- Katılım
- 10 May 2009
- Konular
- 2,134
- Mesajlar
- 3,219
- Reaksiyon Skoru
- 147
- Altın Konu
- 1
- TM Yaşı
- 17 Yıl 29 Gün
- Başarım Puanı
- 200
- MmoLira
- -11
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
1445 yılında Karaman'da doğdu. İlköğrenimini burada yaptı. Daha sonra İstanbul'a giderek, ünlü alimlerden, Molla Hüsrev'in derslerine devam etti. Hocasının tavsiyesi üzerine Bursa'ya geçerek Mevlana Müslihiddin'den ders aldı ve onun kızıyla evlendi. Bursa'da dini ilimler okudu. İlk önemli görevini, Edirne'de Ali Bey Medresesi'nde yaptı. Hicaz ve Mısır'dan sonra, İstanbul'a gelerek yerleşti. Birçok Anadolu medresesinde müderrislik yaptı. 1502 yılında şeyhülislam oldu. Bu görevi 23 yıl aralıksız sürdü. Sultan II. Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni'ye şeyhülislamlık yaptı. Evin penceresinden her gün bir zembil sarkıtır, sorunu olanlar, dertlerini yazarak bu zembile bırakırlardı. Akşam olunca hu zembili çeker, sorunları cevaplayarak tekrar sarkıtırdı. Bu nedenle "Zenbilli" lakabı verilmiştir. Zamanında şeyhülislamlık, vezirliğin çok üstünde bir görev haline geldi. 1526 yılında vefat etti.
HAKKINDA YAZILANLAR
Üç sultana şeyhülislâmlık yapan yüce veli...Zembilli Ali Efendi
Ali Cemali Efendi Anadoluyu nurlandıran velilerden Cemaleddin Aksarayinin torunudur ve tedrise beşikte başlar. O, misli zor görülen bir hafızaya sahiptir. Üstün körü geçilen kitapları bile harekesi harekesine ezberler ve yaşından beklenmeyecek sorular sorar. Hocaları böyle bir kabiliyetin önünü tıkamaktan çekinirler Sen buralarda zâyi olma derler, Büyük âlimlerde oku, meselâ Molla Hüsreve git!
O da öyle yapar. Molla Hüsrev ona bildiklerini öğretir, ancak bunlar işin zahiridir der, şimdi sırlara ersen gerek. Bir Hakk aşığı bul ve ona köle ol!
Hani derler ya, Allahü teâlâ vermek istemeseydi, istek vermezdi. Ali Cemali Efendinin ihlâsından olacak, Ebûl Vefa gibi bir veli çıkar karşısına.
İşte böylesi genç ve bilgili biri, adı sofuya çıkan padişahın gözünden kaçmaz. II. Bayezid O'nu sürekli takip eder. Bursa, İznik ve Bâyezid medreselerinde ders verdirir. Sonra tutar şehzadeler şehri Amasyaya Müftü atar.
Görünen o ki Ali Cemali Efendinin önü açıktır. Ancak o devlet erkânı ile haşır neşir olmaz. Gecesini gündüzünü işine verir. Hâlbuki bulunduğu mevki birileri ile iyi geçinmeyi gerektirir. Mübarek mâkamında gözü olanları farkedince Merâklısına mübarek olsun! der, devlet kapısını terkeder. Çeker çarığını, düşer yollara.
ŞEYHÜLİSLAM OLDUNUZ!
Ali Cemali Efendi, Resulullah aşığıdır. İçindeki coşkunun seline kapılır Haremeyne gider, hacceder. Mükerrem Mekkede ve Münevver Medinede ilim meclislerine katılır. Feyz devşirir dervişçesine. Derken Kahirenin ilim iklimi onu cezb eder, tam bir yıl kütüphane kütüphane gezer, medreselerde ders dinler. Osmanlı tedrisatı ile Arab tedrisatını mukayese eder. Buralarda daha ne kadar kalmayı düşünür bilemeyiz, ancak II. Bayezid onu Dersaadete çağırır. Nolur, Buyurun Hocam! der Şeyh-ül İslâm oldunuz!
Ali Cemali Efendi zühdü ve takvası ile tanınır. Onda zerre kadar rütbe, şöhret hırsı yoktur. Hal böyle olunca doğru bildiğini söylemekten çekinmez. Belki de bu yüzden ölünceye kadar (tam 24 yıl) makamında kalır. Bayezid-i Velinin ardından Yavuz ve Kanuni gibi iki zirveye hizmet eder.
Bir gün Yavuz Sultan Selimin birkaç memurun kafasını vurduracağını duyar. Tutar eteğini saraya koşar. Divan toplantısına rağmen Padişaha çıkar. Yavuz tavizsizdir. Vazifelerini ihmal ettiler hocam der, cezalarını versem gerek!
Zembilli Ali Efendi kaşlarını çatar: Benim şeyhülislamlıktan anladığım tek şey var! der, Senin ahiretini kollamak. Halbuki sen vebâle yürüyorsun. İnan, elim azaba duçar olursun. Benden söylemesi! Ve çeker kapıyı gider.
Yavuza tek söz düşer Öyleyse affettik gitti!
Sultan Selim çok celâllidir. Evet, devlete millete yararlı olanları mükafatlandırmayı da bilir, ancak en ufak hatayı cezalandırmadan duramaz. Yavuz tez parlar, ama haksız yere can yakamaz. Zira Zembilli Ali Efendi mazlumların sığınağıdır. İşte genç Sultan Şeyhülislâmını bu yüzden çok sever. Bu pervasız ihtiyarın gölgesi yeter ona. Yoksa ahiretteki hesabı çetin olacaktır.
ZEMBİLİN HİKAYESİ
Mübarek mütebessimdir, refiktir, yumuşaklığı sever. Ufacık çocukları bile muhatap edinir, onlara nasihat eder. İnsanların çekinmeden soru sorabilmelerini çok ister. Ancak üç kıtaya yayılan bir imparatorluğun şeyhülislamı halkın gözünde destan kahramanı gibidir. O, ne kadar mütevazı olursa olsun, karşısındakileri ter basar, huzurda sıkılırlar. Mübarek pratik bir yol bulur. Zembilini camdan sarkıtır. Sorusu olan bir kağıda yazıp zembile bırakır. Mübarek derhal cevabını yazar ve yine zembille sallandırır aşağı. Düşünürseniz zor iştir. Her gün önünüze gelen yüzlerce kağıt ve birbirine benzeyen sıradan sualler. Ama o bunu kurtuluşunun sermayesi bilir. Öyle ya, insanlara Allahın dinini öğretmekten güzel iş mi vardır?
Mübarek çok merhametlidir, kendisine ve çevresindekilere yapılanları görmezden gelir, ancak mukaddesatımıza saldıranlara acımaz. Hatta sultanı tavır koymaya zorlar. Yavuzu Çaldıran savaşına sürükleyenlerden biri odur. Yine Mısır Seferini sonuna kadar destekler.
Rodos'ta geçen yıllar
Kanuni bütün Avrupa'yı hizaya sokar. Ancak Rodos hâlâ Akdeniz'in çıbanıdır. Zembilli Ali Efendi Padişah'ı sefere inandırır. Mübarek gözü kara bir cihad sevdalısıdır. Hatta yiğitlere yoldaş olur, adanın fethine katılır. Eli kanlı eşkıyalara, fitneci şovalyelere karşı savaşır. Rodos ele geçince burada kalmaya niyetlenir. Ömrünün son demlerini yerli halka İslâmiyeti anlatmakla geçirir. Burada medreseler, imaretler kurar ve ileri yaşına rağmen yıllarca imamlık yapar. Nice Rum'un hidayetine vesile olur ki, Rodoslu Müslümanların mayasında onun gayretleri vardır.
Mübareğin sonu hoş olur. Ayan beyan ölüme hazırlanır. O gün görülmedik şekilde neşelidir ve çevresindekilerle tek tek helalleşir. Talebeleri ayrılık vaktinin geldiğini anlar, çok ağlarlar.
Nurlu kabri Zeyrek yokuşunda kendi dergâhının bahçesindedir.
Xxx
HAKKINDA YAZILANLAR
Üç sultana şeyhülislâmlık yapan yüce veli...Zembilli Ali Efendi
Ali Cemali Efendi Anadoluyu nurlandıran velilerden Cemaleddin Aksarayinin torunudur ve tedrise beşikte başlar. O, misli zor görülen bir hafızaya sahiptir. Üstün körü geçilen kitapları bile harekesi harekesine ezberler ve yaşından beklenmeyecek sorular sorar. Hocaları böyle bir kabiliyetin önünü tıkamaktan çekinirler Sen buralarda zâyi olma derler, Büyük âlimlerde oku, meselâ Molla Hüsreve git!
O da öyle yapar. Molla Hüsrev ona bildiklerini öğretir, ancak bunlar işin zahiridir der, şimdi sırlara ersen gerek. Bir Hakk aşığı bul ve ona köle ol!
Hani derler ya, Allahü teâlâ vermek istemeseydi, istek vermezdi. Ali Cemali Efendinin ihlâsından olacak, Ebûl Vefa gibi bir veli çıkar karşısına.
İşte böylesi genç ve bilgili biri, adı sofuya çıkan padişahın gözünden kaçmaz. II. Bayezid O'nu sürekli takip eder. Bursa, İznik ve Bâyezid medreselerinde ders verdirir. Sonra tutar şehzadeler şehri Amasyaya Müftü atar.
Görünen o ki Ali Cemali Efendinin önü açıktır. Ancak o devlet erkânı ile haşır neşir olmaz. Gecesini gündüzünü işine verir. Hâlbuki bulunduğu mevki birileri ile iyi geçinmeyi gerektirir. Mübarek mâkamında gözü olanları farkedince Merâklısına mübarek olsun! der, devlet kapısını terkeder. Çeker çarığını, düşer yollara.
ŞEYHÜLİSLAM OLDUNUZ!
Ali Cemali Efendi, Resulullah aşığıdır. İçindeki coşkunun seline kapılır Haremeyne gider, hacceder. Mükerrem Mekkede ve Münevver Medinede ilim meclislerine katılır. Feyz devşirir dervişçesine. Derken Kahirenin ilim iklimi onu cezb eder, tam bir yıl kütüphane kütüphane gezer, medreselerde ders dinler. Osmanlı tedrisatı ile Arab tedrisatını mukayese eder. Buralarda daha ne kadar kalmayı düşünür bilemeyiz, ancak II. Bayezid onu Dersaadete çağırır. Nolur, Buyurun Hocam! der Şeyh-ül İslâm oldunuz!
Ali Cemali Efendi zühdü ve takvası ile tanınır. Onda zerre kadar rütbe, şöhret hırsı yoktur. Hal böyle olunca doğru bildiğini söylemekten çekinmez. Belki de bu yüzden ölünceye kadar (tam 24 yıl) makamında kalır. Bayezid-i Velinin ardından Yavuz ve Kanuni gibi iki zirveye hizmet eder.
Bir gün Yavuz Sultan Selimin birkaç memurun kafasını vurduracağını duyar. Tutar eteğini saraya koşar. Divan toplantısına rağmen Padişaha çıkar. Yavuz tavizsizdir. Vazifelerini ihmal ettiler hocam der, cezalarını versem gerek!
Zembilli Ali Efendi kaşlarını çatar: Benim şeyhülislamlıktan anladığım tek şey var! der, Senin ahiretini kollamak. Halbuki sen vebâle yürüyorsun. İnan, elim azaba duçar olursun. Benden söylemesi! Ve çeker kapıyı gider.
Yavuza tek söz düşer Öyleyse affettik gitti!
Sultan Selim çok celâllidir. Evet, devlete millete yararlı olanları mükafatlandırmayı da bilir, ancak en ufak hatayı cezalandırmadan duramaz. Yavuz tez parlar, ama haksız yere can yakamaz. Zira Zembilli Ali Efendi mazlumların sığınağıdır. İşte genç Sultan Şeyhülislâmını bu yüzden çok sever. Bu pervasız ihtiyarın gölgesi yeter ona. Yoksa ahiretteki hesabı çetin olacaktır.
ZEMBİLİN HİKAYESİ
Mübarek mütebessimdir, refiktir, yumuşaklığı sever. Ufacık çocukları bile muhatap edinir, onlara nasihat eder. İnsanların çekinmeden soru sorabilmelerini çok ister. Ancak üç kıtaya yayılan bir imparatorluğun şeyhülislamı halkın gözünde destan kahramanı gibidir. O, ne kadar mütevazı olursa olsun, karşısındakileri ter basar, huzurda sıkılırlar. Mübarek pratik bir yol bulur. Zembilini camdan sarkıtır. Sorusu olan bir kağıda yazıp zembile bırakır. Mübarek derhal cevabını yazar ve yine zembille sallandırır aşağı. Düşünürseniz zor iştir. Her gün önünüze gelen yüzlerce kağıt ve birbirine benzeyen sıradan sualler. Ama o bunu kurtuluşunun sermayesi bilir. Öyle ya, insanlara Allahın dinini öğretmekten güzel iş mi vardır?
Mübarek çok merhametlidir, kendisine ve çevresindekilere yapılanları görmezden gelir, ancak mukaddesatımıza saldıranlara acımaz. Hatta sultanı tavır koymaya zorlar. Yavuzu Çaldıran savaşına sürükleyenlerden biri odur. Yine Mısır Seferini sonuna kadar destekler.
Rodos'ta geçen yıllar
Kanuni bütün Avrupa'yı hizaya sokar. Ancak Rodos hâlâ Akdeniz'in çıbanıdır. Zembilli Ali Efendi Padişah'ı sefere inandırır. Mübarek gözü kara bir cihad sevdalısıdır. Hatta yiğitlere yoldaş olur, adanın fethine katılır. Eli kanlı eşkıyalara, fitneci şovalyelere karşı savaşır. Rodos ele geçince burada kalmaya niyetlenir. Ömrünün son demlerini yerli halka İslâmiyeti anlatmakla geçirir. Burada medreseler, imaretler kurar ve ileri yaşına rağmen yıllarca imamlık yapar. Nice Rum'un hidayetine vesile olur ki, Rodoslu Müslümanların mayasında onun gayretleri vardır.
Mübareğin sonu hoş olur. Ayan beyan ölüme hazırlanır. O gün görülmedik şekilde neşelidir ve çevresindekilerle tek tek helalleşir. Talebeleri ayrılık vaktinin geldiğini anlar, çok ağlarlar.
Nurlu kabri Zeyrek yokuşunda kendi dergâhının bahçesindedir.
Xxx
- Katılım
- 3 Eyl 2010
- Konular
- 238
- Mesajlar
- 2,735
- Reaksiyon Skoru
- 70
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 9 Ay 8 Gün
- Başarım Puanı
- 117
- MmoLira
- -11
- DevLira
- 0
Teşekkürler
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 15
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 21
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 21
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19

