- Katılım
- 10 May 2010
- Konular
- 551
- Mesajlar
- 1,818
- Reaksiyon Skoru
- 196
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 29 Gün
- Başarım Puanı
- 165
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Tam adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi'dir. Karahanlıların hüküm sürdüğü çağlarda Orta Asya'nın iktisadi, sosyal, siyasi ve medeni hayatında önemli bir yer tutan, Yesi şehri yakınlarında Sayram kentinde doğmuştur.[2] Babası Hace İbrahim Şeyh ve manevi babası Arslan Baba'nın ölümlerinden sonra Buhara ve Semerkant'ta Şeyh Yusuf Hemedani'nin yanında eğitimini tamamladı. Yusuf Hemedani'nin Melameti-Kalenderi şeyhi olduğu iddia edilir.[3] Zaten Yesevi'nin Fakrname eserinde adları geçen Şakik-i Belhi, Ahmed-i Cami-i Namıki ve Kutbu'd-din Haydar gibi önemli şahsiyetlerin Melameti-Kalenderi çevrelere mensup oldukları da kaynakların verdiği bilgilerdir.[4] Hatta bu müridlerden Kutbu'd-din Haydar, 12. yüzyıldan itibaren Kalenderiliğin en yaygın ve faal kolunu oluşturan Haydariliğin kurucusudur.[5]
Anadolu'ya hiç gelmemiş olmasına rağmen Anadolu'da da tanınan ve sevilen Ahmet Yesevi, yaygın olan kanaate göre, Mevlânâ, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu ekollerini ve Aleviliği etkilemiştir.
Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet adıyla yüzyıllar sonra derlenecek olan Hikmetleri aracılığıyla Türklere İslam'ı kolaylaştırarak benimsetmiştir. Bunun için İslam inancını, Türk gelenek, inanç ve yaşam tarzı ile uygun biçimde sentezleme yolunu seçmiştir.[kaynak belirtilmeli] Üstelik bu yolu seçen kimi din alimleri sapkınlıkla ve dinden çıkmakla suçlanmasına rağmen Yesevi başarıyla yolunu (tarikatını) kurmuş ve geliştirebilmiştir. Eski Türk inanışlarından, adetlerinden bir kısmını İslam dininin içine dahil ederek, dinlerini yeni değiştirmiş olan Türk topluluklarına dinin özünü yani felsefi yönünü tanıtmıştır.
Türkistan Türklerinin İslamı kitleler halinde kabul etmeye başladığı 10. yüzyıl, Türk dünyası için tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Bu yüzyıldan itibaren Türkler, kendilerine özgü bir İslamiyet anlayışını benimsemişler, günümüz de dahil olmak üzere, Türklerin sosyal yaşayışları da, kurdukları devletler de, ne eski Türklerinkine, ne de Araplarınkilere benzemiştir
Yesevi, Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilmesine rağmen eserlerini ısrarla Türkçe'de vermiştir.[6]
Edebiyatçı Yahya Kemal Beyatlı'nın Ahmet Yesevi hakkındaki yorumu şöyledir.
« Şu Ahmet Yesevi kim? Bir araştırın göreceksiniz. Bizim milliyetimizi asıl O'nda bulacaksınız? »
[7]
Ahmet Yesevi'nin ölümünün sonrasında Türkiye'ye Gelenler [değiştir]
Ahmet Yesevi'nin müridleri ve takipçileri ölümünden önce ve ölümünün sonrasında, 12.yy'ın ortalarından itibaren diğer bölgeler gibi Anadolu'ya da gelerek görüşlerini yaymaya devam ettiler.
Zakiroğlu Ailesi ve Beyderoğulları'nın, bunların en büyük temsilcileri oldukları bilinir. Türkmenistan'da halen 70 bin civarında bulunan Zakiroğulları'nın Türkiye'de de temsilcileri bulunmaktadır. Ölümünün ardından başka müritleri de Mansur Ata, Abdülmelik Ata , Süleyman Hakim Ata ,Tac Hoca, Zengi Ata.
Evliya Çelebinin Seyahatname'sinde tespit ettiği Yesevi-Bekta-i dervişlerinden bazıları şöyledir: Rumeli'de Sarı Saltuk, Deliorman'da Demirci Baba, Niyazabad'da Avşar Baba, Merzifonda Pir Dede, Bulgaristan Varna-Batova'da Akyazılı, Bursa'da Geyikli Baba, Abdal Musa, İstanbul Unkapanı'nda Horos Dede, Yozgat'ta Emir Çin Osman, Tokatta Gaj-Gaj Dede, Zilede Şeyh Nusret, Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli, Amasyada İlyas Baba.
Türbesi [değiştir]
Ana madde: Hoca Ahmed Yesevi Türbesi
Türbesi, Kazakistan'ın güneyindeki Türkistan kentinde 1389 ile 1405 yılları arasında Timurlenk tarafından yapıldı. 2002 yılında UNESCO tarafından dünya tarih eseri olarak kabul gördü. Ahmet Yesevi'nin türbesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından Öner Kabasakal'ın Başkanlığı döneminde TİKA marifetiyle yeniden tamir edilmiştir.[8]
Eserleri [değiştir]
Divan-ı Hikmet şiirleri, Türk tasavvuf edebiyatının çok önemli ve bilinen en eski örneklerini içeren kitaptır.
Akaid, İslamın esaslarının yer aldığı temel eseridir
Fakrname öğrencileri tarafından yazılmış ve kendisine mal edilmiştir.
Anadolu'ya hiç gelmemiş olmasına rağmen Anadolu'da da tanınan ve sevilen Ahmet Yesevi, yaygın olan kanaate göre, Mevlânâ, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu ekollerini ve Aleviliği etkilemiştir.
Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet adıyla yüzyıllar sonra derlenecek olan Hikmetleri aracılığıyla Türklere İslam'ı kolaylaştırarak benimsetmiştir. Bunun için İslam inancını, Türk gelenek, inanç ve yaşam tarzı ile uygun biçimde sentezleme yolunu seçmiştir.[kaynak belirtilmeli] Üstelik bu yolu seçen kimi din alimleri sapkınlıkla ve dinden çıkmakla suçlanmasına rağmen Yesevi başarıyla yolunu (tarikatını) kurmuş ve geliştirebilmiştir. Eski Türk inanışlarından, adetlerinden bir kısmını İslam dininin içine dahil ederek, dinlerini yeni değiştirmiş olan Türk topluluklarına dinin özünü yani felsefi yönünü tanıtmıştır.
Türkistan Türklerinin İslamı kitleler halinde kabul etmeye başladığı 10. yüzyıl, Türk dünyası için tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Bu yüzyıldan itibaren Türkler, kendilerine özgü bir İslamiyet anlayışını benimsemişler, günümüz de dahil olmak üzere, Türklerin sosyal yaşayışları da, kurdukları devletler de, ne eski Türklerinkine, ne de Araplarınkilere benzemiştir
Yesevi, Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilmesine rağmen eserlerini ısrarla Türkçe'de vermiştir.[6]
Edebiyatçı Yahya Kemal Beyatlı'nın Ahmet Yesevi hakkındaki yorumu şöyledir.
« Şu Ahmet Yesevi kim? Bir araştırın göreceksiniz. Bizim milliyetimizi asıl O'nda bulacaksınız? »
[7]
Ahmet Yesevi'nin ölümünün sonrasında Türkiye'ye Gelenler [değiştir]
Ahmet Yesevi'nin müridleri ve takipçileri ölümünden önce ve ölümünün sonrasında, 12.yy'ın ortalarından itibaren diğer bölgeler gibi Anadolu'ya da gelerek görüşlerini yaymaya devam ettiler.
Zakiroğlu Ailesi ve Beyderoğulları'nın, bunların en büyük temsilcileri oldukları bilinir. Türkmenistan'da halen 70 bin civarında bulunan Zakiroğulları'nın Türkiye'de de temsilcileri bulunmaktadır. Ölümünün ardından başka müritleri de Mansur Ata, Abdülmelik Ata , Süleyman Hakim Ata ,Tac Hoca, Zengi Ata.
Evliya Çelebinin Seyahatname'sinde tespit ettiği Yesevi-Bekta-i dervişlerinden bazıları şöyledir: Rumeli'de Sarı Saltuk, Deliorman'da Demirci Baba, Niyazabad'da Avşar Baba, Merzifonda Pir Dede, Bulgaristan Varna-Batova'da Akyazılı, Bursa'da Geyikli Baba, Abdal Musa, İstanbul Unkapanı'nda Horos Dede, Yozgat'ta Emir Çin Osman, Tokatta Gaj-Gaj Dede, Zilede Şeyh Nusret, Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli, Amasyada İlyas Baba.
Türbesi [değiştir]
Ana madde: Hoca Ahmed Yesevi Türbesi
Türbesi, Kazakistan'ın güneyindeki Türkistan kentinde 1389 ile 1405 yılları arasında Timurlenk tarafından yapıldı. 2002 yılında UNESCO tarafından dünya tarih eseri olarak kabul gördü. Ahmet Yesevi'nin türbesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından Öner Kabasakal'ın Başkanlığı döneminde TİKA marifetiyle yeniden tamir edilmiştir.[8]
Eserleri [değiştir]
Divan-ı Hikmet şiirleri, Türk tasavvuf edebiyatının çok önemli ve bilinen en eski örneklerini içeren kitaptır.
Akaid, İslamın esaslarının yer aldığı temel eseridir
Fakrname öğrencileri tarafından yazılmış ve kendisine mal edilmiştir.

