kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
onur akbaş 1
onur akbaş
PrimeAC 1
PrimeAC
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
romegames 1
romegames
Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Konfüçyüs

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan byburak01
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 1K

byburak01

Level 11
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
31 Ara 2009
Konular
1,484
Mesajlar
7,104
Reaksiyon Skoru
163
Altın Konu
0
TM Yaşı
16 Yıl 5 Ay 12 Gün
Başarım Puanı
190
MmoLira
-183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Konfüçyüs


Çinli filozof M.Ö. 551 - M.Ö. 479 tarihleri arasında Doğu Zhou HanedanlığıKong Qiu (Wade-Giles: K`ung Ch`iu) adı altında Lu devletinin Qufu şehrinde (günümüzde Shandong eyaleti) doğmuş ve aynı şehirde vefat etmiştir.Diğer hak dinler gibi bozulan bir dinin peygamberi olabileceği de tartışılmaktadır. döneminde yaşadığı sanılmaktadır.
Öğretisinin ana teması insancıl düzendir. Buna ulaşmanın yolunun diğer insanlara saygı ve atalara hürmet etmekten geçtiğini belirtmektedir. Konfüçyüs „Yüce“ (君子 junzi) mükemmel manevi insan olarak anılmaktadır. Yüce/iyi insan ancak dünya bütünüyle uyum içinde yaşayan insandır: "Ahlaki varlığımızın tüm dünya düzeniyle uyum içinde olma noktasına erişmesi" insanın ulaşabileceği en büyük amaçtır. "Uyum denge ve iç huzura erişmenin yolu Konfüçyüs'e göre eğitimden geçer".


İsmin tarihçesi


Kǒng Zǐ ismini batıdaki Konfüçyüsçülükle anılan bilginlerin okulundan almıştır. Gerçek adı 孔夫子 Kǒng Fū Zǐ (daha saygın hitap şekli) Üstad KonfüçyüsCizvitler tarafından Latince'ye çevrilmesiyle ilgilidir. Böylece „Kǒng Fū Zǐ“ "Konfüçyüs'e" dönüşmüştür. anlamını taşır. Ismin sonundaki „-us“ parçasının kaynağı yazıtlarının ilk başta
Kong ailesi günümüzde hâlâ daha var olmakta ve dünyanın tarihçe kanıtlanmış en eski ailelerinden biri sayılmaktadır. Kong ailesinin 75. nesil üyesi bugün Tayvan'da yaşamaktadır. Qufu şehrinde yaşayan diğer bir ailenin de gene Konfüçyüs soyağacına dayandiğı bilinmektedir. Soyağacının çok eskiye dayanmasından ötürü binlerce ailenin Kong ailesine bağlı olması mümkün sayılır. Günümüzde halen daha Kong ailesi fertleri tapınak görünümlü malikanelerindeki kabristana defnedilmektedir.


Hayatı


Doğumundan (M.Ö. 551) iki sene sonra Lu'da (günümüzde Shandong) babası vefat eder. Bunun üzerine genç Konfüçyüs dedesinden özel ders almaya başlar. 19 yaşında evlenir ve M.Ö. 532–502 yılları arasında düşük işlerde çalışır.
Annesi M.Ö. 529 yılında vefat eder. Laozi ile Luoyang'daki buluşmasından (M.Ö. 518) iki sene sonra iç savaştan kaçar ve komşu devlet Qi'ye sığınır. Lu'ya geri döndüğünde M.Ö. 500 civarında Konfüçyüs'ün yükselişi başlar. Önce inşaattan sorumlu bakan daha sonra Lu'nun adalet bakanı ve nihayet M.Ö. 498'de başbakan vekili olur.
M.Ö. 497'de 13 yıllık sürgüne gider ve sırasıyla şu devletleri gezer:

* M.Ö. 495 Wei
* M.Ö. 494 Chen
* M.Ö. 492 Wei daha sonra Jin
* M.Ö. 490 Cai
* M.Ö. 489 Chen ve Cai'daki çatışmalarda Konfüçyüs neredeyse açlıktan ölmek üzeredir
* M.Ö. 488 Wei

M.Ö. 484'de Lu'ya geri döner. Burada (M.Ö. 482) oğlu Bo Yu'nun ölümünü yaşar . M.Ö. 481'de öğrencisi Yan Hui'nin ölümü ve komşu şehir Qi'deki dükün öldürülmesi aynı zamanda Muharip Devletler Dönemi'nin başlangıcıdır. M.Ö. 480'de öğrencisi Zilu savaş meydanında ölür. Bundan bir yıl sonra da Konfüçyüs hayatını kaybeder.


Öğretisi


Konfüçyüs'ün kendi ve öğrencileriyle yaptığı konuşmaları toplayan Analektlerlùn yǔ / lún yǔ) Çin edebiyatının en önemli 13 klasik eserlerinden biri sayılmaktadır ve dört temel kavramı içerir: (Çince 論語 / 论语

* Anaya-Babaya saygı (孝 xiao)
* insancıllık / merhametlilik (仁 ren)
* adalet (義 yi)
* yazıtlar / ayinler (禮 / 礼 li).

Ana-Babaya saygı büyüklere hürmet ahlak kurallarının başında gelen erdemlerdir. Her insan bu kurallara uygun yaşamayı amaçlamalı ve bunu çevresine dostça sevecen ılımlı güvenilir dürüst davranışlarla göstermelidir. Konfüçyüs'e göre "Yüce" insan olmanın ilk şartı bu dört erdeme ulaşılması asla mümkün olmasa da yılmadan gayret göstermektir. Gerceği görmek çaba gösteren herkes için mümkündür. Bunun aracı da Konfüçyüs'e göre bilgidir. Bilgi sahibi olmak insanların mevki durumuna göre ayırım yapmadan herkese açık olmalıdır.
Konfüçyüs'ün öğretisi din değil eski Wu-dinine dayanan etik felsefedir. Öğretisinde kesin bir hiyerarşi sözkonusudur. İnsan ilişkilierinde birbirine itaat etmesi gereken grupler şunlardır:

* vatandaş - hükumdarına itaat etmeli
* genç-yaşlıya itaat etmeli
* kadın-kocasına itaat etmeli
* çocuklar Ana-Babaya itaat etmeli

Bu erdemlere ulaşmanın yolu bilgiden geçer. İnsan hayatı boyunca alçak gönüllülüğünü koruyarak yeni şeyler öğrenmeye çaba göstermelidir.




Büyük Çin bilgesi filozof siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs M.Ö 551 yılında Lu kentinde -şimdiki Shantung eyaletinde- doğdu. Chou hanedanlığı döneminde (M.Ö. 1027-256) Hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadı. Küçük yaşlardayken babası ölünce annesi tarafından mütevazı koşullarda büyütüldü.

Ambar bekçiliği ve kamu arazisi yöneticiliği yaptı ama asıl isteği Chou hanedanlığının ilk zamanlarına özgü ahlak değerlerini yaymak bu hanedanlığın kuruluş döneminde hüküm süren iki kralın Wen ile Wu'nun ülkülerini yeniden canlandırmaktı. Ama onun dönemi zorlu bir dönemdi. Chou hanedanlığının ilk yıllarının ayırıcı özelliği olan siyasal birlik siyasal güç hanedanlığı oluşturan kent devletleri arasındaki çatışmalarla hanedanlıktan olmayan devletlerin yayılmacı saldırılarıyla dağlarla vahşi bölgelerden gelen göçebe toplulukların akınlarıyla büyük ölçüde örselenmişti.

Konfüçyüs'ün kenti Lu işgalcilerin denetimi altına girmişti. Konfüçyüs nüfuz sağlayacak bir kamu görevine atanmayı başaramamıştı. Bundan ötürü benzer beklentiler taşıyıp benzer güçlüklerle karşılaşan diğerleri gibi Konfüçyüs de küçük bir öğrenci izleyici topluluğunun eşliğinde gittiği saraylara yöneticilere hizmet sunarak gezginci öğreticilik yapmaya başladı.
konfucyus_06.jpg


Konfüçyüs'ün yaşam öyküsüyle kişiliğinin de ona atfedilen öğretilerin ayrıntılarının da doğruluğundan emin olmak olanaklı değil. Kaynaklarda onun ölümünden sonra geliştirilmiş kuşkusuz pek çok yönüyle izleyicileri tarafından elden geçirilmiş zenginleştirilmiş yeniden düzenlenmiş karma açıklamalar vardır. Mevcut bilgilerdeki kimi iç tutarsızlığa kimi vurgu farklılığına karşın tüm yaşamı boyunca dürüstlüğünü koruyan kendini sadece öğretmeye adayan bir adama ait bütünlüklü çizgileri seçmek olanaklı. Benzer şekilde Konfüçyüs'e atfedilen yazılı özdeyişlerin ona ait olup olmadığını saptamak da olanaklı değil. Konfüçyüs'e atfedilen deyişlerle düşüncelerin çoğu "Konuşmalar" diye bilinen bir seçkide toplanmıştır.

Konfüçyüs düşüncesi 1583'te Pekin'e yerleşen Cizvit misyonerleri Çin bilgisi ile kültürünü özümseyip bu yeni bilgilerini Avrupa'ya aktarancıya kadar Batı dünyasında bilinmiyordu. K'ung Fu-tzu adını Latinceleştiren de bu Cizvitler olmuştu ve böylece bu büyük bilge dünyanın pek çok yerinde Konfüçyüs adıyla tanındı.


Konfüçyüs'ün felsefesi ahlak ile siyaset felsefesinin ağırlıkta olduğu bir felsefeydi. Bu felsefe hep devinimli olmalarına karşın gök ile yerin birbirini dengeleyen güçler olduğu ortak varoluşlarının uyumlu olduğu inanışına dayanıyordu. Konfüçyüs'e göre insan bu koşullara tabidir evreni örnek alıp ona benzemeye çalışması gerekir. Orta Öğretisi'nde şunlar söylenir: "Bu denge dünyadaki tüm insan edimlerinin çıktığı eşsiz köktür; bu uyum tüm edimlerin izlemesi gereken evrensel yoldur."


DENGE FELSEFESİ VE CHOU HANEDANLIĞI



Konfüçyüs'ün uyumlu yaşam öğüdü hoş sessiz sakin akıp giden bir yaşam sürmek adına tutkularla duygulan tümüyle bastırmak gerektiği anlamına gelmiyordu. Konfüçyüs denge ile uyum arasında önemli bir fark görür. Dengenin "zevk kızgınlık keder neşe coşup taşma duygularına" kapılmamak olduğunu uyumunsa "bu duyguların hep tam zamanında ortaya çıkması" olduğunu söyler. Konfüçyüs'ün dönemindeki çok eski bir inanışa göre tanrı vekilidir; eğer barışı uyumu sürdürmeyi hedeflemezse bu vekalet elinden alınır. Konfüçyüs hayranlık duyduğu Chou hanedanlığının İlahi onayı almış

Konfüçyüs Chou hanedanlığının ilk yıllarını -beş yüzyıl önceyi- bir altın çağ olarak adlandırır. O dönemin ülkülerini canlandırmanın bu çatışma hizipleşme çağında Çin'in birliğini yeniden sağlamanın yolu olduğunu; kendisinin de o eski değerlerin aktarıcısı olduğunu ortaya yeni değerler koymadığını düşünüyordu.
Uyum bütünlük denge Çin düşüncesinin içgüdüsel kabulleri olagelmiştir hep. Bu olgu

Konfüçyüsçülük kadar Taoculuk ile Budacılığın da Çin kültürünün bir parçası olmasına karşın bu üç güçlü akım arasında rekabetin pek az olmasını açıklar. Bu üçünün karşılıklı ilişkileri bir Çin özdeyişiyle "üç din tek dindir" sözüyle apaçık betimlenmiştir. Her biri diğer ikisinin tamamlayıcısı gibidir; her biri


yeryüzündeki yönetici mevcut duruma en uygunları olduğu düşünüldüğünde kullanılır. Taoculuk ile Budacılık Konfüçyüsçülüğün büyük ölçüde göz ardı ettiği gizemcilik tinsellik boyutlarını sağlamıştı. Konfüçyüsçülük de kamu yaşamı ile devlet yönetiminde esin kaynağı olmuştur.


AHLÂK VE JEN
konfucyus_02.jpg



Konfüçyüs'e göre tüm toplumsal siyasal erdemler temelde genişletilmiş kişi erdemleriydi. Eğitim ahlak bilgisi edinmekti. Ama bu bilgi belirli eylemlerle tutumların iyi olduğunu söyleyen bir bilgi olmakla kalmazdı; aynı zamanda uygulamada deneyim aracılığıyla -iyi olmakla iyiyi yapmakla- edinilen bir bilgiydi. Kişi hocasını örnek alarak öğrenir; başkalarına da onlara örnek olarak öğretir. Konfüçyüs böylesi bir eğitimin erken yaşlarda başlayıp

Ahlaksal iyilik kavramının merkezinde "jen" yani iyilikseverlik ya da insan sevgisi düşüncesi vardır. Çince'deki bu sözcüğün tam karşılığını bulmak güçtür. İnsanlar arasında kurulması gereken en iyi ilişki biçimini karşılamak üzere kimi zaman 'iyilikseverlik' kimi zaman da 'insancıllık' diye yorumlanır. Doğuştan gelme bir yeteneğin alıştırmalarla güçlendirilmesiyle değil kişinin kendini eğitme çabasıyla geliştirilen özel bir yetidir "jen". Konfüçyüs 'efendi' ya da 'üst insan' dediği kimsenin en önemli biricik sıfatıdır. Bu kişi öğrenmeye öylesine düşkündür ki "yaşlandığının farkına varmaz."

İyilikseverlik kişinin kendisine dönük ilgisinin kendinden hoşnutluğunun üstesinden gelmesini gerektirir; iyilikseverliğin yolu; her yönüyle insan davranışlarını düzenleyen örnek eylemlere ulaşmasında kişiye kılavuzluk etmek üzere tasarlanmış olan bir kurallar ya da ilkeler bütününe uymaktır. Bunların ayrıntıları hep aynıdır. Bunlar işlem eylem ve tüm törenlerin yanı sıra jestlere tavırlara giysilere devinimlere yüz ifadelerine ilişkindir.
Konfüçyüs gerçek iyilikseverlik ya da gerçek insancıllığın gönül ile zihnin dışsal davranışlarla tutarlık gösterdiği bir kişi bütünlüğünü gerektirdiğini savunurdu.

Konfüçyüs öngörülen ahlaksal bütünlüğün sonucu olan eylemi yani hep yararın öğretmenin amaçlandığı bir kişi ahlakını geliştirmekle oluşan bütünlüklü iyilikseverliğe ahlak bakımından uygunluk diye tanımlardı. Öğrenme sevdası burada gereken kavrayış biçiminin edinilmesindeki temel öğedir. Konfüçyüs'e göre "öğrenme sevdası olmaksızın iyilikseverlik sevdasına düşmek insanı aptal eder"; iyi niyetli olmak yetmez. Örneğin cömert olduğunu göstermek için varlığını ayırım yapmaksızın başkalarına dağıtmak yetmez.

yaşam boyu sürmesi gerektiğini savunurdu. Konuşmalar'da "jen" ya da iyilikseverlik hakkında şöyle der: "Eğer gerçekten dilersek olur." Konfüçyüs'e göre "jen" içtenlikli öğrenme uğraşı ona "yemek yemeyi unutturur" Bilgi ile öğrenme ahlaksal kavrayışı geliştirmeye yardımcı olur; kişi böylece deneyim kişinin yaşamda nelerin değiştirilemez olduğunu görmesine bunları çabayla değiştirilebilir olanlardan ayırmasına yardım eder.Konfüçyüs dedi ki 'Yazgı anlaşılmadıkça iyiliksever olmak da olanaklı değildir' Konfüçyüsçü öğretide yazgı değişmezleri yönetir yani yaşam süresi yani ahlak yetileriyle ahlak anlayışıyla uğraşmaya yöneltmenin daha iyi olacağının ayrımına varmasını sağlar.


ölümlülük gibi şeylere ilişkindir. Değişmez zorunluluklar hakkında düşünmek kişinin bunları değiştirmeye çalışmanın boşuna olduğunu kabul etmesini çabayı geliştirilebilir olanla yani ahlak yetileriyle ahlak anlayışıyla uğraşmaya yöneltmenin daha iyi olacağının ayrımına varmasını sağlar.


BİLGİ VE İNSAN

konfucyus_03.jpg

Konfüçyüs en iyi insanın bilge insan olduğu kanısındadır ama kendisini bir bilge olarak görmez; pek az insanın bilge olmayı başardığını düşünür. Seçmeler'de "bir bilgeye rast gelmekten umudu kestiği"ni söyler. Efendi kusursuzlukta bilgeden sonra gelir günlük yaşamda etkisi en çok duyulan da efendidir. Konuşmalar'da örnek olma özelliği ayrıntılarıyla anlatılan efendi buyruk verebilir itaat görebilir.

Konfüçyüs yöneticilere "eğer siz iyiyi isterseniz insanlar da iyi olur" der. Ayrıca insanın insan olarak kalacağını "efendinin doğasının yel sıradan insanın doğasının da ot gibi olduğunu; yel estiğinde otların hep eğildiğini"; bundan ötürü de yönetimin daima her üyesinin açıkça belirlenmiş bir role sahip olduğu bir toplumda yetkesini iyilikseverlikle kullanan bir yönetici topluluğunun elinde olduğunu savunurdu.

Konfüçyüs insanların doğuştan eşit olduğuna inanırdı; eğitime ilişkin tüm görüşlerinin altında yatan sonraki yüzyıllarda Çin'in eğitim siyasetini etkileyen onun bu inancıydı.


"dünya işlerinde... ahlaksal olanın tarafını" tutandır. Efendi aşkalarının mutluluğu için gösterdiği içten ilgide açığa çıkan ahlaksal yetkinliğinden ötürü buyruk verebilir itaat görebilir.
Konfüçyüs yöneticilere "eğer siz iyiyi isterseniz insanlar da iyi olur" der. Ayrıca insanın insan olarak kalacağını "efendinin doğasının yel sıradan insanın doğasının da ot gibi olduğunu; yel estiğinde otların hep eğildiğini"; bundan ötürü de yönetimin daima her üyesinin açıkça belirlenmiş bir role sahip olduğu bir toplumda yetkesini iyilikseverlikle kullanan bir yönetici topluluğunun elinde olduğunu savunurdu.

Konfüçyüs insanların doğuştan eşit olduğuna inanırdı; eğitime ilişkin tüm görüşlerinin altında yatan sonraki yüzyıllarda Çin'in eğitim siyasetini etkileyen onun bu inancıydı.





ADLARIN DÜZELTİLMESİ

Konuşmalar'da 'adların düzeltilmesi' diye anılan Konfüçyüs öğretisi ilginç felsefi sonuçlara varır. Konfüçyüs kendi döneminde 'efendi' denilen kimseler eskiden öngörülmüş efendilik betimine göre davranmadığı için kaygılanırdı. "İnsancıllığı terk etmiş efendi bu adı nasıl taşıyabilir?" diye sorar; yönetmenin doğru davranan kişiler için kolay bir iş olduğunu böylece "prensin prens bakanın bakan babanın baba oğulun da oğul" olacağını söylerdi.

Geçmişin ataların yüceltilmesi töremlere gösterilen büyük ilgi evlatlık görevi ile baba oğul ilişkisinin öneminin ısrarla vurgulanması törenlere değer vermeye; ılımlılığın sakinimin ölçülü bir alçakgönüllülüğün ahlaksal önemine- bir ölçüde aşinadır. Konfüçyüs'ün bakış açısını anlamamak onun değerleri ile uygulamalarının birçoğunun evrensel olduğunu görmemek olanaksızdır.


Konfüçyüsçülüğün Batı geleneğine aykırı düşebilecek yönleridir. Gene de Batı tüm bu yönelimlere -aile bağları ile büyüklere saygıya; adetlere uylaşımlara törenlere değer vermeye; ılımlılığın sakinimin ölçülü bir alçakgönüllülüğün ahlaksal önemine- bir ölçüde aşinadır. Konfüçyüs'ün bakış açısını anlamamak onun değerleri ile uygulamalarının birçoğunun evrensel olduğunu görmemek olanaksızdır.


KONFÜÇYÜS VE ESKİ YUNAN
konfucyus_04.jpg


Konfüçyüsçü düşünce ile eski Yunan'da M.Ö. 6.-5. yüzyıllarda ortaya çıkan Sokrates öncesi filozoflarının kimi düşüncesi' arasında büyük benzerlikler vardır. Bu filozoflardan Anaximenes (M.Ö. 585-528) insan ruhu ile doğanın bir tür evrensel adaleti ya da denkliği korumaya yarayan

Konfüçyüs'ün kişiliği alçakgönüllü bilgeliği kendini öğretmeye adayışı

Konfüçyüs metafizik kurgulamalar geliştirmekle uğraşmamıştı; insan bilgisinin doğasına ya da olanağına ilişkin bir kuram da geliştirmemişti. Ama yine de bilmediğinde de bilmediğini söylemek işte bilgi budur."


bir bütün olarak Sokrates'in benzer özellikleriyle karşılaştırıla gelmiştir; Sokrates'in altın kuralı "kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" diyen kural ahlakçıların genel geçer kurallarından biridir. insan zekasının bilme iddiasında olduğu şeylerin sınırları konusunda duyarlıydı. Dolayısıyla deneysel bilgi sayılacak bilgilere dayanma güvencesine sahip olmayan savları ortaya atmaktan kaçınırdı. Bir keresinde karşısında düşüncesizce konuşan birine "efendi olanın bilgisiz olduğu konuda hiçbir kanı bildirmemesi beklenir" demişti. Tzu-lu'ya da şunları söyler: "Sana bilmenin ne olduğunu söyleyeyim mi? Bildiğin zaman bildiğini bilmediğinde de bilmediğini söylemek işte bilgi budur."


KONFÜÇYÜSÇÜLÜĞÜN TARİHİ SERÜVENİ

Konfüçyüs'ün M.Ö. 479'da Çiyu-fu'da ölümünden sonra öğrencileri onun öğretisini sessiz sedasız sürdürdü. İki önemli izleyicisi Mensiyüs ile Hsun Tzu kendi vurgularını da katarak yöneticilerin saraylarında ahlak ile siyasete ilişkin pek çok düşünsel tartışmanın geliştiği bir dönemdi. Tartışmalar düzenlenir bilgili kişiler davet edilirdi. Bunlar siyasal karmaşanın Çin devletleri arasında süre giden çatışmaların yaşandığı -bundan ötürü de Savaşan Devletler Dönemi diye anılan- bir dönemde olup bitiyordu. Çekişmeler Ch'in hanedanlığının (M.Ö. 221-206) egemenliğiyle son buldu. Hükümdar Çh'in Shih Huang Ti Çin'i birleştirdi. İmparatorluğunu ilan etti ve Çin'i kuzeyden gelen İstilacılara karşı savunmak üzere Çin Seddi'ni yaptırdı. Han hanedanlığı döneminde (M.Ö. 206- MS 9) Konfüçyüsçü düşünce yeniden canlandı. Eski yazılardan parçalar derlenip elden geçirildi ve Hıristiyanlığın ilk yıllarında Budacılığın da Çin'e ulaşmasına karşın Konfüçyüsçü düşünceler yeniden yaygın kabul gördü.

Bundan böyle Konfüçyüsçülük -daha doğrusu Yeni Konfüçyüsçülüğün çeşitli biçimleri- Çin kültüründeki ana akışın bir parçası olarak varlığını sürdürdü kişi ile kamu arasında net bir halka oluşturduğu için ayakta kaldı.

Konfüçyüs ile izleyicilerine atfedilen özdeyişlerle öğretiler M.Ö. 6. yüzyıldan 1911'de Ch'ing hanedanlığının kaldırılışına kadar geçen 25 yüzyıl boyunca siyasal yapısını biçimlendirdi. Çin İmparatorluğu'nun neredeyse tüm kurumları gelenekleri amaçları özlemleri Konfüçyüs'ün erdemli birey hemen hemen tümüyle Konfüçyüs'ün ilkelerine göre biçimlendirilmişti. 1313'ten 1905'e kadar sürdürülen devlet görevliliği sınavları Konfüçyüs'ün "Dört Kitap" diye bilinen yapıtlarını okumayı gerektiriyordu.

20. yüzyıl ortalarında Çin'de Konfüçyüsçülük neredeyse tümden yadsınmıştır. Çin Batı dünyası karşısında kendisini değerlendirmeye giriştiğinde sıradüzen ile tören saplantısına yönelik eski eleştiriler yeniden gündeme geldi.

1960 Kültür Devrimi*'nin Halk Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ortaya çıkan Konfüçyüs karşıtı eleştirileri pekiştirmesine karşın Konfüçyüsçülüğü ortadan kaldırmayı hedefleyen yenilikler de Konfüçyüsçülük çizgisine biçemine uydu. Komünizmin işçi sınıfına yaraşır tutumlara göre kişiliği yeniden biçimlendirmeyi amaçlamasının Konfüçyüsçü kendini yetiştirme öğüdüne pek benzediği; önder Mao'nun sözlerine gösterilen büyük saygının eskiden Konfüçyüs'e gösterilen saygıyla türdeş olduğu sık sık dile getirildi.


Konfüçyüsçü düşünceye kendi fikirlerini seçkinlerin eğiticisi oldu. Onların çağı Konfüçyüsçülüğün katılığına eğitimin Konfüçyüsçü temel yapıtlara dayanmasından ötürü halka yayıldı.


SEÇMELER
konfucyus_05.jpg


" İyi yaşamayı sonraya bırakan; yolunda ırmağa raslayıpda akıp geçmesini bekleyen adama benzer. Irmak hiç durmadan akıp gidecektir." "Halkı kanunlarla yönetip cezalarla düzeni sağlarsanız onlarda cezalardan kaçınacaklardır; ama bu arada ar duyguları da kaybolacaktır. Fakat onları kendi güzel ahlakınızla yönetip düzeni de vazifelere bağlılığınızla sağlarsanız ar duyguları onları terk etmeyecek ve bu ölçüye göre yaşayacaklardır."
"Onbeş yaşımda zihnimi vicdanıma bağladım. Otuzumda dimdik durdum. Kırkımda şüphelerimden kurtuldum. Elli yaşımda ilahi kanunları anladım. Altmışımda uysal bir kulağım oldu. Şimdi yetmişimde doğruluğu elden bırakmadan kalbimin tutkularının peşinden gidebilirim."
"Erdemsiz bir insan mahrumiyete fazla tahammül edemez; nasıl ki mutluluk içindeyken bile rahat edemezse. Fakat erdemli insanın barındığı yer yine erdemin içindedir akıl sahipleri hep bunu arar."
"Doğa eğitimin önüne geçerse bir dağ adamı yetiştirmiş olursunuz. Eğer eğitim doğanın önüne geçerse katip yetiştirmiş olursunuz. Doğa ve eğitim doğru oranla harmanlanabilirse ancak o zaman üstün özellikleri olan insanlar yetiştirebilirsiniz."
"Derin olan kuyu değil kısa olan iptir."
" Düşünmeden öğrenmek faydasızdır. Öğrenmeden düşünmekse tehlikeli..."
"Karanlığa söveceğine kalk bir mum yak."
"Allah'ım senden başka hiçbir şeyi olmayan ben senden başka her şeyi olanlara acırım."
"Bildiğini bilenin arkasından gidiniz. Bildiğini bilmeyeni uyandırınız. Bilmediğini bilene öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenden kaçınız."
"Kamil insan; kişisel olarak ciddi büyüklere hizmet ederken saygıyı elden bırakmayan halka karşı çok nazik olan ve onları yönetirken de adaletli davranan kişidir."
"Erdemli kişi ne kadar zor olursa olsun hizmeti öne koyar ondan ne fayda temin edileceği ise daha sonra düşünülecek bir meseledir."
 
Güzel bilgi eline sağlık :)
 
teşekkürler
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst