berkmenoo 1
berkmenoo
farkmt2official 1
farkmt2official
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Hikaye Ekle

Atatürk'ün Manevi Çocukları

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan HiperiX
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 15K
Abdurrahim Tuncak
Abdurrahim, 8 yaşında iken 1916 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ailesini kaybetmişti. Mustafa Kemal, Kafkas cephesinde 2. Ordu komutanlığına vekaleten atanmış ve komutanlığında Bitlis ve Muş illeri Rus işgalinden kurtarılmışltı. Bu dönemde Mustafa Kemal'e aile fertleri savaşta ölen öksüz ve yetimlerden bahsedilmişti. Bunlardan birisi de 8 yaşındaki Abdurrahim idi. Mustafa Kemal Abdurrahim'i evlatlık edindi ve İstanbul'a yanında getirdi

Mustafa Kemal'in, öğrenimine yurtdışında devam etmesini uygun gördüğü Abdürrahim 1929 yılında Berlin Teknik Üniversitesi'ne gitmiş ve tüm giderleri karşılanmıştır. 1934 yılından sonra Tuncak soyadını almıştır. Abdurrahim Bey Savarona yatının satın alınması görüşmelerinde tercümanlık yapmıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nda çalışmış ve oradan emekli olmuştur.

Atatürk'e olan büyük fiziki benzerliği nedeniyle zaman zaman Atatürk'ün gayrimeşru öz oğlu olduğu da iddia edilen Abdurrahim Tuncak, TRT'de kendisi ile mülakat yapan Mete Akyol'a “Benim için bu olayın şerefi, onun yetiştiği evde yetişmiş olmak, onu yetiştiren anne tarafından yetişmiş olmam yaşamdaki en büyük onurum şerefimdir.“ şeklinde açıklama yapmıştı.





Nebile Hanım
Darülfünun Mektebini, Sağlık Mesleki İdadi'sini ve Paris Sorbone Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'ni bitirdi. 1930 yılında İzmir Menkul Kıymetler Borsası'nda,1931 yılında Malatya İktisat Bankasında, 1932'de Ankara Döviz ve Bono Bankacılığı'ında en sonda TRT'deki Ekonomi Haberlerin'de Ekonomist olarak çalıştı.

Platonik bir aşkla bağlı olduğu Atatürk'e yakın olmak isteyen Nebile, sarayda hizmetçi olarak kalmanın bir yolunu bulmuş ve zamanla Atatürk'ün manevi kızı olarak görülmeye başlanmıştır. Nebile Hanım, 1929'da Viyana Büyükelçiliği Baş Katibi Tahsin Bey'le görkemli bir törenle evlendirildi. Bu evlilik iki yıl sonra boşanmayla sonuçlandı. Nebile Hanım, ikinci evliliğini Sebahattin İrdelp adlı bir mühendisle yaptı. Atatürk'ün ölüm haberini aldığında sağlık durumu bozuldu. Rahatsızlığı sonucu kör olan Nebile Hanım, Heybeliada'da hayatını kaybetti

Zehra Aylin
Zehra'nın babası Kurtuluş Savaşı'nda efsaneleşmiş bir yüzbaşıdır
Zehra, kendisini Kağıthane'deki bir yetiştirme yurdundan alan Mustafa Kemal tarafından Ankara'ya getirilmişti. İlköğrenimini Ankara'da, Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki ilkokulda tamamladı. Ortaöğrenim için İstanbul'a, Arnavutköy Kız Koleji'ne gitti. Soyadı kanunu ile Aylin soyadını aldı. Kolejden mezun olduktan sonra yüksek öğrenim için Londra'da Saint Hilda College`e gönderildi. Ancak bir dönemlik eğitimden sonra yurda dönmek istedi. Eğitimini tamamlamayıp diplomasını aldıktan sonra yurda dönmesini isteyen manevi babası Atatürk, Zehra'nın hastalığı üzerine bir süre için Türkiye'ye gelmesin izin verince 1935 yılı sonunda Türkiye'ye doğru yola çıktı. Londra'dan gemi ile Fransa'ya geldikten sonra Paris eksperesine binen Zehra Amiens civarında trenden düşerek hayatını kaybetti.

Sığırtmaç Mustafa
Sığırtmaç Mustafa ile Gazi Mustafa Kemal`in karşılaşması 1929 yılının Eylül ayında gerçekleşti. 19 Ağustos`ta Yalova`ya gelen Mustafa Kemal, sık sık gezilere çıkarak yöreyi tanımaya çalışmaktaydı. Bir atlı gezi sırasında yanındakilerle birlikte Balabandere civarında yolunu kaybetti. Termal`e gitmek niyetindeki atlılar, sığır gütmekte olan 11 yaşında çıplak ayaklı bir çobanla karşılaştılar. Sıtma nedeniyle karnı şiş, rengi sarı olan çoban, cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'i tanımadı. Sorduğu soruları rahat tavırlarla cevaplandırdı ve yolu tarif etti. Davranışlarını beğenerek kendisine bir miktar para vermek isteyen cumhurbaşkanını reddetti; ancak cebindeki cevizleri alması karşılığında parayı kabul etti. Küçük Mustafa`yı unutmayan Mustafa Kemal, kısa bir süre sonra onu buldurtup yanına getirtti ve himayesine aldı.

Okuma-yazma bilmeyen Sığırtmaç Mustafa, sağlığına kavuştuktan sonra okula gönderildi. Beşiktaş`taki 19. İlkokulu, Işık Lisesi`nin orta kısmını ve Kuleli Askeri Lisesi`ni bitirdi. 1941 yılında Kara Harp Okulu`ndan 1941/B`li Tankçı Teğmen olarak mezun oldu ve Türk Silahlı Kuvvetleri`ne katıldı.

Sabiha Gökçen
Edirne Deftardarı olan babası Hafız İzzet Bey, 'Jön Türk' olduğu gerekçesiyle Bursa'ya sürüldü. Bursa Vilayet Başkatibi olan Hafız Mustafa İzzet Bey ile Hayriye Hanım`ın kızları Sabiha, 22 Mart 1913`te Bursa`da dünyaya geldi. Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden ve ağabeyi tarafından büyütülen Sabiha, 1925`te henüz 12 yaşındayken Bursa ziyareti sırasında evlerinin yakınındaki Hünkar Köşkü`nde konaklayan dönemin cumhurbaşkanı Atatürk`e ulaşmayı ve okumak istediğini iletmeyi başarmıştı.

Atatürk, ağabeyinden izin alarak, zor şartlar altında yaşayan Sabiha'yı evlat edindi ve Ankara`ya götürdü.

Sabiha, Çankaya İlkokulu, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve Üsküdar Amerikan Kız Koleji`nde eğitim gördü. Rahatsızlığı nedeniyle öğrenimini yarıda kesip Heybeliada ve Viyana`da tedavi gördü.

Bir süre Fransızcasını ilerletmek amacıyla Paris`te bulundu.

1934`te Soyadı Kanunun çıkmasından sonra Atatürk kendisine Gökçen soyadını verdi. Bu soyadı verildiğinde henüz havacılıkla ilgisi yoktu

Sabiha Gökçen, 1935'de Türkkuşu`nun açılış töreninde yapılan planör gösterilerinden etkilenerek havacılığa ilgi duydu. Atatürk`ün de destek vermesi ile 1935'te Türk Hava Kurumu'nun Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu'na girdi, Ankara'da yüksek planörcülük brövelerini aldı.

Gökçen, yedi erkek öğrenciyle birlikte Kırım'a gönderilerek altı aylık yüksek planörcülük eğitimini Koktebel Yüksek Planör Okulu'nda tamamladı. Moskova'ya motorlu uçak okuluna gitmeyi planlıyordu. Ancak manevi kız kardeşi Zehra'nın ölüm haberini alınca bu düşünceden vazgeçerek ülkesine döndü.

Bir süre dünyaya küsen Sabiha, Atatürk'ün ısrarları ile yeniden çalışmalara başladı. Eskişehir Havacılık Okulu`nda Sami Uçan ve Muhittin Bey`den özel uçuş eğitimi aldı. 25 Şubat 1936`da ilk defa motorlu uçak ile uçmaya başladı.



Ülkü Adatepe
Atatürk`ün annesi Zübeyde Hanım`ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu'nun kızıdır. Zübeyde Hanım'ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım`ın ölümünden sonra bir süre Atatürk`ün kızkardeşi Makbule Hanım`la kalmış, Atatürk kendisini Gazi Orman Çiftliği`nde istasyon şefliği yapan Mehmet Tahsin Bey`le evlendirmişti. Vasfiye Hanım ile Mehmet Bey`in çocukları olacağını öğrendiğinde ister kız, ister erkek olsun Ülkü isminin verilmesini isteyen Atatürk, 9 aylıkken Ülkü`yü Çankaya Köşkü`ne aldırdı ve biraz büyüdüğünde onu yurt gezilerine götürmeye başladı. Yıllar boyu kullanılan ünlü Türk alfabesi kapağında Atatürk'ün isteği üzerine Atatürk'ü minik Ülkü'ye harfleri öğretirken gösteren İhap Hulusi tarafından yapılmış resimleri yer aldı.Ülkü, Atatürk'ün çocuk sevgisinin simgesi oldu.

Manevi babası Atatürk öldüğünde Ülkü altı yaşındaydı. Atatürk'ün ölümünden sonraki donemde eğitimini tamamlamadı. Genç yaşta evlendi. İlk evliliğini Atatürk'ün bir diğer manevi kızı olan Sabiha Gökçen'in amcasının oğlu olan üsteğmen Fethi Doğançay, ikinci evliliğini yağ tüccarı Yeşua Bensusen, üçüncü evliliğini ise işadamı Öke Adatepe ile yaptı. İlk evliliğinden iki erkek çocuk sahibi oldu. 1962 yılında yaptığı ikinci evliliği, eşinin Musevi olması nedeniyle sansasyon yarattı.Yaşamını eşi Öke Adatepe ile İstanbul'da sürdürmektedir. Şimdi 77 yaşındadır.



Afet İnan
Afet Hanım, 1925 yılında Redd-i İlhak İlkokulu'nda yeni göreve başladığı sırada bir çay ziyaretinde cumhurbaşkanı Atatürk ile tanışma fırsatı buldu. Annesinin ailesinin Selanik'in Doyran kasabasından olması nedeniyle cumhurbaşkanının ilgisini çekti ve Atatürk ertesi gün ailesiyle tanıştı. Gazi Paşa'ya öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmek istediğini açıklamış olan Afet Hanım, kısa bir süre sonra Ankara'ya atandı. Bakanlığın izniyle İsviçre'nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmek için gönderildi.

1927'de yurda döndüğünde bir süre Fransız Kız Lisesi`nde öğrenim gördü. Bu arada ortaöğrenim tarih öğretmenliği sınavına girerek öğretmenlik belgesini aldı ve Ankara Musiki Muallim Mektebi`ne Tarih ve Yurt Bilgisi öğretmeni olarak atandı (1929-1930). Göreve başladığı zaman, yurt bilgisi için okutacağı kitabı Atatürk yetersiz bulmuştu. Bunun üzerine Fransız Kız Lisesi'nde okuduğu Instruction Civique adlı kitaptan çeviriler yaptı. Afet Hanım'ın çevirileri, Tevfik Bıyıklıoğlu'nun Almanca eserlerden yaptığı çeviriler ve bizzat Atatürk'ün bazı konularda yazıları birleştirilerek Medeni Bilgiler kitabı oluşturuldu. Kitap, ortaokullarda ders kitabı olarak okutuldu ve 1935 yılına kadar çeşitli defalar basıldı. 1933'ten sonra öğretmenliğe Ankara Kız Lisesi'nde devam etti.


Bunların haricinde Atatürk'ün Zühre, Afife, İhsan, Ömer, Rukiye isimli 5 manevi çocuğunun daha olduğu bilinmektedir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst