HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
ÖYLEŞİ
Avni Abdullah ile Söyleştik
“Aklımızı toplamanın zamanı gelmiştir!“
Makedonya Türkleri ve Türklüğü, Yugoslavya`nın dağıldığı, Makedonya Cumhuriyeti`nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesindeki yerini aldığı 1992 yılından beri, ucu nereye varacağı belirsiz, karanlık bir tünel içinde yoluna devam etmeye çalışıyor. Bu yolda toplumsal, siyasî, ekonomik ve kültürel alanlarda, geleceğin belirsizliğini daha da artıran, endişe verici kazalar yaşandı. Yaşanan bu kazalar sonucunda, Makedonya`da yaşayan Türk toplumunun durumu her geçen gün geriledi. Demokrasinin her alanda yeni ufuklar açacağı, insanlarımıza yeni fırsat ve olanaklar getireceği, refahı artıracağı beklentileri hayal olmaktan öte gidemedi. Hatta bazı alanlarda, on yıllarca gerilere gidildiği bile söylenebilir neredeyse.
Durum böyleyken, son parlamento seçimlerinde de açıkça görüldüğü gibi, tehlike çanlarının kendileri açısından her zamankinden sesli çaldığı bir dönemde, Makedonya Türkleri, geçmişlerinde hiç olmadığı kadar bölünmüş olduklarını gösteren bir tablo ortaya koydular.
Bu, Makedonya Türklüğü`nün geleceği bakımından hepimizi son derece endişelendiren durumu, bu duruma götüren nedenleri, olası çıkış yollarını, Makedonya Türklerinin önde gelen yazar ve edebiyatçılarından Avni Abdullah ile söyleştik.
Birkut ENGÜLLÜ`NÜN söyleşisi
Soru: İtirazınız yoksa, sohbetimize güncel, sıcak, tansiyonu yüksek bir soru ile başlamak istiyorum. 5 Temmuz günü Makedonya`da parlamento seçimleri yapıldı. İlk izlenim olarak bu seçimler, Makedonya`da yaşayan Türkler açısından neler getirmiş, neler götürmüştür sizce?
Cevap: Seçimler, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğu halde, Makedonya Türkleri olarak yaşananları ciddiye almamız mümkün değildir. Maalesef Makedonlar ve onların yanı sıra Arnavutlar, seçimlerde kendilerini yönetecek kadroları seçerken, Türkler bunu başaramamışlardır. Türklük bilinci yeterince olgunlaşmadığından, bu seçim oyununda Türklerimiz ikincil yahut yardımcı aktör rölüne soyunmuşlardır. Kendilerini seçtirebilecek, göstermelik de olsa siyasî arenaya sokabilecek Makedon ya da Arnavut partilerine yönelmişlerdir. Kimileri SDSM, kimileri VMRO`ya, kimileri diğer Arnavut partilerine yanaşarak seçimlere katılmışlardır. Assolist olmazsan, geride tambura ya da davula vurursun. Anlatmak istediğim, Türkler seçmediler, Türkler seçilmediler. Makedon ve Arnavutlar, kendilerine uygun Türkleri seçtiler sadece.
SDSM beğendiği kadoları destekledi. VMRO ona keza. DPA ona keza...
Dolayısıyla seçim bitiminde Türkler adına bir şeyin söylenmesi beklenemez.. Seçilenlerin hepsi kendini borçlu hissediyor. Borçlu adamın sesi çıkar mı? Bir TDP`nin, SDSM`nin buyruğundan; THP`nin VMRO`nun buyruğundan; TMBH`nin DPA buyruğundan çıkmasını beklemek hayalle iştigal olur.
Soru: Yaptığınız bu değerlendirme bağlamında, biraz gerilere gidelim. 1992 yılında Yugoslavya dağıldı. Devlet olarak ortaya çıkan Makedonya`da, “demokratikleşme süreci“ başladı. Bu sürecin başlarında, Türkler`in toplumsal, siyasî, kültürel ve ekonomik hayatlarında eskiye kıyasla önemli iyileşmeler olabileceği umudu vardı. Ancak gelişmeler, bu umudu boşa çıkardı ne yazık ki. Sizce, Makedonya Türkleri`nin bu süreçte iyi bir start alamamış olması da bu umudun boşa çıkmasında önemli bir neden olarak gösterilebilir mi? Yoksa nedenleri çok daha farklı şeyler midir?
Cevap: 1990 yılında ilginç bir girişim başladı, başlatıldı. Siyasî partiler kurulunca, Türklerin de benzeri faaliyete geçeceği biliniyordu. Bu işin öncüsü olan Türk Demokratik Birliği ve sonrasında partisi, kurulduğunda bünyesinde 3 akım barındırıyordu. Tarihçiler analizlerini yapacaklardır ya, olayların içinde olan ve etkili pozisiyonda olan 3, 4 kişiden biri olarak, akımları şu şekilde tanımlamayı bir borç bilirim:
1. Türk hareketinin içinde Türklük bilincine sahip olanlar, bunu yaşatanlar,
2. İslami görüşü ağır çeken, ki bunlar başka bir siyasî İslami kuruluştan partimize geldiler,
3. Resmî, Makedon politikasının etkisiyle bu harekete gelip, Türkleri resmî Makedon politikasının güdümünde tutmak isteyenler.
İş böyle olunca, bu birliğin pek de bir “birlik“ olmadığı, zorluklarla karşılaşacağı, tavrını ayan koyamayacağı belliydi. Bir tarafta, bilinçsiz bir cemaatçilik, diğer tarafta koskoca Makedonya Bilimler Akademisi`nin ve devlet erkanının yönlendirdiği, resmî politikanın taraftarı ile uğraşanlar ve biz amatör Türklük sevdalıları vardık. Şansımız ne olabilirdi ki?
İşin ilginç tarafı, resmî Makedon politikası, ilk günlerde çok aktif şekilde bu partinin kuruluşuna destek verdi, hatta bugunkü hükümet binasında ofisimiz de vardı. Toplantılarımızı da Makedonya Bakanlar Kurulu`nun toplantı yaptığı salonda yapıyorduk. Konuşmalarımızı sık sık mikrofonu elimize alarak yapıyorduk ki, Makedon Hükümeti bu denli amatör olduğumuzu bilse, içimize adam yerleştirmesine ihtiyaç duymaz diye. Gerisini varın siz düşünün.
En sonunda Camaatçiler ve Makedon güdümlüler birleşerek, millicileri tasviye ettiler. Gün geldi, işler o kadar ayyuka çıktı ki, bu Bizans oyunlarının öncüleri de partiden tasviye edildiler.
Soru: Bütün bu olumsuz gelişmeler neticesinde, Makedonya`daki Türk varlığına indirilen en büyük darbenin, “Sesler“ dergisinin, ardından “Birlik“ gazetesinin kapatılması, yayın etkinliğinin bitirilmesi olduğu kanısındayım. Bunun Makedonya kültürüne, Türk toplumuna verdiği zararın telâfisi mümkün mü?
Cevap: Efendim, konu yalnız “Birlik“ ya da “Sesler“ değildir. Yugoslavya parçalandıktan sonra, daha komünist dönemde var olan, Makedon-Arnavut mücadelesi su üstüne çıktı. Biliyorsunuz bu iç savaşa kadar uzandı. Birbirlerine tank tüfekle düştüler. Durum böyleyken, Türkleri ya da diğer milletlerin haklarını önemsemelerini nasıl bekleyebilirsiniz? Yalnız gazetelerin kapanmasıyla bitmedi bu olay. Türklerin parlamentoda temsiliyet meselesi maskaralığa dönüştü. Masa başındaki oyunlarla Türklerin parlamentoya girmesini müthiş zorlaştırdılar. Seçim bölgelerine bir bakın. Sanki birileri sihirli bir değnek almış, Türklerin temsiliyetini olanaksız kılmıştı.
1945 yılında Makedonya tapu ve kadastro işlerinde mülklerin %39`u Türklere aitken, son yıllarda yapılan özelleştirmede, Türklere %1 oranında bile mülkleri iade edilmemiştir. Bu talan denilebilecek özelleştirmede fabrikaları kapanlar da, kendi akrabalarını, soydaşlarını işe almaya başladılar. Oysa eski sosyalist döneminde nasıl nice bir sistem vardı. Haklıdır demiyorum. 10 kişi işe alınıyorsa, 6`sı Makedon, Arnavutlar ve Türkler 2`şer kişi işe sokma hakkına sahiptiler. Ama demokrasi adına gelen yeni haksızlık, Türkleri daha da fakirleştirdi. Artık işe alınmıyorlar, ilk kovulanlar da onlar oluyorlar. Bu mealde, “Birlik“ ve “Sesler“in kapatılmasını algılayabilirsiniz. Beni en çok sarsan da, şu anda Makedonya Türkleri`nden bihaber olmamızdır. Doğu Makedonya`da ne oluyor? Eskiden köylüler, Yörükler “Birlik“e gelip dert anlatırlardı. Çalıklı`da su olmadığını, falan köyde köylümüzün tütün parasını alamadığını ya da dayak yediğini öğrenir, mücadele ederdik. Şimdi basın yayın yok. En azından var olan basın yayın her şeye çok makro bakmaya alışık olduğu için, güncel sorunları pek yansıtamıyor.
Avni Abdullah ile Söyleştik
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
09.09.2006 “Aklımızı toplamanın zamanı gelmiştir!“
Makedonya Türkleri ve Türklüğü, Yugoslavya`nın dağıldığı, Makedonya Cumhuriyeti`nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesindeki yerini aldığı 1992 yılından beri, ucu nereye varacağı belirsiz, karanlık bir tünel içinde yoluna devam etmeye çalışıyor. Bu yolda toplumsal, siyasî, ekonomik ve kültürel alanlarda, geleceğin belirsizliğini daha da artıran, endişe verici kazalar yaşandı. Yaşanan bu kazalar sonucunda, Makedonya`da yaşayan Türk toplumunun durumu her geçen gün geriledi. Demokrasinin her alanda yeni ufuklar açacağı, insanlarımıza yeni fırsat ve olanaklar getireceği, refahı artıracağı beklentileri hayal olmaktan öte gidemedi. Hatta bazı alanlarda, on yıllarca gerilere gidildiği bile söylenebilir neredeyse.
Durum böyleyken, son parlamento seçimlerinde de açıkça görüldüğü gibi, tehlike çanlarının kendileri açısından her zamankinden sesli çaldığı bir dönemde, Makedonya Türkleri, geçmişlerinde hiç olmadığı kadar bölünmüş olduklarını gösteren bir tablo ortaya koydular.
Bu, Makedonya Türklüğü`nün geleceği bakımından hepimizi son derece endişelendiren durumu, bu duruma götüren nedenleri, olası çıkış yollarını, Makedonya Türklerinin önde gelen yazar ve edebiyatçılarından Avni Abdullah ile söyleştik.
Birkut ENGÜLLÜ`NÜN söyleşisi
Soru: İtirazınız yoksa, sohbetimize güncel, sıcak, tansiyonu yüksek bir soru ile başlamak istiyorum. 5 Temmuz günü Makedonya`da parlamento seçimleri yapıldı. İlk izlenim olarak bu seçimler, Makedonya`da yaşayan Türkler açısından neler getirmiş, neler götürmüştür sizce?
Cevap: Seçimler, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğu halde, Makedonya Türkleri olarak yaşananları ciddiye almamız mümkün değildir. Maalesef Makedonlar ve onların yanı sıra Arnavutlar, seçimlerde kendilerini yönetecek kadroları seçerken, Türkler bunu başaramamışlardır. Türklük bilinci yeterince olgunlaşmadığından, bu seçim oyununda Türklerimiz ikincil yahut yardımcı aktör rölüne soyunmuşlardır. Kendilerini seçtirebilecek, göstermelik de olsa siyasî arenaya sokabilecek Makedon ya da Arnavut partilerine yönelmişlerdir. Kimileri SDSM, kimileri VMRO`ya, kimileri diğer Arnavut partilerine yanaşarak seçimlere katılmışlardır. Assolist olmazsan, geride tambura ya da davula vurursun. Anlatmak istediğim, Türkler seçmediler, Türkler seçilmediler. Makedon ve Arnavutlar, kendilerine uygun Türkleri seçtiler sadece.
SDSM beğendiği kadoları destekledi. VMRO ona keza. DPA ona keza...
Dolayısıyla seçim bitiminde Türkler adına bir şeyin söylenmesi beklenemez.. Seçilenlerin hepsi kendini borçlu hissediyor. Borçlu adamın sesi çıkar mı? Bir TDP`nin, SDSM`nin buyruğundan; THP`nin VMRO`nun buyruğundan; TMBH`nin DPA buyruğundan çıkmasını beklemek hayalle iştigal olur.
Soru: Yaptığınız bu değerlendirme bağlamında, biraz gerilere gidelim. 1992 yılında Yugoslavya dağıldı. Devlet olarak ortaya çıkan Makedonya`da, “demokratikleşme süreci“ başladı. Bu sürecin başlarında, Türkler`in toplumsal, siyasî, kültürel ve ekonomik hayatlarında eskiye kıyasla önemli iyileşmeler olabileceği umudu vardı. Ancak gelişmeler, bu umudu boşa çıkardı ne yazık ki. Sizce, Makedonya Türkleri`nin bu süreçte iyi bir start alamamış olması da bu umudun boşa çıkmasında önemli bir neden olarak gösterilebilir mi? Yoksa nedenleri çok daha farklı şeyler midir?
Cevap: 1990 yılında ilginç bir girişim başladı, başlatıldı. Siyasî partiler kurulunca, Türklerin de benzeri faaliyete geçeceği biliniyordu. Bu işin öncüsü olan Türk Demokratik Birliği ve sonrasında partisi, kurulduğunda bünyesinde 3 akım barındırıyordu. Tarihçiler analizlerini yapacaklardır ya, olayların içinde olan ve etkili pozisiyonda olan 3, 4 kişiden biri olarak, akımları şu şekilde tanımlamayı bir borç bilirim:
1. Türk hareketinin içinde Türklük bilincine sahip olanlar, bunu yaşatanlar,
2. İslami görüşü ağır çeken, ki bunlar başka bir siyasî İslami kuruluştan partimize geldiler,
3. Resmî, Makedon politikasının etkisiyle bu harekete gelip, Türkleri resmî Makedon politikasının güdümünde tutmak isteyenler.
İş böyle olunca, bu birliğin pek de bir “birlik“ olmadığı, zorluklarla karşılaşacağı, tavrını ayan koyamayacağı belliydi. Bir tarafta, bilinçsiz bir cemaatçilik, diğer tarafta koskoca Makedonya Bilimler Akademisi`nin ve devlet erkanının yönlendirdiği, resmî politikanın taraftarı ile uğraşanlar ve biz amatör Türklük sevdalıları vardık. Şansımız ne olabilirdi ki?
İşin ilginç tarafı, resmî Makedon politikası, ilk günlerde çok aktif şekilde bu partinin kuruluşuna destek verdi, hatta bugunkü hükümet binasında ofisimiz de vardı. Toplantılarımızı da Makedonya Bakanlar Kurulu`nun toplantı yaptığı salonda yapıyorduk. Konuşmalarımızı sık sık mikrofonu elimize alarak yapıyorduk ki, Makedon Hükümeti bu denli amatör olduğumuzu bilse, içimize adam yerleştirmesine ihtiyaç duymaz diye. Gerisini varın siz düşünün.
En sonunda Camaatçiler ve Makedon güdümlüler birleşerek, millicileri tasviye ettiler. Gün geldi, işler o kadar ayyuka çıktı ki, bu Bizans oyunlarının öncüleri de partiden tasviye edildiler.
Soru: Bütün bu olumsuz gelişmeler neticesinde, Makedonya`daki Türk varlığına indirilen en büyük darbenin, “Sesler“ dergisinin, ardından “Birlik“ gazetesinin kapatılması, yayın etkinliğinin bitirilmesi olduğu kanısındayım. Bunun Makedonya kültürüne, Türk toplumuna verdiği zararın telâfisi mümkün mü?
Cevap: Efendim, konu yalnız “Birlik“ ya da “Sesler“ değildir. Yugoslavya parçalandıktan sonra, daha komünist dönemde var olan, Makedon-Arnavut mücadelesi su üstüne çıktı. Biliyorsunuz bu iç savaşa kadar uzandı. Birbirlerine tank tüfekle düştüler. Durum böyleyken, Türkleri ya da diğer milletlerin haklarını önemsemelerini nasıl bekleyebilirsiniz? Yalnız gazetelerin kapanmasıyla bitmedi bu olay. Türklerin parlamentoda temsiliyet meselesi maskaralığa dönüştü. Masa başındaki oyunlarla Türklerin parlamentoya girmesini müthiş zorlaştırdılar. Seçim bölgelerine bir bakın. Sanki birileri sihirli bir değnek almış, Türklerin temsiliyetini olanaksız kılmıştı.
1945 yılında Makedonya tapu ve kadastro işlerinde mülklerin %39`u Türklere aitken, son yıllarda yapılan özelleştirmede, Türklere %1 oranında bile mülkleri iade edilmemiştir. Bu talan denilebilecek özelleştirmede fabrikaları kapanlar da, kendi akrabalarını, soydaşlarını işe almaya başladılar. Oysa eski sosyalist döneminde nasıl nice bir sistem vardı. Haklıdır demiyorum. 10 kişi işe alınıyorsa, 6`sı Makedon, Arnavutlar ve Türkler 2`şer kişi işe sokma hakkına sahiptiler. Ama demokrasi adına gelen yeni haksızlık, Türkleri daha da fakirleştirdi. Artık işe alınmıyorlar, ilk kovulanlar da onlar oluyorlar. Bu mealde, “Birlik“ ve “Sesler“in kapatılmasını algılayabilirsiniz. Beni en çok sarsan da, şu anda Makedonya Türkleri`nden bihaber olmamızdır. Doğu Makedonya`da ne oluyor? Eskiden köylüler, Yörükler “Birlik“e gelip dert anlatırlardı. Çalıklı`da su olmadığını, falan köyde köylümüzün tütün parasını alamadığını ya da dayak yediğini öğrenir, mücadele ederdik. Şimdi basın yayın yok. En azından var olan basın yayın her şeye çok makro bakmaya alışık olduğu için, güncel sorunları pek yansıtamıyor.
