Fethi Polat 1
Fethi Polat
InfernoShade 1
InfernoShade
Psych0SoociaL 1
Psych0SoociaL
onur akbaş 1
onur akbaş
noisiv 1
noisiv
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
D 1
delimuratt
ShadowFon 1
ShadowFon
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle

Dirk Nowitzki

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan [ORmanC-ı-*
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 3
  • Görüntüleme Görüntüleme 436

[ORmanC-ı-*

Level 10
TM Üye
Üye
Katılım
25 Ağu 2009
Konular
1,288
Mesajlar
6,475
Reaksiyon Skoru
301
Altın Konu
0
TM Yaşı
16 Yıl 10 Ay
Başarım Puanı
205
MmoLira
-159
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

1930`lara dogru zamanda bir yolculuk yapiyoruz; Alman irki için Dogu`da hayat sahasi yaratma projesiyle II.Dünya Savasi`ni baslatmis ve Alman ordulari yildirim savaslariyla Avrupa`da hizla ilerlemekte. Müttefik ordularini gafil avlayan bu savas tarzinin en önemli parçasi ise müttefik kuvvetlerin tanklarina göre çok daha uzun mesafeli atislar yapabilen, çok daha hizli, çevik ve üstüne üstlük daha güçlü olan Alman panzerleriydi!! Bugün yine bir “Alman yapimi“ ortaligin tozunu atiyor. Tipki bir panzer gibi rakiplerini uzaktan yaptigi bombardimanlarla etkisiz hale getiriyor. Kuvvetinin yaninda hizli çevik ve yine bir panzer gibi neredeyse durdurulmasi imkansiz: Onun adi Dirk Nowitzki!!
Uluslararasi iliskilere giris I: Drazen Petrovic
O günlere bir kez daha dönüp baktigimizda birakin Avrupali oyunculari beyaz oyuncular bile NBA`de oynamak için oldukça büyük zorluklari asmak zorundaydilar. 80`li yillarin sonu 90`larin basinda NBA takimlari NCAA disinda kendilerine yeni bir oyuncu kaynagi arayisina girerek gözlerini Avrupa`ya ve oradaki büyük yildizlara çevirdi. 1986 draftinda Drazan Petrovic, Alexander Volkov, 1987 draftinda Sarunas Marculionis, ve 1989`da lige dahil olan Zarko Paspalj gibi Rus ve Yugoslav ekolünün basarili temsilcileri kendilerine NBA`de yer buldu. Onlarin açtigi kapidan, Vlade Divac, Dino Radja, Toni Kukoc, Sergei Bazarevich, Predrag Danilovic, Zan Tabak, Arvydas Sabonis gibi Avrupa`da büyük basarilara ulasmis oyuncular da daha sonra NBA`e adim attiklari halde yukarida saydigimiz isimlerden sadece Petrovic, Marculionis, Divac, Sabonis ve Kukoc az çok kendilerini kabul ettirebildi. Rahmetli Petrovic belki de kendisini daha da lirik bir efsane haline getiren o aci trafik kazasiyla sadece 29 yasinda hayata gözlerini yummasaydi NBA`deki ilk Avrupali süper yildiz mertebesine ulasmasi isten bile degildi. Tabii bu arada rahmetlinin ilk iki senesi, Kevin Duckworth gibi “kalaslara“ maksimum ilgiyi gösterip Petrovic`i kenarda unutan o zaman Portand`in bugün de Sacramento`nun sevgili coach`u Rick Adelman`in “garanticiligine“ kurban olmasaydi biz Petrovic`in o enfes basketbolunun keyfini Nets`teki günlerinden çok daha önce çikartmaya baslayacaktik. Tabii ki Petrovic, Drexler gibi bir süper stari takimdan kesemezdi ama Adelman, Petrovic`in hücumdaki yüksek sut yüzdesi ve mükemmel top hakimiyetini farkli rotasyonlar deneyerek çok daha verimli bir sekilde kullanabilirdi. Böylelikle Drazen Petrovic`i de andiktan sonra dilerseniz konumuza geri dönelim. NBA`e gelen Avrupalilarin en çok elestirildikleri nokta az savunma yapmalari, çok yumusak olmalari ve her seyden önce skoru düsünmeleriydi. Örnegin hatirlayacaksiniz Chicago-Utah final serilerinde Phil Jackson neredeyse eline geçen her firsatta Karl Malone karsisinda hücumda Toni Kukoc`u sahaya sürerken is savunmaya geldiginde Kukoc yerini hemen sevgili “savunma manyagimiz“ Dennis Rodman`a birakiyordu. Majesteleri Michael Jordan da Kukoc`u her firsatta savunma yapmadigi için elestiriyor, maç içinde onu ateslemek için kizdirmaya çalisiyordu. Hatta Kukoc`un daha çok et ve acili yiyecekler yiyerek agresif bir ruh haline bürünebilecegini iddia ederek beslenmesini bile elestiriyordu!.

Uluslararasi iliskilere Giris II: Avrupalilarin Yükselisi
Avrupalilarin ilk NBA çikartmasi beklenen basariyi gösteremezken 90 yillarin sonunda 2000`lerin basinda ikinci dalga da taarruz`a geçti. Peja Stojakovic, Dirk Nowitzki, Zelijko Rebreca, Zydrunas Ilgauskas, Jiri Welsch, Gordon Giricek, Tony Parker, Nikoloz Tskitisvilli, Bostjan Nachbar, Jake Tsakadilis, Vitally Potapenko, Radoslav Nestorovic, Marko Milic, Frederic Weis, Tariq-Abdul Wahad, Stanislav Medvedenko,Tony Parker, Mirsad Türkcan, Hido, Memo, Pau Gasol, Marko Jaric, Andrei Kirilenko gibi oyuncular kendilerini kanitlamak için NBA`deki parkeleri asindirdi. Peja ve Nowitzki su anda All-Star seviyesine gelerek süper starlik mertebesine ulasmis oyuncular. Ilgauskas`in All-Star deneyimi 5 dakikada Besiktas olarak özetlenebilirse de Ilgauskas da giderek kendini gelistirmekte. Tony Parker, Pau Gasol, Andrei Kirilenko ve Gordon Giricek ise çok büyük bir ihtimalle yakinda Peja ve Dirk`ün yaninda kendilerine yer bulacak. Bunlar sadece NBA`deki Avrupali oyuncularin bir kismi. Eger tüm uluslararasi oyunculari göz önüne alirsak bu hizla NBA, oyuncularin milletleri itibari ile BM`lerdeki ülke sayisini yakin bir zamanda yakalayacak. Eskiden özellikle oyun tarzi ve fiziksel güç açisindan Avrupa ile NBA arasinda büyük bir uçurumun varoldugu bir gerçekti. Ama Indianapolis`teki son dünya sampiyonasi gösterdi ki Avrupa ve NBA arasindaki fark gittikçe azalmakta. Hele Dirk Nowitzki MVP ödülünü kucakladigi zaman Larry Bird`ün emekli olurken yaptigi konusmayi hatirladim: “Bir gün mutlaka yeni bir Larry Bird, NBA`e gelecektir!!..“
Dirk Werner Nowitzki, 19 Haziran 1978 Wurzburg-Almanya`da dünyaya geldi. Dirk`ün annesi Helen Alman milli takimina kadar yükselmis bir basketbolcu, babasi Joerg ise profesyonel bir hentbol oyuncusuydu. Herhalde Nowitzki`nin spora olan yatkinligini biraz da genlere baglarsak çok da yanilmis olmayiz. Dirk`ün ailesiyle yaptigi küçük basketbol maçlari zamanla bir tutkuya dönüstü. Nowitzki neredeyse kendisine iskence edercesine durmadan basketbol çalisiyordu. Ama limitlerini ne kadar zorlarsa zorlasin kendisine ilham veren bir isim vardi. Her aksam basarabilecegini düsünerek, bir gün onun gibi olabilecegini hayal ederek uykuya daliyordu. Kim oldugunu merak ettiginiz bu oyuncu çogunuzun tahminlerimizin aksine ne Magic Johnson ne Larry Bird ne de Michael Jordan`di. Dirk gençliginde tam anlamiyla bir Pippen hayranina dönüsmüstü: “Almanya`da neredeyse haftada iki kez Bulls maçlarini gösterirlerdi. Ben de bu maçlari sürekli izlerdim. iste o zamanlarda Scottie`nin oyununa asik oldum. Basketbolu o kadar zarif oynuyordu ki. Hareketleri, post`ta yaptiklari, mükemmel savunmasi ve ne zaman isterse diledigi yerden sut atabilmesi büyüleyiciydi.
Geschwinder`den iskenceyi aratmayan antrenmanlar
Eski Alman milli takimi oyuncusu ve manevi babasi Holger Geschwinder`in koruyucu kanatlarinin altinda olgunlasan Nowitzki, kendisini günden güne gelistirdi. Geschwinder, 15 yasindan beri Dirk`ün hem kisisel antrenörlügünü hem de akil hocaligini yapmakta: “O olmasaydi bugün bulundugum yerde olamazdim. Bana nasil sut atmam, nasil hareket etmem, nasil oynamam gerektigini ögretti. Her seyimi ona borçluyum. O adeta benim ikinci babam gibi“. Geschwinder Nowiztki`yi egitirken gerçekten çok farkli metotlar kullandi. Mesela geçen sezon playoff`ta Nowitzki`nin savunmasini begenmeyince hemen ona özel bir eskrim kiyafeti diktirip bir Alman eskrimciden dersler aldirdi. Zavalli Nowitzki`nin yasadiklari bu kadarla kalsa yine iyi. Geschwinder onu amuda kaldirip tüm sahada yürütmekten tutun da tek ayagi üzerinde dakikalarca siçratmaya kadar bir çok degisik antrenman metodu uygulamakta. Her ne kadar Geschwinder`in metotlari ilk basta tuhaf gözükse de yaptigi her seyin bir nedeni var. Eskirim çalismasinin nedeni Nowitzki`nin ayak hareketlerini çabuklastirarak savunmada çabuk yer almasini saglamakti. Tek ayak üzerinde siçrama ve amuda kalkma hareketlerinin nedeni ise Dirk'ün eklemlerini daha sonra agirlik çalisirken alacagi kilo için hazirlamakti. Holger Geschwinder`e göre önce oyuncu çesitli tekniklerle güçlenmek zorunda ancak bundan sonra kaslar gelistirilebilir. Ve NBA`de çogu coach bunun tersini uyguluyor. Bu yüzden de oyuncular dengesiz gelisimleri nedeniyle sakatlanmakta. Geschwinder çogu kez Dirk`e agirlik çalistirmak isteyen coachlarla kapisarak onun fiziksel gelisiminin baltalanmasini engelledi. Belki de Dirk, bugün hantal bir pivot degil de adeta Bird`ün “millenyum versiyonu“ olmasini buna borçlu. Geschwinder`in bir diger amaci da Nowitzki`nin sadece fiziksel olarak degil ayni zamanda da zihinsel olarak gelismesiydi. Bunun için Dirk`e lisedeyken önce özel matematik ögretmenleri ayarladi. Nowitzki fiziksel olarak yorulup antrenman yapmak istemedigi zaman da Geschwinder hemen satranç tahtasini kaparak küçük “çekirgesine“ rakiplerinin hamleleri karsisinda nasil düsünmesi gerektigini felsefi yaklasimlarla ögretti. Nowitzki`nin yükselisi ise 1958`den beri dünyanin en yetenekli genç oyuncularini karsi karsiya getiren uluslararasi Albert Schweitzer Turnuvasi`nda (1996) oldu. Jermaine O`Neal ve Baron Davis`in sov yaptigi, Kevin Freeman`in ise skorer oyunu ile MVP seçildigi bu turnuvada siska, uzun boylu bu Alman da dikkatli gözler tarafindan yakin takibe alinmaya basladi.
Kendi sehrinin takimi DJK Wurzburg`da kariyerini baslatip gelistiren Dirk, 1997-98 sezonunda takimini Alman 2.liginde sampiyon yaparak 1.lige çikartti. Ayni yilin yaz aylarinda ise Nike Summit-Hoop turnuvasinda genç uluslararasi yildizlarin olusturdugu karma takima davet edilerek Amerikan karmasina karsi mücadele etti. Eminem üstadimizin da dedigi gibi “sans insanin karsisina belki hayati boyunca bir kez çikar“. Nowitzki iste karsisina çikan bu sansi en iyi sekilde kullanarak San Antonio`da oynanan maçi 33 sayi, 14 ribaund ve 3 top çalma ile tamamlarken karsilasmayi izleyen tüm scoutlari kendisine hayran birakiyordu.
Nowitzki kumari
Dirk Nowitzki 98 draftinda 9.siradan seçilip Dallas`a takas oldugunda yazarlarin kafasi karismisti. Nowitzki onlara göre alt tarafi Alman ikinci Ligi`nde oynayan bir veletti. Belki yetenekli olabilirdi ama Nike Hoop-Summit Turnuvasinda ve Avrupa`nin basketbolda pek de umursanmayan bir ülkesinin ikinci liginde biraz iyi oynadi diye bir oyuncunun NBA`de yildiz olabilecegi ihtimali kimsenin aklinin ucundan bile geçmiyordu. Traylor-Nowitzki takasi sonrasi kimi çok bilmis basketbol yazarlari Don Nelson`la dalga bile geçmisti. Herhalde bugün coach Nelson o yazilari eline alip okuyunca katila katila gülüyordur! Zaten Nelson, Nowitzki`yi en basindan itibaren ne kadar begendigini su sözleriyle kanitlamakta: “O benim bugüne kadar 19 yasinda gördügüm en iyi oyuncu. Eger seçimi ben yapsaydim kesinlikle onu birinci sirada seçerdim!“. Dilerseniz o yilki draftin ilk üç sirasinda seçilen isimleri yorum yapmadan bir hatirlayalim. 1.sirada L.A Clippers Michael Olowokandi`yi, 2.sirada Vancouver Mike Bibby`i, 3.siradaki Denver ise Raef LaFrentz`i seçmisti. Artik Don Nelson`in hakli olup olmadigini sizlere birakiyorum.
Cuban`li Dönem
Nowitzki NBA`deki kariyerine biran önce baslamak için sabirsizlaniyor olsa da NBA`de devam eden lock-out nedeniyle sezonun baslangiç tarihi bir türlü belirlenemiyordu. Bu kosullar altinda Nowitzki lig baslayana kadar Almanya`ya geri dönerek DJK Wurburg`da maçlara çikmaya karar verdi. Stern ve Ewing anlastiginda ise Nowitzki, Almanya`da 22.9 sayi ve 8.4 ribaund ortalamalariyla oynamaktaydi. Nowitzki, -Nelson`i elestiren gazetecileri sevindiren bir sekilde- aslinda çaylak sezonuna çok da parlak istatistiklerle baslamadi. En azindan bugün oldugu gibi büyük bir oyuncuya dönüsebilecegi tahmin edilemiyordu. Dirk, o sezon 47 maçta görev alirken yaklasik olarak maç basina sahada kaldigi 20.2 dakikada 8.2 sayi ve 3.4 ribaund ile oynamisti. Bu arada Michael Finley`nin çabalarina ragmen kötü gidis devam ediyor ve Mavs oynadigi 50 karsilasmanin 36`sindan maglup olarak ayriliyordu. Dallas Mavericks`in 1999-00 sezonuna da 9 galibiyet ve 23 maglubiyetle çok iyi bir baslangiç yaptigini söyleyemeyiz. Ama 14 Ocak 2000`de Marc Cuban`in takimi satin almasiyla beraber Dallas tarihinde de yeni bir sayfa açilacakti.

“Cuban gelince her seyi bastan asagi yeniledi. Bizim her seyimizle tam olarak ilgileniyordu ki yenilgi için hiçbir bahanemiz kalmasin. Bize kalan tek sey sahaya çikip rakiplerimizi yenmek. Yeni bir uçagimiz ve muhtesem bir salonumuz var. Ve Dallas adeta bizim için degiserek bir cennet haline geldi. Hayatimin en iyi günlerini yasiyorum ve her dakikasindan keyif almak istiyorum.“ Dirk Nowitzki

Cuban baskan Dallas sampiyon!!
Aslina bakarsaniz Dallas tarihini BC (Before Cuban- Cuban`dan önce) ve AC (After Cuban-Cuban`dan sonra) olarak kategorize edebiliriz. Eger Marc Cuban`i tek bir kelimeyle tanimlamamiz gerekirse “manyak“, “kaçik“, “çilgin“, “uçuk“ gibi sifatlardan önce kullanmamiz gereken ilk söz “dahi“ olurdu. Zaten ne derler bilirsiniz: “Delilik ile deha arasinda ince bir çizgi vardir“. Cuban da son yillarin en büyük bilgisayar dahilerinden birisi. 1983`te kurucusu oldugu Micro Solutions sirketini Compu Serve‘e yaptigi büyük satisla ünlendi. Sonraki yillarda Broadcast.com`da internet`in bir numarali multimedya araçlarini üretirken bu sirketini de dev bir anlasmayla 1995`te Yahoo`ya satarak milyonlarina milyon dolarlar katti ve Amerikanin en genç milyarderleri arasinda kendisine yer buldu. Cuban günümüzde büyük bir multimedya-network holdinginin patronu. Sahip oldugu sirketlerde bilgisayar teknolojisinden kablolu TV yayinina kadar bir çok alanda teknoloji üretilmekte. Tabii para basan bu sirketlerin basindaki Cuban da genç yasta gelen zenginligin keyfini sürmekte. Düsünsenize dünya üzerinde kaç insan nette dolasirken hosuna giden bir jeti 40 milyon$ ödeyerek internet üzerinden satin alir!! Cuban kablolu televizyonda kendisine ait gayet matrak bir televizyon sovuna da sahip bulunmakta. Bu arada geçtigimiz aylarda bir baska ilki gerçeklestirerek Full Throttle“ -yani Türkçe meali ile “tam gaz“ anlamina gelen- bir çizgi roman dizisinde Dallas`li oyuncularla birlikte dünyayi kötü güçlerden kurtarmakta. Tabii adamcagizda para bol saç saç bitmiyor. isin daha da komik yani Cuban isi azitarak derginin çizerleriyle beraber kitapçi kitapçi dolasarak bas rolde oldugu bu çizgi romani imzaliyor. Kim ne derse desin Cuban, bence NBA`in en eglenceli baskani ve en iyi baskanlarindan da birisi. Karizmasiyla kimi zaman takimi bile gölgelemekte. Hele David Stern`le giristigi laf dalaslari ve sonrasinda aldigi cezalar basli basina bir yazinin konusunu olusturmakta. Lüks vergisi karsisindaki umursamaz tavrindan ise burada bahsetmiyorum bile. Yalniz Cuban`in bir diger yönü daha var ki tüm kulüp yöneticilerimizin dikkatle okumasini rica ederim. Marc Cuban yilda bir kaç yüz milyon dolar vergi vermekte. Ama Espn`deki bir röportajinda “verdigi verginin 1 dolariyla bile toplum için bir kamu hizmeti saglandigini düsündükçe mutlu oldugunu.“ söyleyecek kadar da sorumlu bir vatandas!!
Dünya`nin MVP`si!!
Yalniz Nowitzki`ye 2002`nin yazinda da tatil yoktu. Bu kez de ülkemizde Avrupa Dördüncüsü olarak katilmaya hak kazandiklari Dünya Basketbol sampiyonasi için Almanya adina ter dökecekti. Nowitzki önce eleme gruplarinda Çin`e 30, Cezayir`e de 24 sayi atarak turnuvaya basladi. ABD`ye karsi oynadiklari maçta ise Almanya ilk iki periyotta tüm gücüyle direnmesine ragmen son periyotun basinda ABD`ye teslim oluyordu. Dirk ise ABD potalarina 34 sayi birakmisti. 2 galibiyet ve 1 maglubiyet alan Almanya, ikinci gruptan da Nowitzki`nin muhtesem performansinin devami sayesinde basariyla siyrilarak yari finale kadar ulasti. Ama turnuvanin “gerçek“ sampiyonu Arjantin`e 86-80 yenilince bu kez hedef Dünya üçüncülügü oldu. Turnuvanin en sempatik takimi Yeni Zelanda, her ne kadar karsilasma öncesinde “Ka Mate, Ka Mate, Ka Ora…“ diye bagirarak Maorilerin meshur Haka dansiyla Almanlarin gözünü korkutmaya çalissa da Sean Marks`in yoklugunda Almanya, Nowitzki`nin 29 sayisiyla bronz madalyayi kazandi. (117-94) Turnuvayi 24.0 sayi, 8.2 ribaund ve 2.0 blok ortalamasi ile tamamlayan Nowitzki, takimi sampiyon olmasa da bu kez hak ettigi MVP ödülüne kavusuyordu!
Dallas önüne gelen takimlarin çogunu imha ederek bu sezona basladi. NBA`in en çok maç kazanan 3.coachu Don Nelson ise sanki bir rüyada gibi: “Programi önden takip ediyoruz. Bir seyler olusturdugumuzun farkindaydim. Ama her seyin bu kadar hizli gelisecegini tahmin bile edemezdim“ diyerek durumu özetliyor. Dallas Mavericks 13-0`lik muhtesem sezon açilisi ile Boston Celtics (1957-1958, 14-0) , Washington Capitols (1948-49, 15-0) ve Houston Rockets`tan (1993-1994, 15-0) sonra NBA tarihinin en iyi baslangicini yapti. Yalniz bir hatirlatmada bulunalim, bu takimlarin hepsi en azindan finale kadar yükseldi. Asistan coach Del Harris`e göre Mavs, bugüne kadar NBA`in görmedigi, Detroit Pistons, Chicago Bulls ve Los Angeles Lakers karisimi bir eköl yaratmaya çalisiyor.
Dallas her ne kadar ligin sonuna dogru bir düsüs yasasa da Mavs, Bati`nin en önemli favorilerinden biri hatta kimilerine göre hala birincisi. Nash, Finley ve Nowitzki`yi birlikte izlemek ise ayri bir keyif. Hele 2.13`lük boyu, 109 kiloluk cüssesi ve uzun sari saçlariyla Germen Mitlerindeki simsek tanrisi Thor`u aratmayan Dirk Nowitzki, bu oyunu kesinlikle bir baska oynuyor. Thor`dan tek farki Mjolnir isimli büyülü bir çekiç yerine basketbol topuyla rakiplerini etkisiz hale getirmesi. Çok degil 15 yil önce; 2.13 boyunda, disaridan leblebi gibi üçlük atan, rahatlikla içeri drive edip, her yerden jump shot sokabilen üstüne üstlük gerekirse rahatlikla 3-4-5 numara oynayabilecek bir Avrupali süper yildizin varolabilecegi düsüncesi ancak ütopik bir oyuncu tanimlamasi olarak adlandirilabilirdi. insanlar belki onun yeteri kadar savunma yapamadigini söyleyebilirler. Yalniz unutulan bir sey var. Larry Bird çok mu büyük bir savunmaciydi? Kesinlikle hayir. Ama bir de Bird`ün kariyerini noktaladigi yere bakin. Nowitzki yeni bir Bird olsun ya da olmasin -ki belki Bird`den fazlasi bile olabilir- Bird hangi noktalara ulastiysa darisi Nowitzki`nin de basina…
 
Teşekkürler
 
Teşekkürler :ka19:
 
Teşşekürler. :)
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst