Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Efsaneye göre iyi ve haktanır bir yönetici olan Osiris, akrabaları tarafından öldürülmüş ve kederli eşi îsis onun parçalanmış cesedini bulup yeniden bütünlemiştir. Bu ölüm ve yeniden diriliş efsanesiyle Osiris ölümden sonraki hayatın garantisi sayılmıştır.
Ölünün öteki dünyaya geçişindeki yargılama törenlerine ve hayvanlarla dinsel inançlar arasındaki bağıntılara ilişkin totem inanışlarından kalma semboller, Mısır resimlerindeki esrarlı dilin çözülmesinde kolaylık sağlarlar. Boğa, kedi, timsah, köpek, şahin v.b. gibi hayvanlar tanrısal güçlerle ilişkidedirler.
İnsan biçiminde tasarlanan tanrıların hayvanlarla bağlantıları hayvan başlı ve insan vücutlu tasvirlere yol açmış ve bu çeşitten tanrı tasvirleri Mısır duvar resimlerinde önemli bir yer tutmuştur.
Mezar Resmi, 21. Sülale
XXI. sülale (1085-900) dönemine ait bir duvar resmi, hayvan başlı Güneş tanrısı ile ona arp çalan bir müzisyeni gösterir .
Mezar resimlerindeki konuların belli başlılarından birini, ölü gömme töreni teşkil etmektedir. Sözgelişi, mumyalanmış cesedin Nil nehri üzerinde bir salla, kaya mezarındaki yerine götürülüşü, uzun bir tören geçidi olarak ele alınmıştır. Böyle bir sahnede, törene katılan insanlar, ölünün gereksinmesi olan eşyayı ve besinleri taşıyan figürler olarak resmedilmiştir. Bir gömme olayından çok bir yerden bir yere taşınmayı andıran bu törenlerin resimlenmesinde, grup halinde ağlayan kadınlar da yer alırlar. Geçidin mezar içindeki aşamasında, mumyalanmış bedenin ebedi hayata başlayabilmek için yapacağı işlere rahibin ön ayak olduğu ve adına ağız açma denen, özel bir araçla ölünün ağzına dokunma sahnesi görülür. Törenin bundan sonraki aşamalarında ise, kalanların feryatları ve şarkıcılarla arpist çalgıcıların eşliğinde ölü yemeğinin yenisi gösterilmiştir.
Gündelik hayattan sahneleri konu edinen mezar resimleri, Mısır toplum hayatının anlaşılması bakımından önem taşırlar. Bu resimler günlük hayat ve çalışma faaliyetinin hemen hemen bütün ayrıntılarını büyük bir belgesellikle yansıtırlar. Ölümden sonraki hayata inanılması, cesedi mumyalayarak büyük bir özenle korumak isteğini yarattığı gibi, ölüyle birlikte," ona gerekli olan her türlü eşyanın ve araçların da gömülmesini zorunlu kılıyordu. Ölümden sonrasını amaçlayan bu süreklilik isteği, hayatın bütün görünüşlerini kapsayan duvar resimlerinde ifade edilmiştir. Ölünün hizmetçi ve köleleri, av eğlenceleri ve öbür gündelik faaliyetine katılanlar, kuşkusuz birlikte gömülemezlerdi, ama bunlar da duvarlardaki resimleriyle sürüp giden hayatın sonsuzluğunda yerlerini almış oluyorlardı.
Büyük firavunların mezarlarında, yönetim hayatını yansıtan sahneler de gösteriliyordu. Bunların yanı sıra, genellikle esirlerin zincirlenmiş olarak götürüldükleri sahnelerde izlenen savaş ve zafer temaları da resimlere konu teşkil ediyordu. Firavunlar bazen de tanrılara adak adarken resmediliyorlar ve bu görünüşle tanrılara eş bir yücelik taşıyorlardı.
Soyluların mezarlarındaki resimler firavunlarınkinden bir bakıma daha içtendir. Çünkü bunlarda gündelik hayatın irili ufaklı olay ve sevinçlerini yansıtan sahneler vardır. Resimlerde ölüye getirilen çeşitli yemekler, yakalanmış balıklar, avluda beslenen güvercinler, ölünün dans eden, şarkı söyleyen kızlarla kayık içinde Nil gezintisi, eşiyle birlikte, beslenen kuşları seyredişi, tarlalarındaki tarım işlerinin her aşamasını gözetişi, adak hayvanlarının kurban edilişi, ağaçların kesilmesinden, bitirilmiş haline kadar ölü için bir geminin inşa edilişi, marangozluk yapan, taş yontan, debbağ-lık eden işçilerin tasvirleri, hep bu çeşit mezar odalarında yer almıştır. Bu mezarların en önemlilerinden biri, Eski Krallık dönemi mimarbaşılarından olan Ti'ye ait olarak gösterilenidir.
Ölünün öteki dünyaya geçişindeki yargılama törenlerine ve hayvanlarla dinsel inançlar arasındaki bağıntılara ilişkin totem inanışlarından kalma semboller, Mısır resimlerindeki esrarlı dilin çözülmesinde kolaylık sağlarlar. Boğa, kedi, timsah, köpek, şahin v.b. gibi hayvanlar tanrısal güçlerle ilişkidedirler.
İnsan biçiminde tasarlanan tanrıların hayvanlarla bağlantıları hayvan başlı ve insan vücutlu tasvirlere yol açmış ve bu çeşitten tanrı tasvirleri Mısır duvar resimlerinde önemli bir yer tutmuştur.
Mezar Resmi, 21. Sülale
XXI. sülale (1085-900) dönemine ait bir duvar resmi, hayvan başlı Güneş tanrısı ile ona arp çalan bir müzisyeni gösterir .
Mezar resimlerindeki konuların belli başlılarından birini, ölü gömme töreni teşkil etmektedir. Sözgelişi, mumyalanmış cesedin Nil nehri üzerinde bir salla, kaya mezarındaki yerine götürülüşü, uzun bir tören geçidi olarak ele alınmıştır. Böyle bir sahnede, törene katılan insanlar, ölünün gereksinmesi olan eşyayı ve besinleri taşıyan figürler olarak resmedilmiştir. Bir gömme olayından çok bir yerden bir yere taşınmayı andıran bu törenlerin resimlenmesinde, grup halinde ağlayan kadınlar da yer alırlar. Geçidin mezar içindeki aşamasında, mumyalanmış bedenin ebedi hayata başlayabilmek için yapacağı işlere rahibin ön ayak olduğu ve adına ağız açma denen, özel bir araçla ölünün ağzına dokunma sahnesi görülür. Törenin bundan sonraki aşamalarında ise, kalanların feryatları ve şarkıcılarla arpist çalgıcıların eşliğinde ölü yemeğinin yenisi gösterilmiştir.
Gündelik hayattan sahneleri konu edinen mezar resimleri, Mısır toplum hayatının anlaşılması bakımından önem taşırlar. Bu resimler günlük hayat ve çalışma faaliyetinin hemen hemen bütün ayrıntılarını büyük bir belgesellikle yansıtırlar. Ölümden sonraki hayata inanılması, cesedi mumyalayarak büyük bir özenle korumak isteğini yarattığı gibi, ölüyle birlikte," ona gerekli olan her türlü eşyanın ve araçların da gömülmesini zorunlu kılıyordu. Ölümden sonrasını amaçlayan bu süreklilik isteği, hayatın bütün görünüşlerini kapsayan duvar resimlerinde ifade edilmiştir. Ölünün hizmetçi ve köleleri, av eğlenceleri ve öbür gündelik faaliyetine katılanlar, kuşkusuz birlikte gömülemezlerdi, ama bunlar da duvarlardaki resimleriyle sürüp giden hayatın sonsuzluğunda yerlerini almış oluyorlardı.
Büyük firavunların mezarlarında, yönetim hayatını yansıtan sahneler de gösteriliyordu. Bunların yanı sıra, genellikle esirlerin zincirlenmiş olarak götürüldükleri sahnelerde izlenen savaş ve zafer temaları da resimlere konu teşkil ediyordu. Firavunlar bazen de tanrılara adak adarken resmediliyorlar ve bu görünüşle tanrılara eş bir yücelik taşıyorlardı.
Soyluların mezarlarındaki resimler firavunlarınkinden bir bakıma daha içtendir. Çünkü bunlarda gündelik hayatın irili ufaklı olay ve sevinçlerini yansıtan sahneler vardır. Resimlerde ölüye getirilen çeşitli yemekler, yakalanmış balıklar, avluda beslenen güvercinler, ölünün dans eden, şarkı söyleyen kızlarla kayık içinde Nil gezintisi, eşiyle birlikte, beslenen kuşları seyredişi, tarlalarındaki tarım işlerinin her aşamasını gözetişi, adak hayvanlarının kurban edilişi, ağaçların kesilmesinden, bitirilmiş haline kadar ölü için bir geminin inşa edilişi, marangozluk yapan, taş yontan, debbağ-lık eden işçilerin tasvirleri, hep bu çeşit mezar odalarında yer almıştır. Bu mezarların en önemlilerinden biri, Eski Krallık dönemi mimarbaşılarından olan Ti'ye ait olarak gösterilenidir.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 37
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 31
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 36
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 23
