bu konuda yardımcı olabilir. Bundan sonra fikirlerinizi ve kavramlarınızı katılımcılara satabilirsiniz.
İletişim Zinciri
Bazı şeyler doğru ve yolunda gitmediğinde bir an için geçmişteki bir eğitim programını, konferans yada toplantıyı düşünün. Geçmişe baktığınızda, istenilen düzeyde olmayan bir sonucun nedenlerini belirleyebiliyor musunuz? Bu bölümde, bir iletişim zinciri kuracağız ve bu zincirin halkalarını tanımlayacağız. Etkin bir iletişim, güçlü bir zincire ve onu oluşturacak olan güçlü halkalara ihtiyaç duyar.
Gönderici : Siz, bir eğitmen ya da gönderici olarak, iletişim zincirinin sağlıklı olabilmesinden tamamen sorumlu olmaktasınız.
Sunduğunuz bir mesaj, içerik ya da kavram açık, tam bir anlama sahip olmadıkça katılımcılarınızın gerçekten öğreneceğini düşünmek yalnızca bir tahmin olacaktır. Prezentasyonunuz için meteryallerinizi hazırlamaya başladığınıza göre, şu sorular üzerinde düşünebilirsiniz.
· Kim? - Kimlere konuşuyorum? Bunlar ne tür insanlar? Benim mesajım hakkında harekete geçebilecek kadar konuyla ilgili bilgisi var mı?
· Ne? - Bu mesajın amacı ne? Ne söylemeye çalışıyorum? Hangi temel bilgilerin üzerinden geçmem gerekiyor? Neleri eleyebilirim? Kullanabileceğim en iyi ortam ve araç nedir?
· Neden? - Bu neden önemli? Alıcılar bilgiyi niçin alacaklar? Bu değişim niçin yapılıyor?
· Ne zaman? - Ne zaman anlatmalıyım? Alıcılar bunun için ne zaman hazır olacaklar?
· Nasıl?_ İletişim nasıl olmalı? Alıcıların öğreneceklerinden nasıl emin olabilirim?
Fikir : Mesajın maksadı hakkında net bir fikire sahip olmadıkça, etkin bir şekilde iletişimde bulunmanız düşük bir olasılıktır. İletişimin başarısızlığa uğramasının çok genel nedenlerinden biri de göndericinin mesajı iyi anlamamış olmasıdır. Gönderici, kolay anlaşılabilir kelime, sembol ya da seslerle fikri ifade edebiliyor olmalıdır.
Bilgi : Oturumlarınızda, öğrenenler için yeterli miktarda gerçeklere dayanan bilgiler sağlamalısınız. Bilginin, doğruluğu ve gerçekliği yeterli olamdığında, katılımcının istekliliği azalmakta ve iletişim zinciri bozulmaktadır.
Dil : Çoğunlukla, sözlü ya da yazılı iletişimde, eğitimciler ifade etmekten çok etkilemek amaçlı, heyacan ve motivasyon verici, etkili kelimeler kullanmaktadır.Bu sözcükler kagıt üzerinde çok güzel görünebilse ya da işitildiğinde hoş gelebilse de, alıcı tarafından anlaşılmadığında, asıl işlevini göremeyecektir. Sizin işiniz illa etkilemek değil bilgi vermektir. Kimsenin anlayamayacağı uzunlukta ve söylenişteki kelimeler yerine, daha kısa ve basit sözcükler kullanmaktan çekinmemelisiniz.
Çevre : Öğretme methotunuz ya da görsel araç yönteminiz önemli birer unsurdur. Dersin yöntemi geniş gruplar için oldukça ideal olsa da TV ya da tartışma gibi diğer yöntemlerle de birleştiğinde çok daha etkili bir araç olmaktadır.
İnsan Kaynakları Gelişiminde, bilgisayar destekli eğitim ve öğretimler de giderek daha popüler hale gelen başka bir çevre olmaktadır. Tercihiniz her ne olursa olsun, prezentasyonunuzu daha güçlendirmek için iletişim aracını çok dikkatli biçiçmde seçmelisiniz. Unutmayın ki, görsel-işitsel ve iletişim zincirinizi daha da güçlendirmek için stratejik biçimde kullanılmalıdır.
Alıcı : Alıcı, elbette öğrenen kişidir. Grup halinde öğrenme faaliyetlerinde, herbir kimsenin anlatılan konuyu tam ve bütün bir şekilde anladığını ortaya çıkarmak oldukça zordur. Onların geçmişleri, deneyimleri, yaş ve iş tanımları hakkında daha fazla şey öğrenerek, katılımcılarınızın istek ve ihtiyaçlarına göre konuyu ve içeriğini de daha uygun hale getirebilirsiniz.
Burada gösterildiği gibi, iletişim zinciri kapalı bir sistemdir. Alıcı ve verici birbirleriyle açık bir biçimde uyumlu olmalıdır. Aynı parelelde olunmadıkça, iletişim de gerçekleşemez ve halkalardan birindeki bir hasar, tüm zinciri zayıflatır.
Şimdi önceki bir soruya geri dönün, asla hedefine ulaşmamış geçmişteki bir oturumu düşünün. Zincirimizdeki 6 halkayı tekrar gözden geçirin ve hangisinde sorun olduğunu analiz edin. Büyük olasılıkla, ilk halka - gönderici – ‘nin zincirdeki en zayıf halka olduğu görülecektir.
 
Etkin Bir İletişimin Önündeki Engeller
Neden iletişim içerisinde birçok şey sıklıkla yolunda gitmiyor? Neden katılımcılarımız anlamıyor ya da anlayamıyor?
Şu anda bu tür problemlere örnek olabilecek geçmişte gördüğü iki ya da üç olayı hatırlayamayan bir kimse yoktur.
Açık ve doğru bir anlamanın önündeki engeller nelerdir? Şimdi, eğitim oturumlarını etkileyen birkaç ortak nedeni gözden geçirelim:
Anlayış : Aşağıda gördüğünüz resmi tanımlamanız istenseydi, cevabınız ne olurdu? Bu resimde gördüğünüzün genç bir bayan olduğunu mu anlatmaya başlayıp, hatta ne kadar güzel göründüğüne dair detaylara mı girerdiniz? Ya da bunun yerine yaşlı bir bayanı mı anlatır ve onun özelliklerinden mi söz edersiniz?
Evet, burada iki resim yer alıyor. Eğer sadece birini görüyorsanız, diğerini görmekte güçlük çekiyorsunuz demektir. Eğer öncelikle genç bir bayan resmini gördüyseniz, görüş perspektifinizi, yaşlı bir bayan görmek için değiştirmelisiniz.
Bu resmi incelerken, siyah saçı ve ağır kürkü olduğu gibi bırakın. Daha sonra genç bayanın çenesine bakarken, onun yavaş yavaş yaşlı bir kadının burnuna dönüştüğünü; genç bayanın sol kulağının yaşlı kadının sol gözü, genç bayanın boyun bandının da yaşlı kadının ağzı olarak göründüğünü fark edeceksiniz. Ve böylece görüntü tamamlanmış olacaktır.
Kısaca, karşımızdaki kimse bu resmi genç bir bayan olarak görürken, biz resmi yaşlı bir kadın olarak ele aldığımızda, burada bir iletişim oluşmamaktadır. Şimdi size de açık geldiği gibi, bu resim her iki, genç ve yaşlı bayanı da kapsıyor. Resmi görebiliyor musunuz?
Burada ilginç bir nokta sözkonusu. Eğer, ilk başta sadece bir resim gördüyseniz, diğerini bulmak için güçlük çekebilirsiniz. Bunu sık sık yaşıyoruz. Kafamıza belli birşey yerleştirdiğimizde, başka biriyle uyuşmamız zorlaşmaktadır. “Benim düşüncelerim aklımda yerleşti, bu söylediklerinle benim kafamı karıştırma.“ Söyleyişi buna çok uymaktadır. Bu engel, belki de tüm iletişim süreci içinde en önemlisidir. İnsanlar farklı görüş açılarına sahiptirler ve varlıkları farklı biçimlerde görürler. Sizin katılımcılarınız da, çoğu zaman kendi görmek istediklerini göreceklerdir. Sizin gayretleriniz onlara oturumun neyi öğretmeyi amaçladığını görmelerine yardımcı olacaktır.
Dil : Kısaca dil problemleri üzerinde durmuştur. Eğitimciler çoğu kez bu tuzağa düşebilmektedir. Söylediğiniz gibi, iletişim ifade etmek içindir, etkilemek için değil.
Semantik ( Anlam Bilim) : Mutlaka kabul edilmelidirki, kelimelerin birden çok anlamı iletişim için ciddi bir sorundur. İngilizce dilindeki binlerce kelimeden, en çok kullanılan beşyüz (500) kelime ortalama 28 farklı anlama sahiptir. Sırf bu duruma özgü karışıklığı düşünün.
Örneğin, round (yuvarlak) kelimesinin 70`den fazla anlamı vardır. Fast kelimesinin de birçok anlamı olmakla birlikte, bazı anlamlar da kendi arasında tutarsızdır. Örneğin, “fast“ color (hızlı renk) koşmayan insan anlamına gelmekte oysa “fast“ horse (hızlı at) çok iyi koşar anlamına gelmektedir. Bu noktayı ders planlarınızı hazırlarken mutlaka gözönünde bulundurmalısınız.
Ses Tonu : Önemli olan neyi söylediğiniz değil onu nasıl söylediğinizdir. Yarın, basit bir deneyle; personelinize “günaydın“ deyin ve tepkileri gözleyin. Sevimli ve samimi bir selamlama işyerinde iyi bir gün geçirilmesini, aksi ve hırçın bir “günaydın“ ise tam tersini sağlayacaktır.
Aşağıdaki ifadeleri, italik kelimeleri vurgulayarak, yüksek sesle tekrarlayın ve farklı anlamlara gelen neticeleri görün.
“Ben onun kötü bir eğitmen olduğunu söylemedim.“
Buradaki anlam, bir tür yalanlama, inkar etmedir.
“Ben onun kötü bir eğitmen olduğunu söylemedim.“
Burada anlam direk bir inkar etmedir.
“Ben onun kötü bir eğitmen olduğunu söylemedim.“
Kelimelerle belirtilmese de saklı olan anlam hala bellidir.
“Ben onun kötü bir eğitmen olduğunu söylemedim.“
Gördüğünüz gibi o hala kötü bir eğitmen.
Ve benzeri. Katılımcılarınız satır aralarını bile okuyabilirler, bu yüzden iletişim içerisindeki engellere karşı dikkatli olmalısınız.
Kişisel İlgiler : Konunun içeriği eğitileni kişisel olarak etkilediğinde, iletişimin etkinliği fark edilir şekilde yükselmektedir. Herzaman benim iligilerim hakkında konuşmak yerine, biraz da sen ve senin ilgilerin hakkında konuşalım. Birçoğumuz İngilizce dilindeki en önemli sözcüğün “you“ (sen / siz) olduğunu unutuyoruz. Başka biri açısından konuştuğumuzda, o kişi de konuşmamıza dahil olmuş olur ve daha etkin bir iletişim ortaya çıkar.
Hisler (Duygular) : Hepimizin bildiği gibi, duygular iyi bir iletişim için önemli engeller doğurmaktadır. Herhangi bir karşılıklı ilişkide duygular mühim bir rol oynar. Eğer duygular kontrol edilebilirse, bir problem olmaz.
Duyguların başkalarıyla ilişkideyken iletişiminizde tahribat yaratacağını fark edebilirsek bu engel minumuma indirgenebilir. Duyarlı ve hassas kelimeler ya da konular iyi tespit edilmeli ve dikkatle ele alınmalıdır.
Bütün iletişim süreçlerinde duyguların da yer aldığını hatırlamak önemlidir. Bir kimsenin söylemek istediği aslında gerçekten onun söylediği şeyler aynı olmayabilir ve çoğu zaman da yüreğinin duyduğu kulağın işittiğinden çok daha farklı olabilir. Örneğin, “iyi işler Mr. Smith“ sözü Smith tarafından şöyle algılanabilir ( “ İyi işler, bu kez benden ne istiyor acaba?“ )
Yerleşmiş Fikir ve İnançlar : Çoğu zaman varsayımlarda bulunur ve daha sonrada yapmamış olmayı isteriz. İletişimlerde, birşey görebilir ve geçerli olmayan çıkarımlarda bulanabiliriz.
İlgi : Başka birinin aracılığıyla, bir kimsenin mesajını almada asıl gerekli olan alıcının ilgisidir. Eğitim programlarında, oturumu sürekli olarak ilgi çekici v bilgi verici olacak şekilde korumalıyız ve katılımcıların ilgisini yenilenmeliyiz. Hemen hemen hepimiz gereğinden fazla uzun ve sıkıcı prezantasyonlara katılmışızdır. Şüphesiz olarak fiziken orada olsak da, düşünce bakımdan belki de millerce uzaktaydık.
Fazlasıyla Uzun Konuşma : Her iki yazılı ve sözlü iletişimde de gereğinden uzun konuşmaya / yazmaya başlama alıcının gönderici geri çevirmesine neden olur. Hepimiz hiç nokta koymadan sürekli konuşan bir konuşmacıya şahit olmuşuzdur. Böyle bir oturumda yer aldığımızda, yalnızca konuşmacının neyi kastettiğini, ne demek istediğini merak eder ve anlamaya çalışırız. Zaman mesajın asıl girdisiyle bağdaşmayan ve esas amaca katkıda bulunmayan kelimelerle ya da sayfalarla harcanamayacak kadar kısıtlıdır.
Çıkarımlar : Birçoğumuz, bütün unsurlar yerine oturmadan hemen sonuca atlarız. Çoğu zaman, daha sonradan yanlış olduğu ispatlanabilen varsayımlarla ya da çıkarımlarda bulunuruz. “Ama ben sanmıştım ki,“ “Ama sen öyle demek istememeiş miydin,“ gibi ifadeler hata yapmamıza neden olan çıkarımsal düşüncelerin olduğu iletişimlerden sonra söylenmektedir.
Birşeyi gördüğümüzde, duyduğumuzda ya da okuduğumuzda aslında göndericinin asıl anlatmak istediğinden çok daha farklı bir anlama geldiğini düşünürüz.
Dinleme
Ne kadar iyi dinliyorsunuz?
Yıllar önce, Chicago`daki Loyola üniversitesi ilginç bir araştırma yürütmüştü. 18 ay boyunca, araştırmacılar şu problemin üzerine gittiler: “ Etkin bir yöneticinin en önemli niteliği nedir?“ Binlerce işgörenle yapılan görüşmeler baz alındığında, sonuçlar şu şekilde özetlenmişti: “Bir çalışanı dinlemek en önemli şeydir“.
Çoğumuzun dinleme konusunda oldukça zayıf olmamızın asıl nedeni, bu konu üzerinde çok ender olarak pratik yapıyor olmasıdır. Bazılarımızın nasıl dinlememiz gerektiği konusunda eğitildiyse de, dinlemedeki etkinlik ona verilen önem ve ilgi ile artmaktadır.
Güçsüz bir dinlemenin ana nedeni düşünme hızı ile kişinin konuşma oranı arasındaki farklılıktır. Bu da, dakikada ortalama 125 ile 175 kelime konuşma oranı ile dakikada 500`den 1000 kelimeye kadar olan ( bazı durumlarda 5000 ) beynin düşünme kapasitesi arasındaki farkı ifade etmektedir. Bu durum, araba ile saatte 55 mil yapan bir kişinin, saatte 550 mil yapan bir jetin onun önünde gitmesini görmesine benzerlik göstermektedir.
Açıkca araba umtsuz bir şekilde geri kalacaktır. Dinleme sürecinde de, aynı şey söz konusudur. Beyin dakikada 125-175 kelimenin girmesi ve çıkması süresinden çok daha hızlı bir şekilde işlemektedir. Bunu, içinde yer aldığınız ilk ikili konuşmanızda ispatlayabilir ve görebilirsiniz. Çoğu zaman, dinleyici millerce uzakta olabilecektir.
Dinleme Yeteneğini Geliştirme
Bir eğitici olarak sizin rolünüz etkili bir konuşma ve aktif bir dinleme sorumluluğunu kapsamaktadır. Katılımcılarınızı dikkatlice dinleyerek, oturumunuzun onlar tarafından nasıl algılandığını da ölçümleyebilirsiniz. Onların yorumlarını ve sorularını sabırlıca dinleyerek, vermek istediğiniz noktaların ne derece anlaşılıyor olduğunu görebilirsiniz. Katılımcılarınız eğitim oturumundaki dinleme süreçlerini geliştirmek için aşağıda verilen fikirleri kullanabilirler. Ve sizlerde bunları kendi dinleme yeteneğinizi geliştirmek için kullanabilirsiniz.
Geri Bildirimde Bulunun : Bir konu öğretiyor ya da öğreniyorken, derhal yapılan bir geri bildirim oldukça önemlidir. “Evet, sizin söylüyor olduğunuz şey, Bayan Jones,...“ ifadesi anlamı hemen vermektedir. Eğer yanlış bir anlama söz konusuysa, bunun hemen doğrulanması ve düzeltilmesi gelecek tekrar problemleri de engelleyecektir.
Satır Aralarını Dinleyin : Büyük sıklıkla, aslında bambaşka şeyler anlatmak istiyorken başka şeyler söyleriz. Katılımcılarınız da bunun aynını yapıyor olabilirler. Bu nedenle, şu öneriyi hatırlatmak önemlidir: “Benim söylediğimi dinleme, benim söylemek istediğimi dinle.“
Fikirleri Dinleyin : Her konuşmacının mutlaka bir amacı vardır ama bu amaç herzaman konuşmanın içeriğine uymayabilir. Konuşmacıyı dinlerken, kafanızı geleneksel değerlendirme düşüncelerinden arındırın ve kendinize şu soruyu sorun: Konuşmacının amacı nedir? Dikkatlice dinleyin ve konuşmacının perspektifi hakkında fikir sahibi olun. Genel çerçeveyi ve bakış açısını anlamaya çalışın. Dikkatli bir dinlemeyle, değerlendirme üzerinde yoğunlaşmaksızın, yeni detaylar öğrenebilir, yeni fikirler kazanabilir, yeni görüş açısı geliştirebilir ve belki de başkalarının da sizi dinlemeleri için bir yükümlülük yaratabilirsiniz.
Tutum ve Davranışları Dinleyin : Davranışlarımız, tutumlarımızın bir yansımasıdır ve tutumlarımız da güdülerimizle şekillenmektedir. Bir kimsenin güdülerini anlayabilmek için, diğer insanlar, gruplar ve fikirler hakkındaki ifadeleri dikkatle dinlemelisiniz. İnsanlar başkaları hakkında yaptıkları yorumlarda kendi tutumlarını göz önüne sererler. Araştırmacılar insanların, birbirlerinden ve tartıştıkları gruptan tamamen ayrılmadıkça kendi tutumlarını başka insanlara bağladıklarını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle, ilgiyle dinleyin ve ters bir tutum ya da davranışın sizi dinlemekten alı koymasına izin vermeyin.
Negatif Geri Bildirimden Kaçının : İnsanların güdülerini anlamak için, açık bir oratm yaratmalısınız. İçinde bulunulan ortam, konuşmacının düşüncelerini, duygularını, fikir ve tutumlarını, karşılıklı suçlamalar olmaksızın rahatlıkla ifade edebileceği türde olmalıdır. Bu ifadeler, tutumlar ve benzerleri güdülerin birer delilidir ve cesaretlendirilmelidir.
Özgür bir ifadeye engel olan negatif geri bildirimin iki genel biçimi 1) duygusal reaksiyonlar ve 2) olumsuz sözsüz reaksiyonlar. İnsanlar duygusal olarak hoşnutsuzluk yaşadıklarında, konuşmayı bölme, tartışmaya başlama ya da konuşmacıyı eleştirme eğilimini gösterirler. Elbette, bu bir dinleme değildir ve derhal konuşmacıyı savunmaya geçirir.
Olumsuz sözcük geribildirimden de kaçınılmalıdır. Bir katılımcının prezentasyonunun tam ortasında öğrencinin yanlış yaptığını belirtmek istercesine kafanızı sallamaya başladığınızda ne olacağını bir düşünün. Bu negatif bildirim, öğrencinin kendine güvenini tamamen zedeleyecek ve diğer fikir ve düşüncelerini bastırmasına neden oalcaktır. Hiçkimsenin bunu bilinçli olarak yapmamasına rağmen, birçok insan görsel davranışlar aracılığıyla bililnçsizce aynı mesajı karşısındakine vermektedir. Sıkılgan bir tavır ya da küçük düşürücü bir bakış, soru ya da şaşkınlık ifadesi çoğu kez aynı etkiyi yaratabilir. Tüm bu sözle ifade görsel edilmeyen davranış türleri konuşmacı üzerinde sıkıntı yaratabilmektedir.
Olumsuz geribildirimi engellemenin en iyi yolu olumlu geribildirimde bulunmaktır. Eğer gülümserseniz, grubunuza yarıda kesilmiş bir ilgi gösterirseniz ve çoğunlukla başınızı onaylama ifadesiyle eğerseniz, karşınızdakilere olumlu bir destek ve güç sağlıyor olursunuz.
Başkalarının Duygularını Sezin : İyi bir dinleyicinin en iyi özelliği muhtemelen sevgileridir. Kendini başkalarının yerine koyabilme ve olayları onların bakış açısıyla görebilmek için içtenlikle çabalama gibi özellikler tüm eğitimcilerin geliştirmeleri gereken birer yetenektir.
Dinleme, geliştirilebilen aktif bir sanattır. Sezgisel dinleme ise sonradan öğrenilebilen anlatılması zor bir sanattır. Örneğin; “Niçin böyle hissettiğini anlayabiliyorum“ ifadesi derhal karşınızdakine sizin adil olmaya çalışıyor olduğunuzu anlatacaktır. Sezgilerinizi kullanmaya çalışın ve dinlemedeki etkinliğinizin artmasını izleyin





LİDERLİK


Yöneticilikten Liderliğe
'Lider' ve 'Yönetici' kavramlarının birbirinden ayrıştırılması ve hem 'lider' kavramının hem de iş hayatında 'lider'in öneminin ortaya çıkmasıyla beraber; farklı 'liderlik' anlayışları üzerine, 'İyi bir lider nasıl olmalı?' sorusunun cevabını veren veya liderlerle başarılarının sırlarını öğrenmek amacıyla yapılan ropörtajların yer aldığı yazıların ardı arkası kesilmemeye başladı.

Günümüzün hızla değişen iş hayatı ve teknolojileriyle beraber liderlerin üzerine düşen görev ve sorumluluklarda da bir artış söz konusu oldu. 'Yöneticilik' vasıflarından çok 'liderlik'
vasıfları önem kazandı.
Lider'in yönetici'den ayrıldığı temel nokta bir otorite ve yöneten figürü olmaktan çok iletişime açık, çevresindekilere kendi motivasyonuyla esin kaynağı olan, yönetmek yerine kendisini de sürecin içine katarak çevresindekileri peşinden sürekleyen kişiliğidir. Liderde kimi yöneticilerde eksik olan enerji vardır ve yarattığı sinerjiyle beraber kitleleri veya insanları harekete geçirebilir.
Sürekli olarak üzerinde tartışılan bir diğer konu ise 'Lider mi doğulur, lider mi olunur?' sorusu... Doğuştan da gelse, sonradan da edinilse iyi bir liderde olması gereken belirgin bazı özelliklerin olduğunu söyleyebiliriz.
İyi bir liderin çevresindeki insanları etkilemesi için olumlu, yenilikçi, cesur ve mantıklı hareket etmesi gerekir.
Örnek liderleri lider yapan en önemli özelliklerinden biri çevrelerinde akıllı, harekete geçmeye hazır, sadık ve coşkulu takipçilerinin olmasıdır. Birçok lider tarafından en çok yapılan hata, takipçilerinden kaçmak ya da güçlü takipçileri dışarıda tutmaya çalışmaktır. Bunu yapmasının ardındaki sebep; takipçilerden birinin onu gölgeleyebileceği korkusudur. Aslında takipçilere gösterilen güven, onlara kendilerini kanıtlayabilecekleri görevler vermek ve onların gelişimleri ile kişisel olarak ilgilenmek bağlılığı arttıran, sorumluluk bilinci uyandıran ve lidere karşı saygı duyulmasını sağlayan etkenlerdir. Bunların sonucunda çalışanların performansı da artar. Aynı zamanda liderin iş bölümü yapması kolaylaşır ve böylece lider yeni ve stratejik konularla ilgilenmek için zaman ve enerji kazanır.
İnsanların bir liderin peşinden gitmesi için kim olduğunu, neyi temsil ettiğini, neler yapabileceğini ve vizyonunun ne olduğunu bilmesi gerekir. Bunu sağlamanın yolu liderin çevresindeki insanlarla sık sık iletişim kurmasıdır. Bir lider fikirlerini hem toplantılarda sözlü olarak hem de yazılı olarak belirtmelidir. Lider, firma ile ilgili konuları kapsayan resmi ve gayri resmi grup toplantılarına katılmalıdır. Çalışma arkadaşları ve meslektaşlarıyla sık sık buluşmalıdır. Çevresindekilere önceliklerinin, değer verdiği şeylerin ve hayallerinin neler olduğunu söylemeli ve yeteneklerini bilmelerine izin vermelidir. Becerilerini sergileyebileceği ve kullanabileceği fırsatları değerlendirmesinde fayda vardır. Kendi alanının dışında da ilişkiler geliştirmeli, bu ilişkileri yeri geldiğinde kullanmaktan çekinmemelidir.
Organizasyon hakkında bilgilerini ve organizasyona karşı duyarlılığını arttırması ve organizasyon konusunda nasıl söz sahibi olabileceğini anlamasına yardımcı olması açısından iyi bir liderin şirket içinde olanlardan haberdar olması gerekir.Güçlü yönlerinin üzerine gitmelidir. Bu aynı zamanda zayıf yönlerini anlamasına ve onları geliştirmesine de yardımcı olacaktır. Bir lider olarak çevresindeki insanların arkasında durmalı ve kendine güvenen, yetenekli biri olduğunu göstermelidir. Diğer yandan yeni beceriler kazanabileceği, yeteneklerini geliştirebileceği durumlara girmekten kaçınmamalıdır. Uzmanlığını geliştirmek için meslektaşlarından, uzmanlardan ve takipçilerinden yararlanmasını bilmelidir. Başka insanlarla beraber çalışıp, onların davranışlarını gözlemlemelidir. Çalışanlarından ve meslektaşlarından kişiliği ve işi hakkında yapıcı eleştiriler yapmalarını talep etmelidir. Firma içinde, okulda veya seminerlere giderek ders almaya devam etmesi, kendini geliştirmesi açısından çok önemlidir.
Liderlik sadece 'en tepede' yapılmaz, tüm pozisyonlarda yapılabilir. Bazı liderler yönetimde olmadıkları için umutlarını kaybederler. Sadece bir ünvanları olmadığı için bir lider gibi davranamayacaklarını ve bu yönlerini asla geliştiremeyeceklerini düşünürler. Oysa hiyerarşide bulunduğu yerden lideri nasıl etkileyebileceğini veya vizyonunu nasıl değiştirebileceğini düşünmeye başlamalıdır. Bir konuda yapacağı işlerle kendini fark ettirmesi, daha büyük ve önemli işlerin kapılarını açacaktır. Liderlik olanaklarını araştırmak ve zor görevleri üstlenmek (altından kalkabileceği zor görevleri), yöneticinin farkında olmadığı sorunlara çözümler bulmak ve sonra da ona çözümlerini sunarak kendini farkettirmesi sonuçlarını verecektir.
Kendiniz olun ve kendinize güvenin. Olumlu bir izlenim, kendine güven, doğal bir koruma yaratacak ve başkalarının liderden ilham almasını sağlayacaktır. Bir liderin işteki rolü de, kişiliğinin doğal bir uzantısı olmalıdır. Eğer böyle olmadığını farkederseniz ya yanlış bir yerdesiniz demektir, ya başkasının vizyonundan kendinizi görüyor ve yaşıyorsunuzdur ya da değerlerinize ters düşen şeyler için çalışıyorsunuz demektir. Birçok lider gelişip, büyürken; becerilerini ve yeteneklerini geliştirmek için çok çaba harcar. Gerçek liderleri lider yapan şey kişiliklerinin temel prensiplerine karşı olan şeyler yapmamalarıdır. Liderlik vasıflarının doğal olması çok önemlidir; herhangi bir kriz veya stres anında maskesi düşebilir.
Oyunun kurallarını bilmek çok önemlidir. Politik açıdan uyanık olmalıdır. Şirket politikalarından ve alt politikalardan kesinlikle haberdar olmalıdır. Sahip olduğu uzmanlık, sağladığı güven, gösterdiği başarı ne olursa olsun, yanlış bir politika izlerse doğru karar verme yetisi asla gelişmez. Liderler çoğunlukla organizasyonlarının politik ortamı hakkında tartışırlar. Bir liderin yapabileceği en büyük hazırlık şirkette güç dengelerinin, politik 'aktörlerin', geçmişlerini ve bağlantılarını anlamaktan geçer. Aynı zamanda bu insanlarla beraber çalışmayı da kolaylaştırır.
Bir liderin verdiği sözden daha önemli birşey yoktur; o yüzden verdiği sözleri yerine getirmesi çok önemlidir. Durumları çok iyi değerlendirmeli ve pozisyonunu netleştirmesi gerekir. Güvenilmez bir lidere kimse saygı duymaz ve onun için risk almaz. Bu fikrini hiçbir zaman değiştiremeyeceği anlamına gelmez. Yalnızca bu değişimi çok iyi değerlendirmeli ve yakınındakileri bundan haberdar etmelidir ki şaşırmasınlar ve kararını anlasınlar. Kendi değerlerinize önem verin, düşüncelerinizin doğruluğundan şüphe etmeyin.
Lider kişi, meslektaşlarına ve iş arkadaşlarına ilgi ve özen göstermelidir. Onların sorunlarıyla ilgilenmelidir. Firma ve çalışanlar oldukları için değil, birer birey oldukları için. Kim olduklarını, güçlü yönlerini, geliştirilmesi gereken taraflarını öğrenmeli, eğitimleri için onlara görevler vermelidir. Aynı zamanda kişisel, iş dışında ilgilendikleri alanlarını da bilmesi önemlidir. Kısaca iyi bir lider, çalışan insanların iş dışında da birer hayatları olduğunu unutmamalıdır. Onları tanımak, onlara iyi davranmak, ihtiyaçlarını ve değerlerini bilmek liderliğin diğer insanların gözündeki yerini güçlendirecektir.
Takım çalışması çok önemlidir. Lider kim olursa olsun, işi yapanın takım olduğunu unutmayın. İş dağılımı yaparken dikkatli davranılmalıdır. Kişilere uygun görevler vermek onlara güven duyulduğunu gösterir. Lidere destek veren onlardır, lider asla yalnız başına başardığını düşünmemelidir.
İyi bir lider hatalardan ders çıkarmasını bilir. Herkes hata yapabilir, bunların üzerinde fazla durmamak gerekir ama aynı hataların sürekli tekrarlanmasından kaçınmak gerekir. Bir hata yapıldığında hemen çözüm yolları üzerinde odaklanın. Liderlik geçmişe takılıp kalmak ile değil, sürekli ileri gitmek ile ilgilidir.
 
Sağolasın !!..
 
Sağol Eline Sağlık...
 
Teşekkürler Ellerine Sağlık !
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst