kralhakan2009 1
kralhakan2009
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
B 1
berione65
sen272 1
sen272
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
C 1
chengdu
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Zonguldak

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan RooTKhaLeD
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 3
  • Görüntüleme Görüntüleme 565

RooTKhaLeD

Level 6
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
11 Tem 2010
Konular
469
Mesajlar
1,185
Reaksiyon Skoru
51
Altın Konu
0
TM Yaşı
15 Yıl 11 Ay 4 Gün
Başarım Puanı
136
MmoLira
-21
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

GENEL KONUM
Alaplı, Kdz.Eregli, Çaycuma, Gökçebey ve Devrek ilçelerinden oluşan Zonguldak ;Karadeniz'e batı ve kuzeyden kıyısı olan bir ildir. Doğuda Karabük, kuzeydoğuda Bartın, güneyde Bolu batıda Düzce illeriyle çevrilidir. 2000 yılı sayımına göre 632.936 olan il nüfusunun106.45O'si merkez ilçe belediye sınırları içinde yaşamaktadır. Engebeli bir arazi yapısına sahip il toprakları 3.481 km2 dır.İl alanının %56'sı dağlarla %31'iplatolarla ve %13'ü de ovalarla kaplıdır.Filyos, Devrek, Alaplı, Gülüç ırmakları ilin önemli akarsu kaynaklarıdır.
Bol yağışlı bir iklime sahip olan Zonguldak'ın %52'si ormanlarla kaplıdır. Bu doğal yapı av ve yaban hayatı açısından yabanıl yaşamı da çeşitlilik anlamında güçlendirmiştir
Doğal göl bulunmamaktadır. Kızılca pınar , gülüç , ulutam baraj gölleri ve dere köy göleti mevsiminde piknik olarak kullanılmaktadır.
Madencilik , dokumacılık , nakış ve özellikle tel kırma nakış ve ağaç işlemeciliği yöreye ait iş kollarıdır.
İlk çağ anlatan kaynaklarda “ Sandra , Sandraka “ oalrak geçen Zonguldak yöresi , bu adı muhtemelen aynı adla anılan realgardan almıştır. O dönemde sinope den ( Sinop ) ihraç edilen bu mineral boya ilaç yapımında yörede dokunan bezlerin , nakış ipliklerinin ve ağaçtan yapılan eşyaların renklendirilmesinde kullanılmıştır. “ zırnık “ adıyla bilinen realgar zehirli özelliğinden dolayı “ zırnık vermem , zırnık koklatmam “ biçimlerinde halk diline girmiş ve yöredeki deyim , atasözlerinde yer almıştır.
Kdz . Ereğli deki “ elpek , Çaycuma da “ pelemet “ diğer yerleşim birimlerinde “ çözme “ bez olarak bilinen yerli dokuma “ düzen adı verilen el tezgahlarında keten ve pamuk ipliğiyle dokunurdu. İç giyimde de kullanılan bu bez yazın serin , kışın vücut ısısını tutmasıyla ünlüdür. Günümüzde yöresel nakışlarla süslenerek yelek , bluz , çanta , gözlük kılıfı gibi hediyelik eşya biçiminde değerlendirilmektedir.
Kız çeyizi, yağlık, kuşak, peşkir gibi dokumalarda görülen Zonguldak yöresi nakışları; bezi, türü, tekniği ve kullanılan renk, motif yönünden üstün özellikler taşır. Herhangi bir bez üzerine kırma teli ; adı verilen malzeme ve özel aletle işlenen tel kırma nakış, kadın üst dış giyiminde süsleme olarak kullanılır.

Yüz yılı aşkın süredir Devrek'te sürdürülen bastonculuk "Devrek Bastonu" adıyla ünlenmiştir. Sapı ceviz gövdesi kızılcık ağacı, ucu da manda boynuzu olan klasik Devrek Bastonu ; tamamen bir el sanatı ürünüdür. Gövdesinde başları sap kısmına doğru dolanmış iki yılan motifi bulunur. Günümüzde değişik biçim, malzemeden yapılmış sapları ve gövdeleri gümüş, " sedef, bakır, kemik işlemeli motifler bulunan bastonlar da yapılmaktadır.
Yaklaşık 170 yıldır kömür ocaklarında zor koşullarda çalışan Zonguldak köylüsü eğlenme, oyun gereksinimini dışardan parayla köçek (Mey ter) tutarak ve onu izleyerek gidermiştir. Bu nedenle yörede köçek ve kadın oyunları yaygındır. Köy ünden ayrılıp madene çalışmaya giden erkeğin ardından yakılan türkü, maniler; ölümlü iş kazası sonucu söylenen ağıtlar yaşam biçiminin, üretim kültürünün folklora yansıyan trajik örnekleridir.

Kadın oyunları giysisi ritmi , ezgisiyle kadının zerafetini ; hareketliliğini öne çıkarır. “ aman of , döktürü muazzez , maça kızı , biriciksin , dirgine , topal Osman , kestaneci köyü , Eğricemeşe , Sömsöm Yarim , Kaptaşın Altı Bayır , Halimem , Karadır kaşların “ yöreye ait folklorik ürünler olup davul ,zurna ,kaval , çifte bağlama , tambura , kemane, tef, darbuka, zil , kaşık , gibi çeşitliliği içeren enstrüman eşliğinde söylenir , oynanır.
XIX. Yüzyıl sonlarına doğru yörenin sancak beyi Halil Paşa Karamahmutoğlu tarafından Kdz. Ereğli de yaptırılan Halil paşa konağı günümüzde müze olarak kullanılmak üzere yeniden düzenlenmiştir.
DOĞAL GÜZELLİKLER
Zonguldak doğal kaynaklar, güzellikler açısından oldukça zengin bir ildir. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan koyları, kumsalları, her biri ayrı bir doğa harikası olan mağaraları, dört mevsim yeşil kalabilen bitki örtüsü ve orman içi dinlenme alanları, turizm anlamında değerlendirilebilecek doğal kaynaklardır. Doğuda Sazköy'den batıda Akçakoca'ya kadar uzanan 80 km'lik kıyı şeridinde yer alan, pek çok doğal plaj ve kumsal, yöre halkının yaz aylarında günübirlik kullandığı belli başlı mekanlardır. Bunlardan Hisarönfi, TürkalI, Göbü, Kapuz, Değirmenağzı, Ilıksu, Erdemir Ereğli Belediye, Alaplı Kocaman kıyıları Turizm Bakanlığınca yürütülen "Mavi Bayrak Projesi" kapsamında izlenmektedir.
Zonguldak veKdz. Ereğli Limanları endüstriyel, ticari amaca yöneliktir. Zonguldak limanından Ukrayna'nın Skadovsk, Evpatoria, Rusya'nın Novorossky limanlarına ro-ro taşımacılığı yapılmaktadır.

Birçoğu biten ve inşaatı devam eden Alaplı. Kozlu, Kilimli, Hisarönü (Filyos) balıkçı barınaklarının projeleri revize edilerek yat limanlarına dönüştürülmesi düşünülmektedir.

1997 yılında gerçekleştirilen Karadeniz Yat Rallisi (KAYRA) Organizasyonu sonucu ilimiz limanlarının yat turizmi için uygun koşullar taşıdığı görülmüştür.

İl topraklarının yandan fazlasını kaplayan yeşil doku iğne ve yayvan yapraklı ağaçlarla çok çeşitli ormanaltı bitki örtüsünden oluşmuştur. Mevsiminde piknik yeri olarak kullanılan bu alanlar treking, foto safari, olta balıkçılığı, av ve yaban hayatı gibi aktivitelere yanıt verebilecek potansiyel zenginliklerdir. Ulutam, Göldağı, Beycuma Yayla, Bostandüzü, 100.Yıl, Milli Egemenlik, Kocaman mevkiilerindeki orman içi dinlenme yerlerinde "su, tuvalet, oturma grupları, telefon" gibi alt hizmetler sunulmakta; alışveriş, yeme içme gibi gereksinimler karşılanabilmektedir. Yönetsel olarak Bolu'ya orman varlığı olarak Zonguldak1 a bağlı olan "Yedi Göller Milli Parkı da" ilin rekreasyon alanı içersindedir. Bir renk zenginliğine bürünen bu alanda alt hizmet üniteleri ile birlikte, çadırlı kamp sahası, altı adet dağ evi, alabalık ve geyik üretme çiftlikleri bulunmakta, göllerde olta balıkçılığı yapılabilmektedir.
İlin en yüksek tepesi olan bacaklı yayla ( 1637 ) eteğindeki bölüklü yayla , yayla evleri , yaşayan yayla geleneği ve zengin orman altı bitki örtüsüyle “ yayla turizmine “ , yaklaşık 3-4 ay kar altında kalmasıyla da “ kış turizmine “ aday bir doğal ortamdır. Zonguldak merkez ilçe Harmankaya , Değirmenağzı , Kdz. Ereğli ,Güneşli , Gökçebey , Pamukdüzü yörelerindeki şelaleler ve tekking alanları , doğa turizmi anlamında değerlendirilebilecek uygun mekanlardır.

ZONGULDAK SANAYİSİ
Zonguldak ilinin ülke ekonomisindeki yeri ve önemi,kentin varoluş nedeni olarak gösterilen kömürün bulunuş ve işletmeye açılmasıyla başlamış olup, (TTK) Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nun yüksek kalorili taşkömürü üretimi,Ereğli Demir Çelik İşletmeleri'nin kütük ve yassı mamul üretimi, SEKA Çaycuma Müessesesi'nin ülkenin % 20 kraft kağıdı ihtiyacım karşılayıp jhracat düzeyinde üretim yapması önem arz etmektedir. Bu kuruluşların yanında TEAŞ Çatalağızı Termik Santralı, Filyos Ateş-Tuğla Fabrikası ile orman ürünlerine ait sanayi kuruluşları İV in ekonomik durumunu belirleyen önemli kuruluşlarıdır.
İl'de ekonomik yapının hemen hemen tamamına yakınının kamu sektörünce belirlenmiş ve öncülüğünde gelişmiş olması,özel sektörle birlikte potansiyel olarak mevcut olan ormancılık,tarım,hayvancılık ve ziraata olan eğilimi azaltmıştır.
Zonguldak,kömür üretimi ile gelişmiş ve kömürle varolmuş bir şehirdir. Ülkemizin en büyük demir çelik tesislerinin de bu bölgede kurulması ile bir ağır sanayi bölgesi haline gelmiştir.
Dolayısıyla Zonguldak'ın ekonomik durumunu yaratan ve geliştiren ,Kömür İşletmesi ile Demir Çelik Fabrikaları olmuş ve kurulan yeni tesislerin de genellikle bu yapıya dayalı olarak gelişmesini beraberinde getirmiştir.

Sanayinin temel girdilerini oluşturan tesislerin bu bölgede kurulmuş olmasına rağmen, yan sanayinin gelişmemiş olması, bu bölgede yapılabilecek yatırımların,ulaşım koşullarının da olumsuz etkisi ile başka illere kaymasına neden olmuştur. Kömür madenciliği için gerekli makine,alet ve teçhizatın üretim,bakım ve onarımı gibi hizmet birimlerinin tümünün TTK bünyesinde toplanmış olması, yan sanayinin gelişmesini önleyen bir diğer önemli etken olmuştur.

Mevcut imalat sanayi tesisleri birkaç merkezde yoğunlaşmış olup imalat sanayi ilçeler düzeyinde merkez ilçeye göre daha gelişmiş durumdadır. Çaycuma'da ateş tuğlası ve kağıt üretimi yapan tesisler,Devrek'te orman ürünlerini işleyen tesisler,Ereğli'de ise demir-çeliği hammadde olarak kullanan tesisler bulunmaktadır.
Zonguldak Ereğli'de bulunan Demir Çelik Fabrikaları ise, Türkiye'nin tek yassı mamul üreticisidir. Ancak,ulaşım sorununun Zonguldak genelinde çözülmemiş olması sonucu,bölgede yassı mamule dayalı yan sanayi istenildiği düzeyde gelişememiştir.

SANAYİNİN ÖNCÜSÜ MADENCİLİK
Çok yönlü ve canlı ekonomik yapısı olan Zonguldak, tarım dışı kesimlerin ve özellikle madencilik ve imalat sanayinin ağırlık kazandığı birkaç ilden biridir. İlin ülke genelinde bu denli önem kazanmasının nedenini, ildeki taşkömürü yatakları ile ağır sanayi tesisleri oluşturmaktadır.
Başta Demir Çelik olmak üzere Metalürji Endüstrisinin tüm kesimlerinde ihtiyaç duyulan en önemli hammaddelerden biri de metalürjik koktur. Bu endüstri kollarında kullanılabilecek kokta; gözeneklilik, sağlamlık, belirli büyüklükte parça halinde olmak gibi bazı fiziksel özellikler ile kükürt ve kül içerikleri ile reaktivite gibi bazı kimyasal özellikler aranmaktadır. Özellikle istenen fiziksel özelliklere sahip koklar, koklaşabilirliği iyi olan taşkömürlerinden üretilebilmektedir.
Endüstrideki gelişmeye paralel olarak kok kömürüne olan ihtiyaç ve bunun doğal sonucu olarak da koklaşabilir nitelikteki taşkömürlerine olan talep her geçen gün artarak günümüzde büyük boyutlara ulaşmıştır.

1970 yılından itibaren ülkemizde gelişen Demir Çelik sektörünün ihtiyacı iç üretimle karşılanamaz olmuş ve ithal taşkörnürünün ülke ekonomisine girişi kaçınılmaz hale gelmiştir. 1973 yılında 16 bin ton ile başlayan ithalat, diğer sanayi sektörlerinin de ithalata yönelmesiyle 1999 yılında yaklaşık 9,5 milyon tona ulaşmıştır.

1999 yılı itibariyle TTK'nın taşkömürü üretiminin ülke ekonomisine katkısı 105.9 milyon dolardır.
DEMİR ÇELİK SANAYİ
Dayanıklılığı, güvenirliği, yaygın kullanım alanı, çevre dostu özelliği ve birçok teknik üstünlüğü ile çağdaş toplum yaşantısının ayrılmaz bir parçası olan demir çelik ürünleri, geçmişten bu yana sanayileşmenin temelini ve kalkınmanın itici gücünü oluşturmaktadır. Türk Demir-Çelik Endüstrisi de, bu özelliği ile, gelişen ülkemizin önde gelen stratejik sektörleri arasında kabul edilmektedir. Ülkemizde yoğunluk kazanan karayolu, sulama, ziraat, baraj inşaatı vb. altyapı" çalışmaları paralelinde, yassı çelik ürünlerine duyulan ihtiyacın 1950'li yıllardan itibaren önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Bu gelişmelere bağlı olarak, ülkemizin ilk yassı çelik fabrikası olan ERDEMİR' in tesisleri 28 Şubat 1960 tarihinde kurulmuş, 42 ay süren inşaat ve montaj aşamalarından sonra 15 Mayıs 1965'te resmen hizmete açılmıştır.
Bugün, Kdz.Ereğli kıyısında,yaklaşık 4 km2'lik bir alan üzerinde kurulu bulunan ERDEMİR, halen ülkemizin en büyük ve yassı çelik üreten tek entegre kuruluşudur. 35 yıldır ürettiği yassı çelik ürünleri ile, ülkemiz savunma sanayii, genel konstrüksiyon, boru, otomotiv, gemi yapımı, dayanıklı ev aletleri, tarım araçları, basınçlı kap üretimi, gıda ve ambalaj, büro malzemeleri vb. sektörlere temel girdi sağlayan ERDEMİR yaklaşık 7.000 kişi istihdam etmektedir.

Ülkemizin 1999 yılı ham çelik üretimi, bir önceki yıla göre % 6,3 oranında artışla 14,2 milyon tona ulaşırken, rekor düzeydeki bu üretimi ile dünyanın en fazla çelik üreten ülkeleri sıralamasında 16. olmuştur. Ancak, Türk Demir-Çelik sektöründeki bu gelişmeler sevindirici olmakla birlikte, alt sektörler itibariyle arz-talep dengeleri tatminkar değildir. 1999 yılında, yassı çelik alanında faaliyet gösteren ERDEMİR' in, ülkemizin toplam çelik üretimi içerisindeki payı %19,1 ile sınırlı kalmıştır. Böylece, Türkiye yassı çelik alanında net ithalatçı konumunu korumaya devam etmiştir. Bu dönemde, iç tüketimi karşılamak için yaklaşık 3,0 milyon ton yassı çelik ithalatı yapılırken, katma değeri daha düşük olan uzun çelik sektöründe yaklaşık 4,0 milyon ton arz fazlalığı oluşmuştur.
AB ülkelerinde yassı çelik üretiminin toplam çelik üretimi içindeki payı % 60-65 iken ülkemizde bu oranın % 20 civarında olması, Türk Demir Çelik sektöründe yaşanan ve acilen aşılması gereken yapısal dengesizliğin bir göstergesidir.
İşletme, 1999 yılı dünya çelik üreticileri sıralamasında, 2,7 milyon ton ham çelik üretimi ile 72. Olmuştur. Avrupa Birliği ülkeleri arasında 16. sırada; Avrupa'da ise (Bağımsız Devletler Topluluğu dahil ),32. sırada yer almıştır.


















ZONGULDAK VE BEN
Hani insanlar kaybetmeyince anlamazlarmış sahip olduklarının değerini . Kaybedince de ah , of çekip dertlenir , sızlanırlar.

Bende Zonguldak ın beğenmediğimi söyler dururdum . Kaybetmenin ne olduğunu pişmanlığın ne olduğunu şimdi anladım . Her sabah kalktığımda çam ormanlarını , denizi görürmüş gibi çam balı kokan , yosun kokan havayı solumak kötü gelirdi. Kurtulacağım buralardan diyordum . Belki sıkılmamın sebebi Zonguldak ın kendisi değildi. Bazı sorunlarım her şeyden nefret etmemi sağladı . O görüpte fark edemediğin güzelliği istiyordum . Beterin beteri varmış …. Çokta doğru söylemişler. Her zaman şükretmek gerekiyor herhalde şimdi ise her sabah kalktığımda kömür dumanıyla kapkara sislere bürünmüş bir hava , karşımda benim adımla eş değerde kayalıklar , kale birde koskoca gövdeli fakat çırılçıplak dağlar ve dümdüz yarısı apartman denilen betonarmelerle kaplı bir şehir , merhaba diyor bana , herkese göre kendi memleketi gibisi yok . Kim bilir bir afyon lu Zonguldak ı görse neler söylerdi ki . Eminim ki nerede o benim güzel afyon um derdi !.....

Demekki taş yerinde ağırmış
 
Teşekkürler
 
Paylaşım için teşekkürler
 
Teşekkür Ederim :)
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst