- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,410
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,085
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 224
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Alan M. Greaves.
Arkeolojik bilgilerimizi derinleştirelim.
İskender'in gelişinden önce Anadolu'nun batı kıyıları en azından Yunan Arkaik Döneminin sonuna dek (MÖ 494) büyük bir çoğunlukla "Yunan" olduğu nitelendirilen çok sayıda yerleşime ev sahipliği yapıyordu.
C O Ğ R A F Y A
Anadolu'nun batı kıyısı iç kesimlere yayılan geniş koylar ve uçsuz bucaksız düz vadilerle ayrılmış doğu-batı yönünde Ege Denizine kadar uzanan art arda yarımadalarla doludur. Bu vadiler geniş akarsu sistemleriyle sulanırken, ağızlarında biriken alüvyonlar yassı, sığ koyları hızla doldurur - antik Yunanlılar açısından elle tutulacak denli hızlı olur bu. Bundan etkilenen Yunan yerleşimleri arasında Ephesos, Miletos, Myus, hatta muhtemelen Meandros Nehrinin kum tabakasına gömüldüğü için antik evresinin yeri henüz saptanamamış olan Priene de vardır. Bu sürecin sonucu olarak söz konusu eski koyların günümüzdeki görünümü, uzun zaman önce denizden koptukları için artık atıl olan, dolayısıyla geçmişte nasıl bir manzara sergiledikleri kolay kolay hayal edilemeyen eski liman kentleriyle çevrili alabildiğine uzanan ovalara dönüşmüş bulunuyor.
Orijinal dizilimlerinde bu koylarla yarımadalar Ege'nin Yunan kültürel alanıyla anakara Anadolu'nun dışında kalan yerler arasındaki uzun kıyı şeridi arasında eşik teması oluşturabilirdi. Bu bölgede ikisi her zaman yakından ilişkili olmaya mahkümdu, dolayısıyle Yunan kültürünün Anadolu kıyılarıyla ilk kez "ne zaman" temas kurduğunu sormak yanıltıcıdır. Ege adalarında "Yunan" toplulukları ne zaman yaşamış olurlarsa olsun, Anadolu'nun komşu bölgelerindeki toprakların ve insanların farkındaydılar ve elbette onlarla yakın ilişki içine girmişlerdi. Tam tersi de geçerli. Ayrıca kıyıda yaşayan Yunanlılar ile başlıca ada devletleri olan Lesbos, Khios, Samos, ve Rodos arasındaki yakın kültürel, politik ve askeri bağları değerlendirmek de gerekir. Öte yandan bu genel bakışın amaçları kapsamında tartışmayı Batı Anadolu'daki kıyı yerleşimlerle sınırlı tutacağız, ne de olsa Anadolu çağdaşlarıyla ilgili ayrıntılar kesin olmasa bile kendileri iyi anlaşılmıştır.
En nihayetinde bu vadiler koylar aynı zamanda batı kıyısındaki büyük Yunan - kent devletlerinin sonunu getirdi, ne de olsa koylara boşalan akarsuların bıraktıkları çökelti giderek bu çok önemli limanların kum ve çamurla dolmasına ve pek çok kentin terk edilmesine yol açmıştı. Oralarda yaşayan nüfus yüzyıllarca kıyı şeridi boyunca çökeltiden etkilenmeyen başka yerleşmelere (örn: Ephesos'tan Kuşadası'na) ya da ilerleyen deltaların sıtma kaynağı gölcüklerinden uzakta daha iç kesimlere (örn: Miletos'tan Söke'ye) yöneldi.
Kaynak: OXFORD YAYINLARI. ANTİK ANADOLU.
Arkeolojik bilgilerimizi derinleştirelim.
İskender'in gelişinden önce Anadolu'nun batı kıyıları en azından Yunan Arkaik Döneminin sonuna dek (MÖ 494) büyük bir çoğunlukla "Yunan" olduğu nitelendirilen çok sayıda yerleşime ev sahipliği yapıyordu.
C O Ğ R A F Y A
Anadolu'nun batı kıyısı iç kesimlere yayılan geniş koylar ve uçsuz bucaksız düz vadilerle ayrılmış doğu-batı yönünde Ege Denizine kadar uzanan art arda yarımadalarla doludur. Bu vadiler geniş akarsu sistemleriyle sulanırken, ağızlarında biriken alüvyonlar yassı, sığ koyları hızla doldurur - antik Yunanlılar açısından elle tutulacak denli hızlı olur bu. Bundan etkilenen Yunan yerleşimleri arasında Ephesos, Miletos, Myus, hatta muhtemelen Meandros Nehrinin kum tabakasına gömüldüğü için antik evresinin yeri henüz saptanamamış olan Priene de vardır. Bu sürecin sonucu olarak söz konusu eski koyların günümüzdeki görünümü, uzun zaman önce denizden koptukları için artık atıl olan, dolayısıyla geçmişte nasıl bir manzara sergiledikleri kolay kolay hayal edilemeyen eski liman kentleriyle çevrili alabildiğine uzanan ovalara dönüşmüş bulunuyor.
Orijinal dizilimlerinde bu koylarla yarımadalar Ege'nin Yunan kültürel alanıyla anakara Anadolu'nun dışında kalan yerler arasındaki uzun kıyı şeridi arasında eşik teması oluşturabilirdi. Bu bölgede ikisi her zaman yakından ilişkili olmaya mahkümdu, dolayısıyle Yunan kültürünün Anadolu kıyılarıyla ilk kez "ne zaman" temas kurduğunu sormak yanıltıcıdır. Ege adalarında "Yunan" toplulukları ne zaman yaşamış olurlarsa olsun, Anadolu'nun komşu bölgelerindeki toprakların ve insanların farkındaydılar ve elbette onlarla yakın ilişki içine girmişlerdi. Tam tersi de geçerli. Ayrıca kıyıda yaşayan Yunanlılar ile başlıca ada devletleri olan Lesbos, Khios, Samos, ve Rodos arasındaki yakın kültürel, politik ve askeri bağları değerlendirmek de gerekir. Öte yandan bu genel bakışın amaçları kapsamında tartışmayı Batı Anadolu'daki kıyı yerleşimlerle sınırlı tutacağız, ne de olsa Anadolu çağdaşlarıyla ilgili ayrıntılar kesin olmasa bile kendileri iyi anlaşılmıştır.
En nihayetinde bu vadiler koylar aynı zamanda batı kıyısındaki büyük Yunan - kent devletlerinin sonunu getirdi, ne de olsa koylara boşalan akarsuların bıraktıkları çökelti giderek bu çok önemli limanların kum ve çamurla dolmasına ve pek çok kentin terk edilmesine yol açmıştı. Oralarda yaşayan nüfus yüzyıllarca kıyı şeridi boyunca çökeltiden etkilenmeyen başka yerleşmelere (örn: Ephesos'tan Kuşadası'na) ya da ilerleyen deltaların sıtma kaynağı gölcüklerinden uzakta daha iç kesimlere (örn: Miletos'tan Söke'ye) yöneldi.
Kaynak: OXFORD YAYINLARI. ANTİK ANADOLU.
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.


