- Katılım
- 22 Nis 2010
- Konular
- 3,088
- Mesajlar
- 47,898
- Online süresi
- 3d 16m
- Reaksiyon Skoru
- 5,352
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 1 Ay 17 Gün
- Başarım Puanı
- 428
- MmoLira
- -488
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Thierry Daniel Henry (/tjɛʁi ɑ̃ˈʁi/; d. 17 Ağustos 1977[1], Essonne, Fransa), Fransız vatandaşı Antiller kökenli futbolcu. Fransa Milli Futbol Takımı ve New York Red Bulls takımı oyuncusu.
Henry, gençlik yıllarında yerel takımında oynadığı ve büyük umut vadeden bir futbolcu olduğunu gösterdiği Paris'in varoş semtlerinden olan Les Ulis, Essonne'da doğdu ve yetişti. AS Monaco tarafından yetenekleri fark edilen Henry'le hemen sözleşme imzalandı ve Henry profesyonel anlamda sahalara ilk olarak 1994'te adım attı. Sergilediği güzel grafik onu İtalyan şampiyonu Juventus'a transfer olmadan önce Fransa Millî Futbol Takımı'na kadar yükseltti. Arsenal'a 10.5 milyon sterline transfer olmadan önce kanatta sergilediği performansla düş kırıklığı yaratan bir sezon geçirdi.
Henry Arsenal'dayken adını dünya çapında bir üne kavuşturdu. İlk başlarda Premier Lig'de güçlük çekmesine karşın Henry hemen hemen her sezon Arsenal`ın en golcü oyuncusu olmayı başardı. Danışmanı ve koçu Arsène Wenger'in uzun süreli yönlendirmeleri sonucunda Henry çok üretken bir futbolcu haline geldi ve Arsenal'ın boy gösterdiği tüm turnuvalarda ve Premier Lig'de toplam 226 golle en önemli golcüsü oldu. Fransız golcü diğer takım arkadaşlarıyla iki Premier League şampiyonluğu ve üç de FA Kupası kazandı. İki kez FIFA Dünya'da Yılın Oyuncusu Ödülü'ne aday olarak gösterilen Henry iki kez İngiltere'de Yılın Futbolcusu Ödülü ve üç kez de Futbol Yazarları Derneği Yılın Futbolcusu Ödülü'nü kazanma başarısını gösterdi. Henry Arsenal'daki son 2 yılını kaptan olarak geçirdi ve takımını 2006 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali'ne sırtladı. Haziran 2007'de Arsenal'la geçirdiği 8 yıldan sonra Barcelona'ya 24 milyon Avro'ya transferi gerçekleşti. Katalan ekibiyle ilk başarısını 2008-2009 sezonunda ligi, kupayı ve Şampiyonlar Ligi'ni kazanarak üçlü bir zafer şeklinde elde etti. Temmuz 2010'da ise New York Red Bulls'la sözleşme imzaladı.
Henry Fransa Milli Futbol Takımı bünyesi altında FIFA '98 ve Euro 2000'i kazanarak benzer başarılara imza attı. Ekim 2007'de, Michel Platini'nin Fransa'nın en golcü oyuncusu olma rekorunu elinden aldı. Kendi deneyimlerinden ötürü Henry, futbolda ırkçılıkla mücadele eden bir birey konumundadır. Oyun stili ve kişiliği, Henry'nin neden Dünya'nın en değerli oyuncularından biri olduğunun göstergesidir. Henry Nike, Reebok, Pepsi, Renault, Gillette gibi kuruluşların reklamlarında yer almıştır.
İlk yılları
Henry Antiller kökenli bir oyuncudur.[2] Babası Antoine, Guadeloupe ve annesi Maryse de Martiniquelidir. Henry, zorluklarına karşın iyi futbol olanaklarının bulunduğu Paris'in aşırı kentleşmiş ve ağır bir çevreye sahip Les Ulis ilçesinde doğdu ve burada yetişti.[3] Sporcu, altı yaşında bir çocuk olarak iyi bir potansiyeli olduğunu gösterdi ve bu potansiyeli onu, Claude Chezelle'in girişimiyle yerel bir takım olan CO Les Ulis'e alınmasını sağladı.[4] Babası Henry'ye takımla çalışmalara katılması için baskı yaptı, tüm bunlara karşın genç yetenek futbolla iç içe görünmüyordu.[4] Henry 1989'da US Palaiseau takımına girdi, ama bir yıl sonra babası kulüple bozuşunca Henry de iki yıllığına ES Viry-Châtillon kulübüyle anlaştı.[2] US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.[3]
Kulüp kariyeri
Monaco (1992–1999) ve Juventus (1999) [değiştir]
1990'da Monaco, Henry'yi bir karşılaşmada izlemesi için Arnold Catalano adlı gözlemcisini gönderdi. Henry takımının 6-0 kazandığı karşılaşmada gollerin tümünü kendi attı. Catalano Henry'ye seçmelere bile girmeden Monaco'ya katılması için teklifte bulundu. Catalano ayrıca Henry'nin Fransa'nın en seçkin futbol yüksek okullarından biri olan Clairefontaine'i bitirmesini istedi. Okul notlarının düşük olmasından dolayı yöneticide güvensizlik oluştu ve onu almak istemedi. Bunca olumsuzluklara rağmen Henry'nin akademiyi bitirmesine izin verildi ve Arsène Wenger'in Monacosu'na genç oyuncu olarak girdi.[4] Daha sonra Henry profesyonel olarak Monaco'yla sözleşme imzaladı ve sahalara ilk kez 1994'te adım attı. Wenger, Henry'yi sol kanata koydu, çünkü Henry'nin top sürüşüyle, kendine özgü top kontrolü ve becerisiyle kanattaki defans oyuncularına karşı ortadaki defans oyuncularından daha etkili olacağına inanıyordu. Monaco'yla ilk sezonunda Henry 18 karşılaşmada ağları üç kez havalandırabildi.[2]
Wenger Henry için en iyi yeri aramayı sürdürdü. Teknik direktör, Henry'nin kanatta oynaması yerine forvette oynamasının daha doğru olacağından tam olarak emin değildi.[2] Çalıştırıcısının eğitmenliğinde Henry, 1996 yılında Fransa'da Yılın Genç Futbolcusu Ödülü'nü aldı. Henry'nin olağanüstü çabaları kulübü Monaco'nun 1996-97 sezonunu birinci bitirerek şampiyon olmasına yardımcı oldu.[4][5] 1997-98 sezonu'nda kulübünün UEFA Şampiyonlar Ligi yarı finali'ne kalmasında pay sahibi oldu ve turnuvada yedi gol atarak bir Şampiyonlar Ligi sezonunda en çok gol atan Fransız oyuncu olmayı başardı.[2][6] Üçüncü sezonuyla birlikte Henry, Fransa Millî Futbol Takımı tarafından ilk defa kadroya çağrıldı ve Fransa'nın 1998 FIFA Dünya Kupası'nı kazandığı yıl takımın bir parçası oldu.[2] Henry Monaco'da geçirdiği sezonlarla herkesi etkilemeye devam etti. Fransız genç kanat oyuncusu Monaco'yla geçirdiği beş sezonda 105 karşılaşmaya çıkıp 20 gol attı.[5]
Ocak 1999'da Henry, dostu ve takım arkadaşı David Trézéguet'den bir yıl önce Monaco'dan ayrıldı ve 10.5 milyon £ karşılığında Serie A kulübü Juventus'a transfer oldu.[4] Kanatta oynadı,[7] ama Serie A'nın Henry'ye göre olmayan katı defans anlayışı ve disiplinli savunma kurgusu onu maçlarda etkisiz kıldı. Henry 16 karşılaşmada sadece üç gol atabildi.[8]
Arsenal (1999–2007)
Henry, Patrick Vieira'nın Juventus'a 2005'te transfer olmasıyla kaptanlık pazubandını takmaya başladı.Henry, Ağustos 1999'da Juventus'tan Arsenal'a 10 milyon £ karşılığında anlaştı ve eski teknik direktörü Arsène Wenger'le yeniden aynı çatı altına geldi.[9] Futbolcu, Arsenal'da zamanla uluslararası bir yıldız konumuna yükselecekti.[10] Transferi Arsenal'da herhangi bir tartışmaya yol açmadı. Henry'nin yeteneklerine o daha çocukken şahit olan Wenger,[11] onun transfer ücreti değerinde bir futbolcu olduğunu bildiği için transfer konusunda ikna olmuştu.[2] Kendisi, Real Madrid'e transfer olan Nicolas Anelka'nın yerine, onunla eş değer bir futbolcu olarak, transfer edilmişti. Monaco forması giydiğinde kanatta oynayan futbolcu, hocasının onu hücum hattına koymasıyla kendini göstermeye başladı[11] ve kısa sürede Wenger'e ayak uydurdu. Buna rağmen, hızlı ve fiziksel açıdan sert olan İngiltere futbolu karşısında, yeteneklerini sergilerken ilk sekiz maçında uyum sağlayamayacağına dair birtakım kuşkular uyandırsa da,[3] İngiltere'deki birkaç farklı bir şekilde geçen aydan sonra Henry, iyi bir forvet olmak için çalışmıştır.[3] Hakkındaki bu şüpheleri, ilk sezonu olan 1999–2000 sezonundaki maçlarda etkili olup toplamda 26 gol atarak dağıttı.[12] Arsenal, sezonu Manchester United'ın arkasında ikinci olarak bitirdi ve 2000 UEFA Kupası Finali'nde Galatasaray'a kaybetti.[2]
Uluslararası kariyerinde zaferle sonuçlanan Euro 2000 mücadelesi onrasında Henry, 2000–01 sezonu için hazır olmasına rağmen gol ve asist bakımından ilk sezonununun gerisinde kaldı. Buna rağmen Henry, Arsenal'daki ikinci sezonunda kendini geliştirerek gol kralı oldu.[9] O yıl Arsenal, Manchester United'a Premier Lig şampiyonluğu için sürekli kafa tuttu. Henry bu sezonda takımıyla bir başarı kazanamamasına rağmen Arsenal'i güçlü bir kulüp yapmak istediğini söylüyordu.[2]
Başarılı geçen 2001–02 sezonunda Arsenal sezonu, en yakın takipçisi olan Liverpool'un 7 puan önünde bitirerek şampiyon oldu ve Chelsea'yi 2002 FA Kupası Finali'nde 2–0'lık skorla geçerek FA Kupası'nın yeni sahibi oldu.[2] Henry, o sezon attığı 32 golle ligin gol kralı oldu.[4][9] Bu durum, Henry'li Fransa'nın 2002 Dünya Kupası'nda geçen kupadaki başarısını tekrarlayacağına dair güçlü bir beklenti yaratsa da Fransa, turnuva boyunca beklenmedik sürpriz futbolunu grupta 3 maç oynayıp elenene kadar sürdürdü.[2]
Premier Lig'in 2002–03 sezonu, Henry'nin 32 gol atıp 23 asist yapmasıyla dikkate değer bir forvet olarak kendini bir kez daha ispatlamasına sahne oldu.[9] Bunu yaparken, Arsenal tekrar bir FA Kupası zaferi yaşamasına rağmen, bu şampiyonluk tahtını korumada başarısız oldu.[13] Sezon boyunca, Manchester United'lı Ruud van Nistelrooy'la gol krallığı için mücadele etti ve Nistelrooy'dan farkını ortaya koyan Henry, bu mücadeleyi kazanan isim oldu.[2] Bunula beraber Henry, İngiltere'de Yılın Futbolcusu Ödülü ve Futbol Yazarları Derneği Yılın Futbolcusu Ödülü'nü kazandı.[14][15] Henry'nin yükselen kariyeri, Dünya'nın en iyi futbolcularından biri olduğunu onaylattı. Ayrıca, 2003 FIFA Dünya'da Yılın Oyuncusu Ödülü'nde ikinci oldu.[10]
Arsenal 2003–04 sezonunun başlangıcında, Premier Lig şampiyonluğuna talip olmaya karar verdiğini gösterdi. Henry tekrar takımının önceki başarılı sezonunun üstünde, etkili bir performans sergileyerek; Dennis Bergkamp, Patrick Vieira ve Robert Pirès'le uyumlu bir şekilde takımıyla mücadele etti. Arsenal'ın the Gunners adını, takımının daha önceki yüzyılda olmadığı kadar başarılı olmasına katkı sağlayan isimlerden biri olarak emniyete aldı.[16] İngiltere'de Yılın Futbolcusu Ödülü ve Futbol Yazarları Derneği Yılın Futbolcusu Ödülü başarılarının yanında,[14][15] Henry, 2004 FIFA Dünya'da Yılın Oyuncusu Ödülü'nde de kendini gösterdi.[10] Oynadığı maçlarda attığı 39 golle Avrupa'da en çok gol atan futbolcu olarak Avrupa Altın Ayakkabı Ödülü'nü kazandı.[4][17] Aldığı bu ödüllere rağmen, 2002'den Euro 2004'e kadar devam eden süreçte uluslararası arenada önemli bir başarı yakalayamadı.[2]
2005–06 sezonunda 17 Ekim 2005 tarihinde Henry, takımının tüm zamanların en çok gol atan futbolcusu olma unvanını elde ederek dikkat çekmiştir.[21] Sparta Prag'a Şampiyonlar Ligi'nde attığı 2 gol ise Ian Wright'ın 185 gollük rekorunu kırdı[22] ve Guinness Rekorlar Kitabı'na da ismini yazdırdı.[11] 1 Şubat 2006'da ise West Ham'a attığı gol, ona 151 golle Arsenal'ın efsane oyuncularından biri olan Cliff Bastin'in ligde attığı 150 gol rekorunu kırmasını sağladı.[23] Henry, Premier Lig'deki 100. golünü ise Highbury'de atarak adını Arsenal tarihine yazdırdı.[24] Kariyerinde 3. kez ligi gol kralı oldu[4] ve Futbol Yazarları Derneği Yılın Futbolcusu Ödülü'nü kazandı.[5]
Bununla birlikte, Arsenal lig şampiyonluğunda tekrar başarısızlığa uğradı ancak, 2006 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali'ne kadar kalabildı. “The Gunners“ (Silahşörler) sonuçta 2–1'lik skorla Barcelona'ya kaybetti. Arsenal'ın Premier Lig şampiyonluğu için yeterli olamayışı birbirini izleyen 2 sezon boyunca Arsenal'in kadrosundaki genç oyuncuları kaynaştırma çabasının yarattığı karmaşa birçok söylentiye yol açtı ve bu, Henry'de başka bir kulübe gitme isteği doğurdu. Ne var ki, kulübüne olan sevgisi nedeniyle sözleşmesini 4 yıl daha uzattı[15] ve futbol kariyeri boyunca Arsenal'da kalmak istediğini söyledi.[25] Arsenal başkan vekili David Dein sonradan, Henry'nin yeni sözleşmeyi imzalamadan önce bir İspanyol kulübünden 50 milyon £'lik teklif aldığını açıklamıştır.[26] Eğer bu transfer gerçekleştirilmiş olsaydı, Zinédine Zidane'ın o zamanki en yüksek transfer ücreti olan 47 milyon £'i geçerek rekor kıracaktı.[26]
Henry'nin 2006–07 sezonuna yaşadığı sakatlıklar gölge düşürdü.[27] Sezonu şubat ayında kapatmasına rağmen, Arsenal'da oynadığı 17 yerli maçta 10 gol attı. Beklenmeyen ayak ve sırt sakatlıklarıyla birçok maçı kaçıran Henry, yeterince hazır olmadığını sonradan oyuna dahil olduğu Şampiyonlar Ligi'ndeki PSV maçında gösterdi.[28] Birbirini izleyen birkaç günde ortaya çıkan ve doktorlar tarafından iyileşmesi için en az 3 aylık süre verilen yeni kasık ve karın sakatlıkları, Henry'nin 2006-07 sezonunu tamamen kapatmasına yol açtı.[29] Wenger, Henry'nin sakatlıklarını uzayan 2005–06 sezonundaki maçlara dayandırdı ve Henry'nin 2007–08 sezonunda da takımın yeniden inşası için kalacağını yineledi.[27]
Barcelona (2007–2010)
25 Haziran 2007`de, beklenmeyen bir biçimde Henry 24 milyon € karşılığında Barcelona`ya transfer oldu. Yıllık 6.8 milyon € (4.6 milyon £) karşılığında dört yıllık sözleşme imzaladı.[30] Sözleşmenin, Henry'nin serbest kalabilmesi için 125 milyon € (84.9 milyon £)`luk bir rakam belirlenen serbest kalma maddesinin bulunduğu ortaya çıktı.[31] Henry, kararsız bir tavırla Arsenal'dan ayrılmak ve Wenger'in gelecekteki planları içerisinde yer almak istemediğini belirtti[32][33] ve “Eğer bir gün Arsenal'dan ayrılırsam oynayacağım kulüp Barcelona olurdu“ iddiasını ileri sürdü.[34] Arsenal, kaptanının ayrılmasına karşın 2007-08 sezonuna çok etkili bir başlangıç yaptı ve Henry, eğer takımda kalsaydım takıma yardımcı olmak yerine engel olmaktan başka bir işe yaramazdım diye itirafta bulundu. Henry: “Topla göze batan oyun stilim, kaptan olmam, ve takımımın yaşça en büyük oyuncusu olmam nedeniyle futbolcular, ben en iyi pozisyonda olmasam bile topu bana vermek istiyorlardı, dolayısıyla bu açıdan takımdan ayrıldığım iyi oldu.“ diye belirtmiştir.[35] Henry, ligde 174 gol ve Avrupa kupalarında 42 golle kulübünün tüm zamanlardaki en golcü oyuncusu olarak Arsenal`dan ayrıldı.[4] Haziran 2008'de Arsenal taraftarları Arsenal.com'un The Gunners'ın (Silahşörler'in) En İyi 50 Futbolcusu oylamasında Henry'yi Arsenal'ın en iyisi olarak seçtiler.[36]
Henry'ye Barcelona'da, Arsenal'da da aynısını giydiği 14 numaralı forma verildi. İlk golünü 19 Eylül 2007`de Lyon'a karşı 3-0 kazandıkları bir Şampiyonlar Ligi grup elemeleri karşılaşmasında attı[37] ve bundan 10 gün sonra Barça'yla ilk hat trickini Levante`ye karşı oynadıkları bir lig karşılaşmasında yaptı.[38] Ancak Henry sezonun genelinde çoğunlukla kanatta oynadı. Arsenal'la yakaladığı gol atma başarısını Barcelona'yla yakalayabilecek bir durumda değildi. Henry ilk yılında, Premier Lig'e dönüş söylentilerinin ortasında Barcelona'ya gerçekleşen transferinden olan hoşnutsuzluğunu belirtti. BBC Football Focus'tan Garth Crooks'la yaptığı bir görüşmede Henry eski evini ve hatta İngiliz basınını özlediğini belirtti.[39] Buna karşın Henry, ilk sezonunda 19 golle takımının en golcü oyuncusu oldu. Asist sıralamasında ise Messi'nin 10 asistine karşılık 9 asistle ikinci sırada yer aldı. Bu istatistiklerini 2008-09 sezonunda, 13 Mayıs 2009'da Athletic Bilbao'yu yendikleri İspanya Kral Kupası finalinde Barcelona'yla ilk lig kupasını kazanarak devam ettirdi. Barcelona kısa bir süre sonra Şampiyonlar Ligi ve ligi de birinci bitirdi. Fransız futbolcu, Samuel Eto'o, Lionel Messi gibi futbolcularla uyum sağladı ve o sezon bu uyumlu üçlü 100 gol atmayı başardı. Bu üçlü aynı zamanda 72 golle İspanya ligi tarihinde Real Madrid'in Puşkaş, Alfredo di Stéfano ve Luis del Sol üçlüsünün 1960-61 sezonunda 66 golle elde ettikleri rekoru geride bırakarak en çok gol atan üçlü oldu. 2009'un sonlarına doğru, Henry'li FC Barcelonaeşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atarak aldığı diğer lig ve kupalar dışında İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupa ve FIFA Dünya Kulüpler Kupası'nı da kazanarak bir yılda 6 kupa birden kazanmış oldu.[40]
2009-10 sezonunda, Pedro Rodríguez'in ortaya çıkıp form grafiğini yükseltmesiyle ilk on bire girmekte zorluk çeken Henry, sadece 15 lig maçında forma giyebildi.[9] La Liga'nın 2009-10 sezonu bitmeden, Henry'nin kulübüyle kontratı devam ettiği hâlde, kulüp başkanı Joan Laporta, 5 Mayıs 2010'da yaptığı bir açıklamada Henry'nin yaz transfer döneminde isterse kulüpten ayrılabileceğini belirtti.[41] Henry, Dünya Kupası dönüşünde başka bir kulübe gitmesi konusunda kulübüyle anlaşarak, sözleşmesini feshetti.[42]

