Resident Evil Requiem için yayımlanan ilk fragman, nükleer saldırı sonrası terk edilmiş
Raccoon City görüntüleriyle oyunun serinin klasik evrenine güçlü bir şekilde bağlı olduğunu gösteriyordu. Ancak
Summer Game Fest sırasında gösterilen oynanış demosu, beklenenden oldukça farklı bir atmosfer sunarak daha küçük ölçekli ama yoğun bir korku deneyimine işaret etti. Bu deneyim, özellikle P.T. ve Amnesia: The Bunker gibi psikolojik gerilim odaklı korku oyunlarını hatırlatan bir yapıya sahipti.
Demoda oyuncular, FBI ajanı
Grace Ashcroft karakterini kontrol ediyor. Grace, gizemli bir akıl hastanesinde baş aşağı bağlı olduğu bir sedyede bilincini geri kazanıyor. Kanının boşaltıldığı bir işlemin ortasında uyanan karakter, yerde bulduğu bir cam parçasıyla kendini kurtararak karanlık ve dar koridorları keşfetmeye başlıyor. Oyun hem birinci şahıs hem de üçüncü şahıs kamera açısını desteklese de, geliştiricilerin asıl hedefi oyuncunun korku atmosferini Grace’in gözlerinden deneyimlemesi. Bu bakış açısı sayesinde karakterin panik dolu nefesleri, titreyen çakmak ışığı ve koridorlarda yankılanan yaratık adımları çok daha yoğun hissediliyor.
Demoda en çok dikkat çeken unsur ise akıl hastanesinde dolaşan korkutucu bir
cadı benzeri yaratık. Bu varlık, hem fiziksel görünümü hem de davranış biçimiyle Capcom’un bugüne kadar tasarladığı en etkileyici canavarlardan biri olarak gösteriliyor. Uzun boyu nedeniyle kapılardan geçerken eğilmek zorunda kalan yaratık, aynı zamanda tavanda sürünebiliyor ve ani hareketleriyle oyuncuyu sürekli tetikte tutuyor. Görünüşü ise oldukça rahatsız edici: çürümüş etten fırlayan dişler, çocuk benzeri davranışlar ve “sadece oynamak istiyorum” gibi ürpertici sözler, yaratığın psikolojik korku yönünü güçlendiriyor.
Bu bölümde doğrudan savaşmak genellikle mümkün değil. Grace’in amacı, yaratığın peşinden kaçarken gerekli eşyaları bulup ilerlemek. Demoda oyuncuların bir asansörü çalıştırmak için sigorta bulması gerekiyor. Ancak bu sigorta tornavida gerektiren bir kutuda saklı ve tornavida da başka bir yerde kilitli. Bu durum, oyuncunun aynı karanlık koridorlardan defalarca geçmesini gerektiriyor ve gerilimi sürekli artırıyor.
Capcom’un özellikle ışık ve karanlık kullanımı konusunda oldukça etkileyici bir iş çıkardığı görülüyor. Bazı alanlarda karanlık o kadar yoğun ki, çevredeki detaylar tamamen kayboluyor ve oyuncu yalnızca çakmağın zayıf ışığıyla ilerlemek zorunda kalıyor. Bu atmosfer, Resident Evil Requiem’in korku deneyimini daha derin ve rahatsız edici hale getirerek oyuncuyu sürekli tetikte tutuyor.