HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
istanbul`dan Bursa`ya uzanan yolda küçük bir sahil kasabasi olan Yalova`da, 26 Mayis 1979`da dogdu. Abdullah ve Nimet Okur`un tek ogullari Mehmet Okur. Okur çiftinin ilk çocugu, Mehmet`ten 7 yil önce, 1972`de dogan kizlari Yasemin`di. Mehmet`ten 7 yil sonra, 1986`da ise çiftin ikinci kizi Seda dünyaya geldi. Bu bes kisilik ailenin kökleri ise bir taraftan Bosna`ya ve diger taraftan ise günümüzde büyük bir bölümü Gürcistan sinirlari içerisinde bulunan büyük Kafkasya`ya ve Ukrayna`ya dayaniyordu. Mehmet Okur`un ismini aldigi kisi olan büyük büyük babasi Mehmet Bey, Bosna-Hersek`te imamlik yaparken Türkiye`ye, Adapazari`na göç etmis. Onun oglu Mahmut ise Zehra adinda bir kizla evlenmis ve Abdullah`i dünyaya getirmisler. Nimet Okur`un ailesi ise dünyanin farkli bölgelerinden gelmisler. Annesi Fatma Hanim Ukrayna vatandasi iken, babasi Süleyman Bastimur ise bir Kafkasyali imis. Dünyanin farkli bölgelerinden Türkiye`ye göç eden ve onlari burada dünyaya getiren atalari olmus...
Nimet Hanim, Mehmet neredeyse 2 yasina geldiginde doktorlarin verdigi bir haberle sarsildi. Doktorlar küçük Mehmet`in astim oldugunu söylemisti. Derin bir üzüntü yasayan Nimet Hanim buna ragmen yilmadi ve bir an önce oglunu bu hastaliktan kurtarabilmenin arayisina girdi. Aile çevresinde astimi olan bir akraba bulan Nimet Hanim, ondan saf zeytinyagina yatirilmis “damla sakizinin Mehmet`e iyi gelebilecegini ögrendi. Saf zeytinyaginda tam sekiz gün dinlendirdigi damla sakizini dokuzuncu gün koca bir kasikla küçük Mehmet`ine verdi. Bu mucize iksir(!)in yarattigi sonuç ise formülü veren kisiyi dahi hayrete düsürecek nitelikteydi. Mehmet`in vücudu mümkün olan her sekilde solunum yollarindaki balgami disari atiyordu. Nimet Okur o günü oglunun yeniden dogdugu gün olarak ilan etti. Artik saglik problemlerinden kurtulmus olan Mehmet, günde ortalama 4 litre taze süt içiyordu. Mehmet`in her geçen gün artan istahi da heybetli bedenine ihanet etmiyordu. Sürekli büyükannesine giderek annesinin hazirladigi porsiyonlarin kendisine yetmediginden yakinan Mehmet, daha fazlasini istiyordu. Ne var ki kazandigi enerjiyi derslerine kafa yorarak degil, Atari salonlarinda vakit geçirerek harciyordu.
O dönemde popüler olmaya baslayan NBA (A.B.D. Ulusal Basketbol Ligi) maçlarini seyretmeye ve gelismeleri takip etmeye çalisiyordu. Devlet televizyonu “TRT“ bazen NBA maçlarini ekrana getiriyor ve Mehmet de bu maçlari izliyordu. NBA maçlarini izlemesine ragmen gerçek bir basketbol maçinda yer almak Mehmet için birbirinden çok farkli iki olguydu. Ancak Mehmet televizyondan ögrendiklerini bir gün sokakta uygulamaya çalisirken Orhan Gazi Göktas fabrikalari basketbol antrenörü Ahmet Bey`in dikkatini çekti. Mehmet`te büyük bir potansiyel oldugunu fark eden tecrübeli antrenör Mehmet`in takimiyla birlikte idmanlara çikmasini sagladiYeteneginin yani sira, 14 yasina basmaya hazirlanan Mehmet`in neredeyse 1.92 metreyi bulan boyu da fark edilmeye baslandi. Abdullah Okur da artik futbolun sadik bir Fenerbahçe taraftari olmanin ötesinde Mehmet`in geleceginde bir yere sahip olamayacagini anlamisti..
Mehmet kendisine olan güvenini arttiriyor ve oyununu gelistirmeye devam ediyordu.
Ancak seçmelerin hemen öncesinde Mehmet , en azindan bir sezon ilk bes oynama tecrübesini yasamak için Tofas`ta kalmaya, en dogru tercihin bu olduguna ve seçmelere bir sonraki yaz girmeye karar verdi. Bu mükemmel planda sadece bir sey ters gitti. Türkiye`de spor camiasini sok eden bir kararla Tofas kulübü basketbol subesini kapatma karari aldi. O sezon ilk bes baslayacak olmanin heyecani içerisinde olan Mehmet de böylece bir anda takimsiz kalmis oldu. Avrupa`dan üst düzey takimlarin ilgilendigi Mehmet, NBA seçmeleri sadece 1 yil uzaktayken Avrupa`da yeni bir maceraya atilmanin riskli olacagina karar verdi. Türkiye`deki takimlar da Mehmet`e yakin ilgi gösteriyordu. Ve sonunda Mehmet, Efes Pilsen ile 1 yillik kontrat imzaladi.
O sezon Efes Pilsen`in tek bir hedefi vardi: Suproleague`de Final-Four oynamak. Mehmet de bu hedef dogrultusunda Efes Pilsen`in önemli kozlarindan bir tanesi olacakti. Ancak bu önemli koz, antrenör Oktay Mahmuti tarafindan her nasilsa derhal kenara aliniverdi. Mehmet Suproleague`de 8.9 sayi-6.2 ribaund ortalamalari ile oynarken, Efes Pilsen de Final-Four hedefine ulasiyor ve Avrupa`da 3. oluyordu. Diger yanda ise Türkiye Ligi sampiyonlugu finalde Ülkerspor`a kaybedildi. Ancak Türkiye Kupasi Dörtlü Finali`nde üstün bir performans sergileyen Mehmet, hem ardi ardina 3. kez Kupayi havaya kaldiriyor hem de üst üste 2. kez Dörtlü Final`in “En degerli oyuncu“su seçiliyordu.
Sezon bittiginde Mehmet`e yine tatil yoktu. Yorucu bir deneme idmani (workout) trafiginin ardindan görüldü ki Mehmet`in ilk turda seçilme sansi, Efes Pilsen`de ilk bes baslamamis olmasindan dolayi önemli derecede azalmisti. Ancak idmanlardaki ve denemelerdeki basarili performansi o`na hep hayalini kurdugu rüyanin ilk turda olmasa dahi gerçeklesecegi güvencesini veriyordu. Bir dizi çok yorucu ancak bir o kadar da etkileyici ve basarili geçen deneme idmaninin ardindan Mehmet Okur Türkiye`ye dönmeye hazirdi. Detroit Pistons takiminin uluslararasi yetenek avcisi Tony Ronzone eski bir NBA yildizi olan kulüp baskani Joe Dumars`i, Mehmet`i seçmelerin yapilacagi günün sabahinda özel bir idmanda izlemeye ikna etti. Ronzone bir süredir Mehmet`i oldukça yakindan takip ediyordu ve o da birçok NBA gözlemcisi, genel menajeri ve baskani gibi Mehmet`in nasil olup da Efes Pilsen`de ve Milli Takim`da ilk bes baslamadigina anlam verememisti. Uzun lafin kisasi, Mehmet o sabah Joe Dumars`i, John Hammond`i, antrenör Rick Carlisle`i ve de kendisine bu firsati yaratan Ronzone`yi kaçirilmamasi gereken bir yetenek olduguna ikna etmeyi basardi. Mehmet o kadar etkileyici bir performans sergilemisti ki bu özel idmani seyreden eski “Bad Boy“ (1980`li yillarin sonunda NBA`de iki sampiyonluk kazanan ve “Bad Boys“ olarak anilan unutulmaz Detroit Pistons kadrosunun üyelerine takilan ad) Rick Mahorn, idmanin 15. dakikasinda Dumars`a giderek “Öyle görünüyor ki, adamini buldun“ demekten kendisini alamadi.
Sezon bittiginde Mehmet`e yine tatil yoktu. Yorucu bir deneme idmani (workout) trafiginin ardindan görüldü ki Mehmet`in ilk turda seçilme sansi, Efes Pilsen`de ilk bes baslamamis olmasindan dolayi önemli derecede azalmisti. Ancak idmanlardaki ve denemelerdeki basarili performansi o`na hep hayalini kurdugu rüyanin ilk turda olmasa dahi gerçeklesecegi güvencesini veriyordu. Bir dizi çok yorucu ancak bir o kadar da etkileyici ve basarili geçen deneme idmaninin ardindan Mehmet Okur Türkiye`ye dönmeye hazirdi. Detroit Pistons takiminin uluslararasi yetenek avcisi Tony Ronzone eski bir NBA yildizi olan kulüp baskani Joe Dumars`i, Mehmet`i seçmelerin yapilacagi günün sabahinda özel bir idmanda izlemeye ikna etti. Ronzone bir süredir Mehmet`i oldukça yakindan takip ediyordu ve o da birçok NBA gözlemcisi, genel menajeri ve baskani gibi Mehmet`in nasil olup da Efes Pilsen`de ve Milli Takim`da ilk bes baslamadigina anlam verememisti. Uzun lafin kisasi, Mehmet o sabah Joe Dumars`i, John Hammond`i, antrenör Rick Carlisle`i ve de kendisine bu firsati yaratan Ronzone`yi kaçirilmamasi gereken bir yetenek olduguna ikna etmeyi basardi. Mehmet o kadar etkileyici bir performans sergilemisti ki bu özel idmani seyreden eski “Bad Boy“ (1980`li yillarin sonunda NBA`de iki sampiyonluk kazanan ve “Bad Boys“ olarak anilan unutulmaz Detroit Pistons kadrosunun üyelerine takilan ad) Rick Mahorn, idmanin 15. dakikasinda Dumars`a giderek “Öyle görünüyor ki, adamini buldun“ demekten kendisini alamadi.
Mehmet ayni aksam New York`daki ünlü Madison Square Garden Salonu`nda yapilan Draft gecesine (seçmeye) katildi.
ilk turda 9. siradan seçme hakkina sahip olan Detroit Pistons Rodney White`i seçti. Pistons`li yöneticiler ikinci tur 38. siradaki ikinci seçme haklari geldiginde Mehmet`in çoktan seçilmis olacagindan eminlerdi. Ancak ne zaman ki; Boston Celtics 11. siradan Kerick Brown`i, Orlando Magic 15. siradan Steven Hunter`i, Charlotte Hornets 16. siradan Kirk Haston`i, Toronto Raptors 17. siradan Michael Bradley`i,
New Jersey Nets 18. siradan Jason Collins`i ve de Houston Rockets 34. siradan Terence Morris`i seçti, Pistons da 38. siradaki hakkini halen bosta olan Mehmet için kullanma sansini yakaladi.
NBA Seçmeleri tamamlandiktan sonra Mehmet ertesi gün Detroit`te Baskan Joe Dumars ve Pistons`in ilk tur seçimi Rodney White ile birlikte bir basin toplantisina katildi. Detroit kulübünün Mehmet ile derhal sözlesme imzalamak ve o`nu bir sonraki sezon Pistons formasi giyerken görmek istedigi açikti. Ancak Mehmet bu kez gerçekten ilk bes baslayacagi bir sezonun kendisine büyük artilar getirecegi inanciyla hareket ederek Efes Pilsen ile 1 yillik kontrat imzalamak üzere Türkiye`ye döndü.
O yaz Türk basketbol tarihi için unutulmazdi. Türkiye ev sahipligi yaptigi 32. Avrupa Basketbol sampiyonasi`nda, tam 10 yildir Turgay Demirel`in hayal ettigi, planladigini gerçeklestirdi ve Sirbistan-Karadag`in ardindan 2. oldu ve gümüs madalya kazandi. Mehmet, Hirvatistan maçinda ayak bilegini burkmasina ragmen turnuva boyunca iyi oynadi. Milli Takim kariyerinde ilk kez Ankara`daki ispanya maçinda sahaya ilk beste çikan Mehmet, Joe Dumars`in da izledigi ölüm kalim maçinda Pau Gasol`a karsi inanilmaz bir performans sergiledi. Dumars`i kendisini seçerek dogru tercih yaptigina ikna eden Mehmet, o`nun istanbul`daki ikinci tur maçlarini izlemesine gerek birakmadi. Dumars o günlerde ulusal bir kanalimiza verdigi demeçte “Buraya görmeye geldigimi gördüm“ diye konustu. Gümüs madalyaya olan katkisinin ardindan Mehmet, Efes Pilsen`de sonraki günlerde Türk basketbol tarihinin en iyi pota alti ikililerinden bir tanesini olusturacagi yeni takim arkadasi Kaspars Kambala`nin yanindaki ve ilk besteki yerini garanti altina aldi. Türkiye Kupasi`ni ve Lig sampiyonlugunu kazandiklari o sezon Mehmet 13.5 sayi-8.5 ribaund-1.5 asist-1.0 top çalma ortalamalarina ulasti. Her ne kadar Efes Pilsen`in Avrupa`da bir kez daha Final-Four oynama hedefi gerçeklesmediyse de, Mehmet Euroleague`de 12.1 sayi-6.6 ribaund-1.1 blok ortalamalariyla oynadi.
O yaz Indianapolis`te düzenlenecek olan 14. Dünya sampiyonasi Türkiye için çok önemliydi. 2001 Avrupa sampiyonasi`nda kazanilan gümüs madalyanin ardindan Türkiye simdi gücünü tüm dünyaya göstermek istiyordu. Ancak Türkiye sampiyonayi ilk 4 içerisinde bitirme hedefine ulasamadi. Milli Takimimiz sampiyonun hemen basinda Porto Riko ve Brezilya`ya karsi kilpayi kaybettigi maçlar sonrasinda tam anlamiyla toparlanamadi. Özellikle Brezilya maçinda galibiyeti avucunun içerisindeyken kaçiran Millilerimiz bu iki maçi kaybetmenin moral bozuklugunu uzun süre üzerlerinden atamadilar. 12 Dev Adam`in Indianapolis`te hedefine ulasamamis oldugu gerçegine karsin Mehmet Okur bireysel anlamda büyük bir basariya imza atti. Genç oyuncu maç basina 17.3 sayi-6.6 ribaund üreterek ve %55`lik isabet yüzdesi ile Dünya sampiyonasi`nin en iyi 10 oyuncusundan bir tanesi olarak gösterildi.
O yaz Mehmet, Orlando Yaz Ligi`ndeki etkileyici perfor-mansinin ardindan Detroit Pistons ile 2 yillik ve $2.1 milyon degerinde bir kontrat imzaladi.
NBA`deki ilk sezonunda 72 maçta görev yapan, toplam 1366 dakika forma giyen, 9 maça ilk beste baslayan ve maç basina 6.9 sayi-4.7 ribaund-1.0 asist üreten Mehmet takimiyla birlikte Dogu Konferansi Finalleri`nde mücadele etti. Memo artik NBA çevrelerinde de konusuldugu üzere 50 galibiyet ile sezonu Merkez Grubu lideri olarak tamamlayan Detroit Pistons takiminin en önemli parçalarindan bir tanesiydi.
Mehmet ve çaylak takim arkadasi Tayshaun Prince sergiledikleri performans ve gösterdikleri potansiyel ile baskan Joe Dumars`i ve genel menajer John Hammond`i 2003-04 sezonunda daha fazla sorumluluk alabilecekleri konusunda ikna etmislerdi.
O yaz Türk Milli Takimi isveç`teki 33. Avrupa sampiyonasi`nda yeniden kendisini gösterme firsatina sahipti.
Artik Mehmet`in ikinci sezonu için zorlu NBA`e geri dönüs zamani gelmisti. Bu arada Mehmet`in o yaz ünlü bir manken ve oyuncu olan Yeliz Çaliskan ile baslayan arkadasligi kisa süre içerisinde farkli bir boyut kazanmis ve çift daha sonra 2004 yazi için evlilik karari almislardi.
O yaz Indianapolis`te düzenlenecek olan 14. Dünya sampiyonasi Türkiye için çok önemliydi. 2001 Avrupa sampiyonasi`nda kazanilan gümüs madalyanin ardindan Türkiye simdi gücünü tüm dünyaya göstermek istiyordu. Ancak Türkiye sampiyonayi ilk 4 içerisinde bitirme hedefine ulasamadi. Milli Takimimiz sampiyonun hemen basinda Porto Riko ve Brezilya`ya karsi kilpayi kaybettigi maçlar sonrasinda tam anlamiyla toparlanamadi. Özellikle Brezilya maçinda galibiyeti avucunun içerisindeyken kaçiran Millilerimiz bu iki maçi kaybetmenin moral bozuklugunu uzun süre üzerlerinden atamadilar. 12 Dev Adam`in Indianapolis`te hedefine ulasamamis oldugu gerçegine karsin Mehmet Okur bireysel anlamda büyük bir basariya imza atti. Genç oyuncu maç basina 17.3 sayi-6.6 ribaund üreterek ve %55`lik isabet yüzdesi ile Dünya sampiyonasi`nin en iyi 10 oyuncusundan bir tanesi olarak gösterildi.
2003-04 sezonu Mehmet ya da artik NBA`de anilmaya baslandigi adiyla “Memo“ için çok da kolay olmayacakti. Takimda yasanan antrenör degisikligi sonrasinda Rick Carlisle`in yerini Larry Brown almisti ve bu Mehmet için yeni bir uyum süreci anlamina geliyordu. Tecrübeli pivot Elden Campbell`in takima katilmasiyla birlikte Memo`nun ilk bes hayalleri yine çabucak suya düsmüs gibi görünüyordu. Fakat Memo kenardan gelmeyi kabullenerek ve çalismaktan bir an olsun vazgeçmeyerek azmini korudu ve kendisini kisa bir zaman sonra da ilk beste buluverdi. Pistons kulübünün tarihine altin harflerle yazilan 13 maçlik galibiyet serisi de Mehmet`in ilk bes oynadigi dönemde yakalandi. Ancak sezon ilerledikçe takimin hedefi de degismeye basladi. Yildizlari her geçen gün biraz daha parlayan Mehmet ve Tayshaun Prince`e, ve de 2004 NBA Seçmelerinde 2. siradan seçilen Sirp pivot Darko Milicic`e tecrübe kazandirmak, sorumluluk vermek ve onlari gelecege hazirlamak anlayisi sezon ilerledikçe yerini yavas yavas daha büyük hedeflere ve beklentilere birakti.
Rasheed Wallace, Lindsey Hunter ve Mike James`i almak için yapilan takas takimin en azindan Dogu sampiyonlugu için mücadele edeceginin ve NBA sampiyonlugunu umut ettiginin habercisiydi. Wallace x 2 kombinasyonunun yaptigi ani etki ile takim bir baska önemli rekora imza atti. Pistons, ardi ardina 7 maçta da rakiplerini 70 sayi barajinin altinda tutmayi basarmisti. Memo bu durumda yeniden yeni oldugu kadar da eski rolüne soyundu ve kenarda beklemeye basladi. Takimda islerin yolunda gitmesi o`nun için de bu durumu biraz olsun kolaylastirdi. 54 galibiyet kazandiktan ve Merkez Grubu`nu Indiana Pacers`in ardindan 2. sirada tamamladiktan sonra Detroit Pistons, gözünü play-off`lara dikti. Sezon içerisinde 71 maçta görev yapan Memo 33 maçta sahaya ilk beste çikmis ve maç basina 9.6 sayi-5.9 ribaund-1.0 asist-0.9 blok üretmisti. istatistiklerinde görülen hatiri sayilir yükselmenin yansira; sut, serbest atis ve de 3 sayi sut yüzdelerini de etkileyici düzeyde yükseltmeyi basaran Memo, bu performansiyla birçok takimin da dikkatini çekmeyi basardi. Her ne kadar eski antrenörü Rick Carlisle, Memo`nun dis sutlardaki basarisini dikkate alarak o`nun bu özelliginden çogu zaman faydalanma yoluna gittiyse de, Larry Brown neredeyse Memo`ya 3 sayilik sut atmasini yasaklayan ve o`nu daha çok sirti dönük oynamaya iten bir anlayis içerisinde oldu. Birbirinden çok farkli iki mentalite arasindaki bu geçisi yapmak Memo için pek de kolay olmadi. Çünkü Oyak Renault`taki ilk günlerden itibaren dis sutlar o`nun en büyük silahlarindan bir tanesi olmustu. Bununla beraber Memo kariyeri boyunca 2. Lig`den Türkiye`nin en iyi takimlarina ve Milli Takim`a kadar nerede oynadiysa oynasin her zaman “önce takim“ zihniyetine sahip olmustu. Memo iste tam da bu nedenle, 3 uzatmaya giden bir maçta, üstelik de rakip takimin 4 uzunu birden faul limitini doldurarak oyun disinda kalmis olmasina ragmen, sadece 8 dakika süre aliyor olsa dahi, halen antrenörünün kararina saygi duydugunu söyleyebiliyor. Böylesine bir durumda dahi dogrulari konusacak bir kisilige sahip olmasinin yani sira, ayni zamanda takiminin iyiligi ve çikari için dogru olduguna inandigi seyleri söyleyebilecek ve yapacak kadar olgun ve sadik oldugunu da en güzel sekilde gösteriyor.
Memo 2004 yilinda Detroit Pistonsla sampiyonluk sevinci ayrica nba'in prestiji sampiyonluk yüzügünü almaya hak kazandi. 2005 yilinda 50 milyon dolarlik rekor bir ücretle Utah Jazz takimina transfer oldu. Kariyerine NBA'de devam ediyor.
Nimet Hanim, Mehmet neredeyse 2 yasina geldiginde doktorlarin verdigi bir haberle sarsildi. Doktorlar küçük Mehmet`in astim oldugunu söylemisti. Derin bir üzüntü yasayan Nimet Hanim buna ragmen yilmadi ve bir an önce oglunu bu hastaliktan kurtarabilmenin arayisina girdi. Aile çevresinde astimi olan bir akraba bulan Nimet Hanim, ondan saf zeytinyagina yatirilmis “damla sakizinin Mehmet`e iyi gelebilecegini ögrendi. Saf zeytinyaginda tam sekiz gün dinlendirdigi damla sakizini dokuzuncu gün koca bir kasikla küçük Mehmet`ine verdi. Bu mucize iksir(!)in yarattigi sonuç ise formülü veren kisiyi dahi hayrete düsürecek nitelikteydi. Mehmet`in vücudu mümkün olan her sekilde solunum yollarindaki balgami disari atiyordu. Nimet Okur o günü oglunun yeniden dogdugu gün olarak ilan etti. Artik saglik problemlerinden kurtulmus olan Mehmet, günde ortalama 4 litre taze süt içiyordu. Mehmet`in her geçen gün artan istahi da heybetli bedenine ihanet etmiyordu. Sürekli büyükannesine giderek annesinin hazirladigi porsiyonlarin kendisine yetmediginden yakinan Mehmet, daha fazlasini istiyordu. Ne var ki kazandigi enerjiyi derslerine kafa yorarak degil, Atari salonlarinda vakit geçirerek harciyordu.
O dönemde popüler olmaya baslayan NBA (A.B.D. Ulusal Basketbol Ligi) maçlarini seyretmeye ve gelismeleri takip etmeye çalisiyordu. Devlet televizyonu “TRT“ bazen NBA maçlarini ekrana getiriyor ve Mehmet de bu maçlari izliyordu. NBA maçlarini izlemesine ragmen gerçek bir basketbol maçinda yer almak Mehmet için birbirinden çok farkli iki olguydu. Ancak Mehmet televizyondan ögrendiklerini bir gün sokakta uygulamaya çalisirken Orhan Gazi Göktas fabrikalari basketbol antrenörü Ahmet Bey`in dikkatini çekti. Mehmet`te büyük bir potansiyel oldugunu fark eden tecrübeli antrenör Mehmet`in takimiyla birlikte idmanlara çikmasini sagladiYeteneginin yani sira, 14 yasina basmaya hazirlanan Mehmet`in neredeyse 1.92 metreyi bulan boyu da fark edilmeye baslandi. Abdullah Okur da artik futbolun sadik bir Fenerbahçe taraftari olmanin ötesinde Mehmet`in geleceginde bir yere sahip olamayacagini anlamisti..
Mehmet kendisine olan güvenini arttiriyor ve oyununu gelistirmeye devam ediyordu.
Ancak seçmelerin hemen öncesinde Mehmet , en azindan bir sezon ilk bes oynama tecrübesini yasamak için Tofas`ta kalmaya, en dogru tercihin bu olduguna ve seçmelere bir sonraki yaz girmeye karar verdi. Bu mükemmel planda sadece bir sey ters gitti. Türkiye`de spor camiasini sok eden bir kararla Tofas kulübü basketbol subesini kapatma karari aldi. O sezon ilk bes baslayacak olmanin heyecani içerisinde olan Mehmet de böylece bir anda takimsiz kalmis oldu. Avrupa`dan üst düzey takimlarin ilgilendigi Mehmet, NBA seçmeleri sadece 1 yil uzaktayken Avrupa`da yeni bir maceraya atilmanin riskli olacagina karar verdi. Türkiye`deki takimlar da Mehmet`e yakin ilgi gösteriyordu. Ve sonunda Mehmet, Efes Pilsen ile 1 yillik kontrat imzaladi.
O sezon Efes Pilsen`in tek bir hedefi vardi: Suproleague`de Final-Four oynamak. Mehmet de bu hedef dogrultusunda Efes Pilsen`in önemli kozlarindan bir tanesi olacakti. Ancak bu önemli koz, antrenör Oktay Mahmuti tarafindan her nasilsa derhal kenara aliniverdi. Mehmet Suproleague`de 8.9 sayi-6.2 ribaund ortalamalari ile oynarken, Efes Pilsen de Final-Four hedefine ulasiyor ve Avrupa`da 3. oluyordu. Diger yanda ise Türkiye Ligi sampiyonlugu finalde Ülkerspor`a kaybedildi. Ancak Türkiye Kupasi Dörtlü Finali`nde üstün bir performans sergileyen Mehmet, hem ardi ardina 3. kez Kupayi havaya kaldiriyor hem de üst üste 2. kez Dörtlü Final`in “En degerli oyuncu“su seçiliyordu.
Sezon bittiginde Mehmet`e yine tatil yoktu. Yorucu bir deneme idmani (workout) trafiginin ardindan görüldü ki Mehmet`in ilk turda seçilme sansi, Efes Pilsen`de ilk bes baslamamis olmasindan dolayi önemli derecede azalmisti. Ancak idmanlardaki ve denemelerdeki basarili performansi o`na hep hayalini kurdugu rüyanin ilk turda olmasa dahi gerçeklesecegi güvencesini veriyordu. Bir dizi çok yorucu ancak bir o kadar da etkileyici ve basarili geçen deneme idmaninin ardindan Mehmet Okur Türkiye`ye dönmeye hazirdi. Detroit Pistons takiminin uluslararasi yetenek avcisi Tony Ronzone eski bir NBA yildizi olan kulüp baskani Joe Dumars`i, Mehmet`i seçmelerin yapilacagi günün sabahinda özel bir idmanda izlemeye ikna etti. Ronzone bir süredir Mehmet`i oldukça yakindan takip ediyordu ve o da birçok NBA gözlemcisi, genel menajeri ve baskani gibi Mehmet`in nasil olup da Efes Pilsen`de ve Milli Takim`da ilk bes baslamadigina anlam verememisti. Uzun lafin kisasi, Mehmet o sabah Joe Dumars`i, John Hammond`i, antrenör Rick Carlisle`i ve de kendisine bu firsati yaratan Ronzone`yi kaçirilmamasi gereken bir yetenek olduguna ikna etmeyi basardi. Mehmet o kadar etkileyici bir performans sergilemisti ki bu özel idmani seyreden eski “Bad Boy“ (1980`li yillarin sonunda NBA`de iki sampiyonluk kazanan ve “Bad Boys“ olarak anilan unutulmaz Detroit Pistons kadrosunun üyelerine takilan ad) Rick Mahorn, idmanin 15. dakikasinda Dumars`a giderek “Öyle görünüyor ki, adamini buldun“ demekten kendisini alamadi.
Sezon bittiginde Mehmet`e yine tatil yoktu. Yorucu bir deneme idmani (workout) trafiginin ardindan görüldü ki Mehmet`in ilk turda seçilme sansi, Efes Pilsen`de ilk bes baslamamis olmasindan dolayi önemli derecede azalmisti. Ancak idmanlardaki ve denemelerdeki basarili performansi o`na hep hayalini kurdugu rüyanin ilk turda olmasa dahi gerçeklesecegi güvencesini veriyordu. Bir dizi çok yorucu ancak bir o kadar da etkileyici ve basarili geçen deneme idmaninin ardindan Mehmet Okur Türkiye`ye dönmeye hazirdi. Detroit Pistons takiminin uluslararasi yetenek avcisi Tony Ronzone eski bir NBA yildizi olan kulüp baskani Joe Dumars`i, Mehmet`i seçmelerin yapilacagi günün sabahinda özel bir idmanda izlemeye ikna etti. Ronzone bir süredir Mehmet`i oldukça yakindan takip ediyordu ve o da birçok NBA gözlemcisi, genel menajeri ve baskani gibi Mehmet`in nasil olup da Efes Pilsen`de ve Milli Takim`da ilk bes baslamadigina anlam verememisti. Uzun lafin kisasi, Mehmet o sabah Joe Dumars`i, John Hammond`i, antrenör Rick Carlisle`i ve de kendisine bu firsati yaratan Ronzone`yi kaçirilmamasi gereken bir yetenek olduguna ikna etmeyi basardi. Mehmet o kadar etkileyici bir performans sergilemisti ki bu özel idmani seyreden eski “Bad Boy“ (1980`li yillarin sonunda NBA`de iki sampiyonluk kazanan ve “Bad Boys“ olarak anilan unutulmaz Detroit Pistons kadrosunun üyelerine takilan ad) Rick Mahorn, idmanin 15. dakikasinda Dumars`a giderek “Öyle görünüyor ki, adamini buldun“ demekten kendisini alamadi.
Mehmet ayni aksam New York`daki ünlü Madison Square Garden Salonu`nda yapilan Draft gecesine (seçmeye) katildi.
ilk turda 9. siradan seçme hakkina sahip olan Detroit Pistons Rodney White`i seçti. Pistons`li yöneticiler ikinci tur 38. siradaki ikinci seçme haklari geldiginde Mehmet`in çoktan seçilmis olacagindan eminlerdi. Ancak ne zaman ki; Boston Celtics 11. siradan Kerick Brown`i, Orlando Magic 15. siradan Steven Hunter`i, Charlotte Hornets 16. siradan Kirk Haston`i, Toronto Raptors 17. siradan Michael Bradley`i,
New Jersey Nets 18. siradan Jason Collins`i ve de Houston Rockets 34. siradan Terence Morris`i seçti, Pistons da 38. siradaki hakkini halen bosta olan Mehmet için kullanma sansini yakaladi.
NBA Seçmeleri tamamlandiktan sonra Mehmet ertesi gün Detroit`te Baskan Joe Dumars ve Pistons`in ilk tur seçimi Rodney White ile birlikte bir basin toplantisina katildi. Detroit kulübünün Mehmet ile derhal sözlesme imzalamak ve o`nu bir sonraki sezon Pistons formasi giyerken görmek istedigi açikti. Ancak Mehmet bu kez gerçekten ilk bes baslayacagi bir sezonun kendisine büyük artilar getirecegi inanciyla hareket ederek Efes Pilsen ile 1 yillik kontrat imzalamak üzere Türkiye`ye döndü.
O yaz Türk basketbol tarihi için unutulmazdi. Türkiye ev sahipligi yaptigi 32. Avrupa Basketbol sampiyonasi`nda, tam 10 yildir Turgay Demirel`in hayal ettigi, planladigini gerçeklestirdi ve Sirbistan-Karadag`in ardindan 2. oldu ve gümüs madalya kazandi. Mehmet, Hirvatistan maçinda ayak bilegini burkmasina ragmen turnuva boyunca iyi oynadi. Milli Takim kariyerinde ilk kez Ankara`daki ispanya maçinda sahaya ilk beste çikan Mehmet, Joe Dumars`in da izledigi ölüm kalim maçinda Pau Gasol`a karsi inanilmaz bir performans sergiledi. Dumars`i kendisini seçerek dogru tercih yaptigina ikna eden Mehmet, o`nun istanbul`daki ikinci tur maçlarini izlemesine gerek birakmadi. Dumars o günlerde ulusal bir kanalimiza verdigi demeçte “Buraya görmeye geldigimi gördüm“ diye konustu. Gümüs madalyaya olan katkisinin ardindan Mehmet, Efes Pilsen`de sonraki günlerde Türk basketbol tarihinin en iyi pota alti ikililerinden bir tanesini olusturacagi yeni takim arkadasi Kaspars Kambala`nin yanindaki ve ilk besteki yerini garanti altina aldi. Türkiye Kupasi`ni ve Lig sampiyonlugunu kazandiklari o sezon Mehmet 13.5 sayi-8.5 ribaund-1.5 asist-1.0 top çalma ortalamalarina ulasti. Her ne kadar Efes Pilsen`in Avrupa`da bir kez daha Final-Four oynama hedefi gerçeklesmediyse de, Mehmet Euroleague`de 12.1 sayi-6.6 ribaund-1.1 blok ortalamalariyla oynadi.
O yaz Indianapolis`te düzenlenecek olan 14. Dünya sampiyonasi Türkiye için çok önemliydi. 2001 Avrupa sampiyonasi`nda kazanilan gümüs madalyanin ardindan Türkiye simdi gücünü tüm dünyaya göstermek istiyordu. Ancak Türkiye sampiyonayi ilk 4 içerisinde bitirme hedefine ulasamadi. Milli Takimimiz sampiyonun hemen basinda Porto Riko ve Brezilya`ya karsi kilpayi kaybettigi maçlar sonrasinda tam anlamiyla toparlanamadi. Özellikle Brezilya maçinda galibiyeti avucunun içerisindeyken kaçiran Millilerimiz bu iki maçi kaybetmenin moral bozuklugunu uzun süre üzerlerinden atamadilar. 12 Dev Adam`in Indianapolis`te hedefine ulasamamis oldugu gerçegine karsin Mehmet Okur bireysel anlamda büyük bir basariya imza atti. Genç oyuncu maç basina 17.3 sayi-6.6 ribaund üreterek ve %55`lik isabet yüzdesi ile Dünya sampiyonasi`nin en iyi 10 oyuncusundan bir tanesi olarak gösterildi.
O yaz Mehmet, Orlando Yaz Ligi`ndeki etkileyici perfor-mansinin ardindan Detroit Pistons ile 2 yillik ve $2.1 milyon degerinde bir kontrat imzaladi.
NBA`deki ilk sezonunda 72 maçta görev yapan, toplam 1366 dakika forma giyen, 9 maça ilk beste baslayan ve maç basina 6.9 sayi-4.7 ribaund-1.0 asist üreten Mehmet takimiyla birlikte Dogu Konferansi Finalleri`nde mücadele etti. Memo artik NBA çevrelerinde de konusuldugu üzere 50 galibiyet ile sezonu Merkez Grubu lideri olarak tamamlayan Detroit Pistons takiminin en önemli parçalarindan bir tanesiydi.
Mehmet ve çaylak takim arkadasi Tayshaun Prince sergiledikleri performans ve gösterdikleri potansiyel ile baskan Joe Dumars`i ve genel menajer John Hammond`i 2003-04 sezonunda daha fazla sorumluluk alabilecekleri konusunda ikna etmislerdi.
O yaz Türk Milli Takimi isveç`teki 33. Avrupa sampiyonasi`nda yeniden kendisini gösterme firsatina sahipti.
Artik Mehmet`in ikinci sezonu için zorlu NBA`e geri dönüs zamani gelmisti. Bu arada Mehmet`in o yaz ünlü bir manken ve oyuncu olan Yeliz Çaliskan ile baslayan arkadasligi kisa süre içerisinde farkli bir boyut kazanmis ve çift daha sonra 2004 yazi için evlilik karari almislardi.
O yaz Indianapolis`te düzenlenecek olan 14. Dünya sampiyonasi Türkiye için çok önemliydi. 2001 Avrupa sampiyonasi`nda kazanilan gümüs madalyanin ardindan Türkiye simdi gücünü tüm dünyaya göstermek istiyordu. Ancak Türkiye sampiyonayi ilk 4 içerisinde bitirme hedefine ulasamadi. Milli Takimimiz sampiyonun hemen basinda Porto Riko ve Brezilya`ya karsi kilpayi kaybettigi maçlar sonrasinda tam anlamiyla toparlanamadi. Özellikle Brezilya maçinda galibiyeti avucunun içerisindeyken kaçiran Millilerimiz bu iki maçi kaybetmenin moral bozuklugunu uzun süre üzerlerinden atamadilar. 12 Dev Adam`in Indianapolis`te hedefine ulasamamis oldugu gerçegine karsin Mehmet Okur bireysel anlamda büyük bir basariya imza atti. Genç oyuncu maç basina 17.3 sayi-6.6 ribaund üreterek ve %55`lik isabet yüzdesi ile Dünya sampiyonasi`nin en iyi 10 oyuncusundan bir tanesi olarak gösterildi.
2003-04 sezonu Mehmet ya da artik NBA`de anilmaya baslandigi adiyla “Memo“ için çok da kolay olmayacakti. Takimda yasanan antrenör degisikligi sonrasinda Rick Carlisle`in yerini Larry Brown almisti ve bu Mehmet için yeni bir uyum süreci anlamina geliyordu. Tecrübeli pivot Elden Campbell`in takima katilmasiyla birlikte Memo`nun ilk bes hayalleri yine çabucak suya düsmüs gibi görünüyordu. Fakat Memo kenardan gelmeyi kabullenerek ve çalismaktan bir an olsun vazgeçmeyerek azmini korudu ve kendisini kisa bir zaman sonra da ilk beste buluverdi. Pistons kulübünün tarihine altin harflerle yazilan 13 maçlik galibiyet serisi de Mehmet`in ilk bes oynadigi dönemde yakalandi. Ancak sezon ilerledikçe takimin hedefi de degismeye basladi. Yildizlari her geçen gün biraz daha parlayan Mehmet ve Tayshaun Prince`e, ve de 2004 NBA Seçmelerinde 2. siradan seçilen Sirp pivot Darko Milicic`e tecrübe kazandirmak, sorumluluk vermek ve onlari gelecege hazirlamak anlayisi sezon ilerledikçe yerini yavas yavas daha büyük hedeflere ve beklentilere birakti.
Rasheed Wallace, Lindsey Hunter ve Mike James`i almak için yapilan takas takimin en azindan Dogu sampiyonlugu için mücadele edeceginin ve NBA sampiyonlugunu umut ettiginin habercisiydi. Wallace x 2 kombinasyonunun yaptigi ani etki ile takim bir baska önemli rekora imza atti. Pistons, ardi ardina 7 maçta da rakiplerini 70 sayi barajinin altinda tutmayi basarmisti. Memo bu durumda yeniden yeni oldugu kadar da eski rolüne soyundu ve kenarda beklemeye basladi. Takimda islerin yolunda gitmesi o`nun için de bu durumu biraz olsun kolaylastirdi. 54 galibiyet kazandiktan ve Merkez Grubu`nu Indiana Pacers`in ardindan 2. sirada tamamladiktan sonra Detroit Pistons, gözünü play-off`lara dikti. Sezon içerisinde 71 maçta görev yapan Memo 33 maçta sahaya ilk beste çikmis ve maç basina 9.6 sayi-5.9 ribaund-1.0 asist-0.9 blok üretmisti. istatistiklerinde görülen hatiri sayilir yükselmenin yansira; sut, serbest atis ve de 3 sayi sut yüzdelerini de etkileyici düzeyde yükseltmeyi basaran Memo, bu performansiyla birçok takimin da dikkatini çekmeyi basardi. Her ne kadar eski antrenörü Rick Carlisle, Memo`nun dis sutlardaki basarisini dikkate alarak o`nun bu özelliginden çogu zaman faydalanma yoluna gittiyse de, Larry Brown neredeyse Memo`ya 3 sayilik sut atmasini yasaklayan ve o`nu daha çok sirti dönük oynamaya iten bir anlayis içerisinde oldu. Birbirinden çok farkli iki mentalite arasindaki bu geçisi yapmak Memo için pek de kolay olmadi. Çünkü Oyak Renault`taki ilk günlerden itibaren dis sutlar o`nun en büyük silahlarindan bir tanesi olmustu. Bununla beraber Memo kariyeri boyunca 2. Lig`den Türkiye`nin en iyi takimlarina ve Milli Takim`a kadar nerede oynadiysa oynasin her zaman “önce takim“ zihniyetine sahip olmustu. Memo iste tam da bu nedenle, 3 uzatmaya giden bir maçta, üstelik de rakip takimin 4 uzunu birden faul limitini doldurarak oyun disinda kalmis olmasina ragmen, sadece 8 dakika süre aliyor olsa dahi, halen antrenörünün kararina saygi duydugunu söyleyebiliyor. Böylesine bir durumda dahi dogrulari konusacak bir kisilige sahip olmasinin yani sira, ayni zamanda takiminin iyiligi ve çikari için dogru olduguna inandigi seyleri söyleyebilecek ve yapacak kadar olgun ve sadik oldugunu da en güzel sekilde gösteriyor.
Memo 2004 yilinda Detroit Pistonsla sampiyonluk sevinci ayrica nba'in prestiji sampiyonluk yüzügünü almaya hak kazandi. 2005 yilinda 50 milyon dolarlik rekor bir ücretle Utah Jazz takimina transfer oldu. Kariyerine NBA'de devam ediyor.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 85
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 44
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 14
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 38

