Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Aion buna zorlanmıştı , karşılık vermek için Empyrean Lordları adındaki 12 figürü yarattı. O zamana dek gördüğümüz şeylerden çok daha güzel ve güçlüydüler. Balaurlar gibi ilginç bir madde olan Aetheri kullanarak uçabiliyorlardı. Tanrımıza olan inancımız ve Atreiaya olan bağlılığımız fark edilmişti. Lordlar bizim için yaratılmışlardı ve çoğumuzun ev dediği bu dünyayı kurtarmak için gönderilmişlerdi.
Kaçınılmaz savaş başladı. Sonu bitmek bilmez bir kan deryasına dönüştü. Kulenin Lordların Aether kullanarak yarattıkları koruma alanına sığındık. Bu alan maalesef küçüktü. Balaurlar bu alanın içinde zayıflıyordu , Lordlar da dışında. Bunu fark eden Balaurlar Lordların dışarı çıkmasını sağlamak için masum yaratıkları sıraya dizip katlediyorlardı. Zalim varlıklardı , hareketleri sadece onlara olan nefretimizi güçlendirmeye yaradı.
Bu , sonralardan Milenyum Savaşı dediğimiz zamandı. İnsanların , Empyrean Lordlarının koruması altında refah içinde yaşadığı bir zaman Bu ayrıca benim doğduğum zamandı. Aionun bu dünyaya bahşettiği Aether in üzerimde büyük bir etkisi olduğunu fark ettim. Aether bana karşılık verdi , ben de ona. Yakın zaman içinde halkımızın nadiren gördükleri tarafında yeteneklerim keşfedildi. Bu kişiler , Daevalar idi. İnsan olarak doğuyorlardı ama doğuştan , Lordlar tarafından kullanılan Aetheri kullanma yeteneğine sahiptiler. Yavaşça bu yeteneklerde ustalaştım. İlk başta sadece havayı soğutabilirken , aylar içinde düşmanımı dondurabiliyor , Balaurları içine çekecek alev topları yaratabiliyordum. Bana saygı duymaya başladılar , bir tanrıymışım gibi. Beni bağırlarına basanlar şimdi omuzlarında taşıyorlardı. Benim basit bir çifçinin oğlunun Balaurlara acı çektirebileceğini düşünmek baş döndürücüydü. Bu Aiona asla yeterince teşekkür edemeyeceğim bir hediyeydi.
Çok geçmeden Daevaların sayısı arttı. Lordlar bir bölük oluşturdu. Ben de orduya katıldım , hızla ilerledim. Çocuğumu , Phalaris adındaki erkek bebeğimi , geride bıraktım.
Kaçınılmaz savaş başladı. Sonu bitmek bilmez bir kan deryasına dönüştü. Kulenin Lordların Aether kullanarak yarattıkları koruma alanına sığındık. Bu alan maalesef küçüktü. Balaurlar bu alanın içinde zayıflıyordu , Lordlar da dışında. Bunu fark eden Balaurlar Lordların dışarı çıkmasını sağlamak için masum yaratıkları sıraya dizip katlediyorlardı. Zalim varlıklardı , hareketleri sadece onlara olan nefretimizi güçlendirmeye yaradı.
Bu , sonralardan Milenyum Savaşı dediğimiz zamandı. İnsanların , Empyrean Lordlarının koruması altında refah içinde yaşadığı bir zaman Bu ayrıca benim doğduğum zamandı. Aionun bu dünyaya bahşettiği Aether in üzerimde büyük bir etkisi olduğunu fark ettim. Aether bana karşılık verdi , ben de ona. Yakın zaman içinde halkımızın nadiren gördükleri tarafında yeteneklerim keşfedildi. Bu kişiler , Daevalar idi. İnsan olarak doğuyorlardı ama doğuştan , Lordlar tarafından kullanılan Aetheri kullanma yeteneğine sahiptiler. Yavaşça bu yeteneklerde ustalaştım. İlk başta sadece havayı soğutabilirken , aylar içinde düşmanımı dondurabiliyor , Balaurları içine çekecek alev topları yaratabiliyordum. Bana saygı duymaya başladılar , bir tanrıymışım gibi. Beni bağırlarına basanlar şimdi omuzlarında taşıyorlardı. Benim basit bir çifçinin oğlunun Balaurlara acı çektirebileceğini düşünmek baş döndürücüydü. Bu Aiona asla yeterince teşekkür edemeyeceğim bir hediyeydi.
Çok geçmeden Daevaların sayısı arttı. Lordlar bir bölük oluşturdu. Ben de orduya katıldım , hızla ilerledim. Çocuğumu , Phalaris adındaki erkek bebeğimi , geride bıraktım.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 406
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 504
- Cevaplar
- 8
- Görüntüleme
- 793
- 5.00 yıldız(lar) 1 Değerlendirme
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 466