PrimeAC 1
PrimeAC
shrpnl 1
shrpnl
Agora Metin2 1
Agora Metin2
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Karan2offical 1
Karan2offical
Fethi Polat 1
Fethi Polat
ShadowFon 1
ShadowFon
bikral 1
bikral
Hikaye Ekle

Adamkayalar

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan kral193_21
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 425

kral193_21

Level 45
TM Üye
Üye
Katılım
13 Ağu 2009
Konular
3,814
Mesajlar
53,116
Reaksiyon Skoru
343
Altın Konu
0
TM Yaşı
16 Yıl 10 Ay 10 Gün
Başarım Puanı
375
Yaş
33
MmoLira
-2
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Sıcaklıklara rağmen bugün tarihin izlerinden yola çıkarak, Roma Dönemi'ne ait kaya kabartmaların olduğu Mersin'in Erdemli İlçesi'ne bağlı Kızkalesi Beldesi'nin 10 km. kuzey yönünde bulunan Adamkayalar kalıntılarına ait bulguları inceleyeceğim.

Gün doğumundan önce sıcaklığın artışını düşünerek erken bir saatte yola çıkmış, sakin bir doğa sezinleyişinin adımlarıyla vadilerin yükseltilerinde ilerliyordum. Sabah serinliğinde uyanan kır kuşlarının şarkıları ve cırcır böceklerinin seslenişleriyle denizden yüksek bir yerde rüzgârların eşliğinde güneşin doğuşunu karşılıyorduk doğa varlıklarıyla…




Gün doğuşunun izlenişinden sonra yol üzerinde Adamkayalar levhasının bulunduğu 2 km'lik batı yönünden patikayıyürüyerek Şeytan Deresi'ne varmış; vadinin arasından süzülen rüzgârla bu güzel derinliği kucaklıyordum. Daha öncede yaptığım keşiflere istinaden vadinin karşısında bulunduğumdan farklı bir atmosferi olduğunu algıladım. Karşımda duran derin vadilerin sonuna doğru denizin sükûnetini yükseklerden karşılamak adına vadi ve vadi içinde yaşayan bütün varlıklara seslendim… Hau! Hau Mitakuyapi! Merhaba, Merhaba bütün akrabalarıma…

Seslenişimle sabahı karşılayanlar arasında iki sincap belirdi. Hemen solumda bulunan yüksek kaya bloğunda koşturup oyunlarınıoynayan sincapların seslerine gülümseyişimle karşılık verdim. Gün ışığı yükselmeden dik vadi yamacına yapılmış Roma kalıntılarına ait kabartmaları ve kaya mezarlarını inceleyip fotoğraflamak için patika işaretlerini izleyerek devam ediyordum. Belli bir rakımı indikten sonra vadideki mağaraları inceleyerek içerisinde yaşam edinmiş bitki türleri görülmeye değer kılıyordu bu yerleri.




Kabartmalar görülmeye başladığında daha önce karşı vadilerden dürbünle izlediğimden farklıydılar. Burada kabartmalarıyakından görmek detaylarını ortaya çıkarıyordu. Niş içerisinde yapılmış 11 erkek, 4 kadın, iki çocuk ve bir dağ keçisine ait kabartmalar dik bir vadi yamacında taş ustalığını sergiliyordu.


Ölmüş olan önemli kişilerin anılarını yaşatmak için yapılan bu kabartmalar beklide dünyada eşi benzeri olmayan inanç alanlarından bir yerdi.


Kabartmalarda görülen şekillerde dikkat çekenler arasında elinde üzüm salkımıtutan uzanmış bir insan kabarmasıile elindeki testi ile sıvıdolduran kabartmalara; savaşı simgeleyen mızrak ve baltalıinsan kabarmalarına ve aile tablosu ile sadakati simgeleyen anne çocuk ve savaşçının ölümüyle ailenin bağlı kalacağını simgeleyen tabloları görülmeye değer.

Dünyada az bulunacak türden olan bu kabartmalar her geçen gün yok olma tehlikesinin sürecini burada da hızlıyaşamakta. İnsan varlığıyapıcı ve yıkıcılığıyla bilinen gücünüburada da ne yazık ki olumsuz bir şekilde göstermişti. Bu olağanüstükaya kabartmaları define arayıcıları tarafından istila edilmiş, bir parça metal uğruna değerleri yok etme cesaretini göstererek gelecek kuşakların tarihi ve kültürel değerlerini, yaşamalarını hiçe saymışlardı.




Delici makineler ile birçok tablet zarar görmüş; tabletlerden biri de dinamit ile patlatılarak etraftaki doğal yapılara zarar verilmişti.

Bölgede tarihi değerlerinin araştırmasınıbitirerek karşı vadiye geçmek üzere zorlu bir inişe başladım. İki vadinin arasına indiğimde güneşsiz serin bir doğada dinlenerek zaman geçirmiş tekrar tırmanmak üzere; daha önceki zamanlarda inişini yaptığım vadiden yukarı çıkmaya başladım. Vadi aralarında sayıca çok mağaralar bulunuyor; çoğu zaman bu mağaralar bölgede hayvancılık yapan çobanlara korunak oluyordu.


Yorucu vadi tırmanışından sonra yükseklere çıkmış kartallar gibi esen rüzgâra eşlik ediyordum. Dönüş için Yörüklerce kullanılmış doğal patikaların izlerinden devam ederek bu topraklarda uzun yıllar geçen Yörük halkının izleriyle adımlıyordum. Her yıl bu yollarda yaz ve kış göçlerini gerçekleştiren Yörükler yaşam savaşımlarını adımlıyorlardı diyarlara. 10 Mayıs gibi yaz göçleri başlayan Yörükler İç Anadolu Toroslarına giderek sıcaktan da uzaklaşıyorlardı. Yaşam şartları hayvancılık ve yer yer kısa dönemli tarım yaparak zor koşullarda yüzyıllardır göçebe yaşamını unutturmuyorlardı. Bölgede kalıcı Yörük halkı da bulunuyordu. Koşulların iyi ve kötü şartlarına karşın göçlerine bölgedeki Yörük halkı da artık ara vermişti. Şu anda bu patikalarda yürüyen son göçebe Boynuinceli ve Sarıkeçili Yörükler kalmıştı. Şartlar her geçen gün zorlaşınca zamanı geldiğinde yol kat edişler duracak son göçebe ırklarda bu topraklarda yaşanmış bir tarihe perde çekeceklerdi…

Günün Üzerine

On yaşımdayken bir gün toprağa baktım; ırmaklara, gökyüzüne ve etrafımızdaki hayvanlara baktım. Bütün bunları yapan büyük gücü kavrayamadım. Bu gücü anlamak için can atıyordum. Ağaçlara, çalılara sordum, bana bakıyormuş gibi görünen çiçeklere sordum: “Sizi kim yaptı?“ Yosun kaplı taşlara baktım, bazılarının şekli insana benziyordu, onlara da sordum. Hiçbiri bana cevap vermedi. Sonra bir rüya gördüm. Rüyamda o küçük yuvarlak taşlardan biri yanıma geldi ve her şeyi yapanın Wakan Tanka olduğunu bildirdi.


O Yaratıcıya saygı göstermek için O'nun eseri olan tabiata saygı göstermem gerekir…


Tatanka Ohitika, Sioux Kabilesi

Alıntıdır. :)
 


2019 yılı itibari ile son detaylı bilgileri buradan elde edebilirsiniz.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst