- Katılım
- 8 May 2009
- Konular
- 620
- Mesajlar
- 2,005
- Online süresi
- 42m 13s
- Reaksiyon Skoru
- 91
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 1 Ay 6 Gün
- Başarım Puanı
- 190
- Yaş
- 29
- MmoLira
- -79
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
O günden itibaren, içindeki sonsuz acıyı unutabilmek adına kötülüğün dünya üzerindeki yüzü olur. İçinde kalan tek şey, sonsuza dek damarlarında dolaşacak olan insan kanı ile beslenme arzusudur. Sevgilisi Irina' nın ölümünden kendini sorumlu tutan Dracula, aradan geçen uzun yıllar ardından, adı sadece rivayetlerde geçen bir el yazmasının peşine düşer. Rivayete göre, bu el yazması lanetlenmiş ruhları bile geri getirebilecek bir ritüel' den bahsetmektedir. Dracula son kurbanlarından birinin cebinde, Mina adlı bir kadının resmini bulur. Mina, şaşırtıcı bir derecede Irina' ya benzemektedir. Dracula, el yazmasında bahsi geçen ritüel ile geri getirmeyi planladığı Irina' nın ruhu için mükemmel bir taşıyıcı bulmuştur...

Öncelikle oyunun Frogwares yapımı olduğunu belirtmek gerekir. Firma daha önce Sherlock Holmes' dan tanıdığımız bir oyun firması. Daha çok macera türüne ağırlık vermiş bir firma. Oyun, Point & Click tarzında. 2 boyutlu mekanlar üzerine 3 boyutlu karakter animasyonları ile yapılandırılmış. Bildiğiniz üzere bazen Point & Click aradığımız nesneleri bulabilmek açısından tam bir işkence olabiliyor. Bu tarza gönül vermiş olan herkes, mouse' u ekranın üzerinde boydan boya gezdirirken, " Allahım kör eet beniii " şarkısını mırıldanıp, parlayan birşeylere denk gelme umudu ile yaşar... ya da yaşardı
Evet, Frogwares oyuna öyle bir özellik eklemiş ki, saatlerce ekrana bakıp da pixel sarhoşu olmadan aradığımızı bulabileceğiz. Oyunda etkileşime girebileceğimiz eşyalar tek tuş ile belirgin bir hale getirilebiliyor. Tamam, belki bu işleri fazlasıyla kolaylaştırıyor, ama olsun, ben gözlerimi seviyorum! Bir de o an bulunduğumuz ekranda toplamamız ya da incelememiz gereken nesneler ile etkileşime geçmeden o ekrandan ayrılamıyoruz. Tamam, bu da biraz sinir bozucu, ama saatlerce gezip de geride aradığınız birşeyin sizde yarattığı siniri düşünün. Hiç olmadı " Bu oyunda böyleymiş " deyip, bu tarz yenilikleri göz ardı edelim, ne de olsa son zamanlarda doğru dürüst adventure oyunu bulunmuyor piyasada, hele bi bollansınlar yeryen yere vururuz beğenmediklerimizi 
Seslendirmeler ne iyi, ne kötü, bu yüzden sadece " yeterli " şeklinde yorum yapacağım. Ancak istense daha iyi bir iş çıkarılabilirdi, ne de olsa bu bir FPS oyunu değil. Grafikler konusunda inanılmaz bir zaman ya da çaba harcanmayacağı düşünülürse, ( tabii yine de harcanan emeğe ve zamana saygımız sonsuz ) seslendirme ve müzikler konusunda birazcık daha titiz davranılabilirdi. Seslendirme demişken ufak bir dipnot, karakterlerle konuşurken, bütün konuşma seçenekleri bitmeden " tamam hadi güle güle " diyip gidemiyoruz. Büyüğe - küçüğe, vampir' e - insana saygı sonsuz, öyle konuşma bitmeden çekip gitmek de ne demekmiş 
Son olarak bulmacalara gelince, eğer adventure konusunda işin ehli bir oyuncuysanız, Dracula: Origin' de bulmacalar sizi pek zorlamayacak. Yine de oyun dünyasının 3 boyutlu dünyada yer yer eğlencesinden ciddi anlamda birşeyler kaybettiğini düşünürsek, en azından adventure tarzının ölmemesi adına bu tarz oyunları oynamalıyız, hatta oynamayanları teşvik etmeliyiz. Ama Dracula: Origins' e sadece " Adventure tarzı ölmesin, oynayalım ölmesin! " şeklinde yaklaşmamak gerekir. Orta kalitenin biraz üstünde bir oyun olmakla birlikte, kısa soluklu ama eğlenceli bir oyun. Ayrıca sistem gereksinimleri bakımından oldukça mütevazi bir oyun. Orta seviye PC' lerde bile rahatlıkla oynanabilir. Özellikle yaz döneminin oyun dünyası adına kısır dönem olduğunu düşünürsek, neden olmasın ? Evet, evet, siz iyisi mi Dracula: Origins' i bir deneyin, pişman olmazsınız...

