[DEV]AB 1
[DEV]AB
metin2008 1
metin2008
kaptanmikro1 1
kaptanmikro1
Scarlet 1
Scarlet
emirhanHCL 1
emirhanHCL
R 1
Roksam
farkmt2official 1
farkmt2official
TuZaKK 1
TuZaKK
sermin 1
sermin
berkmenoo 1
berkmenoo
mannaxxx 1
mannaxxx
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Hikaye Ekle

Steve Francis

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan [ORmanC-ı-*
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 5
  • Görüntüleme Görüntüleme 692

Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!

Full Name: Steve De'Shawn Francis

Height: 6' 3"

Weight: 200 lbs.

Position: Guard

Birth Place: Silver Spring, Maryland

Birthday: Febuary 21, 1977

College:Maryland '99

NBA Team: Orlando Magic


SLAM DUNK`IN BAsI AgRIYAN CANAVARI
STEVE FRANCIS “WINK #3“

ARTIK HOUSTON TAKIMINDA NE OLAJUWAN VAR, NE BARKLEY, NE DE DREXLER. AMA SAHiP OLDUKLARI BiR sEY VAR; UZUN ZAMANDIR ÖZLEMiNi ÇEKTiKLERi GERÇEK BiR OYUN KURUCU: STEVE FRANCIS…

ister onu itin, ister çekin! Her tür faule bas vursaniz bile, çogu zaman O`nun üzerinizden yapacagi smaçlari engellemek için elinizden fazla bir sey gelmez. Ne Duncan, ne Malone ne de Wallace onu tek baslarina durdurabildi ama bu yil yeni tanistigi bir savunmaci ona felegini sasirtti: Nedeni bulunamayan migren agrilari!..

Houston hep süper yildizlarin ve kil kapi kaçan sampiyonluklarin takimi olmustur. NBA tarihinin gelmis geçmis en büyük 50 oyuncusundan Clyde “The Glide“ Drexler ile Sir Charles Barkley`in faal oyunculugu birakmasi ve her bakimdan adini Houston tarihine altin harflerle yazdiran efsanevi pivot Hakeem “The Dream“ Olajuwon`in Toronto`ya transferi sonucunda elindeki süper yildizlarini kaybeden Rockets`in taraftarlari, takimin yeniden yapilanma sürecinde bir isme o kadar çok güveniyor ki daha simdiden onun tarih yazacagina inanmis durumda. iste bu yüzden ona “Franchise“ lakabini taktilar.

SAN DiEGO`DAN HOUSTON`A

1967 yilinda San Diego`da NBA macerasina baslayan Rockets takimi kuruldugu günden itibaren yildiz sikintisi çekmeyen ender ekiplerden biridir. 1993-94 sezonunda gelen ilk sampiyonluga kadar kadrosunda Elvin “The Big E“ Hayes, kisa boyundan kaynaklanan dezavantajlari yüregiyle kapatan küçük dev adam Calvin Murphy, hem oyunculuk hem de coachluk kariyerinde Houston`la özdeslesen Rudy Tomjanovich, John Lucas, “karpuzlama“ atislarina ragmen yaklasik %90 serbest atis yüzdesi tutturan Rick Barry, pota alti canavari Moses Malone ve süper bir kariyer baslangicinin ardindan beklenmedik bir sekilde 4-5 NBA sezonunun ardindan basketbolu unutan sorunlu Dev Ralph Sampson gibi çogu su an Naismith Hall of Fame`e seçilmis olan bir çok süper stara sahip olmustu. Buna ragmen kendilerinden beklenen performansi genelde gösteremeyerek ortalama bir takim olmaktan öteye gidememislerdi. Hos NBA`in adeta Magic-Bird düellosu seklinde geçtigi 80`li yillarda, önce Moses Malone`un sonra da ikiz kuleler Olajuwon&Sampson liderliginde iki kez finale çikmayi basarmislardi. Belki Bird`lü, Kevin Mc Hale`li ve Robert Parish`li Boston`a kaptirilan sampiyonluklar beklentileri de maksimuma çikartmisti çikartmasina ama Houston taraftarlari umulmadik bir sekilde birkaç sezon üst üste playoff`larda unutamayacaklari hezimetlere sahit olacakti. Rockets yönetimi pesi sira playoff`larda daha ilk turlarda gelen basarisizliklar ve süpürülmeler karsisinda coach Don Chaney`nin ipini çekerek yerine takimin sembol oyuncularindan biri olan Rudy Tomjanovich`i getirecekti.

HOUSTON TARiHiNiN EN BÜYÜK COACH`U: RUDY TOMJANOViCH

Oyunculuk kariyerini noktaladiktan sonra önce Houston`da scout`luk sonra da asistan coach`luk yapan Rudy T, herhalde tavinda piserek bu noktaya geldiginden takima yeni bir ivme kazandirir. Hakeem`i daha etkin kullanarak onun takimdaki liderligini güçlendirir bunun sonucunda da daha ilk sezonunda 55-27`lik bir galibiyet orani yakalar. Tam bu sirada 90`larin basina damgasini vurarak Chicago`nun Three-Peat yapmasinda bas rolü oynayan Michael Jordan, babasinin öldürülmesinin ardindan yaptigi basin toplantisiyla basketbolu biraktigini açiklar. iste Houston`in sampiyonlugunu hazirlayan ortam olusmustur. Ligin ikinci en iyi oyuncusu Hakeem ve Coach T bu firsati geri tepmez. ilk 24 maçinin 22`sini kazanan Rockets, tarihinin en basarili performansini ortaya koyarak normal sezonu 58 galibiyetle tamamlar. Sonrasi ise malûm, Houston playoff`larda kiran kirana geçen serilerin ardindan ilk sampiyonluguna, Olajuwon da play-off MVP ödülüne ulasir. Sonraki yil normal sezonda biraz tökezleseler de Portland`in süper yildizi ve Hakeem`in Houston Üniversitesi`nden kankasi, yüce insan Clyde “The Glide“ Drexler`in takima katilmasiyla finale ulasarak Penny Hardaway ve Shaquille O`Neil`in Orlando`sunu süpürüp bir kez daha sampiyonluga uzanir ve Jordan`siz yillarin keyfini doyasiya yasar. Bir sene sonra Olajuwan`in muhtesem performansina ragmen ilk 5`teki 4 oyuncu Olajuwon, Drexler, Sam Cassell ve Robert Horry`nin sakatliklari playoff performanslarini etkiler ve Houston three-peat hayali kurarken Seattle`a elenmekten kurtulamaz. 1995-96 sezonunun hemen ardindan diger bir efsane -Rodman kadar olmasa da biraz deli olan- Charles Barkley takima katilinca herkes Rockets`in sampiyonluk sayisini arttiracagini düsünmeye baslar. Ama unutulan konu Houston`in gerçek anlamda kaliteli bir oyun kurucudan yoksun oldugudur. Ne Matt Maloney ne de Brent Price bu derecede üst düzey bir takimin sorumlulugunu omuzlayamaz. Bu durumda Drexler sahada mecburi oyun kuruculuk yapmak zorunda kalir. Hatta kimi zaman Barkley`le high post playmaking gibi adlandirabilecegimiz setler oynarlar. Hal böyle olunca Houston, ezeli rakipleri Utah`a sonuna kadar mücadele etmelerine ragmen üst üste iki yil playoff`larda boyun eger. (Zaten Utah`da basketbola geri dönen Jordan`li Chicago`ya yenilmekten kurtulamaz.) Devaminda Drexler basketbol oynamayi birakir ama yerine yine NBA`in gelmis geçmis en büyük 50 oyuncusundan biri olan Scottie Pippen getirilir. Vasat geçen bir sezonun ardindan is playoff`lara geldiginde Pippen fazla varlik gösteremez ve Rockets ilk turda Lakers`a elenmekten kurtulamaz. Pippen`da bu sezonun ardindan takimdan ayrilarak kapagi Portland`a atar. Ardindan da Barkley basketbolu birakir, Olajuwan ile anlasilamaz ve Houston eski gücünü kaybeder.
Otoriteler, üst üste gelen 2 sampiyonlugun ardindan 2-3 All-Star oyuncuya ragmen Houston`in finallere ulasamamasinin temel nedeni olarak hep oyun kurucu eksikligini göstermisti. Artik takimda ne Hakeem var, ne Barkley , ne Drexler ne de Pippen. Ama sahip olduklari bir sey var; uzun zamandir özlemini çektikleri gerçek bir oyun kurucu: Steve Francis!!.

TAKOMA PARK`TAN MARYLAND TERRAPiNS`E UZANAN ZOR YOLCULUK

Steve De`Shawn Francis 21 subat 1977`de Silver Spring, Maryland`de dünyaya geldi. Annesi Brenda ve anneannesi Mabel tarafindan yetistirilen Steve, çogu Amerikan genci gibi öncelikle Amerikan futboluna meraklidir. Basketbolla tanismasi ise 9 yasindayken ancak en yakin arkadasi Jamal Hutchinson`in zorlamalari sonucu olur. Jamal`in basketbol oynamasina özenen küçük Steve, futbol antrenmanlarindan sonra basketbol da oynamaya baslar ve bu oyuna giderek kani isinir. ilk kulübü olan Takoma Park`ta gecesini gündüzünü o zamanlar en sevdigi açik saha olan Honeybranch`ta geçirir. Bu sirada arkadasi Jamal onun için gerçekten iyi bir örnektir ve Francis durmadan onun gibi olabilmek için çaba sarf eder. Tam 6 yil boyunca her gün Amerikan futbolu antrenmanlarindan sonra Takoma Park`a gider ve orda coach Tony Langley ile saatlerce çalisir ki Steve`e göre onun Steve Francis olmasinda hem Takoma Park`in hem de Tony Langley`in önemli payi vardir. Langley hirsli, daima kazanmayi hedefleyen ve bunun için tüm gücüyle çalisan biridir ve ister istemez onun bu özelligi Steve`e de geçmistir. Orta okul yillarinda ise asla iyi bir oyuncu olamamistir. Francis oldukça çelimsizdir, kisadir, fazla yüksege siçrayamaz ve sut atma konusunda fazla yetenekli degildir. Hatta kimi zaman arkadaslarina alay konusu olur. Toplanip onun yeteneksizligi ile dalga geçerler. Belki çogunuz inanmayacaksiniz ama Steve 12. sinifa kadar çembere degmekten acizdir. Bu durum Langley`e soruldugunda söyle cevap verir : “Steve ne olursa olsun her zaman yere saglam basan ve çabuk bir oyuncuydu. Ama çabuk oldugu kadar da zekiydi. Sahada her zaman önce zekasini kullanirdi.“ Takoma Park`ta söylenenler eger dogruysa Steve zamaninda bu zekasini biraz da seytani yönlerde kullanmaktaymis. Mesela kimi maçlarda rakibin pota altindan topu baslatacak oyuncusunun yanina gidip “Usta bi saniye ya, su topta bi tuhaflik var hakeme verelim de degistirsin“ diyerek rakibinin elinden topu alarak turnike attigi ya da maçtan evvel gelip parkeleri söktükten sonra maç baslayinca parkenin parçalarini eline alarak “ Hocam sen bi dur oyunu baslatma bu ne ya böyle elimizde kaldi.“ diyerek topu oyuna sokan oyuncularin yanina gittigi ve onlara 5 saniye çaldirtmaya çalistigi seklinde rivayetler mevcut. Dogru mudur degil midir bilmiyorum ama Steve gibi “firlama“ bir oyuncudan beklenmeyecek seyler de degil.
Konumuza geri döndügümüzde adamimiz ortaokul ve lise hayatinda hiç iyi bir basketbolcu degildir. Hatta oldukça kötüdür. Lise takiminda sadece bir maça ilk beste baslar. Bu sirada evin tüm maddi yükü sirtinda olan annesi Brenda isi dolayisiyla sik sik yer degistirmekte ve zorunlu olarak oglunu da yanina almaktadir. Steve sürekli degisen çevresine, arkadaslarina ve okuluna alisamaz toplam 3 lise dolastiktan sonra annesine ortaokuldan beri tanidigi liseye, bir arada basladigi arkadaslariyla beraber mezun olmak istedigini söyler. Ve eski okuluna dönmek için yalvarir. Annesi de onu kiramaz ve eski okuluna giderek tekrar kayit yaptirir. Bu sirada kader Steve`den hayattaki en önemli dayanagini çalacaktir. Çok sevdigi annesi Brenda artik yalniz basina hayata gögüs germenin agirligina dayanamaz ve geçirdigi ani bir kalp krizi sonucunda Steve`i hayatin gerçekleri ile bas basa birakarak bu dünyadan ayrilir. Biricik annesini kaybeden Francis kelimenin tam anlamiyla çöker. Ne yapacagini bilemez bir hale gelir ve akademik kariyerini bir kenara birakarak bir süre kafasini dinlemek ister. Bir süre sonra ise hayatini tekrar eski haline getirmek için okula geri döner ve kendini Connecticut`ta özel bir akademiye kayit ettirir. Burada kendini rahat hissetmeyen Steve, Maryland`e geri döner. Tam bu sirada Francis`in iddiasina göre mucizevi bir olay gerçeklesir ve neredeyse 1 günde 10 cm boy atar!! Basketbolda son bir kez sansini denemek için Florida`da düzenlenen AAU turnuvasina katilir. Steve turnuvada hayatinda o güne kadar oynamadigi kalitede bir basketbol ortaya koyar ve Texas San Jacinto Junior College onu okula kabul eder. ilk senesinde takimini 32-1`lik galibiyet orani ile NJC turnuvasi finallerine tasir. 12.5 sayi, 7.5 asist ve 7.5 ribaund ortalamalari ile oynadigi bu sezonda bölgesel karmanin ilk besine seçilir. Bir süre sonra kendisini adeta annesi gibi seven anneannesi de hastalaninca Steve, mecburi olarak ona yakin olmak için Allegany Community College`a geçer. Burada takimini NJCC turnuvasi finallerine namaglûp olarak tasir ki bu bir ilktir. 25.7 sayi, 8.7 asist, 7.1 ribaund ve 5.3 top çalma ortalamasina ulasirken attigi 885 sayi, 204 serbest atis ve yaptigi 187 top çalma ile bu kategorilerin hepsinde okul rekorunu kirar. Steve artik bir dönüm noktasina gelmistir. Maryland dogumlu her gencin rüyasini süsleyen Maryland Üniversitesi sagladigi basketbol bursu ile kapilarini sonuna kadar ona açmistir. Bu sirada Maryland Terrapins`te kurt coach Gary Williams, takima ekol yaratma çabasiyla o sene sampiyon olan kadronun çekirdegini olusturan oyuncularla ilgilenmektedir. Steve kisa zamanda Coach Williams`in gözüne girmeyi basarir. Zaten kaliteli oyun kuruculara önem veren Williams, onunla özel olarak ilgilenerek savunmasini gelistirmesine yardim eder. Steve hocasina borcunu Maryland`i NCAA turnuvasinda Sweet 16`e tasiyarak öder. NCAA Division I‘da geçirdigi tek sezonunda 17.0 sayi ve 2.8 top çalma ortalamalari yakalar ve Sports Illustrated dergisi tarafindan All-American seçilir. Böylece Francis, 3 ayri okulda 3 ayri sezon geçirir ve sonuncusunda All-American seçilerek bir çok NBA menajerinin ilgisini çeker.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst