- Katılım
- 24 Kas 2010
- Konular
- 647
- Mesajlar
- 2,854
- Reaksiyon Skoru
- 125
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 22 Gün
- Başarım Puanı
- 165
- MmoLira
- -1
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Gazeteci, yazar
25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu İstanbul English High Schoolda, lise öğrenimini Robert Kolejinde tamamladı. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden 1949 yılında mezun olan Yalçın, bir süre Pınarhisar ilçesinde hakimlik yaptı. Doktora öğrenimi için Parise giden ve 5 yıl Fransada kalan Yalçın, yurda dönüşünde 8 yıl süreyle İstanbul, Finike, Koyulhisar ve Kemahta savcılık yaptı. 1970 yılında, Akşam Gazetesinde yayınlanan yazılarından dolayı politikayla uğraştığı gerekçesiyle Yüksek Savcılar Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan Yalçın, bir süre TRTde çevirmen olarak çalıştı. 12 Mart döneminde tutuklanmasının ardından bu görevine de son verilen Yalçının yayınlanmış 50 kadar çevirisi bulunuyor. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Latince ve Farsça bilen Şiar Yalçın, satranç, briç ve bulmacaya olan ilgisiyle tanınıyordu. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesinin pazar ekinde briç köşesi de hazırlayan Yalçın'ın, briçle ilgili Adan Zye Briç, Briçinizi Sınayın, Süper Beşli Majör, Şlem (Bütün Briççiler İçin) ve Yeni Beşli Majör adlı kitapları bulunuyor. Türkçeye verdiği önem ve bu konudaki yazılarıyla da dikkat çeken Şiar Yalçının, bir de Doğru Türkçe adlı kitabı bulunuyor. 19 Ekim 2010 tarihinde Ankara'da öldü.
HAKKINDA YAZILANLAR
"Babamın mezarını Celal Bayar buldu"
Cemal A. Kalyoncu
Aksiyon YIL:10 | SAYI: 499 | 30 Haziran 2004
Türkçe konusundaki yazıları ile de tanınan Şiar Yalçın, İzmir Suikastine katıldığı iddia edilerek asılan Maliyeci Cavid Beyin oğludur. Yalçın, annesi Aliye hanımın Demokrat Partiyi tuttuğunu söylüyor. Nedeni oldukça dramatik. Celal Bayar, Cavit Beyin kayıp mezarını bularak Cebeciye nakledilmesini sağlamış. Osmanlı İmparatorluğunun en hüzün verici zamanı, Sultan II. Abdülhamidin alaşağı edilmesinden sonraki süreçte yaşandı. Bu hadiseden sonra padişahlık makamı ve imparatorluk bir emanet gibi durdu tarih sahnesinde. II. Abdülhamid tahttan indirilmemiş olsaydı yerine Şehzade Burhanettin Efendi geçecekti. Burhanettin Efendi, şimdi Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan Osman Ertuğrul Efendinin de babasıydı. Yani, imparatorluk süregelseydi, hanedanlık onun kolundan devam edecekti.
Hasbelkader bir şehzadenin kardeşiyim
Şehzade Burhanettin Efendi, daha küçükken alınıp saraya yerleştirilen ve II. Abdülhamidin cici bebek dediği Çerkes Aliye Nazlı ile evlenir. Bugün hanedan vârisi olan Osman Ertuğrul Efendi, işte bu Çerkes Aliye Nazlı Hanımın en büyük oğludur. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmasaydı, belki o da Şehzade Burhanettinden boşanmayacak ve Atatürke suikast olayına adı karışanlar arasında yer alarak, İstiklal Mahkemeleri tarafından 1926da idam kararı verilecek (İmparatorluğun Maliye Bakanı) Cavid Bey ile evlenmeyecek; hatta, daha çok, yaptığı çevirileri ile tanınan, Türkçenin kullanımındaki hassasiyetiyle bilinen Osman Şiar Yalçın da dünyaya gelmeyecekti. Veya dünyaya gelecek ve aynen bugün olduğu gibi, Osman Şiar Yalçın da hanedanlık vârisinin anne bir, baba ayrı kardeşi olacaktı: Çok kişi bilmez benim Osmanlı ile akrabalığımı. Öğrendikleri zaman şaşırıyorlar. Hasbelkader bir Osmanlı şehzadesinin kardeşiyim diyorum.
Aliye Nazlının Osman Ertuğrul Efendi dışında bir çocuğu daha olur: Annemin hukuken bir çocuğu daha var ama onu doğurmamıştır. Burhanettin Efendinin başka bir hanımdan çocuğu olmuş, onu annem adına tescil etmişler. Ve annem resmen ağabeyimden birkaç yaş daha büyük olan o Fahrettini de büyütmüştür. Annem onu da hakikaten oğlu gibi severdi. Fahrettin, 40lı yaşlarına gelmeden vefat eder.
Yukarıda adı geçenlerden bugün hayatta olan sadece, hicri 1324, miladi takvimle 25 Ekim 1924 doğumlu Şiar Yalçındır. Yalçın, eski eşi şehzade Burhanettinden boşanan Çerkes Aliye Nazlının Cavid Beyle 1921 senesinde yaptığı evliliğinden dünyaya gelen tek çocuğudur. Şiar Beyin annesi Aliye Nazlı Hanımın ailesi hakkında, Çerkes asıllı olmalarının dışında pek bilgi yoktur: Annem teyzesinin çocuklarından başka kimseyi bilmezdi. Babasının adının da Hüseyin olduğunu bilirdi, o kadar.
Osman Şiar Yalçının baba tarafı ise aslında çok köklü bir ailedir. Cavid Beyin babası, Şiar Yalçının da dedesi olan Naim Bey, Selanikte tüccar olarak bilinir. Naim Bey, akrabası olan Pakize Hanımla birleştirmiştir hayatını: Pakize Hanım ile Naim Bey kardeş çocukları idi. Çiftin ikisi kız beş çocuğu olur. Erkeklerin en büyüğü Şefkatidir. Ortancası ise Şiar Yalçının da babası olan Cavid Bey. En küçükleri de Kazım Gerçel: Şefkati böyle eski Türkçe ile falan meşguldü. Kazım ise Türkiyenin ilk iyi çoraplarını, Gerçel Çoraplarını üretmişti. Onların oğulları, kızları var, ama pek fazla temasımız, yakınlığımız olmamıştır.
Cavid Bey ise 26 Ağustos 1926da, Atatürke suikast yapanlar arasında adı zikredildiği için İstiklal Mahkemesi kararı ile idam edilir. Cavid Bey, idam edilmeden önceki süreçte, özellikle de Osmanlı maliyesi için her daim aranan birisi olmuştur. Mülkiyeden mezun olan, Feyziye Mekteplerinde müdürlük ve öğretmenlik yapan, Selanik ve Çanakkale mebusu olarak Mecliste yer alan, çeşitli defalar Maliye Nazırlığına getirilip görevden ayrılan Cavid Bey, sıkı bir de İttihat ve Terakkicidir: Babam, Ahmet Şuayb ve Rıza Tevfikle beraber İktisadiye dergisini çıkardı. Nadir iktisat bilenlerden biri idi. Talat, Enver ve Cemal Paşaların yakın dostu, İttihat Terakkinin komitacı takımındandı. İttihat Terakkinin vatanı kurtaracağına inanıyordu. Fakat şeylere karşı idi. Bu, bana yazdığı bu defterde de vardır üstü kapalı olarak. (Cavid Bey, oğlu Şiarın 20 aylık dönemine dair bir defter tutmuş, bu da Şiar Yalçın tarafından daha sonra kitaplaştırılmıştır.) Atatürkü beğenmedi babam. Niye beğenmedi? Ha, babam patavatsız değildi. Hiç bir zaman hiç bir yerde açıkça karşı çıkmamıştır.
İşte böyle bağlantılar ağında Cavid Bey de adı İzmir Suikastine karışanlar arasında yer alır: Çünkü katılanların çoğu çok yakın dava arkadaşları idi. Şükrü Beyler, Kara Kemaller şahsi dostları idi. Ama hiç bir şeyi olmadığına ben inanıyorum. Cavid Bey belki de kurtulacağına kesin inandığı için, mahkemelerde çok sert çıkışlarla savunma yapar. Fakat, sonuç değişmez. Ve 26 Ağustos tarihi, 1926dan itibaren ailenin olmasa bile, en azından Aliye Hanımın hayatında yaslı yıldönümlerinin başlangıcı olur: Annem için çok kötü geçmiştir ondan sonrası. Hiç bir zaman mutlu olmadı. 26 Ağustos olduğu zaman çok üzgün olurdu. Aliye Hanım, ölene kadar Atatürk ve çevresindekilere karşı, en hafif tabiri ile kızgınlığından hiç mi hiç taviz vermez.
Bu tarihten sonra aileye Cavid Beyin çevresi sahip çıkar: Babamı sevenler, İttihatçılar annemi yalnız bırakmadılar. Maddi bakımdan yardım ettiler. Kazım Şinasi gibi -Akşam gazetesinin sahibi, apartman yaptırdı. Annemi de ortak aldı. Annemi çok destekleyenler oldu. Maddi destek daha çok Hüseyin Cahitten geldi. Hüseyin Cahitin aileye yakınlığı Şiar Beyin anlattığına göre babası ile mülkiyede aynı sınıfta okumalarından ve ikisinin de İttihatçılığından gelmektedir.
Celal Bayar maaş bağladı
Aliye Hanım, çevresinden yapılan yardımlarla geçimini sürdürür. Ancak 1950 senesinde Demokrat Parti iktidara Celal Bayar cumhurbaşkanı olunca Aliye Hanıma maaş bağlanır: Annem hep Demokrat Partiyi tutardı. Çünkü maaş bağlamıştı Celal Bayar kendisine. Bayar, babamın da arkadaşı idi. Celal Bayarın aileye bir yardımı daha olur. Aliye Hanımın müracaatı üzerine babasının mezarı bulunur ve Cebeciye taşınır; böylece yeri de bilinmiş olur.
-Annenizin sosyal hayatı nasıldı. Cemiyet içinde yer alır mıydı yoksa kendisini geri mi çekmişti?
Ara sıra şileple Amerikaya giderdi oğlunu görmeye; önce Parise sonra Amerikaya. Çocukken annem beni de bazen götürürdü; görüşmüşüzdür ama hiç bir zaman böyle kardeş gibi olmadık. Atatürk düşmanı falan değildir, Atatürkü takdir ettiğini söylemiştir ağabeyim.
Atatürke büyük hayranlığım var
Şiar Yalçın ile Osman Ertuğrul Efendi Türkiyede de görüşme imkanı bulurlar. 1974 yılında hanedan üyelerine Türkiyeye dönüş izni çıktıktan sonra eşi, eski Afgan kraliçesi Süreyyanın yeğeni Zeynep Hanımla beraber tatillerini İstanbul ve Kuşadasında geçirdikleri sırada görüşürler daha çok. Fakat Aliye Hanım, 1976 yılında vefat ettiği için oğluyla Türkiyede görüşmeye ömrü yetmez.
Annesinin Atatürk ve çevresindekilere tutumuna karşı Şiar Yalçın Atatürk düşmanlığı ile büyütülmez.
-Annenizin bir etkisi olmadı mı size?
Hayır. Ona da çok şaşarlar. Atatürk düşmanları kızarlar. Atatürke büyük hayranlığım vardır, Atatürkçüyüm.
Şiar Yalçın, babasının durumunu ancak 6-7 yaşlarında öğrenir. İlkokulu Nişantaşındaki English Highschoolda okuyan Yalçının buradaki sıra arkadaşı Altemur Kılıçtır. Altemur Bey, ünlü İstiklal Mahkemeleri Reisi Kılıç Alinin, yani Şiar Beyin babasının asılmasını onaylayanlardan birinin oğludur. Altemur Beyin anlattığına göre, okul idaresi belki de bilerek ikisini yan yana oturtmuştur. Aliye Hanım ilk başta karşı çıksa da sonradan tutumunu değiştirir. Hüsrev Geredenin oğlu Faruk Gerede de Şiarla aynı sınıftadır. Şiar Yalçın, 1939 senesinde Robert Koleje kaydolur. Bülent Ecevit ve Ahmet İsvanla beraber başlamalarına rağmen Şiar Yalçın hazırlık okumadığı için diğerlerinden bir sene evvel (1945) bitirir koleji: Parlak bir öğrenci değildim. Tembel olmamla beraber başarılı olurdum. Sınıfta kaldığımı bilmem.
Fatinist biliniyor ama o hararetli CHPli
Çevresindekiler, Robert Kolejden sonra avukat veya hariciyeci olmasını isterken Şiar Yalçın, hakimlik hevesindedir. Babası hakimlerin kararı ile idama gönderilen Yalçın, Hüseyin Cahitin edebiyatçı kişiliğinden etkilenmiş olacak ki İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde bir yıl Türkoloji tahsili yapar. Bu eğitimi sevmediğini anlayınca hukuk fakültesine yönelir. 1949da Kıbrıs davası savunucularından Osman Örek ve sıra arkadaşı Coşkun Kırca ile birlikte buradan mezun olur. 1951 senesinde Polatlı Topçu Okulunda askerliğini tamamlayarak 1952-53 senesinde Adalet Bakanlığına müracaat edip stajını tamamlar ve ardından kura ile Pınarhisar Sorgu Hakimliğine atanır. Ancak gönlünde İstanbulda görev yapmak vardır.
Bu arada Şiar Yalçın da ilk başlarda Demokrat Partiden yanadır. Hatta 1950 seçimlerinde Demokrat Parti adına sandıkta müşahidlik (tanıklık) yapar. Ancak bu taraftarlık fazla sürmez: Sonra, 1954te benim artık sıtkım sıyrıldı. Buna rağmen Şiar Yalçın yurt dışında doktora yapmak için yine DP kanalıyla gönderilir: Yurt dışına ben DP sayesinde gittim. Çünkü Fatin Rüştü Zorlu babamı tanır, severmiş. Beni de NATO Türk Daimi Delegeliğinde ataşe yaptı. Onun için beni herkes Demokrat zannederdi. İhtilal oldu, bizim resimlerimizi koydular, Fatinistler diye. Halbuki tam aksine, ben hararetli bir CHPli idim, İsmet Paşacı idim.
Dönek dediler
1960 İhtilali olunca bir sene sonra o da doktorasını tamamlayamadan geri çağrılır ve İsmet İnönünün aracılığı ile İstanbul Cumhuriyet Savcı Yardımcılığına getirilir. 1961de göreve başlayan Yalçın, burada ancak 1962ye kadar kalabilir. Savcıyla uyuşmazlığa düşerek tek başına yetkili olacağı küçük bir sahil kasabasında savcılık talebinde bulunur. Burası Finike olur. Orada göreve başlar ama bu sefer Pariste komünizm akımına kapıldığı ve bu görüşü benimsediği için buradaki ağalarla takışır. Ve 1967den 70 yılına kadar da sürüldüğü Koyulhisarda savcılık görevi yapar. Fakat özellikle Akşam Gazetesinde bizzat imzasını da attığı komünizm yazıları, 6 ay hapis cezası almasına ve daha sonra Yüksek Savcılar Kurulu kararıyla meslekten uzaklaştırılmasına sebep olur: beraber getirir: Koyulhisarda suikaste uğradık. Öyle olunca yetki kararı ile Kemahta görevlendirdiler. Sonra da meslekten uzaklaştırdılar. Yoksa iyi bir savcı idim. Bakarsınız Anayasa Mahkemesi Başkanı, oradan da cumhurbaşkanı olurdum (gülüyor). Çok seviyorum bu cumhurbaşkanını ama ben biraz daha iyisi olurdum zannediyorum.
Şiar Yalçın, bundan sonra 1970-71 yıllarında da, başında ünlü komünistlerden Emil Galip Sandalcının bulunduğu TRT Dış Yayınlar Müdürlüğünde mütercim olarak çalışır. Komünist fikirlerden caymaya 12 Marttan sonra başlar Şiar Yalçın: Ben ondan vazgeçmedim, kafam vazgeçti. Onun için de birçokları dönek diye tutmadılar, etmediler; sevmezler beni. Hatta tehdit edenler oldu. Bazıları zannettiler ki ben orada hapsedildim de korktum ve çıktığımda döndüm. Alakası yok. Bazıları öyle oldu. Mesela Çetin Özekler falan mangalda kül bırakmayan gençlerdi. Ben yine devrimciyim ama komünist değilim. Dünyada iflas eden bir rejimi artık tutacak halimiz yok.
Bu hadiselerden sonra TRT Televizyon Dairesi ilk Başkanı Mahmut Tali Öngerenle anlaşamayıp TRTden de uzaklaştırılan Şiar Yalçın, o günden bu yana kendini tamamen çeviri işlerine adar. İngilizce yanında, meraklı olduğu için kendi kendine çalışarak okuduğunu anlayacak düzeyde İtalyanca, İspanyolca ve Latince öğrenen, küçükken Alman mürebbiyeleri olmasından ötürü az-buçuk Almanca da bilen Yalçın, 10-15i Lenin ve Marks literatürü ve 15 kadarı da çok sevdiği briçle ilgili olmak üzere yaklaşık 70 kitap çevirisi yapar.
Klasik müzikten hoşlanan, Galatasarayı tutan, 1996da Refah Partisinden bir milletvekilinin İzmir Suikasti nedeniyle idam edilenlerin itibarlarının iadesi için yaptığı başvuruya Atatürke zarar geliyor diyerek destek vermeyen, bugün ise böyle bir girişimi Babam için isterim tabii düşüncesiyle destekleyebileceğini belirten Şiar Yalçının geriye dönüp baktığında bazı pişmanlıkları vardır: Komünizm Türkiyeyi kurtaracak zannediyordum. Sonra devlet savcısı iken gazetelere öyle yazılar yazmak doğru değildi. Politika yapacaksam çekilir politika yapardım.
Müslümanlıkla hiç alâkam yok. Babamın da yoktu, ama babam şey değildi, ateist. Masondu çünkü. Masonlar inanmayanları almazlar diyen Şiar Yalçın, kendisi de masonluk teklifi almış birisidir: Bizim de hocamız olan Sahir Erman teklif etmişti, kabul etmedim.
İkisi resmi nikahlı olmak üzere beş kez evlenen Yalçın, ilk evliliğini aynı evde uzun süre oturdukları, Hüseyin Cahit Yalçının da uzaktan akrabası olan Nihal Hanımla gerçekleştirir. İkinci resmi evliliğini ise Nutukta adı geçen Kuva-yi Milliyecilerden Osman Nuri Beyin avukat kızı ile yapan Şiar Yalçının, üçüncü eşi ise 1967den 1983 yılında ölünceye dek beraber yaşadığı Remide Hanımdır. Fransız sefaretinde çalışan Remide Hanım, yazar İzzet Melihin, Suphi Nurinin kız kardeşi Semiha Hanımla evliliğinden doğan çocuğudur. Remide, Nejat ve Şirin Devrimin de baba bir, anne ayrı kardeşidir. Evliliklerinden hiç çocuğu olmayan Şiar Yalçın, Osmanlı Hanedanından hısımlarına ait bolca fotoğrafın bulunduğu evinde, annesinin aksine Atatürk fotoğraflarını da yer vermiş. Mustafa Kemal Atatürk ile II. Abdülhamidin yan yana konmuş fotoğrafları için de şunları söylemektedir: Onları barıştırıyorum şimdi ben.
Türkçenin doğru kullanımı konusundaki çalışmaları ile de tanınan Osman Şiar Yalçının Başkent Üniversitesinin aylık dergisindeki yazısından alıntıladığımız bir soru ile noktayı koyalım: Sizce sukût (Arapça) sözcüğünün anlamı hangisidir? a) sessizlik, b) sakatlık, c) düşme, düşüş, d) kaybolma.
Cevap mı? Yanıldınız, hem de fena halde. Cevabı Şiar Yalçından okuyalım: Sukût, düşme, düşüş, Osmanlıcada inkisâr-ı hayal yani hayal kırıklığı daha çok kullanılmıştır. Sukût yerine sükût (sessizlik) demek vahim fakat yaygın bir hâtadır.
xxx
Şiar'ın Defteri
Eski Maliye Nazırı Cavid Bey
Şiar Yalçın
İletişim Yayınevi / Anı Dizisi
İttihat ve Terakki iktidarının iktisadi ve mali siyasetinin belirlenmesinde çok önemli bir yeri olan maliye nazırı Mehmed Cavid Bey'in idam edilmeden
yirmiiki ay önce tutmaya başladığı bu günlük; bir babanın yeni doğmuş oğluna karşı beslediği duyguları yansıtması, onun bakımı ve yetişmesiyle ilgili
günlük sorunları dile getirmesinin yanısıra ihtiva ettiği siyasi yorum ve değinmelerle de önem kazanmaktadır
Cavit Bey'in oğlu Şiar Yalçın öldü
Cumhuriyet Gazetesi'nde bir dönem briç ve bulmaca köşeleri hazırlayan gazeteci-yazar Şiar Yalçın için Kocatepe Camisinde cenaze töreni düzenlendi. Cenazeye Şiar Yalçın'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra, kalabalık bir topluluk katıldı. Öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Şiar Yalçın, Cebeci Asri Mezarlığında annesi Aliye Nazlının mezarına defnedildi.
25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu İstanbul English High Schoolda, lise öğrenimini Robert Kolejinde tamamladı. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden 1949 yılında mezun olan Yalçın, bir süre Pınarhisar ilçesinde hakimlik yaptı. Doktora öğrenimi için Parise giden ve 5 yıl Fransada kalan Yalçın, yurda dönüşünde 8 yıl süreyle İstanbul, Finike, Koyulhisar ve Kemahta savcılık yaptı. 1970 yılında, Akşam Gazetesinde yayınlanan yazılarından dolayı politikayla uğraştığı gerekçesiyle Yüksek Savcılar Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan Yalçın, bir süre TRTde çevirmen olarak çalıştı. 12 Mart döneminde tutuklanmasının ardından bu görevine de son verilen Yalçının yayınlanmış 50 kadar çevirisi bulunuyor. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Latince ve Farsça bilen Şiar Yalçın, satranç, briç ve bulmacaya olan ilgisiyle tanınıyordu. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesinin pazar ekinde briç köşesi de hazırlayan Yalçın'ın, briçle ilgili Adan Zye Briç, Briçinizi Sınayın, Süper Beşli Majör, Şlem (Bütün Briççiler İçin) ve Yeni Beşli Majör adlı kitapları bulunuyor. Türkçeye verdiği önem ve bu konudaki yazılarıyla da dikkat çeken Şiar Yalçının, bir de Doğru Türkçe adlı kitabı bulunuyor. 19 Ekim 2010 tarihinde Ankara'da öldü.
HAKKINDA YAZILANLAR
"Babamın mezarını Celal Bayar buldu"
Cemal A. Kalyoncu
Aksiyon YIL:10 | SAYI: 499 | 30 Haziran 2004
Türkçe konusundaki yazıları ile de tanınan Şiar Yalçın, İzmir Suikastine katıldığı iddia edilerek asılan Maliyeci Cavid Beyin oğludur. Yalçın, annesi Aliye hanımın Demokrat Partiyi tuttuğunu söylüyor. Nedeni oldukça dramatik. Celal Bayar, Cavit Beyin kayıp mezarını bularak Cebeciye nakledilmesini sağlamış. Osmanlı İmparatorluğunun en hüzün verici zamanı, Sultan II. Abdülhamidin alaşağı edilmesinden sonraki süreçte yaşandı. Bu hadiseden sonra padişahlık makamı ve imparatorluk bir emanet gibi durdu tarih sahnesinde. II. Abdülhamid tahttan indirilmemiş olsaydı yerine Şehzade Burhanettin Efendi geçecekti. Burhanettin Efendi, şimdi Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan Osman Ertuğrul Efendinin de babasıydı. Yani, imparatorluk süregelseydi, hanedanlık onun kolundan devam edecekti.
Hasbelkader bir şehzadenin kardeşiyim
Şehzade Burhanettin Efendi, daha küçükken alınıp saraya yerleştirilen ve II. Abdülhamidin cici bebek dediği Çerkes Aliye Nazlı ile evlenir. Bugün hanedan vârisi olan Osman Ertuğrul Efendi, işte bu Çerkes Aliye Nazlı Hanımın en büyük oğludur. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmasaydı, belki o da Şehzade Burhanettinden boşanmayacak ve Atatürke suikast olayına adı karışanlar arasında yer alarak, İstiklal Mahkemeleri tarafından 1926da idam kararı verilecek (İmparatorluğun Maliye Bakanı) Cavid Bey ile evlenmeyecek; hatta, daha çok, yaptığı çevirileri ile tanınan, Türkçenin kullanımındaki hassasiyetiyle bilinen Osman Şiar Yalçın da dünyaya gelmeyecekti. Veya dünyaya gelecek ve aynen bugün olduğu gibi, Osman Şiar Yalçın da hanedanlık vârisinin anne bir, baba ayrı kardeşi olacaktı: Çok kişi bilmez benim Osmanlı ile akrabalığımı. Öğrendikleri zaman şaşırıyorlar. Hasbelkader bir Osmanlı şehzadesinin kardeşiyim diyorum.
Aliye Nazlının Osman Ertuğrul Efendi dışında bir çocuğu daha olur: Annemin hukuken bir çocuğu daha var ama onu doğurmamıştır. Burhanettin Efendinin başka bir hanımdan çocuğu olmuş, onu annem adına tescil etmişler. Ve annem resmen ağabeyimden birkaç yaş daha büyük olan o Fahrettini de büyütmüştür. Annem onu da hakikaten oğlu gibi severdi. Fahrettin, 40lı yaşlarına gelmeden vefat eder.
Yukarıda adı geçenlerden bugün hayatta olan sadece, hicri 1324, miladi takvimle 25 Ekim 1924 doğumlu Şiar Yalçındır. Yalçın, eski eşi şehzade Burhanettinden boşanan Çerkes Aliye Nazlının Cavid Beyle 1921 senesinde yaptığı evliliğinden dünyaya gelen tek çocuğudur. Şiar Beyin annesi Aliye Nazlı Hanımın ailesi hakkında, Çerkes asıllı olmalarının dışında pek bilgi yoktur: Annem teyzesinin çocuklarından başka kimseyi bilmezdi. Babasının adının da Hüseyin olduğunu bilirdi, o kadar.
Osman Şiar Yalçının baba tarafı ise aslında çok köklü bir ailedir. Cavid Beyin babası, Şiar Yalçının da dedesi olan Naim Bey, Selanikte tüccar olarak bilinir. Naim Bey, akrabası olan Pakize Hanımla birleştirmiştir hayatını: Pakize Hanım ile Naim Bey kardeş çocukları idi. Çiftin ikisi kız beş çocuğu olur. Erkeklerin en büyüğü Şefkatidir. Ortancası ise Şiar Yalçının da babası olan Cavid Bey. En küçükleri de Kazım Gerçel: Şefkati böyle eski Türkçe ile falan meşguldü. Kazım ise Türkiyenin ilk iyi çoraplarını, Gerçel Çoraplarını üretmişti. Onların oğulları, kızları var, ama pek fazla temasımız, yakınlığımız olmamıştır.
Cavid Bey ise 26 Ağustos 1926da, Atatürke suikast yapanlar arasında adı zikredildiği için İstiklal Mahkemesi kararı ile idam edilir. Cavid Bey, idam edilmeden önceki süreçte, özellikle de Osmanlı maliyesi için her daim aranan birisi olmuştur. Mülkiyeden mezun olan, Feyziye Mekteplerinde müdürlük ve öğretmenlik yapan, Selanik ve Çanakkale mebusu olarak Mecliste yer alan, çeşitli defalar Maliye Nazırlığına getirilip görevden ayrılan Cavid Bey, sıkı bir de İttihat ve Terakkicidir: Babam, Ahmet Şuayb ve Rıza Tevfikle beraber İktisadiye dergisini çıkardı. Nadir iktisat bilenlerden biri idi. Talat, Enver ve Cemal Paşaların yakın dostu, İttihat Terakkinin komitacı takımındandı. İttihat Terakkinin vatanı kurtaracağına inanıyordu. Fakat şeylere karşı idi. Bu, bana yazdığı bu defterde de vardır üstü kapalı olarak. (Cavid Bey, oğlu Şiarın 20 aylık dönemine dair bir defter tutmuş, bu da Şiar Yalçın tarafından daha sonra kitaplaştırılmıştır.) Atatürkü beğenmedi babam. Niye beğenmedi? Ha, babam patavatsız değildi. Hiç bir zaman hiç bir yerde açıkça karşı çıkmamıştır.
İşte böyle bağlantılar ağında Cavid Bey de adı İzmir Suikastine karışanlar arasında yer alır: Çünkü katılanların çoğu çok yakın dava arkadaşları idi. Şükrü Beyler, Kara Kemaller şahsi dostları idi. Ama hiç bir şeyi olmadığına ben inanıyorum. Cavid Bey belki de kurtulacağına kesin inandığı için, mahkemelerde çok sert çıkışlarla savunma yapar. Fakat, sonuç değişmez. Ve 26 Ağustos tarihi, 1926dan itibaren ailenin olmasa bile, en azından Aliye Hanımın hayatında yaslı yıldönümlerinin başlangıcı olur: Annem için çok kötü geçmiştir ondan sonrası. Hiç bir zaman mutlu olmadı. 26 Ağustos olduğu zaman çok üzgün olurdu. Aliye Hanım, ölene kadar Atatürk ve çevresindekilere karşı, en hafif tabiri ile kızgınlığından hiç mi hiç taviz vermez.
Bu tarihten sonra aileye Cavid Beyin çevresi sahip çıkar: Babamı sevenler, İttihatçılar annemi yalnız bırakmadılar. Maddi bakımdan yardım ettiler. Kazım Şinasi gibi -Akşam gazetesinin sahibi, apartman yaptırdı. Annemi de ortak aldı. Annemi çok destekleyenler oldu. Maddi destek daha çok Hüseyin Cahitten geldi. Hüseyin Cahitin aileye yakınlığı Şiar Beyin anlattığına göre babası ile mülkiyede aynı sınıfta okumalarından ve ikisinin de İttihatçılığından gelmektedir.
Celal Bayar maaş bağladı
Aliye Hanım, çevresinden yapılan yardımlarla geçimini sürdürür. Ancak 1950 senesinde Demokrat Parti iktidara Celal Bayar cumhurbaşkanı olunca Aliye Hanıma maaş bağlanır: Annem hep Demokrat Partiyi tutardı. Çünkü maaş bağlamıştı Celal Bayar kendisine. Bayar, babamın da arkadaşı idi. Celal Bayarın aileye bir yardımı daha olur. Aliye Hanımın müracaatı üzerine babasının mezarı bulunur ve Cebeciye taşınır; böylece yeri de bilinmiş olur.
-Annenizin sosyal hayatı nasıldı. Cemiyet içinde yer alır mıydı yoksa kendisini geri mi çekmişti?
Ara sıra şileple Amerikaya giderdi oğlunu görmeye; önce Parise sonra Amerikaya. Çocukken annem beni de bazen götürürdü; görüşmüşüzdür ama hiç bir zaman böyle kardeş gibi olmadık. Atatürk düşmanı falan değildir, Atatürkü takdir ettiğini söylemiştir ağabeyim.
Atatürke büyük hayranlığım var
Şiar Yalçın ile Osman Ertuğrul Efendi Türkiyede de görüşme imkanı bulurlar. 1974 yılında hanedan üyelerine Türkiyeye dönüş izni çıktıktan sonra eşi, eski Afgan kraliçesi Süreyyanın yeğeni Zeynep Hanımla beraber tatillerini İstanbul ve Kuşadasında geçirdikleri sırada görüşürler daha çok. Fakat Aliye Hanım, 1976 yılında vefat ettiği için oğluyla Türkiyede görüşmeye ömrü yetmez.
Annesinin Atatürk ve çevresindekilere tutumuna karşı Şiar Yalçın Atatürk düşmanlığı ile büyütülmez.
-Annenizin bir etkisi olmadı mı size?
Hayır. Ona da çok şaşarlar. Atatürk düşmanları kızarlar. Atatürke büyük hayranlığım vardır, Atatürkçüyüm.
Şiar Yalçın, babasının durumunu ancak 6-7 yaşlarında öğrenir. İlkokulu Nişantaşındaki English Highschoolda okuyan Yalçının buradaki sıra arkadaşı Altemur Kılıçtır. Altemur Bey, ünlü İstiklal Mahkemeleri Reisi Kılıç Alinin, yani Şiar Beyin babasının asılmasını onaylayanlardan birinin oğludur. Altemur Beyin anlattığına göre, okul idaresi belki de bilerek ikisini yan yana oturtmuştur. Aliye Hanım ilk başta karşı çıksa da sonradan tutumunu değiştirir. Hüsrev Geredenin oğlu Faruk Gerede de Şiarla aynı sınıftadır. Şiar Yalçın, 1939 senesinde Robert Koleje kaydolur. Bülent Ecevit ve Ahmet İsvanla beraber başlamalarına rağmen Şiar Yalçın hazırlık okumadığı için diğerlerinden bir sene evvel (1945) bitirir koleji: Parlak bir öğrenci değildim. Tembel olmamla beraber başarılı olurdum. Sınıfta kaldığımı bilmem.
Fatinist biliniyor ama o hararetli CHPli
Çevresindekiler, Robert Kolejden sonra avukat veya hariciyeci olmasını isterken Şiar Yalçın, hakimlik hevesindedir. Babası hakimlerin kararı ile idama gönderilen Yalçın, Hüseyin Cahitin edebiyatçı kişiliğinden etkilenmiş olacak ki İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde bir yıl Türkoloji tahsili yapar. Bu eğitimi sevmediğini anlayınca hukuk fakültesine yönelir. 1949da Kıbrıs davası savunucularından Osman Örek ve sıra arkadaşı Coşkun Kırca ile birlikte buradan mezun olur. 1951 senesinde Polatlı Topçu Okulunda askerliğini tamamlayarak 1952-53 senesinde Adalet Bakanlığına müracaat edip stajını tamamlar ve ardından kura ile Pınarhisar Sorgu Hakimliğine atanır. Ancak gönlünde İstanbulda görev yapmak vardır.
Bu arada Şiar Yalçın da ilk başlarda Demokrat Partiden yanadır. Hatta 1950 seçimlerinde Demokrat Parti adına sandıkta müşahidlik (tanıklık) yapar. Ancak bu taraftarlık fazla sürmez: Sonra, 1954te benim artık sıtkım sıyrıldı. Buna rağmen Şiar Yalçın yurt dışında doktora yapmak için yine DP kanalıyla gönderilir: Yurt dışına ben DP sayesinde gittim. Çünkü Fatin Rüştü Zorlu babamı tanır, severmiş. Beni de NATO Türk Daimi Delegeliğinde ataşe yaptı. Onun için beni herkes Demokrat zannederdi. İhtilal oldu, bizim resimlerimizi koydular, Fatinistler diye. Halbuki tam aksine, ben hararetli bir CHPli idim, İsmet Paşacı idim.
Dönek dediler
1960 İhtilali olunca bir sene sonra o da doktorasını tamamlayamadan geri çağrılır ve İsmet İnönünün aracılığı ile İstanbul Cumhuriyet Savcı Yardımcılığına getirilir. 1961de göreve başlayan Yalçın, burada ancak 1962ye kadar kalabilir. Savcıyla uyuşmazlığa düşerek tek başına yetkili olacağı küçük bir sahil kasabasında savcılık talebinde bulunur. Burası Finike olur. Orada göreve başlar ama bu sefer Pariste komünizm akımına kapıldığı ve bu görüşü benimsediği için buradaki ağalarla takışır. Ve 1967den 70 yılına kadar da sürüldüğü Koyulhisarda savcılık görevi yapar. Fakat özellikle Akşam Gazetesinde bizzat imzasını da attığı komünizm yazıları, 6 ay hapis cezası almasına ve daha sonra Yüksek Savcılar Kurulu kararıyla meslekten uzaklaştırılmasına sebep olur: beraber getirir: Koyulhisarda suikaste uğradık. Öyle olunca yetki kararı ile Kemahta görevlendirdiler. Sonra da meslekten uzaklaştırdılar. Yoksa iyi bir savcı idim. Bakarsınız Anayasa Mahkemesi Başkanı, oradan da cumhurbaşkanı olurdum (gülüyor). Çok seviyorum bu cumhurbaşkanını ama ben biraz daha iyisi olurdum zannediyorum.
Şiar Yalçın, bundan sonra 1970-71 yıllarında da, başında ünlü komünistlerden Emil Galip Sandalcının bulunduğu TRT Dış Yayınlar Müdürlüğünde mütercim olarak çalışır. Komünist fikirlerden caymaya 12 Marttan sonra başlar Şiar Yalçın: Ben ondan vazgeçmedim, kafam vazgeçti. Onun için de birçokları dönek diye tutmadılar, etmediler; sevmezler beni. Hatta tehdit edenler oldu. Bazıları zannettiler ki ben orada hapsedildim de korktum ve çıktığımda döndüm. Alakası yok. Bazıları öyle oldu. Mesela Çetin Özekler falan mangalda kül bırakmayan gençlerdi. Ben yine devrimciyim ama komünist değilim. Dünyada iflas eden bir rejimi artık tutacak halimiz yok.
Bu hadiselerden sonra TRT Televizyon Dairesi ilk Başkanı Mahmut Tali Öngerenle anlaşamayıp TRTden de uzaklaştırılan Şiar Yalçın, o günden bu yana kendini tamamen çeviri işlerine adar. İngilizce yanında, meraklı olduğu için kendi kendine çalışarak okuduğunu anlayacak düzeyde İtalyanca, İspanyolca ve Latince öğrenen, küçükken Alman mürebbiyeleri olmasından ötürü az-buçuk Almanca da bilen Yalçın, 10-15i Lenin ve Marks literatürü ve 15 kadarı da çok sevdiği briçle ilgili olmak üzere yaklaşık 70 kitap çevirisi yapar.
Klasik müzikten hoşlanan, Galatasarayı tutan, 1996da Refah Partisinden bir milletvekilinin İzmir Suikasti nedeniyle idam edilenlerin itibarlarının iadesi için yaptığı başvuruya Atatürke zarar geliyor diyerek destek vermeyen, bugün ise böyle bir girişimi Babam için isterim tabii düşüncesiyle destekleyebileceğini belirten Şiar Yalçının geriye dönüp baktığında bazı pişmanlıkları vardır: Komünizm Türkiyeyi kurtaracak zannediyordum. Sonra devlet savcısı iken gazetelere öyle yazılar yazmak doğru değildi. Politika yapacaksam çekilir politika yapardım.
Müslümanlıkla hiç alâkam yok. Babamın da yoktu, ama babam şey değildi, ateist. Masondu çünkü. Masonlar inanmayanları almazlar diyen Şiar Yalçın, kendisi de masonluk teklifi almış birisidir: Bizim de hocamız olan Sahir Erman teklif etmişti, kabul etmedim.
İkisi resmi nikahlı olmak üzere beş kez evlenen Yalçın, ilk evliliğini aynı evde uzun süre oturdukları, Hüseyin Cahit Yalçının da uzaktan akrabası olan Nihal Hanımla gerçekleştirir. İkinci resmi evliliğini ise Nutukta adı geçen Kuva-yi Milliyecilerden Osman Nuri Beyin avukat kızı ile yapan Şiar Yalçının, üçüncü eşi ise 1967den 1983 yılında ölünceye dek beraber yaşadığı Remide Hanımdır. Fransız sefaretinde çalışan Remide Hanım, yazar İzzet Melihin, Suphi Nurinin kız kardeşi Semiha Hanımla evliliğinden doğan çocuğudur. Remide, Nejat ve Şirin Devrimin de baba bir, anne ayrı kardeşidir. Evliliklerinden hiç çocuğu olmayan Şiar Yalçın, Osmanlı Hanedanından hısımlarına ait bolca fotoğrafın bulunduğu evinde, annesinin aksine Atatürk fotoğraflarını da yer vermiş. Mustafa Kemal Atatürk ile II. Abdülhamidin yan yana konmuş fotoğrafları için de şunları söylemektedir: Onları barıştırıyorum şimdi ben.
Türkçenin doğru kullanımı konusundaki çalışmaları ile de tanınan Osman Şiar Yalçının Başkent Üniversitesinin aylık dergisindeki yazısından alıntıladığımız bir soru ile noktayı koyalım: Sizce sukût (Arapça) sözcüğünün anlamı hangisidir? a) sessizlik, b) sakatlık, c) düşme, düşüş, d) kaybolma.
Cevap mı? Yanıldınız, hem de fena halde. Cevabı Şiar Yalçından okuyalım: Sukût, düşme, düşüş, Osmanlıcada inkisâr-ı hayal yani hayal kırıklığı daha çok kullanılmıştır. Sukût yerine sükût (sessizlik) demek vahim fakat yaygın bir hâtadır.
xxx
Şiar'ın Defteri
Eski Maliye Nazırı Cavid Bey
Şiar Yalçın
İletişim Yayınevi / Anı Dizisi
İttihat ve Terakki iktidarının iktisadi ve mali siyasetinin belirlenmesinde çok önemli bir yeri olan maliye nazırı Mehmed Cavid Bey'in idam edilmeden
yirmiiki ay önce tutmaya başladığı bu günlük; bir babanın yeni doğmuş oğluna karşı beslediği duyguları yansıtması, onun bakımı ve yetişmesiyle ilgili
günlük sorunları dile getirmesinin yanısıra ihtiva ettiği siyasi yorum ve değinmelerle de önem kazanmaktadır
Cavit Bey'in oğlu Şiar Yalçın öldü
Cumhuriyet Gazetesi'nde bir dönem briç ve bulmaca köşeleri hazırlayan gazeteci-yazar Şiar Yalçın için Kocatepe Camisinde cenaze töreni düzenlendi. Cenazeye Şiar Yalçın'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra, kalabalık bir topluluk katıldı. Öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Şiar Yalçın, Cebeci Asri Mezarlığında annesi Aliye Nazlının mezarına defnedildi.
- Katılım
- 14 Tem 2010
- Konular
- 1,537
- Mesajlar
- 105,012
- Reaksiyon Skoru
- 6,538
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 11 Ay 5 Gün
- Başarım Puanı
- 445
- MmoLira
- -873
- DevLira
- 0
Saolasın..
- Katılım
- 24 Kas 2010
- Konular
- 647
- Mesajlar
- 2,854
- Reaksiyon Skoru
- 125
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 22 Gün
- Başarım Puanı
- 165
- MmoLira
- -1
- DevLira
- 0
Rica * 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 19
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 30



