- Katılım
- 17 Kas 2010
- Konular
- 443
- Mesajlar
- 616
- Reaksiyon Skoru
- 10
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 6 Ay 25 Gün
- Başarım Puanı
- 115
- Yaş
- 34
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Modada demokrasi
Gençlik moda diktatörünün hükmü altına girmiyor. Bir blue-jean“in üzerine birşey
Eskiden günlerce konuşulan şaşalı defileler vardı. Defile sonrası yılın modası belirlenir, parası yeten gerçeğini, yetmeyen taklidini alır ama mutlaka modaya uygun giyinilirdi. Sonra değişiklikler olmaya başladı. Kimse “defileler başlasın da bakalım bu senenin modası ne olacak“ demez oldu. Moda diktatörlüğü sona erdi. Blue-jean tahta oturdu. Gençler ne istediklerini söylemeye, modacılar onların istediklerine uygun kreasyonlar yaratmaya başladı.
Vitali Hakko bir duayen. Mahmutpaşa“da bir vitrin görevlisi olarak girdiği moda dünyasında önce Şen Şapka“yı kurdu. Ardından kendi markasını yarattı. Artık hepimiz onu “Vakko“ ile özdeşleştiriyoruz. “Bay Vakko“ ile değişen modanın nostaljisini yaptık.
Moda nedir?
- Moda; özgürce, insanların hissettikleri gibi, arzu ettikleri şekilde kendilerine yakışanı yaratmalarıdır.
Bu biraz farklı bir tanım. Böyle bir moda var mı?
- Moda günceldir ve her yerde vardır. Moda artık her zamankinden daha fazla var. Ancak tüm dünyada değişime uğradı.
Nasıl bir değişiklik bu?
- Eskiden Fransa“da, İtalya“da bir defile yapıldığı zaman büyük olaydı. Çıkardığı çizgi, renk bir emirdi. İnsanlar onların dediklerini uygulamaya çalışırdı. Ancak zamanla teatral defileler naftalin kokmaya başladı. Aslında bu değişim 15 yıl önce başladı. Değişimi başlatan blue-jean ve gençler.
Gençlerin bu değişimde rolü nedir?
- Haute-couture“nin yerini Pret-a-porter (hazır giyim) almaya başladı. İşte bu noktada blue-jean özellikle gençler için bir numaraya yükseldi. Blue-Jean“in üzerine birşey yakıştırıyor sabah, akşam giyiyorlar. Gençler bizim gençliğimizden farklı. Şimdiki gençlik bize çok şey öğretiyor. Özgür ve kültürlüler. Moda diktatörlüğünün altına girmeyi istemiyor, kendine modalarını yaratıyorlar. Pratiklik en önemli unsur. Pratik olan moda oluyor.
Moda tarz değiştirdi diyebilir miyiz?
- Kesinlikle. Artık kimse “defileler başlasın, bakalım bu sene ne moda olacak“ demiyor. Departman store“lar açıldı, demokratize olduk. Herkes modacı artık. Gidip kendine yakışanı buluyorlar ve kendi modalarını yaratıyorlar. Gençler modayı empoze ediyorlar. Son yapılan defilelerde de hiç ilgisi olmayan karmakarışık şovlar yapılıyor. Bir defilede soprano çıkıyor, şarkı söylüyor. Çünkü elbiseler artık soprana kadar ilgi çekmiyor. İnsanlar uyumasınlar diye şov haline getirdiler. Eskiden modayı yaratanlar halka empoze ederlerdi, şimdi halk ne istiyorsa onu yaratıyorlar. Ayrıca moda dergileri var, alıp bakabiliyorsunuz. Dünyanın her yerinden enstantaneler görebiliyorsunuz. Defilelere gerek yok, çünkü günü gününe modanın içindesiniz artık.
Türkiye“de moda var mı?
- Aslında modayı takip eden az sayıda ülkelerden biriyiz. Türkiye“de bir zümre var, modayı öyle iyi takip ediyor ki Paris“li hanımları bile şaşırtıyor. Dünya“da olduğu gibi Türkiye“de de değişti moda. Beş yıl öncesine kadar yurtdışına gidip birkaç bavul doldurup, bütün ihtiyaçlarını alır gelirlerdi. Bugün buna gerek yok çünkü Türkiye“de herşey var. Küreselleşme olması ile herşeyi burada bulabiliyorsunuz, bulamazsanız bir telefonla sipariş edebiliyorsunuz.
Bu değişim Vakko“da neleri değiştirdi?
- Armani, Valentino, Louis Vitton, Gucci, Marks&Spencer, Mango, Zara… bütün markalar geldi Türkiye“ye. İlk geldikleri zaman olan marka hevesi de pek kalmadı çünkü alışıldılar artık. Herkes kendi istediğini giyiyor. Eskiden bir tek biz vardık. “Ben müşterinin ayağına gitmem, müşteri benim ayağıma gelsin diyorduk“, çünkü güveniyorduk kendimize. Şimdi de güveniyoruz ancak artık müşteri “Burnumun dibinde şurası var, buradan alayım, kim gidecek oralara“ diyor. Bu nedenle Vakko yayılmaya mecbur.
Moda nelerden ilham alır?
- Defilelerin en moda olduğu zamanlarda dikkatimi çeken birşey oldu. Yaratıcılar anlaşmış gibi kreasyonlarında aynı renkleri kullanıyorlardı. Bu soruyu Paris“te Christian Dior“u yaratan kişi Kont Buşhak“a sordum. İlginç bir yanıt verdi; ‘Biz VIP konumunda insanlarız. Sosyete davetlerinde hemen hepimiz yer alırız. Örneğin, bu bir bale gösteri hepimiz için inanılmaz bir yaratıcılık anıdır. Balede sahnenin arkasında ışık mühendisleri çalışır. Sahnede ışıklar döner. Balerinin beyaz elbisesi üzerinde ışık oyunlarıyla farklı renkler ortaya çıkar. Bu renkleri hepimiz görüyor ve etkileniyoruz. Dolayısıyla kreasyonlarımızda aynı zamanda aynı renkler yer alıyor. Moda denen şey renkle başlar.
Gençlik moda diktatörünün hükmü altına girmiyor. Bir blue-jean“in üzerine birşey
Eskiden günlerce konuşulan şaşalı defileler vardı. Defile sonrası yılın modası belirlenir, parası yeten gerçeğini, yetmeyen taklidini alır ama mutlaka modaya uygun giyinilirdi. Sonra değişiklikler olmaya başladı. Kimse “defileler başlasın da bakalım bu senenin modası ne olacak“ demez oldu. Moda diktatörlüğü sona erdi. Blue-jean tahta oturdu. Gençler ne istediklerini söylemeye, modacılar onların istediklerine uygun kreasyonlar yaratmaya başladı.
Vitali Hakko bir duayen. Mahmutpaşa“da bir vitrin görevlisi olarak girdiği moda dünyasında önce Şen Şapka“yı kurdu. Ardından kendi markasını yarattı. Artık hepimiz onu “Vakko“ ile özdeşleştiriyoruz. “Bay Vakko“ ile değişen modanın nostaljisini yaptık.
Moda nedir?
- Moda; özgürce, insanların hissettikleri gibi, arzu ettikleri şekilde kendilerine yakışanı yaratmalarıdır.
Bu biraz farklı bir tanım. Böyle bir moda var mı?
- Moda günceldir ve her yerde vardır. Moda artık her zamankinden daha fazla var. Ancak tüm dünyada değişime uğradı.
Nasıl bir değişiklik bu?
- Eskiden Fransa“da, İtalya“da bir defile yapıldığı zaman büyük olaydı. Çıkardığı çizgi, renk bir emirdi. İnsanlar onların dediklerini uygulamaya çalışırdı. Ancak zamanla teatral defileler naftalin kokmaya başladı. Aslında bu değişim 15 yıl önce başladı. Değişimi başlatan blue-jean ve gençler.
Gençlerin bu değişimde rolü nedir?
- Haute-couture“nin yerini Pret-a-porter (hazır giyim) almaya başladı. İşte bu noktada blue-jean özellikle gençler için bir numaraya yükseldi. Blue-Jean“in üzerine birşey yakıştırıyor sabah, akşam giyiyorlar. Gençler bizim gençliğimizden farklı. Şimdiki gençlik bize çok şey öğretiyor. Özgür ve kültürlüler. Moda diktatörlüğünün altına girmeyi istemiyor, kendine modalarını yaratıyorlar. Pratiklik en önemli unsur. Pratik olan moda oluyor.
Moda tarz değiştirdi diyebilir miyiz?
- Kesinlikle. Artık kimse “defileler başlasın, bakalım bu sene ne moda olacak“ demiyor. Departman store“lar açıldı, demokratize olduk. Herkes modacı artık. Gidip kendine yakışanı buluyorlar ve kendi modalarını yaratıyorlar. Gençler modayı empoze ediyorlar. Son yapılan defilelerde de hiç ilgisi olmayan karmakarışık şovlar yapılıyor. Bir defilede soprano çıkıyor, şarkı söylüyor. Çünkü elbiseler artık soprana kadar ilgi çekmiyor. İnsanlar uyumasınlar diye şov haline getirdiler. Eskiden modayı yaratanlar halka empoze ederlerdi, şimdi halk ne istiyorsa onu yaratıyorlar. Ayrıca moda dergileri var, alıp bakabiliyorsunuz. Dünyanın her yerinden enstantaneler görebiliyorsunuz. Defilelere gerek yok, çünkü günü gününe modanın içindesiniz artık.
Türkiye“de moda var mı?
- Aslında modayı takip eden az sayıda ülkelerden biriyiz. Türkiye“de bir zümre var, modayı öyle iyi takip ediyor ki Paris“li hanımları bile şaşırtıyor. Dünya“da olduğu gibi Türkiye“de de değişti moda. Beş yıl öncesine kadar yurtdışına gidip birkaç bavul doldurup, bütün ihtiyaçlarını alır gelirlerdi. Bugün buna gerek yok çünkü Türkiye“de herşey var. Küreselleşme olması ile herşeyi burada bulabiliyorsunuz, bulamazsanız bir telefonla sipariş edebiliyorsunuz.
Bu değişim Vakko“da neleri değiştirdi?
- Armani, Valentino, Louis Vitton, Gucci, Marks&Spencer, Mango, Zara… bütün markalar geldi Türkiye“ye. İlk geldikleri zaman olan marka hevesi de pek kalmadı çünkü alışıldılar artık. Herkes kendi istediğini giyiyor. Eskiden bir tek biz vardık. “Ben müşterinin ayağına gitmem, müşteri benim ayağıma gelsin diyorduk“, çünkü güveniyorduk kendimize. Şimdi de güveniyoruz ancak artık müşteri “Burnumun dibinde şurası var, buradan alayım, kim gidecek oralara“ diyor. Bu nedenle Vakko yayılmaya mecbur.
Moda nelerden ilham alır?
- Defilelerin en moda olduğu zamanlarda dikkatimi çeken birşey oldu. Yaratıcılar anlaşmış gibi kreasyonlarında aynı renkleri kullanıyorlardı. Bu soruyu Paris“te Christian Dior“u yaratan kişi Kont Buşhak“a sordum. İlginç bir yanıt verdi; ‘Biz VIP konumunda insanlarız. Sosyete davetlerinde hemen hepimiz yer alırız. Örneğin, bu bir bale gösteri hepimiz için inanılmaz bir yaratıcılık anıdır. Balede sahnenin arkasında ışık mühendisleri çalışır. Sahnede ışıklar döner. Balerinin beyaz elbisesi üzerinde ışık oyunlarıyla farklı renkler ortaya çıkar. Bu renkleri hepimiz görüyor ve etkileniyoruz. Dolayısıyla kreasyonlarımızda aynı zamanda aynı renkler yer alıyor. Moda denen şey renkle başlar.


