-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
TGamesZeus 1
TGamesZeus
Best Studio 1
Best Studio
berkmenoo 1
berkmenoo
InfernoShade 1
InfernoShade
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Bvural41 1
Bvural41
onur akbaş 1
onur akbaş
Hikaye Ekle

Tarihselciliğin Sefaleti

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan FinaL07
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 16
  • Görüntüleme Görüntüleme 1K

FinaL07

Level 29
TM Üye
Üye
Katılım
2 Ara 2010
Konular
4,879
Mesajlar
29,092
Online süresi
1h 12m
Reaksiyon Skoru
1,484
Altın Konu
0
TM Yaşı
15 Yıl 6 Ay 18 Gün
Başarım Puanı
418
MmoLira
-295
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Karl R. Popper, bilim felsefesi, metodolojisi, bilgi teorisi (epistemoloji) ve siyaset felsefesi konularında yaptığı orijinal çalışmalarla bilinen günümüzün tanınmış filozoflarından biridir. Popper, bu çalışmalarında bir yandan quantum fiziği, relativist fizik, biyoloji gibi bilimlerde yapılan çalışmalardan yararlanıp bu çalışmaların felsefi yorumlarını ortaya koyarken, öte yandan 1. ve 2. dünya savaşlarını yaşayan bir kişi olarak bu savaşların getirdiği problemleri siyaset felsefesi içinde ele almıştır.

Psikoloji ve müzik, onun bilimsel bilginin gelişim problemini incelemesinde önemli rol oynamıştır. Popper’ı tanıtan ilk eserlerin konusu da bu problemle ilgilidir.
Popper’a göre bilimin özelliği, doğrulanabilir değil yanlışlanabilir olmaktır. Bilimsel teorilerin olgularla uygunluk içinde olmaları, olgular tarafından doğrulanabilmeleri de gerekir. Fakat bir teorinin bilimsel olma niteliği kazanabilmesi için, bu teorinin mevcut veya mümkün bir olgu tarafından yanlışlamaya açık olması, potansiyel olarak yanlışlanabilir olması gerekir. Bu bakımdan bilimsel olmanın ölçüsü olaylarla uygunluk yani doğrulanabilirlik değil, olgular tarafından çürütülebilirlik veya yanlışlanabilir olarak alınmalıdır.


Doğrulanabilirliği bilimsel teorilerin kriteri olarak almanın başka bir mahzurlu tarafı da vardır: bir teoriyle dile getirilen bir genellemenin bütün örneklerini gözleyebilmek umumiyetle mümkün olmaz.

Popper, anlam problemi yardımıyla bilimsel ifadeleri metafizik ifadelerden ayırmak yerine, bilimsel bir ifadenin bilimselmiş gibi duran sahte ifadelerden ayrılması üzerinde durmuştur.
Popper’a göre sınır-koyma bilimsel teorilerin temel özelliğidir. Çünkü her bilimsel teori, bir takım olguları açıklarken bir takım olguları da kapsam dışında tutar. Yani bazı olguların bir teorinin çerçevesi içinde alınması, yine aynı teori tarafından yasaklanır. Bilimsel bir teori ne kadar çok olguyu kapsamı dışında tutabiliyorsa, gücüde o oranda fazla demektir. Bilimsel teorilerin aksine sahte-bilimsel teoriler, hiçbir sınırlandırma yapmadan, geniş ve çeşitli olgu yığınını açıklamak amacı ve özelliğine sahiptir. Halbuki bilimsel bir teoriye bakıldığında hangi olguların teorinin kapsamı dışında kaldığını tespit etmek mümkündür.
Bilimsel teorilerin sınır-koyma özelliği, teorilerin bilgi veren içerikleriyle, diğer bir deyişle empirik içerikleriyle de ilgilidir.


Teoriler, zamanla ortaya çıkan ve teoriyle uyuşmayan çeşitli hadiselere karşı bir takım yardımcı ve ad hoc hipotezler yardımıyla bağışıklık kazanırlar. Bu suretle de yeni olgular karşısında başarıyla test edilmiş olurlar. Böyle bir başarı teoriye duyulan güvenin artmasına ve teoriye dogmatik olarak bağlanılmasına yol açar. Bu durum Popper’a göre gerek bilim öncesi bilgilerin gerekse bilimsel bilgilerin oluşabilmesi için gerekli bir safhadır. Büyük dogmalar yani güvenilirliği büyük teoriler insan zihninin büyük başarılarıdır. Dogmatik düşünce ayrıca, kritik düşüncenin meydana gelebilmesi için bir ön safhadır. Dogmatizm, kritisizm ile birlikte büyük dogmaların yani bilimsel gelişmenin kaynağını meydana getirir.

Dogmatik düşünce, içgüdüsel olarak düzeni arayan, düzenliliğin mekanizmasını keşfetmek isteyen organizmanın doğuştan getirdiği bir özelliktir. Organizmanın diğer bir özelliği kritik etme yeteneği üzerine kurulmuş olan yaratıcı düşüncedir. İnsan bu özellikleri dolayısıyla ve birtakım tecrübeler yardımıyla teori kurar; birtakım yanılmalar vasıtasıyla da bu teoriyi eleştirip yeni teorilere yönelir. Bu özellik Popper’a göre bir amipten insana kadar bütün canlılarda ortak olup, öğrenme işlemi de tecrübe etme ve yanılma sürecine bağlı olarak cereyan eder.

Popper’a göre bu süreçle sadece öğrenme işleminde değil teorinin kurulmasında da karşılaşılır: çünkü teori kurma da bir öğrenme işlemidir. Öğrenme, tecrübe etme ve yanılma üzerine kurulmuştur: yani dedüktif bir süreçtir. Diğer bir ifadeyle teori kurma ve öğrenme işlemi, mevcut bir yargıdan, bu yargıyı kritik etme, çürütme, yanlışlama yoluyla yeni bir bilgi elde etme işlemidir. Bu durumda önce teori sonra gözlem gelir. Popper’a göre teori gözleme öncülük eder; teori olmadan gözlem tek başına bir işe yaramaz. Gözleme yol gösteren teoriler bizim tasarımlarımızdır. Tahminler, varsayımlar, hipotezler demek olan teorilerle, gerçek dünyanın dışında başka bir dünya yaratırız, bu teoriler, gerçek dünyayı yakalamada kullandığımız ağlardır.
Bilgi, realitenin bir kopyası, realiteden alınan bir izlenim değildir. Bilgi, genetik veya psikolojik olarak aprioridir. Popper herhangi bir bilginin apriori geçerli olduğunu kabul etmenin yanlış olacağını söylemektedir.

Popper, bilimsel teorilerin fiziksel nesnelerle ve ayrıca biyoloji ve psikolojiyle olan ilgisini Dünya 1, Dünya 2, Dünya 3 kavramları vasıtasıyla ele almıştır. Popper’a göre Dünya 1, her türlü canlı, cansız, tabii ve insan eliyle yapılmış nesnelerden ibarettir. Dünya 2 ise, beynin çeşitli fonksiyonları neticesinde ortaya çıkan psikolojik hadiseleri temsil etmektedir. Bilimsel teoriler, Dünya 2 vasıtasıyla ve ancak dolaylı bir şekilde fiziksel nesnelerle ilgi içinde olurlar. Bilimsel teoriler kendi başlarına bir varlık alanını yani Dünya 3’ü meydana getirirler. Popper bu görüşleriyle açıklamalarına sistematik bir bütünlük vermektedir.

Popper’ın bilim felsefesi dışında üzerinde durduğu diğer alan siyaset felsefesidir. Siyaset felsefesi, bir yönüyle, onun metodoloji konusundaki görüşlerinin uygulandığı bir alan durumundadır. Fakat Popper’ın siyaset felsefesiyle ilgilenmesinin ana nedenlerinden birisi, 1. ve 2. Dünya savaşlarını ve totaliter rejimleri görmesidir.

Toplumlara en uygun şekilde biçim verebilmek, Popper’ın kullandığı deyimle açık toplumlar da olabilir. Çünkü bu toplumlarda hangi görüşlerin doğru olduğunu tartışma imkanı vardır. Popper’a göre insan toplumları mükemmel değildir. İnsan toplumları dostluğun ve uzlaşmazlığın olduğu toplumlardır. Ancak karınca toplumlarında bu özelliklere rastlanmaz.
 
Teşekkürler #
 
Önemli Deqil , Yardımcı Olduysam Ne Mutlu :)
 
TeşekkürLer..
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst