Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Gotik mimarinin doğuşu birdenbire olmamıştır; pekçok yaklaşım ve sezgi bu sanatın habercileridir. Citeaux mimarlık reformu Roman sanatını fazlalıklardan arındırmış, sadeleştirmiş, biçimleri işlevlerine indirgemiştir. Yeni üslup çizgilerde sadeliğin ağır basmasını bu reforma borçludur. Buna karşılık Citeaux mimarları da bu akılcı, etkili ve sade modernliği derhal benimseyeceklerdir. Manastır düzeninin aşamalı yapısı bu tarzın Avrupa`nın en uç noktalarına kadar yayılmasını sağlayacaktır. Cluny Manastırı`nın katkısıysa daha çok, geniş hacım arayışında, kırık kemerlere ve ışınlı capellalı yanal bağlantılara olan düşkünlükte kendini gösterir.
Doğu`da çok uzun zamandır, Batı`daysa XI. yy`ın sonundan beri, kesişen kamerlerle bir tonoz hafifletilebiliyordu. Gotik mimari, daha da ileri giderek, bunlara verilen destek rolüyle yetinmeyip, kilisenin her yanındaki kemerlerin ağırlığını da bunlara yükler. Yapının dengesi Roman döneminde kütlesel payanda kullanımı, ikincil tonozların kat kat sıralanması ve çoğu zaman tribün kemerlerinin getirdiği dirençle sağlanıyordu. Çatı katları altında gizlenmiş pek çok destek duvar, mesela Laon`da olduğu gibi, bu arayışın son aşaması olacak ve bunun sonunda da çatı kaplamasının üstünde destek kemerler ortaya çıkacaktır. Böylece kendini kuşatan eğik çizgiler ağı içine sıkı sıkıya kenetlenen katedral, düşlerde görülecek yükseklilere ulaşabilecektir.
Normandiya`da XI. yüzyılın ikinci yarısında yeni bir cephe formülü uygulamaya konur: daha geniş bir ana kapıyı çevreleyen ve kapılarıyla doğrudan salona açılan iki kule. Gotik mimarlar bu öncü modellerin sunduğu yenilikleri toparlayarak katedralleri geniş kalabalıklara açabilmek, daha havadar bir mekân yaratmak ve daha fazla ışık alabilmek için bir sistem oluştururlar: çapraz tonoz, kırık yay, kavisli kemer, cephe uyumu, yanal uzantılı koroyeri ve ışınlı capellalar.
Doğu`da çok uzun zamandır, Batı`daysa XI. yy`ın sonundan beri, kesişen kamerlerle bir tonoz hafifletilebiliyordu. Gotik mimari, daha da ileri giderek, bunlara verilen destek rolüyle yetinmeyip, kilisenin her yanındaki kemerlerin ağırlığını da bunlara yükler. Yapının dengesi Roman döneminde kütlesel payanda kullanımı, ikincil tonozların kat kat sıralanması ve çoğu zaman tribün kemerlerinin getirdiği dirençle sağlanıyordu. Çatı katları altında gizlenmiş pek çok destek duvar, mesela Laon`da olduğu gibi, bu arayışın son aşaması olacak ve bunun sonunda da çatı kaplamasının üstünde destek kemerler ortaya çıkacaktır. Böylece kendini kuşatan eğik çizgiler ağı içine sıkı sıkıya kenetlenen katedral, düşlerde görülecek yükseklilere ulaşabilecektir.
Normandiya`da XI. yüzyılın ikinci yarısında yeni bir cephe formülü uygulamaya konur: daha geniş bir ana kapıyı çevreleyen ve kapılarıyla doğrudan salona açılan iki kule. Gotik mimarlar bu öncü modellerin sunduğu yenilikleri toparlayarak katedralleri geniş kalabalıklara açabilmek, daha havadar bir mekân yaratmak ve daha fazla ışık alabilmek için bir sistem oluştururlar: çapraz tonoz, kırık yay, kavisli kemer, cephe uyumu, yanal uzantılı koroyeri ve ışınlı capellalar.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 19
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19