Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


*** SiNEMA TARiHi ***

kralmustafa

Level 8
Fahri Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
22 Eki 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
192
MmoLira
0
DevLira
0
#1
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
** SiNEMA TARiHi ***
Sinema sanatının 20. yüzyılda gelişmiş kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan resim heykel müzik mimarlık gibi çeşitli sanat dallarına dayalı büyük teknik beceri gerektiren karmaşık bir sanattır. İzleyici karartılmış bir salonda perdeye yansıyan kendi somut gerçekliğiyle etkiler.
Saydam bir film şeridi üzerindeki görüntüler ışığın yardımıyla bir perdenin üzerine art arda düşürüldüğünde gözümüz bu görüntüleri hareket ediyormuş gibilm karakterlerinden göze yansıyan her görüntü birbirinin devamı olarakyani hareket ediyormuş gibi görünür. Bu beynin yarattığı görsel bir hareket yanılsamasıdır.ayı yada öyküyü bu yöntemle anlatmaya dayanan görsel bir sanat dalıdır. Görüntülerin kaydedildiği film şeridi saydam bir madde olan selüloitten yapılmıştır. Görüntüler filmin üzerine sinema kamerasıyla kaydedilir. Gösterim sırasında bunlar projeksiyon makinesiyle hareketli görüntüler biçiminde perdenin üzerine yansıtılır. Filmi çekilecek cisimden yansıyan ışık kameranın merceğinden geçerek
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
filmin ışığa duyarlı yüzeyindeki kimyasal maddeleri değişikliğe uğratır ve görüntü oluşturur. Hazırlanan film labaratuvarda çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra gösterime hazır duruma gelir. Bir film makarasına sarılarak projeksiyon makinesine takılır. Makara belirli bir hızla dönerkrojeksiyon makinesinden çıkan ışık filmi aydınlahareketli görüntüler biçiminde perdenin üzerine yansıtır.
Selüloit sağlam ve esnek bir madde olduğu için makaralara ve makinelere kolaylıkla sarılıp takılabilir. Çekim sonrasında birleştirme aşamasında istenmeyen görüntüler kesilip çıkarılarak kabirleştirilebilir. Aynı zamanda ışığa son derece duyarlı olduğundan üzerindeki görüntüler net bir16ve 8 mm eninde film şeritleri kullanılır. Film şeridinin kenarlarında düzgün aralıklarla sıralanmış delikler vardır. Bu delikler film şeridinin kamera makarasına yada projeksiyon makinesinin dişlilerine sağlam bir biçimde s
Film çekme aygıtı olan kamera fotoğraf makinesi ile aynı ilkelere dayanarak çalışır. Ama fotoğraf makinesinden en önemli farkı görüntüleri belli zaman aralıklarıyla ve son derece hızlı bir biçimde film şeridinin üzerine kaydetmesidir. Kullanılalışan kameralar aldı. Motor gürültüsünü önleyen bir sistem eklenerek görüntüyle birlikte sesi de kaydeden sesli kameralar geliştirildi. Bugün kullanılan 35 milimetrelik kamera hareketli görüntüler için saniyede 24 kare çeker. Bu hız artırılarak yada azaltılarak hareketin hızlı yada yavaş olması sağlanır. Gösterim sırasında projeksiyon makinesinin obtüratürü film karelerinin müz hareketlerin aslında kesintili olduğunu ayırt edemez.


Film Başlıyor
Beynin yarattığı görsel hareket yanılsaması fotoğrafın bulunmasından daha önce de biliniyordu. 1824'te İngiliz fizikçi Peter Mark Roget'ın yayımladığı "The Persistence of Vision With Regard To Moving Objekcts" (Hareketli Cisimlere İlişkin Olarak Görüntünün Sürekliliği" adlı kuramsal çalışmairçok mucidin ilgisini çekti. Her sayfasına resim çizilmiş bir kitabın sayfaları hızla çevrildiğinde görüntülerin kesintisiz bir biçimde hareket ediyormuş gibi görünmesi ve buna benzer birçok basit deney Roget'ın kuramını doğruluyordu. Çeşitli ülkelerden bir çok mucit bu kuramdan hareketle birbirine yakın zamanlarda benzer aygıtlar geliştirmişti. Bu bakımdan sinema kamerası ve projeksiyon makinesi gibi aygıtların ilk önce nerede ve nasıl ortaya çıktığını kesin olarak söylemek güçtür. 1830'lardan başlayarak Zootrop
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
taumatrop
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
fasmatrop
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
fenakistiskop ve praksinoskop adlarıyla bilinen çeşitli aygıtlar geliştirildi. 1882'de Fransız fizyolog Etienne- Jules Marey kuşların uçuşunu saptamak amacıyla saniye de 12 fotoğraf çekebilen "fotoğraf tüfeği" adını verdiği bir aygıt geliştirdi. 1887'de ABD'li Hannibal Goadwin fotoğraf çekiminde ilk kez selüloit film kullandı. Ardından New York'ta George Eastman makaraya sarılı selüloit film üretimine başladı. 1888'de Thomas Alva Edison üzerine ses kaydedilen mum silindirli fonograf'ı
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
daha sonra da ses ve görüntüyü birleştirmek amacıyla yardımcısı William Dickson'la birlikte kameranın ilk biçimi sayılan kinetoskop adını verdiği bir gösterim aygıtıyla 15 metrelik bir film şeridinin üzerindeki görüntüleri kesintisiz olarak art arda yansıtmayı başardı. Ne var kbu aygıt gözlerini iki deliğe dayayan tek bir izleyici tarafından kullanabiliyordu. Kinetoskopla filmin üzerindeki görüntüler art arda izlenebilmekle birlikt hareketler kesintiliydi. Bunun nedeni her görüntü karesinin yeterince uzun bir süre ışıklandırılamamasıydı. Paris'te kinetoskopu gören Fransız Lovis (1862- 1948) ve Auguste (1862- 1954) Lumiere Kardeşler geliştirdikleri sinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntü elde ettiler. Bu olay sinemanın doğuşunu müjdeleyen en önemli gelişmeydi. Sinematograf elle çalıştırılabiliyor ve yaklaşık 10 kilogramlık ağırlığı sayesinde istenen yere taşınabiliyordu. Filmin düzenli ve kesikli ilerleyişini sağlayan ve bugün de hala kullanılmakta olan tırnaklı bir düzeneği vardır. Lumiere Kardeşler halka açık ilk film gösterimlerini 1895'te Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de gerçekleştirdiler. Sinematograf hem film çeken hm de gösteren bir aygıt olduğu için ancak 15 metrelik film şeridi alabiliyordu. Bu yüzden ilk filmleri oldukça kısaydı. Filmler iskambil oynayanlzay Yolculuk gibi kısa film çekmiştir.

İlk Sinemalar
Sinema başlangıçta ilginç bir deney yada basit bir eğlence türü olarak görülüyordu. İlk film gösterimleri genellikle laboratuarlarda yada evlerd0. yüzyılın başlarında önemli bir ticaret ve sanayi dalı durumuna geldi. Film pazarı önceleri Fransızlar'ın elindeydi. Sonradan ABD'de kurulan yapımcı şirketlerin eline geçti. Halka açık ilk kısa filmler İngiltere'de ve ABD'de müzikli tiyatro oyunları sırasında gösteyalamak ve salonda tutmak için büyük çaba harcanırdı.

Sinema Sanayinin Gelişimi teknikleri kullandını yaşadı. Zengin dekorlu ve kostümlü tarihsel filml nedenle sinemaya büyük bir öncülük tanıdılar. Teknik araçların yetersizliğine karşın çok sayıda nitelikli film yapıldı. Griffith'le birlikte çağdaş sinemanın öncüsü sayılan Sergei Eisenstein'ın Potemkin Zırhlısı (1925) bunların en güzellerinden biridir. Bir Yunan trajedisi gibi gelişen bu film etkileyici çekimleri ve kurgusuyla izleyicinin soluğunu keser. Dönemin önde gelen yönetmenlerinden Vsevolod İ. Pudovkin'in bir Maksim Gorki uyarlaması olan Ana (1926) filmi sessiz sinemanın başyapıtlarındandır.
Dünya Savaşı'ndan sonra 1920-27 arası Fransa'da ilgi çekici filmler yapıldı. Dönemin önde gelen yönetmenlerinden Rene Clair İtalyan Hasır Şapka adlı komedi filmiyle adını duyurdu. 1920'lerde sinema ABD'nin en büyük sanayi dallarından biri durumuna geldi. Metro- Goldwyn- Mayer
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Paramount
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
United Artists gibi dev film şirketleri o dönemde kuruldu. Yumuşak iklimiyle açık hava çekimlerine uygun olan Los Angeles kentinde Hollywood
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
ABD sinema sanayisinin merkezi durumuna geldi. Her çeşit filmin yapıldığı bu dönemde gag türünde kavgalı dövüşlü komediler başta geliyordu. Charlie Chaplin
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Buster Keaton
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Stan Laurel ve Oliver Hardy 1920'lerde parladı. Bu yıllarda yarısı 20 yaşın altında olan 40 milyon ABD'li düzenli olarak her hafta sinemaya gidiyordu. Sinema tarihine adı geçen filmlerden Cecil B. De Mille'in yönettiği On Emir
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Douglas Fairbanks'in her ikisinde de başrolü oynadığı Robin Hood (1922) ve Bağdat Hırsızı bu dönemde yapıldı.
İngiltere'de sessiz sinemanın önde gelen yönetmeni John Grierson
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
1929'da sinema tarihinin ilk uzun belgesel filmi olan Balıkçı Tekneleri'ni çekti.

Sesli Sinemanın Doğuşu
1927'ye kadar filmler bütünüyle sessizdi. Konuşmalar filmin akışına kısa aralıklarla kesintiye uğratan yazılarla veriliyor
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
film piyano
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
keman yada bir pikaptan çalınan müzik eşliğinde gösteriliyordu. Yaklaşık 6.000 kişi alan bazı büyük sinema salonlarında belli bir film için özel olarak bestelenmiş müzik parçasını çalan 40 kişilik büyük orkestralar bulunuyordu. Film seslendirme çalışmaları ise 1906'dan beri sürüyordu. İlk sesli film 1927'de çekilen
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
şarkıcı Al Jolson'un oynadığı Caz Şarkıcısı'dır. Sesli sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte izleyici sayısında büyük bir artış oldu. ABD'de sinema sanayisi kısa sürede sesli sinema teknolojisine geçti. Yapımcılar stüdyolarını elektronik ses kayıt aygıtlarıyla donattılar
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
sinema salonlarına büyük hoporlörler yerleştirildi. 1930'lardan başlayarak tüm filmler sesli olarak çekilmeye başlandı. Sanatçıların kendi sesini kullanması bazı zorluklar getirdi. Bazı oyuncular ezberlemekte güçlük çekiyor
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
ABD'li olmayan oyuncular İngilizce'yi aksanla konuşuyor yada sesle görüntü arasında uyum sağlamadığı oluyordu. Bu nedenlerden ötürü sinemada bu dönem de ağırlık olarak tiyatro oyuncuları yer alıyordu.
Japonya'da filmlerdeki konuşmalar benşi adı verilen anlatıcılarla iletilirdi. Bazı anlatıcılar öylesine başarılıydı ki
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
adları oyuncularla birlikte yazılırdı. 1940'lara kadar sürdürülen anlatıcı geleneği Japonya'da sesli sinemaya geçişi geciktiren başlıca nedenlerden biri oldu.
Sesli sinemanın ilk yıllarında yönetmenlerin çoğu konuşmalara gereğinden çok ağırlık vererek
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
görüntüyü ikinci plana attılar. Oysa ses ve konuşmaların asıl işlevi görsel anlatımın etkisini artırmaktı. Ses öğesini görsel anlatımın tamamlayıcı ve güçlendirici bir parçası olarak kullanmayı başaran ilk yönetmen Fransız Rene Clair oldu. Clair'in Milyon adlı filmi bu uygulamanın en yetkin örneklerinden biriydi. Sesli sinema oyunculuk alanında önemli değişikliklere yol açtı. Sessiz sinemanın abartılı el kol hareketlerine dayanan üslubu tümüyle anlamını yitirdi. Sesin görüntüye uyguluğu
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
oyunculukta doğallık ve yalınlık önem kazandı. Sonuçta sesli sinema kendi yıldızlarını yarattı. Hollywood filmlerinde rol alan Clark Gable
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
James Cagney daha önce Alman sinemasında adını duyuran Marlene Dietrich
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
çocuk oyuncu Shirley Temple ve sinema tarihinin efsane kadını İsveçli Greta Garba gibi yıldızlar ün kazandı. Aynı dönemde çocukların severek okuduğu ve izlediği Miki Fare'nin yaratıcısı Walt Disney ilk sesli çizgi filmlerini gerçekleştirdi. Dönemin önde gelen yönetmenleri John Ford
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Howard Hawks
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Frank Capra
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
George Cukar ve Orson Welles özgün usluplarıyla sinema sanatına önemli katkılarda bulundular. 1930'larda İngiltere'nin yetiştirdiği önemli yönetmenler Anthony Asguith ve gerilim filmlerinin babası sayılan Alfred Hitchcook'tu. 1933'te Alexander Karda ünlü aktör Charles Laughton'un oynadığı Kadınlar Celladı filmiyle tarihsel konulu film geleneğini başlattı.
Fransa'da sesli sinema Rene Clair
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Jean Vigo ve Jean Renoir'ın filmleriyle doruğa ulaştı. Vigo
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Hal ve Gidiş Sıfır ve I'Atalante gibi şiirsel üslubu ağır basan filmler yaptı. Gerçekçiliği ve güçlü anlatımıyla dikkati çeken Jean Renoir'ın 1937'de tamamladığı Büyük Aldanış savaş karşıtı bir filmdi. Bundan başka Hayvanlaşan İnsan ve Oyunun Kuralı gibi önemli yapıtları da vardır. Almanya'da sinemacılar 1930'ların başlarında bazı güzel filmler çektiler. Ne var ki
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Naziler'in yönetime gelmesi birçok sinemacının çalışma olanağını yok etti.
1930'ların aynı zamanda renkli sinemaya geçiş dönemi oldu. Üç temel renk kullanımına dayanan ve technicalar adıyla bilinen renklendirme yöntemi ilk kez Walt Disney'in Üç Küçük Domuz adlı çizgi filminde kullanıldı. Disney'in ilk uzun metrajlı renkli filmi 1937'de tamamladığı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'dir.

II. Dünya Savaşı Yılları
Savaş yıllarında sinema dünyası büyük bir durgunluk yaşadı. Genellikle savaşı değişik yönleriyle tanıtmayı ve cephedeki ordulara moral vermeyi amaçlayan filmler çekildi. Dönemin başlıca önemli filmleri ABD'de Frank Capra'nın Neden Savaşıyoruz adlı belgesel propaganda dizisi
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Orson Welles'in bir basın kralının yaşamı üzerine kurulu başyapıtı Yurttaş Kane ve John Ford'un Gazap Üzümleri ile Tay Garnett'in Postacı Kapıyı İki Defa Çalar adlı yapıtlarıydı. İngiltere'de aynı dönemde Noel Coward'ın senaryosunu yazdığı Kısa Görüşme ve Denizler Hakimi gösterime girdi.
SSCB'de Ayzenştayn
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Aleksandr Nevski ve Korkunç İvan'ı
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Sergey ve Georgi Vasiliyev Çapayev'i çektiler.

Savaş Sonrası Dönem

ABD
1950'lerde ABD'nin önemli filmleri arasında George Stevens'ın Vadiler Aslanı ile Elia Kazan'ın New York'ta yoksul işçi çevrelerinin ve rıhtım gangesterlerinin yaşamını anlatan Rıhtımlar Üzerinde'si sayılabilir. Ünlü yönetmen Alfred Hitchcook özellikle banyodaki soluk kesici cinayet sahnesiyle tanınan Sapık adlı gerilim filmini aynı dönemde çekti. Ne var ki
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
savaşın sonunda ABD sineması köstekleyen
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
tutucu hükümetin filmlere uyguladığı yoğun sansürle birlikte "Hollywood 10'ları" olarak anılan sekiz senaryo yazarı ve iki yönetmenin kara listeye alınması oldu. Bir ihbar salgını başlamıştı. Pek çok sanatçı ABD'ye karşı yıkıcı etkinliklerde bulunmak ve komünist olmakla suçlandı. Suçlananlar arasında bulunan Charlie Chaplin
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
büyük bir beğeni kazanan Sahne Işıkları'nı yaptığı yıl ülkeyi terke etti. Yapımcılar izleyiciyi yeniden sinema salonlarına çekebilmek için teknolojik yeniliklerden yararlanmaya çalıştılar. Özel gözlüklerle izlendiğinde üçboyutlu görüntü etkisi yaratan filmler ilk kez o dönemde ortaya çıktı. Bu buluşun beklenen başarıyı sağlayamaması üzerine
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
sinemaskop adı verilen büyük görüntü uygulamasına geçildi. Görüntünün enini
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
boyunun 2
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
5 katı olarak verebilen sinemaskop filmler izleyicileri yeniden salonlara çekmekte başarılı oldu. ABD'de art arda Oklahoma
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
yeniden çekilen On Emir ve Ben Hür gibi tarihsel ve dinsel konulu filmler
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
müzikaller
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
western'ler çekilmeye başlandı. Bunlar çok sayıda oyuncunun ve gösterişli dekorların kullanıldığı masraflı yapımlardı. Sinemacılar bu çabalarına karşın
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
1950-60 arasında televizyonun hızla yaygınlık kazanması
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
sinema izleyicisinin önemli ölçüde azalmasına ve büyük film şirketlerinin çökmesine neden oldu. Bu durum sinemacıları büyük bir arayışa yöneltti. 1960'ların sonlarına doğru ABD'de Arthur Penn
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Sam Peckinpah
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Robert Altman
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Dennis Hopper
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Stanley Kubrick gibi yönetmenler Hollywood'un cinsellik
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
şiddet
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
milliyetçilik gibi konulardaki kalıplaşmış sinema anlayışının dışına çıkan filmler yaptılar. Yeni
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
değişik üsluplar ve teknikler kullandılar. Gençliğe yönelik bu filmler sinemaya gençleri kazandırdı. Sydney Pollack'ın 1929 Büyük Dünya Bunalımı'nın insanların üstündeki etkisini çok çarpıcı bir biçimde yansıtan Atları da Vururlar
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Arthur Penn'in Bonnie ve Clyde
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Stanley Kubrick'in 2001: Uzay Yolu Macerası
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Sam Peckinpah'ın Kahraman Binbaşı ile Vahşi Belde gibi etkileyici filmleri ekrana geldi. 1970'lerde ve 1980'lerin başlarında son derece etkileyici ses ve görüntü efektlerinin kullanıldığı heyecan dolu serüven ve bilimkurgu filmleri çekildi. George Lucas'ın Yıldız Savaşları ile Steven Spielberg'in insanlara saldıran dev bir köpekbalığının kovalanmasını konu alan gerilim filmi Jaws
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Kutsal Hazine Avcıları ve dünya dışından bir yaratıkla çocukların kurduğu dostça ilişkiyi anlatan E.T. adlı filmleri gişe rekorları kırdı ve olumlu eleştiriler aldı. ABD'de o dönemde çekilen filmlerin maliyeti inanılmaz boyutlara ulaştı. Sözgelimi 1987'de bir filmin ortalama maliyeti yaklaşık 18 milyon dolardı. Bu tür filmlerin yanı sıra Robert Altman
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Michael Cimino
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Francis Ford Coppola
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Martin Scorsese ve Milos Forman gibi yönetmenler toplumsal sorunları konu alan filmler çektiler. Bunlardan Altman'ın savaş karşıtı komedisi Cephede Eğlence
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Cimino'nun Vietnam Savaşı'nı konu alan Avcı
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Scorsese'nin ABD'de şiddete yönelik eğilimi ele alan Taksi Şoförü
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Coppola'nın Baba ve Kıyamet
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Forman'ın Guguk Kuşu adlı filmleri anmaya değer yapıtlardır.

İtalya
Savaştan sonra İtalya'da ülkenin uğradığı yıkım ve toplumsal sorunları konu alan önemli filmler çekildi. İlk Yeni Gerçekçi film Luchino Visconti'nin Tutku'su idi. Ne var ki
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
faşist İtalyan yönetimce gösterimi engellendiği için
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
uluslar arası izleyici Yeni Gerçekçi sinemayla
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
İtalyan II. Dünya Savaşı'nın sonunda teslim olduktan iki hafta sonra Roma sokaklarında çekilen Roberto Rossellini'nin Roma
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Açık Şehir adlı filmiyle tanıştı. Ardından Visconti'nin Sicilya'nın bir balıkçı köyündeki yaşamı anlatan destansı filmi Yer Sarsılıyor geldi. Vittorio de Sica'nın
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
bisikleti çalınan bir işçinin hırsızı bulabilmek için oğluyla birlikte başına gelen trajik öyküsü olan Bisiklet Hırsızları gösterildiği yerlerde büyük yankı uyandırdı. Başlangıçta Rossellini ile birlikte çalışan Federico Fellini ilk kez Sonsuz Sokaklar filmiyle adını duyurdu. Daha sonra gerçek ile gerçeküstünün birbirine karıştığı bir dille birbirinden güzel filmler yaptı. Fellini gibi sinema yaşamına Rossellini ile çalışarak başlayan Michelangelo Antonioni önceleri Yeni Gerçekçi belgesel kısa filmler yaptı. Daha sonra çağdaş kent yaşamının getirdiği yabancılaşmayı vurgulayan Macera
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Gece
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Kızıl Çöl ve bir kimlik arayışı olan Yolcu gibi filmleriyle dünya çapında yankı uyandırdı. İtalya'nın savaştan sonraki ikinci kuşak yönetmenlerinden Ettore Scola Özel Bir Gün
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Ermanno Olmi Nalın Ağacı ve Ermiş Ayyaş Destanı gibi filmlerle Yeni Gerçekçi Akım'ı sürdürdü. Pier Paola Pasolini ve Bernardo Bertolucci siyaset
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
tarih ve cinselliğin iç içe geçtiği filmler yaptılar. Bertolucci'nin 1900 adlı filmi altı saatte yarım yüzyıllık İtalyan tarihini sığdıran görkemli bir gösteridir. Gillo Pontecorvo'nun Cezayir Savaşı ise
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
kent gerilla savaşını anlatan
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
belgesel film üslubunda
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
propaganda amacı gütmeyen etkileyici bir siyasal sinema örneğidir.

Fransa
Fransa'da savaştan sonra sinemaya damgasını vuran en önemli olay Yeni Dalga hareketiydi. Fransa'da işgal sırasında ve savaştan sonra senaryoya dayalı çok iyi filmler yapılmıştı. Fransız sinemasının önde gelen adlarından oyuncu ve yönetmen Jacquesıradan insanların yaşamını özgün bir mizah anlayışıyla perdeye aktardı. Tati Bayram Günü ne Clement Yasak Oyunlar adlı filmleriyle tanındılar. Gene bu yıllarda sürdürülen belgesel çalışmaenç yönetmenlere sinema sanayisi kalıplarının dışına çıkma ve bağımsız çalışma cesareti verdi. Andre Bazin'in 1951'de yayımlamaya başladığı Cahiers du Cinema adlı dönetmenin imzasını taşımalonun özgüıkıyönetim ve Kayıp güncel siyasal olayların karanlıkta kalan yanlarına eğilerek pek çok tartışmaya yol açtı.

İngiltereWilliam Shakespaere'den uyarlanan Henry V ve Hamlet filmleriyle büyük başarı kazandı. Aynı dönemde adını duyuran bir başka oyuncu da Taçlar ve Kalpler ve Altın Hırsızları gibi komedi filmlerinde olağanüstü oyunculuk yeteneğini gösteren Sir Alec Guinness'di. Bu filmlerin senaryoları büyük ölçüde klasik edebiyat yapıtlarına dayanıyordu.
1950'lerin sonlarında ve 1960'larda Fransız Yeni Dalga filmlerinin etkisiyle İngiltere'deçalışan insanların günlük yaşamlarını konu alan gerçekçi filmler yaygınlık kazandı. Tony Richardson'ın ÖfJack Clayton'ın Tepedeki Oda ve Karel Reisz'ın Cumartesi Gecesi ve Pazar Sabahı adlı filmleri uluslar arası düzeyde ün kazandı. Sean Connery'nin James Bond tipini canlandırdığı ünlü casus filmleri de aynı dönemde yapıldı.
İngiltere 1960'larda Avrupa sinema sanayisinin merkezi durumuna geldi. O dönemde art arda birbirinden güzel filmler çekildi. Tony Richardson'ın romanından uyarladığı Tom JonJohn Schlesinger'ın Thomas Hardy'nin romanından uyarladığı Bir Aşk Yetmez ile Gece Yarısı Kovboyu ve Lindsay Anderson'ın ir süre sonra İngiliz ekonomisinde baş gösteren durgunluk birçok yönetmenin başta ABD olmak üzere öteki ülkelere göç etmesine yol açtı.

Almanya
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nı uğradığı yenilgi ve daha önce Naziler'ce sinemaya uygulanan baskılar yüzünden bu ülkede uzun bir süre sinema önemli bir varlık gösteremedi. 1960'larda Genç Alman Sineması adı altında federal hükümetten ödenek alan bağımsız bir yapıme dağıtım kuruluşu kuruldu. Alman sinemasının önde gelen adlasavaş yıllarını ya da savaş sonrası toplumu konu alan Maria Braun'un Evliliola ve Veronika Voss'un Tutkusu gibi filmleriyle Rainer Werner Fassbierlin Üzerindeki Gökyüzü ile Wim Wenders ve Stroszek gibi doğal ve cana yakın bir mizah içeren filmleriyle Werner Herzog'dur. Volker Schlöndorff ile Alexander Kluransız Yeni Dalga Akımı'ndan büyük ölçüde etkilendiler. Devletin sinema sanayisine destek olması kadın yönetmenleri ve azınlıkları da yüreklendirdi. Devrim mücadelesinin önde gelen kadınlarından Rosa Luxenmburg'un yaşamının yönetmen Margarethe von Trotta sinemaya uyarladı.

Avustralya
1970'lerden önce varlık gösteremeyen Avustralya sinemasyıllarda hükümetçe kurulan Avustralya Film Komisyonu'nun desteğiyle bir gelişme gösterdi. 1985'e kadar
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
bazıları uluslar arası düzeyde başarı kazanan yaklaşık 400 film çekildi. 1980'lerin en başarılı filmleri şiddet ve gerilim öğesinin usta bir biçimde kullanıldığı Çılgın Max ve Peter Weir'ın I. Dünya Savaşı sırasında biri Çanakkale'de ölen iki arkadaşın öyküsünü anlattığı Gelibolu'dur.

Rusya
2. Dünya Savaşı'ndan önce Sovyet sinemasında gözlenen durgunluk savaştanişle bir hesaplaşmaydı. Gürcü yönetmen Tengiz Abuladze ise Yakek Ağacı ve Nedamet'ten oluşan üçlüsünde kendine özgü bir üslupla geçmişteki baskıyı eleştirdi.

Doğu Avrupa
Film sanayisinin devleştirildiği Doğu Avrupa ülkelerinde 2. Dünya Savaşı'ndan sonra sinema okulları açıldı. Polonya'da 1953'ten sonra Andhi ve Macar Rapsodisi Macar halkının yüzyılın başından bu yana sevinçlerinin ve acılarının destanıydı.
Yugoslavya'da Emir Kusturica Çingene çocuklarının başından geçenleri anlattığı Çingeneler Zamanı ile evrensel boyutlu bir film yarattı.

İspanya ve Yunanistan
Film sanayisinin güçlü olmadığı İspanya'da Luis Bunuel yaratıcı kişiliğiyle sinemada Gerçeküstücülük Akımı'nın ilk örneğini verdi. 1950'lerde yerleştiği Meksika'da film yapımcılığını sürdürdü ve Meksika sinemasını etkiledi. Madrid'deki Sinema Araştırmaları ve Deneyleri Enstitüsü'nü bitiren Carlos Saura Av ve Kanlı Düğün gibi filmleriyle dikkati çekti.
Yunanlı yönetmen Theo Angelopulo Kite Arıcı ve Puslu Manzaralar'da şiirsel bir anlatımla Yunan tarihini ve savaş yıllarını irdeledi. Angelopulos bu filmlerde insan ilişkilerini olağanüstü bir duyarlılıkla işlemeyi başardı.

İsveç
Devletçe desteklenen İsveç sineması güçlü değilse de 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaratıcı yönetmen Ingmar Bergman'ın yapıtlarıyla dünya çapında adını duyurdu.

Hindistan
Bu ülke dünyanın en çok film çeken sinema sanayisine sahip olmakla birlikte
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
filmler genellikle kendi izleyicisine yönelik olduğundan uluslar arası düzeyde varlık gösterememiştir. Sinema
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
sanayisinin devlet desteğiyle yürütüldüğü Hindistan'da 16 değişik dilde olmak üzere yılda toplam 700 film çekilir. Hindistan'da televizyon yaygın olmadığından sinema başlıca eğlence aracıdır. Köylerde açık havada film gösterisi yapan gezgin sinemacılar oldukça yaygındır.
Hint sinemasının uluslar arası düzeyde adından söz ettiren ünlü yönetmeni Satyacit Ray
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
filmlerinde köylülerin günlük yaşamını sevecen ve mizah dolu bir yaklaşımla görüntüler. En çok tanınan filmlerinden Pather Pançali öksüz bir çocuk ile annesinin öyküsüdür.

Japonya
Japon sineması 2. Dünya Savaşı sonrasında büyük bir canlanma dönemine girdi ve önemli yönetmenler yetişti. 1950'lerde Akira Kurosava Raşamon
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
Yedi Samuray
proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.tekplatform.com%2Fimages%2Fsmilies%2Fvirgs.gif&hash=7e66e18ce4f001c057124c27fcca5509
İngiliz yazar Shakespear'in Macbeth adlı oyunundan uyarladığı Kanlı Taht adlı filmleriyle uluslar arası düzeyde ün kazandı. 1960'lardan sonra da başarısını sürdüren Japon sineması 1980'lerde televizyonun rekabeti karşısında durakladı. O dönemde şiddet filmleri yaygınlık kazandı. Yaratıcı yönetmenlerin çoğu ülke dışında olanaklar aramaya başladılar. Bugün Japonya dünyanın en çok film üreten ülkelerinden biri olmakla birlikte yapımların çoğu televizyon filmidir.

Güney Amerika ve Afrika
1960'larda ulusal motiflerden yararlanılarak halkları sömürüye ve baskıya karşı bilinçlendirmeye yönelik şiirsel başkaldırı filmleri yapıldı. Dansı ve müziği ülkesinde cunta yönetimi sırasında çekilen acıları dile getirmekte kullanan Arjantinli yönetmen Fernando Ezequiel Solanas'ın Tangolar ve Güney adlı filmleri buna örnektir.

İyiki Varsın Sİnema :D
 
Üst