- Katılım
- 22 May 2009
- Konular
- 687
- Mesajlar
- 1,175
- Online süresi
- 7h 54m
- Reaksiyon Skoru
- 32
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 18 Gün
- Başarım Puanı
- 175
- MmoLira
- 11
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Oysa Polonya`ya ne hayallerle gelmiştik… Son maçımız bittiğinde madalyaları boynumuza takacak Türkiye olarak çifte bayram yapacak ülkemizde düzenlenecek 2010 Dünya Şampiyonası`na büyük bir özgüven tamamen rahatlamış beyinler ve yine madalya umuduyla çıkacaktık.
Ama olmadı işte…
Slovenya maçında sarsılan Yunanistan yenilgisiyle darmadağın olan ekibimiz Fransa`dan sonra Rusya karşısında da varlık gösteremedi 23 sayılık yenilgiyle şampiyonayı 8. olarak bitirdi.
Yani toplasan 4-5 tane gerçekten kaliteli takımın bulunduğu Polonya`da maçlara fırtına gibi başlayan iki finalistin de aralarında bulunduğu ilk 5 maçını kazanan takım bir anda sahadan silindi. Dünkü maçta akılda kalanlar rakibin inanılmaz üçlük yüzdesi bunu göre göre bizim onlara şut idmanı yaptırırmışcasına ortaya koyduğumuz savunma ve Türkiye maça 9-0 ile başladığında 3. dakikada mola alan rakip coach Blatt`ti… Mola neden aklımda kaldı diye düşünenlere şöyle bir açıklama yapayım; bizim ‘tecrübeli` coachumuz Tanjevic bir gün önce Fransa karşısında 19 sayılık fark erirken neden mola almadığı sorusuna “Yapacak bir şeyimiz yoktu“ yanıtını vermişti!
Rusya ise o molayla bizim hızını kesti ve 4 dakika sonra da öne geçtiği karşılaşmayı galip bitirdi. Yani rakibin ivme yakaladığı anlarda ‘sizin yapacak bir şeyiniz olmasa bile!!!` mola alıp oyuncularınıza nefes aldırmak en iyisi…
Aslında rakiplerin taktiklerine karşı yapacak bir şeyimizin olmadığını gösteren başka şeyler de vardı. Mesela bir gün önceki Fransa maçında alan savunmamız rakibi bir süre durdursa da bunu çözen Fransızlar bu savunmaya karşı attıkları kolay basketlerle salondan galip ayrıldı. Dün Rusya da işler kötü gidince alan savunmasına döndü ve neredeyse bütün maç bunu devam ettirdi. Ama biz bu savunmaya karşı hiçbir şey üretemedik maçı yine 70 sayıyı göremeden bitirdik.
Sonuç ne olursa olsun özellikle İspanya ve Sırbistan maçlarını büyük bir inatla kazanan bizlere unutulmaz anlar yaşatan oyuncularımızı tebrik etmeliyiz. Onlar canla başla mücadele etti tamamen kişisel beceri ve gayretleriyle bizleri mutlu etti.
Keşke kenardaki ‘kariyerli` coachumuzun da oyunculara kolay basketler attıracağı setleri onları motive edecek hamleleri yani yapacak bir şeyleri olsaydı o zaman bu yazı ne güzel biterdi!
Ama olmadı işte…
Slovenya maçında sarsılan Yunanistan yenilgisiyle darmadağın olan ekibimiz Fransa`dan sonra Rusya karşısında da varlık gösteremedi 23 sayılık yenilgiyle şampiyonayı 8. olarak bitirdi.
Yani toplasan 4-5 tane gerçekten kaliteli takımın bulunduğu Polonya`da maçlara fırtına gibi başlayan iki finalistin de aralarında bulunduğu ilk 5 maçını kazanan takım bir anda sahadan silindi. Dünkü maçta akılda kalanlar rakibin inanılmaz üçlük yüzdesi bunu göre göre bizim onlara şut idmanı yaptırırmışcasına ortaya koyduğumuz savunma ve Türkiye maça 9-0 ile başladığında 3. dakikada mola alan rakip coach Blatt`ti… Mola neden aklımda kaldı diye düşünenlere şöyle bir açıklama yapayım; bizim ‘tecrübeli` coachumuz Tanjevic bir gün önce Fransa karşısında 19 sayılık fark erirken neden mola almadığı sorusuna “Yapacak bir şeyimiz yoktu“ yanıtını vermişti!
Rusya ise o molayla bizim hızını kesti ve 4 dakika sonra da öne geçtiği karşılaşmayı galip bitirdi. Yani rakibin ivme yakaladığı anlarda ‘sizin yapacak bir şeyiniz olmasa bile!!!` mola alıp oyuncularınıza nefes aldırmak en iyisi…
Aslında rakiplerin taktiklerine karşı yapacak bir şeyimizin olmadığını gösteren başka şeyler de vardı. Mesela bir gün önceki Fransa maçında alan savunmamız rakibi bir süre durdursa da bunu çözen Fransızlar bu savunmaya karşı attıkları kolay basketlerle salondan galip ayrıldı. Dün Rusya da işler kötü gidince alan savunmasına döndü ve neredeyse bütün maç bunu devam ettirdi. Ama biz bu savunmaya karşı hiçbir şey üretemedik maçı yine 70 sayıyı göremeden bitirdik.
Sonuç ne olursa olsun özellikle İspanya ve Sırbistan maçlarını büyük bir inatla kazanan bizlere unutulmaz anlar yaşatan oyuncularımızı tebrik etmeliyiz. Onlar canla başla mücadele etti tamamen kişisel beceri ve gayretleriyle bizleri mutlu etti.
Keşke kenardaki ‘kariyerli` coachumuzun da oyunculara kolay basketler attıracağı setleri onları motive edecek hamleleri yani yapacak bir şeyleri olsaydı o zaman bu yazı ne güzel biterdi!


